İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/683 E. 2026/231 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/683
- Karar No
- 2026/231
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/683 Esas - 2026/231 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2025/683 Esas KARAR NO : 2026/231
... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/09/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı tarafa değişik tarihlerde ambalaj ve matbaa malzemeleri satıldığını ve teslim edildiğini, müvekkilinin bunların karşılığında değişik tarih ve tutarlarda faturalar düzenlediğini, davalının da malları ve faturaları teslim alıp kullandığını, davalı hakkında ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili için ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takip konusu borca, faize ve faiz oranına itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, davalı hakkında başlatılan icra takibine karşı borcunun bulunmadığı gerekçesi ile itirazda bulunulmuş ise de itirazlarını gerekçelendirmediğini, müvekkili ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle doğan borcunu ne şekilde ödediğini açıklamadığını, davalının itirazının genel geçer ifadelerle yapılmış olup, sırf müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk şartına bağlı bulunduğundan Ankara Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını, ancak yapılan görüşmelerde taraflar anlaşamadığından Anlaşamama Son Tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin davalı tarafından değişik tarihlerde talep edilen ambalaj ve matbaa malzemelerini teslim ettiğini, karşılığında takip ve dava konusu yapılan faturaları düzenlediğini, müvekkilinin teslim ettiği mallar karşılığı düzenlediği faturalara karşılık davalıdan dava konusu miktar kadar alacağı olup, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı ile duran takibin devamı için işbu davayı açmak zorunluluğunun doğduğunu, davalı-borçlunun borca itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalının borca yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, geçerli icra takibini haksız ve dayanaksız itirazı ile durduran, müvekkilinin alacağına geç ulaşmasına sebebiyet veren kötü niyetli borçlunun, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili yasal süreden sonra sunulan beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmamakta olup, davacının taraflar arasında cari hesap olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında sadece alım-satım ilişkisinin olduğunu, davacı tarafın cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen mallar teslim edilmemiş olup, söz konusu malların teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, faturaya dayalı takibe itirazın iptali ya da faturaya dayalı alacak davalarında, davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, bu nedenle faturaların tek taraflı düzenlenmiş belge niteliğinde olduğunu ve borcu ispatlamaya yeterli olmadığını, davacı tarafça faturalarda belirtilen mallar gönderilmeden malların faturaları gönderilmiş olup, davalı müvekkili tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak malların gönderileceği inancı taşıdığını, ancak faturalarda belirtilen malların müvekkiline teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, alacağın miktarının ve varlığının açık ve tartışmasız olmadığı için alacağın likit olmadığını, bu nedenle davacının icra inkâr tazminatı talebinin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın tamamen reddine, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı şirket tarafından davalı şirkete değişik tarihlerde satılan ve teslim edilen mallar nedeniyle düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla, davalı hakkında başlatılan icra takibine karşı davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına ve tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişi ....tarafından düzenlenen 01.02.2026 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itirazlarda bulunulmuş ise de sunulan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olup, hükme esas almaya medar olduğu görülmekle ve dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu... Esas sayılı ilamsız takibe ilişkin dosyada düzenlenen 06.11.2024 tarihli ödeme emrinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 34.237,64-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi kısmının “cari hesap ekstresi ve dayanağı faturalar” olarak belirtildiği ve takip tarihinden asıl alacağa işleyecek yıllık 51,75 avans faizi talep edilmiş olduğu, borçlu tarafça vekili aracılığıyla takibe itiraz edildiği, sunulan itiraz dilekçesinde; Söz konusu dosya borcunun asıl ve fer'ilerinin tamamına açıkça itiraz ettiklerinin beyan edildiği, itiraz sonucu duran icra takibinin devamı amacıyla başvurulan Arabuluculuk sürecinin de "Anlaşamama" ile sonuçlanması üzerine açılan işbu davada, yapılan yargılama sırasında taraflara ait ticari defter ve kayıtlar da incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ve davalı arasında davaya konu faturaların içeriği mallara ilişkin bir sözleşmeya dava dosyasında rastlanmadığı, davacının 2024 yılı defterlerini e-defter olarak tuttuğu, açılış ve kapanış beratlarını yasal süresinde aldığının görüldüğü, davacı davalı için 120 Alıcılar Hesabını kullandığı, davacı defter kayıtlarına göre, davalıdan 34.237,64-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının 2024 yılı defterlerini e-defter olarak tuttuğu, açılış ve kapanış defter beratlarını yasal süresinde aldığının görüldüğü, davalı davacı için 320 Satıcılar ve 159 Verilen Sipariş Avansları Hesaplarını kullandığı, davalı defter kayıtlarına göre, davacının 34.237,64-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davacı ve davalı kayıtlarında davaya konu faturaların kayıtlı olduğu, davalının Türk Ticaret Kanunu’na göre yasal süresinde noter kanalı ya da e arşiv fatura sistemi üzerinden vb. yöntemler ile anılan faturalara ile itiraz etmediği, davacı ve davalı Vergi Dairelerinden gelen Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizinin 2024/05 döneminin aynı olduğu, davaya konu 3 adet faturanın her iki tarafta da yer aldığı, 2024/06 dönemi fatura tutarının Karşılaştırmalı Alış- Satış Analizinde 5.000,00-TL altı olduğu için her iki tarafta da yer almadığı, davacı ile davalı arasında ticari satım mahiyetli bir sözleşme olmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı tarafın borca itirazında akdi ilişinin varlığına delalet eden açıklaması ve davacı faturalarının içeriği itibariyle taraflar arasında ambalaj/baskı malzeme satımından kaynaklı sözleşme ilişkisi mevcut olduğu, davacı lehine delil teşkil edebilecek nitelikteki ticari kayıtları itibariyle, takibe konu edilen faturalar dahil davacının davalıya hitaben düzenlediği, davacının talep edebileceği bakiye tutarın 34.237,64 TL olduğu, dava konusu faturaların her iki tarafta da yer aldığı, davacı ve davalı defter kayıtlarının uyumlu olduğu, davaya konu faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 34.237,64-TL alacaklı olduğu ve takip talebi ile uyumlu olduğu, davacının takip tarihinden itibaren avans faizi talebi olduğu, faiz ödenmesi konusunda takdirin Mahkemede olduğu" hususlarının her iki tarafın birbirini teyit eder nitelikteki ticari defter ve kayıt içerikleri ile tespit edilmiş olması karşısında, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan faturalara dayalı olarak 34.237,64 TL tutarında alacaklı olduğu, bu miktar alacağın her iki tarafın defterinde de kayıtlı olduğu, bu durumda davalının takibe yönelik soyut nitelikteki itirazları ile davaya verdiği beyan dilekçesindeki savunmaları ile rapora yaptığı itirazların yerinde olmadığı, davacıya aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı takibe konu borcu fer'ileri ile birlikte ödemekle sorumlu olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; davalının ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın, 34.237,64-TL Asıl Alacak üzerinden İPTALİ ile, takibin söz konusu tutar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla DEVAMINA, 2-Takip konusu alacak, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden doğduğundan likit bir alacak niteliğinde olmakla, davacının icra inkâr tazminatına ilişkin isteminin de kabulü ile hüküm altına alınan alacak tutarı olan 34.237,64-TL'nin %20'si olan 6.847,52-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-Hüküm altına alınan 34.237,64-TL üzerinden hesaplanan 2.338,77-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu sonucu kalan 1.723,37-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç, 87,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça tüm yargılama sürecinde yargılama gideri olarak yapılan bilirkişi ücreti karşılığı 8.000,00-TL, tebligat, posta giderleri karşılığı 60,00-TL ve 25,00-TL dosya kapak masrafı olmak üzere toplam 8.085,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden, AAÜT hükümleri uyarınca hüküm altına alınan dava değeri de göz önüne alınarak belirlenen 34.237,64-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (13). Maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı dava değeri istinafa başvuru sınırı altında olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 341/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere karar açıkça okunup usulen anlatıldı 31/03/2026 ....