İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/707 E. 2026/134 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/707
- Karar No
- 2026/134
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/707 KARAR NO : 2026/134
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... ..
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali / Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 19/09/2025 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR Y.TARİHİ : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı .... adlı kişiden davalı kooperatifteki hissesini ....yevmiye numaralı Hisse Devir Sözleşmesi ile devraldığını, Müvekkili tarafından davalı kooperatife ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve üyeliğinin kayıtlara alınmasının talep edildiğini, davalı Kooperatifçe önce 29.06.2012 tarihli Genel Kurul Hazirun Cetvelinde Müvekkil' in adına yer verildiği sonra Genel Kurul'da verilen karar ile söz konusu Yönetim Kurulu Kararını ve oluşturulan üyelikleri geçersiz sayma yönünde bir karar alındığını, bunun üzerine .... Karar sayılı dava açıldığını, müvekkiline davalı Kooperatifçe 30.05.2025 tarihinde tebliğ olan Genel Kurul Çağrı Kağıdı gönderildiğini ve genel kurula davet edildiğini, yapılan çağrının usulsüz olduğunu, tebliğ ile toplantı günü arasında 14 gün olduğunu, müvekkilinin, Genel Kurul'un yapılması ardından kendisi hakkında alınmış olan kararı haricen öğrenmiş olup bu güne kadar halen müvekkiline Genel Kurul Tutanağı Tebligat Kanunu kapsamında tebliğ edilmediğini, gönderilen ihtarnamede davalı taraf iddiasını dava dışı ... şirketi ile yapıldığı iddia edilen Kat Karşılığı İnşaat sözleşmesine dayandırdığını ancak, Müvekkilinin hissesini .... adlı şirketten iddia edildiği ve Üye Kayıt Defterinde belirtildiği gibi Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca edinmediğini, kesinleşen yargı kararıyla da sabit olmak üzere müvekkilinin üyeliğinin ... isimli eski bir üyeden bedelini ödemek suretiyle Noter kanalıyla yapılan hisse devir sözleşmesine dayandığını, her ne kadar davalı tarafça ihtarnamede müvekkilinin peşin ödemeli pay satın aldığı iddia edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin pay sahibi olan üyeden noter aracılığı ile payı devren satın aldığını ve bedelini ödediğini, genel kurul kararının müvekkiline tebliğ edilmediğini, şifahen kooperatif yönetimi ile yapılan görüşmelerde müvekkilinin bahsi geçen 4 üyeden biri olduğu, üyelik sıfatının bulunduğu ancak konut hakkının bulunmadığı, üyelik bedelinin 50.000.000 TL (olarak belirlendiği ve bu bedeli ödediği takdirde konut hakkı verileceğinin taraflarına bildirilidğini, konut hakkı adı altında mevzuatta bir düzenleme bulunmamakla birlikte davalı tarafın kanunda olmayan bir düzenleme ile dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, iyi niyet sınırlarını aştığını beyanla; öncelikle tarafımıza tebliğ edilmeyen ve şifahen öğrenilen genel kurul kararının tebligatın usulsüz olması sebebiyle tamamen iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında verilmiş olan ve tebliği sağlanmayan Genel Kurul tutanağının 7. Maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, kooperatif eski yöneticisi ... ile birlikte hareket etmekte ve danışıklı işlemlerle haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, kooperatif ortaklığı devir sözleşmesinin, kamu düzenine, kanunun emredici hükümlerine ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu, tarafların gerçek ve ortak iradelerini yansıtmadığını, bu sözleşmenin üçüncü kişileri aldatmak ve haksız menfaat sağlamak amacıyla yapıldığını, davacının sahte belge ve usulsüz işlemlerle üyeliği sağlandıktan sonra, bu defa davacı ile diğer davalı ... arasında dava konusu 18.07.2012 tarihli kooperatif hisse devir sözleşmesinin yapıldığını, 27.06.2013 tarihinde yapılan kooperatif olağan genel kurul toplantısında diğer davalı ...'m görevinin sona ermesi ve yeni seçilen yönetim kurulu ile denetim kurulu tarafından kooperatifle ilgili pek çok yolsuzluk ve usulsüzlük ile davacının üyeliğinin sahteliği tespit edildikten sonra 18.07.2012 tarihli devir sözleşmesi işleme konarak dava açıldığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda, dava konusu hisse devir sözleşmesinin tarafların gerçek ve ortak iradelerini yansıtmadığının bildirildiğini, davacının, hisse devir sözleşmesine dayalı olarak kooperatif üyeliği kazandığını ileri sürdüğünü ancak, aynı hissenin ... tarafından 3. Kişilere de devredildiğini, 14.06.2025 tarihinde gerçekleştirilen 2024 yılı olağan genel kurul usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ayrıca salt çağrı usulsüzlüğünün iptal sebebi olmadığını; iptali istenen kararın yasaya, ana sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanmış olması gerektiğini, somut olayda toplantı nisabının sağlandığını; davaya konu kararların ise oy birliği ile alındığı gözetildiğinde somut olayda karar nisabının da sağlandığının anlaşıldığını, toplantı saatinin sehven ticaret sicil gazetesinde 17:00 olarak ilan edildiğini ancak, müvekkili kooperatifçe çağrıya yönetim kurulu kararının da eklendiğini, bu halde müvekkili kooperatiften çağrıda yer alan saatlerdeki çelişkinin giderilmesi için bilgi dahi almayan davacı yanın kötü niyetinin salt bu iddiasından dahi anlaşıldığını, huzurdaki davanın genel kurulun iptali davası olduğunu, davacı yanın üyeliğin tespitine ilişkin iddialarının dava konusu ile ilgili olmamakla birlikte gerçeği yansıtmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 14/06/2025 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrı işlemlerinin, davacı yönünden usulüne uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, 14/06/2025 tarihli genel kurulda davacı hakkında alınan kararların (özellikle 7. madde uyarınca belirlenen katılım bedelinin), kanuna, kooperatif ana sözleşmesine ve dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığı, davacının, kooperatif nezdinde "konut hakkı" talep edip edemeyeceği ve diğer üyelerle eşit haklara sahip olup olmadığı, davacı ile dava dışı kişi arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin geçerliliğini koruyup korumadığı ve davalı kooperatifi bağlayıp bağlamadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. İptali talep edilen ... 14.06.2025 tarihli 2024 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın incelenmesinde; 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılmak üzere 14.06.2025 tarih, saat 10:00'da Kızılırmak Mahallesi, .... gözetiminde toplanıldığı, toplantının saaat 10:30'da başlatılmasına çağrıyı yapan organca karar verildiği, ortaklar listesinde kayıtlı 37 ortaktan, 17 ortağın asaleten, 12 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 29 ortağın hazır olduğu; 1. Maddesinde, yoklama yapıldığı ve yeterli sayının olduğunun tespit edildiği; 2. Maddesinde, divan heyetinin oluşması için önerge verildiği, gündemin genel kurula sunulduğu; 3,4,5 maddelerinde, 2024 yılı yönetim kurul faaliyet raporu, bilanço ve gelir gider farkı hesabının Salih Savaş Kaygısız tarafından, denetim kurulu faaliyet raporunun ise denetim kurulu üyesi Feyzullah Tuna Aygün tarafından genel kurula okunduğu ve ortakların onayına sunulduğu, oybirliği ile onaylanıp ibra edildiği; 6. Maddesinde, mevcut anasözleşmenin 5. Maddesinde "kooperatif süresizdir" şeklinde değişiklik yapıldığı, yeni ana sözleşmeye intibakın oybirliği ile kabul edildiği; 7. Maddesinde, kesinleşen yargı kararlarında, üyeliklerin tespitine karar verilen kişilerin ... tarihli kararı çerçevesinde üyelik sıfatı bulunmakla birlikte, aynı karar çerçevesinde ilgili kişilerin konut hakkı bulunmadığından hiçbir zaman ifa edilmeyen ... sözleşmesi ve ilgili hukuki süreç ile ilgili olarak ihtiyaç halinde gerekli hukuki işlemlerin yapılması, davaların açılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine, hukuken çekişmeli söz konusu 4 üye ile ilgili olarak yönetim tarafından ... sözleşmesinin feshi veya yargılama süreçleri ile ilgili olarak dava yoluna gidilmemesi halinde bu üyelerin ödemesi gereken üyelik bedelinin hisse başına 50.000.000,00 TL olarak belirlenmesine oybirliği ile karar verildiği, ödemenin tamamının 31.01.2026'ya kadar yapılmasının oybirliği ile kabul edildiği; 8. Maddesinde, Karagülle Şirketler Grubu ile...parselde oluşan imar haklarının %50 payın kooperatife %50 payın yükleniciye ait olacak ve her üyeye bir villa olacak şekilde düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanması, inşaat işlemlerinin yürütülmesi, proje yapılması, yönetime tiplerin vaziyet planındaki konumunu, diğer taraflar ile birlikte belirleyerek sözleşme tarafları ile düzenlenecek paylaşım listesi, avan proje ve mahal listelerini onaylamak, tapu ferağı devri maddesi uyarınca yüklenici hakedişleri için kooperatifin devretmesi gereken payların devri, mülkiyeti kooperatife ait olan.... parsel üzerine satış ofisi, idari ofis olarak kullanılacak bir yapının yüklenici tarafından yapılması, bu yapı için gerekli numarataj ve aboneliklerde kullanmak üzere 1 TL bedelli kullanma hakkına dair kira sözleşme süresi 3 yıllık kira sözleşmesinin yüklenici ile imzalamak hususlarında yönetim kuruluna oybirliği ile yetki verildiği; 9. Maddesinde, 2025 yılı tahmini bütçesi, çalışma programının yönetim kurulu başkanı tarafından genel kurula okunduğu ve müzakereye açıldığı, yapılan müzakere sonunda, 2025 yılı Temmuz ayından itibaren bir sonraki olağan genel kuruluna kadar kooperatif ortaklarından hisse başına aylık 4500,00 TL aidat alınması önerisinin ortakların oyuna sunulduğu, oybirliği ile kabul edildiği, aidatlarını zamanında ödemeyen ortaklardan aylık net %3 gecikme cezası alınması önerisinin oybirliği ile kabul edildiği, yapılan müzakere sonunda 2025 yılı bütçesinin tümünün yapılan değişiklikler ve dip notlarıyla birlikte oybirliği ile kabul edildiği görülmüştür. 6. .... sayılı 16.02.2023 tarihli kararının incelenmesinde; davacı ...'in üye kayıt defterinde kaydının bulunduğu, 29.06.2012 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde adına yer verildiği. .... sayılı kararında belirttiği üzere, davacının herhangi bir şekilde üyeliğe kaydedildikten sonra genel kurulun daha sonra alacağı bir kararla söz konusu yönetim kurulu kararını ve oluşturulan üyelikleri geçersiz sayma yönünde bir karar almasının mümkün olmadığı, üyelik şartlarını taşımaması ya da başkaca ihracı gerektiren bir durum bulunması halinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin yasa ve ana sözleşmede belirtilen prosedür uygulanmak suretiyle bir karar verilebileceği belirtilerek, davacının talebi doğrultusunda hisse devir sözleşmesine dayalı olarak üyeliğe kabulüne karar verilmesini istediği 16.12.2013 tarihli ihtarnamesinin davalı kooperatife tebliğ edildiği 17.12.2013 tarihi itibariyle davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, üyeliğin tespitine ilişkin kararın infazı aşamasında davalı tarafça üyeliğin tescili yapılacağından üyeliğinin kooperatif kayıtlarına işlenmesine yönelik talebinin reddine karar verildiği verilen kararın .... 12.06.2024 tarihli kararı ile onandığı görülmüştür. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 7. Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 8. Somut olayın değerlendirmesine geçilmeden önce 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince organlarından olan Genel Kurul tarafından alınan kararların hükümsüzlüğüne ilişkin düzenlemelere değinmekte yarar görülmektedir. 9. Öncelikle kooperatif kararlarında da yokluk söz konusu olabilecektir. Kooperatif işlem ve kararlarında yokluğu, kooperatif organlarının, işlem yapma hukuki gücüne sahip olmamaları veya işleme ilişkin yasal bir faaliyet söz konusu değilken, yasal faaliyet mevcutmuş gibi işlem yapmaya kalkışmaları nedeniyle, işlemin hukuken varlık kazanmaması şeklinde tanımlanabilir. 10. Buna karşın kooperatifin organlarının, hukuki işlem yapma gücüne sahip olmalarına veya işlemle ilgili yasal faaliyete karşın, hukuka aykırı işlem yapmaları mümkündür. Bu durumda, kooperatifin işleminde yokluğun gerçekleşebilmesi olanağı yoktur. Belirtilen durumda ancak işlemin hukuka aykırılığı söz konusudur. Kooperatifin işleminin hukuka aykırı olabilmesi, işlemin hukuki varlığına bağlıdır. Dolayısıyla, işlemin hukuka aykırılığı, işlemin yokluğundan bu yönüyle ayrılmaktadır. 11. Kooperatif işleminin hukuka aykırılığı, işlemin ana unsurlarında olabileceği gibi, ikincil unsurlarında da olabilir. Hukuka aykırılık, işleme uygulanacak normun niteliğine göre de farklı olabilir. Emredici normdaki aykırılık, sonuçları itibariyle, diğer aykırılıklardan ağır olacaktır. Kesin hükümsüzlükte, işlemin ana unsurlarında ve emredici norma aykırılıkta, mutlak butlan söz konusudur. 12. Kooperatif işleminde mutlak butlan (kesin hükümsüzlük), işlemin, başta Kooperatifler Kanunu, Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı bulunmasıdır (BK 27). Bu nedenle, kooperatifin işlemi, hukuki varlık kazanmamıştır, yaygın ifadeyle ölü doğmuştur. Mutlak butlanla geçersiz kooperatif işlemi, hukuki sonuç doğurmayacaktır. Genel kurala göre, işlemdeki mutlak butlanın, mahkemece tespiti gerekir. 13. Diğer yandan, kooperatif işlemindeki hukuka aykırılık, işlemin ana unsurlarında değil, ikincil unsurlarında ise, kanunun emredici hükümlerine aykırılık söz konusu olmayacaktır. Genel kurala göre, kooperatif işleminin ikincil unsurlarına aykırılık, nispi butlandır ve işlemin iptali nedenidir. Bu nedenle, nispi butlanla sakat kooperatif işleminin, mahkeme kararıyla iptali gerekir. İşlem, mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe, hukuken geçerli bir işlem gibi, hukuki sonuçlarıyla uygulanacaktır .... 14. Nitekim 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesinde genel kurul kararlarının iptali ve şartlarına ilişkin düzenleme yapılmış olup sözkonusu maddde uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin red oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar red oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. 15. Bir üyenin iptal davasının bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması, katılıp ta genel kurulda yapılan oylamada red oyu vermemesi, muhalefet şerhini yazdırmaması halinde, HMK'nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. 16. Bununla birlikte batıl olan genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü kişiler için hiçbir hak ve borç doğurmaz. Bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp genel kurul toplantılarına katılmayan ortakların bile böyle bir iddia ile dava açmaları mümkün bulunmaktadır. 17. Öte yandan Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir. 18. Yargıtay yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. ve anasözleşmenin 28. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır. 19. Çağrının usulsüzlüğünü iddia eden taraf, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunludur. Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmamaktadır. 20. Diğer yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. 21. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4' ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur" hükmünü; anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır" hükmünü; 2. fıkrada ise "Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4'nün hazır olması şartıyla oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır" hükmünü içermektedir. 22. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, yok hükmünde olup, bu kararlar baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Toplantıya katılan bir üyenin çağrı usulsüzlüğüne dayanmasının TMK'nın 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun ve salt bu çağrı usulsüzlüğüne dayanan böyle bir davacının süresinde açması gereken iptal davasının toplantı ve karar nisabı bulunmak kaydıyla reddi gerektiği de gözetilmelidir. 23. Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, üyenin toplantıya gelmediği ve çağrılmadığı ya da çağrılmasında usulsüzlük bulunduğu sonucuna varılması halinde, bu haller yokluğu değil, iptali gerektiren hallerden olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesine göre, çağrılmayan ve genel kurula gelmeyen ortağa genel kurulda alınan kararlara ret oyu vermesi ve muhalif kalıp, keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açma hakkı bahşeder. Ancak, iptal davasının yukarıda anılan hüküm gereğince toplantıyı kovalayan bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması ve bu davada da iptali istenen kararın aynı madde hükmüne göre yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun iddia edilip, kanıtlanmış olması gerekir (.... Karar). 24. Yapılan açıklamalar ışığında öncelikle dava şartı olan hususlarla ilgili değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davalı kooperatifin merkezinin ... içerisinde olduğu sicil kayıtlarından anlaşılmakla Mahkememiz eldeki davada yetkili olduğu değerlendirilmiştir. 25. Davalı Kooperatif Genel Kurul toplantısına ilişkin olarak hazirun cetveli ve kooperatif kayıtlarına göre usulüne uygun olarak toplantı yeter sayısının ve ayrıca iptali talep edilen 6. ve 7. gündem maddelerinde karar yeter sayısının mevcut olduğu değerlendirilmiştir. 26. Çağrıya yönelik davacı yanın ileri sürdüğü usulsüzlük iddiaları yönünden ise her ne kadar ticaret sicil gazetesinde toplantı saati 17:00 olarak bildirilmiş ise de, davacının kendisine yapılan gündeme ilişkin çağrı tebliğinde toplantı saatinin 10:00 olduğunun açıkça belirtildiği, zira hazirun cetveline göre toplantı yeter sayısının sağlandığı görülmüştür. Bu bakımdan çağrının usulüne uygun olarak yapıldığının kabulü gerekmiştir. 27. Yukarıda yapılan açıklamalardan dikkate alındığında ve sunulan deliller kapsamında davaya konu edilen genel kurul kararının kurucu unsurlarında her hangi bir hukuka aykırılık bulunduğu tespit edilememiş olduğu, davacının yokluk talebinde bulunulmadığı, yokluğa ilişkin esasen her hangi bir somut vakıa ileri sürmediği anlaşılmakla genel kurul kararının yokluk yaptırımına tabi olmadığı değerlendirilmiştir. 28. Davacı kooperatif ortağının iptal talebi yönünden esasa yönelik inceleme yapılmasından önce eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının da değerlendirilmesi gerekmekte olup davacı iptalini talep ettiği genel kurul toplantına katılmadığı, iş bu davanın 19.09.2025 tarihinde açıldığı, davacı yanca iptali talep edilen olağan genel kurulun ise 14.06.2025 tarihinde yapıldığı, 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesinde de açıkça düzenlendiği üzere iptal davasının toplantıyı kovalayan bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, ancak davacının hak düşürücü süre içerisinde iptal davasını açmamış olduğu anlaşılmaktadır. 29. Tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacı yanca, genel kurula çağrının usulüne uygun şekilde yapılmadığı iddiası ile 14.06.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısının iptali istemi ile işbu davanın açıldığı, usulsüz çağrının genel kurul kararlarının iptali için başlı başına yeterli bir neden olmadığı, usulsüz çağrı nedeni ile çağırılmayan ortağa, genel kurulda alınan kararlara muhalif kalıp, keyfiyeti tutanağa geçirtme koşulları aranmaksızın iptal davası açma hakkının tanındığı, çağrı usulsüz olsa bile genel kurul kararlarının iptali davasının bir ay içinde açılması gerektiği, 1163 Sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bu süre hak düşürücü süre olup davacıların genel kurulda bulunmamalarının sürenin başlamasına engel olmadığı, eldeki davanın 19.09.2025 tarihinde açılmış olduğu, iptali istenen genel kurulun toplanma tarihinin ise 14.06.2025 olduğu, tbu hali ile davanın yasal bir aylık süre içerisinde açılmadığı anlaşılmakla, davacının davasının HMK m. 114 ve 115 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın HMK m. 114/2 ve 115/2 hükümleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın düşümü akabinde bakiye 116,60.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3- Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine, Vekalet Ücreti 5-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ....yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/02/2026
Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"