İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/752 E. 2026/159 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/752
Karar No
2026/159
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/752 Esas KARAR NO : 2026/159

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/08/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 K.YAZIM TARİHİ : 02/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket yetkilisi .... arasında 11.04.2018 tarihli sözleşme imzalandığını; müvekkili 300.000 TL bedelli taşınmazı devretmeyi, karşı taraf ise 134.000 TL nakit ve 145.000 TL değerinde .....plakalı aracı devretmeyi kabul ettiğini, Aracın noterde devredildiğini, toplam 279.000 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, Müvekkilinin söz konusu aracı 13.06.2018 tarihinde 125.000 TL bedelle ......’a devrettiğini, Aracın daha sonra üçüncü kişilere satıldığını ancak motorunun başka bir araca ait olduğu tespiti üzerine 15.02.2019 tarihinde muhafaza altına alındığını, Bunun üzerine ...... tarafından müvekkil aleyhine Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını, mahkemenin 11.03.2025 tarihli kararı ile 58.208,35 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini. Karara istinaden icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından 11.04.2025, 20.05.2025 ve 25.06.2025 tarihlerinde toplam 111.000 TL ödeme yapıldığını, Eldeki başvuru, ayıplı araç nedeniyle müvekkilin yapmak zorunda kaldığı ödemelerin rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen rücuen tazminat davasıdır. Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. İstanbul Anadolu .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır. Davacı tacir araştırması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davalı tarafından davacıya satılan araçta motor değişikliği yapılıp yapılmadığı, davacının dava dışı ......'a ödediği tutarı davalıdan talep edip edemeyeceği, nihayetinde davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında toplandığı tespit edildi. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık araç satımına ilişkin olup menkul satımına ilişkin açılan davalar, mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Davacının tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmış olup İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Esenyurt Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabında ise davacının 18/08/2025-15/09/2025 tarihi itibariyle mükellefiyetinin bulunduğu, bu dönemde davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Uyuşmazlığa konu aracın, 11/04/2018 tarihinde davalı tarafından davacıya devrinin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Araç satışının yapıldığı dönemde davacı gerçek kişinin vergi mükellefiyetinin bulunmaması ve davacının dava tarihinde işletme hesabına göre defter tutmuş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davacının tacir olmadığı, dolayısıyla da huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün değildir. HMK'nın 2. maddesi uyarınca işbu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026 Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/752, K. 2026/159, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-752-e-2026-159-k-6a0da4757eb8