İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/687 E. 2026/153 K. – cari hesap dökümü

Konu: cari hesap dökümü nedeniyle açılmış alacak

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/687
Karar No
2026/153
Karar Tarihi
Konu
cari hesap dökümü nedeniyle açılmış alacak

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/687 Esas KARAR NO : 2026/153

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile taraflar arasında gerçekleştirilen ürün/hizmet tedarikine ilişkin cari hesap işlemleri karşılıklı mutabakatla yürütülmüştür. Alım satımdan kaynaklanan ticari ilişkinin gelişmesiyle güven tesisi sağlanmış, davacı taraf kumaş teslimi sağlamış, davalı yan ise ödemelerini zamanında yapmıştır, taraflar arasında yapılan yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte, ..... yazışmaları ve diğer elektronik deliller, taraflar arasındaki borç ilişkisinin ve alacak miktarının varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Müvekkilin en son tutmuş olduğu ve davalıya 17 Kasım 2023 tarihinde ..... üzerinden gönderdiği ayrıntılı hesap ekstresine göre ise davalının davacıya 6.440,18 Dolar borcu mevcuttur. ...... kayıtları, banka dekontları ve cari hesap ekstreleri, tanıklar ile sabit olan borcun ödenmesi için defaatle talepte bulunulmuşsa da müvekkil sürekli geçiştirilmiştir. Taraflar arasındaki cari hesap dökümü, borçlu tarafça itiraz edilmeksizin kabul edilmiş ve son bakiyeye ilişkin herhangi bir ihtilaf ortaya çıkmamıştır. Ayrıca, davalı tarafın devamlı suretle yaptığı ödemeler banka hesap hareketlerinde açıkça görülmekte olup, bu hareketler davacının sunduğu ticari faaliyetin ve alacak ilişkisinin fiilen var olduğunu göstermektedir. Davanın kabulüne, davalının davacıya 6.440,18 USD borcu bulunmakta olup bu alacağın şimdilik 10 USD’lik kısmının kısmi dava olarak, işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile Davalının kendi şahsi nam ve hesabına bir ticari faaliyeti bulunmamaktadır. Davacı fatura kesilmesini istemediği için almış olduğu ürün bedelleirni şirket hesabından değil şahsi hesabından yapmıştır. Gerek davalı gerekse görevli mahkeme açısından usul itirazımız vardır. müvekkil .... Tekstil Sanai ve Ticaret Limited Şirketi için davacı ile ticari faaliyette bulunmuş ve satin aldığı tüm mal ve hizmetlerin ödemelerini faturası alacak kapsamında olması sebebiyle şahsi hesabından davacıya yapmıştır. Davacı ödemelerin geç yapıldığından bahisle kur farkı talebinde bulunmuş ancak bu Talebi müvekkilce ticari örf ve kurallara uygun bulunmadığı için reddeilmiştir.

Nitekim davacı müvekkil davlaıdna bir alacağı olmadığını alacağının geç ödenmesi sebebiyle kur farkı talebinde bulunduğunu beyan etmektedir. Davacı ...'ın müvekkile ... üzerinden gönderdiği hesap ekstresi tarihi 17/10/2023 sonrasında müvekkilin hiçbir ödeme yapmadığı iddiası doğru değildir. Müvekkil tüm ana borcunu davacıya ödemiştir. ... yazışmalarının Yargıtay içtihatlarına göre takdiri delil sayıldığı açıktır. Davacının öncelikle alcak miktarı ve çeşidini belirlemesi gerekir. Davanın reddine, alacak şahsi alacak ise mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın davalının yerleşim yeri olan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki cari hesap dökümü nedeniyle açılmış alacak davasıdır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Merter Vergi Dairesi Müdürlüğü, ....... Bankası, Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davalının tacir olmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda davalı tacir olmadığından huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle mahkememizin görevli olmadığı; kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi nedeniyle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/687, K. 2026/153, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-687-e-2026-153-k-9663d58660f4