İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/580 E. 2026/424 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/580
Karar No
2026/424
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/580 Esas - 2026/424 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/580 KARAR NO : 2026/424

.... DAVA : Maddi Tazminat (Nemalandırma Kararından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2022 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Nemalandırma Kararından Kaynaklanan Maddi Tazminat Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirket ile dava dışı .... yevmiye numarasıyla Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesinin akdedildiği; davacı şirketin, sözleşme ve eki protokoller ile yüklendiği işi büyük ölçüde tamamladığı, imalatı biten bağımsız bölümleri inşaat sözleşmesi kapsamında dava dışı Kooperatife teslim ettiği, imalatı biten sosyal ve ticari alanları da işletmeye açarak dava dışı Kooperatif ile imzalanmış olan inşaat sözleşmesi ve kooperatif genel kurul kararı doğrultusunda bir kısmını kiraya verdiği; sözleşme kapsamında inşa edilen sosyal ve ticari alanların (bugün ...'ye keşide ettiği ihtarname ile yüklenici şirkete tapu devri yapılmadığından kiralanan taşınmazın malikinin Kooperatif olduğunu bildirerek kira paralarının Kooperatife ödenmesini ihtar ettiği; ... tarafından davacı şirkete ve dava dışı Kooperatife gönderilen 13/12/2016 tarihli ihtarnameler ile kira parasının ödenmesi için tevdi mahalli tayini talep edilerek, ihtilaf çözülünceye kadar kira parasının tevdi mahalline ödeneceğinin bildirildiği; bunun üzerine ... Esas sayılı dosyasıyla açılan davada, 20/11/2018 tarihli ve.... yargılama devam ederken, tevdi mahalline yatırılan paranın davalı banka tarafından vadesiz hesapta tutulduğunun ve nemalandırılmadığının öğrenilmesi üzerine, .... yevmiye numaralı ihtarname ile hesaba yatırılan paraların vadeli hesaba aktarılarak nemalandırılmasının ihtar edildiği; anılan kararın kesinleşmesinden sonra davalı bankadan hesapta biriken paranın ödenmesinin talep edildiği ve davacı şirkete 10/01/2022 tarihinde 11.223.051,05.-TL ödeme yapıldığı; davacı şirket adına olmadığından içeriği davacı şirketle daha önce hiç paylaşılmayan ve ancak hak sahipliğine ilişkin Mahkeme kararı kesinleştikten sonra vâkıf olunabilen hesap ekstrelerinin incelenmesinden; tevdi mahalli kararı üzerine 05/01/2017 tarihinde .... numaralı vadeli hesabın açıldığı ve vadesiz hesapta biriken paranın bu hesaba aktarıldığı, vadeli hesabın otuz günde bir temdit olduğu, temdit gününden sonra vadesiz hesaba her ay yatırılan yeni kira paralarının vadeli hesaba aktarılması gerekirken aktarılmadığı gibi gecelik faiz de işletilmeyerek vadeli hesabın temdit tarihine kadar vadesiz hesapta nemasız bekletildiği, ayrıca vadeli hesaba uygulanan faiz oranlarının piyasa koşullarına, davalı bankanın diğer müşterilerine ve başka bankaların vadeli mevduatlara uyguladığı faiz oranlarına göre çok düşük olduğunun anlaşıldığı ve bankanın bu uygulaması sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığı; davanın ispatı amacıyla davalı bankadan ve diğer kamu bankalarından, tevdi mahalli karar tarihi olan 28/12/2016 ile tevdi mahalli hesabında biriken paranın davacı şirkete ödendiği 10/01/2022 tarihleri arasında günlük vadeli ve 32-45 gün vadeli mevduatlara uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması için müzekkere yazılmasının talep edildiği; .... tarafından kira parası için tevdi mahalli kararı verilmesinin, tevdi mahalline yatırılan kira paralarını kamu mevduatı hâline getirmediği, tevdi mahallinde biriken paranın ileride haklı çıkacak tarafa ait olmakla birlikte ihtilafın devamı süresince Mahkeme tarafından yönetildiği; .... ile T...... arasında akdedilen protokoller sebebiyle Mahkeme tarafından başka bankaya tevdi kararı verilemediği, bu protokollerde faiz oranına ilişkin bir belirleme ve sınırlama bulunmamasına rağmen davalı banka tarafından Mahkemeler ve İcra Daireleri tarafından açtırılan hesaplara çok düşük faiz uygulandığı, .... tarafından da hak sahiplerinin zarara uğramasını engelleyici hiçbir işlem yapılmadığı, tarafların tevdi mahalli kararına ilişkin banka seçme ve faiz oranına müdahale yetkisinin bulunmadığı gibi tevdi mahalli hesabı Mahkeme adına açıldığından tarafların faiz oranına müdahale ve müzakere imkânının da bulunmadığı, bu nedenle meydana gelen zarardan davalı banka ile birlikte Adalet Bakanlığının da sorumlu olduğu; benzer bir olayda tevdi mahalline yatırılan paranın gereği gibi nemalandırılmaması sebebiyle oluşan zararın tazminine hükmedildiği ve kararın ... Karar sayılı kararıyla onandığı, ihale bedelinin düşük faizle nemalandırıldığı ileri sürülerek tazminat talep edilen başka bir davada ise davanın reddine ilişkin kararın ..... tarafından tevdi mahalline yatırılan paralara çok düşük oranda faiz uygulanması sebebiyle davacı şirketin uğradığı zararın 2.000.000,00.-TL civarında olduğunun tahmin edildiği, ancak kesin miktarın bu aşamada belirlenmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği; Mahkeme ilamlarında davacı şirketin unvanının ..... olarak yer almakta ise de bu şirketin grup şirketi ile birleştiği ve birleşilen grup şirketinin de unvan değiştirmek suretiyle "......" unvanını aldığı; davacı şirket ile davalı banka arasındaki ihtilafın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-f maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan, banka aleyhine .... numaralı dosyasıyla dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığı beyan edilmiş olup; 1.000,00.-TL maddi tazminatın tevdi mahalli hesabının açıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı şirkete verilmesine; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 10/02/2026 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında ise özetle; belirsiz alacak davası olarak açılan 1.000,00.-TL bedelli maddi tazminat davasında alınan bilirkişi ek raporunda talep olunabilecek tazminat tutarının 1.479.249,54.-TL olduğunun anlaşıldığı; bu nedenle müddeabihin, yalnızca davalı .... yönünden ıslah yoluyla 1.478.249,54.-TL artırıldığı; ıslahen artırım farkı olan 1.478.249,54.-TL'nin harcı olan 25.244,81.-TL'nin de ödendiği beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.479.249,54.-TL maddi tazminatın, tevdi mahalli hesabının açıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davanın alacak tahsili talebine ilişkin olmasına rağmen, davalılardan ....Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun değişik 5/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın açıldığı; davanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 ve 109. maddelerindeki düzenlemelere aykırı şekilde açıldığı, davaya konu edilen ve varlığı iddia edilen alacağın meblağının tespiti mümkün olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 114 ve devamı maddeleri uyarınca esasa girilmeksizin davanın usulden reddi gerektiği; .... Karar sayılı ilamı uyarınca belirsiz alacak davası açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, oysa dava dilekçesinde yalnızca dava değeri kısmında "1.000,00 TL (belirsiz alacak)" denilmekle yetinildiği ve bu şekilde belirsiz alacak davası açılmasının Kanuna aykırılık taşıdığı; .... Karar sayılı ilamı ile de kira bedellerinin tahsilinde davacının hak sahibi olduğunun tespitine ve tevdi hesabında biriken kira alacaklarının davacıya ödenmesine karar verildiği; .... sayılı dosyasından 08/02/2017 tarihinde yazılan müzekkerede "… bankanız nezdinde açılan hesapla yatırılan miktarların bir aylık vadeli hesaba faiz işletilmesine karar verilmiş olup, bu konuda mahkememize bilgi verilmesi rica olunur." denildiği; davalı banka bünyesinde açılan Mahkeme emanet/depo hesaplarına uygulanacak faizin, .... sayılı nemalandırma konulu yazılarıyla açıklığa kavuşturulduğu, anılan yazılarda kamu bankası olarak hizmet veren .... Merkez Bankasına bildirdiği ve şubelerinde ilan edilen bir aylık mevduata uygulanacak "Tabela Faizi (cari faiz)" oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırma yapılmasının öngörüldüğü; ..... Merkez Bankasının 2020/3 sayılı Tebliğinde "Bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranları serbestçe belirlenir." hükmünün yer aldığı ve bankaların, .... bildirilen azami faiz oranlarının altında kalmak koşuluyla kendi likidite durumuna, fonlama ihtiyacına ve yatırılan mevduatın büyüklüğü, vadesi ve segmentine göre müşterilerine farklı oranlarda mevduat faizi teklif edebildiği; bu doğrultuda ....uhdesinde değerlendirilen bakiyelerin vadeli hesaplarda nemalandırıldığı ve ilgili hesaplara %5,50 ile %17,00 arasında değişen faiz oranlarının uygulandığı, diğer kamu bankalarından uygulanan faiz oranlarının istenilmesi hâlinde davalı banka tarafından uygulanan faizin en yüksek faiz olduğunun tespit edileceği; davalı banka ile arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmayan davacı tarafın, uygulanan faiz oranına ilişkin taleplerinin haksız olduğu beyan edilmiş olup; davanın öncelikle usule ilişkin itirazlar nedeniyle, aksi kanaat hâlinde esastan reddine; yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı .... Bakanlığı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davanın alacak tahsili talebine ilişkin olmasına rağmen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun değişik 5/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurma zorunluluğu yerine getirilmeksizin açıldığı ve arabuluculuk işlemlerinin davanın açılabilmesi için usuli şart olduğu; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kabulünün mümkün olmadığı, davaya konu edilen alacağın meblağının tespiti mümkün olduğundan esasa girilmeksizin davanın usulden reddi gerektiği; davalı Kurumun davada taraf ehliyeti bulunmadığı, dava konusunun tevdi mahalli tayini nedeniyle diğer davalı banka hesaplarına yatırılan paraların yüksek getiri sağlayacak şekilde nemalandırılmamasına ilişkin olduğu, bankaya yatırılan paraların işletim şeklinin bankanın sorumluluğunda bulunduğu ve davalı Kurumun bu hususa müdahale imkânının söz konusu olmadığı, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği; .... Müdürlüğünün 06/05/2008 tarih ve ..... numaralı "Mahkeme Emanet Paraları İle .... Dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar ve İcmal Cetveller" konulu Genelgesi kapsamında denetim kolaylığı sağlanması ve emanet paraların bir bankada toplanması amacıyla emanet paraların hangi bankaya yatırılacağına ilişkin düzenleme getirildiği, ancak bankaya yatırılacak tutarlara ilişkin faizlerin niteliği ve oranı hakkında herhangi bir hüküm içermediği; usul kuralları gereği hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, tevdi mahalli tayini kararında tevdi hesabına ödenecek paranın vadeli hesaba yatırılması gerektiğine veya başka bir şekilde nemalandırılmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi taraflar tarafından bu hususta bir talepte de bulunulmadığı ve bu hususta kanun yoluna başvurulmadığı; tevdi paralarının nemalandırılmasına yönelik Mahkemeden bu yönde bir talepte bulunulmadığı gibi Mahkeme kararında da bu paraların nemalandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle davalı Kurumun bu hususta bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceği; tarafların tevdi hesabında biriken paranın nemalandırılmasına ilişkin Mahkemeden bir taleplerinin bulunmadığı gözetildiğinde yargılama faaliyetinden kaynaklanan bir sorumluluğun oluşmadığı, yargılama faaliyetinden kaynaklanan bir ihmal iddiası var ise bu durumda da Devletin sorumluluğuna ilişkin davaların Yargıtayın ilgili hukuk dairesinde (ilk derece Mahkemesi sıfatıyla) açılması gerektiği ve bu husus gözetildiğinde davanın görev yönünden reddi gerektiği; tevdi mahalli tayini dosyasında Mahkemeden, sonrasında da davalı bankadan yatırılan paraların nemalandırılması hususunda bir talepte bulunmayan davacının sonradan dava açarak bu hususta talepte bulunmasının iyi niyetle bağdaşmadığı; bankaya yatırılan paraların nasıl nemalandırılacağına ilişkin olarak diğer davalı ile davalı Kurum arasında bir anlaşma veya sözleşme bulunmadığından, nemalandırma hatasından kaynaklı bir zarar var ise dahi bu zarardan davalı Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı beyan edilmiş olup; haksız ve yersiz davanın öncelikle usule ilişkin itirazlar nedeniyle, aksi kanaat hâlinde esastan reddine; yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER 1. ... Dosyası. 2. .... Karar Sayılı Tevdi Mahalli Tayinine İlişkin Değişik İş Kararı. 3. .. Karar Sayılı Kararı. 4. ....Karar Sayılı Kararı ile 22/11/2021 Tarihli Kesinleşme Şerhi. 5. ... Karar Sayılı Geri Çevirme Kararı. 6. .... Karar Sayılı Kararı. 7. .... Karar Sayılı Onama İlamı. 8. ..... Adliye Sarayı Şubesine Hitaben Yazılan ve Kararın Kesinleştiğini Bildirir 28/12/2021 Tarihli Yazısı. 9. .... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile Tebliğ Mazbatası. 10. Davacı Tarafından .... Şubesine Sunulan 10/01/2022 Tarihli Ödeme Talep Dilekçesi. 11. T.... Sayılı Nüshası ile 02/03/2021 Tarihli ve 10278 Sayılı Nüshası. 12. .... Tarafından Gönderilen 01/06/2023 Tarihli Yazı Kapsamında Bildirilen; 28/12/2016 - 10/01/2022 Tarihleri Arasında Türk Lirası Günlük ve 32-45 Gün Vadeli Mevduata Fiilen Uygulanan En Yüksek Faiz Oranları Cetveli. 13. .... Tarafından Gönderilen 22/06/2023 Tarihli Yazı Kapsamında Gönderilen; ....Tarafından Gönderilen 22/06/2023 Tarihli Yazı Kapsamında Bildirilen; Bir Yıl ve Daha Uzun Vadeli Mevduata Fiilen Uygulanan En Yüksek Faiz Oranları Cetveli. 15. ..... Tarafından Gönderilen 07/09/2023 Tarihli Yazı Kapsamında Bildirilen; Günlük ve 1-3 Ay Arası Vadelerde Uygulanmış En Yüksek Faiz Oranları Cetveli. 16. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 19/06/2025 Tarihli, ....Karar Sayılı Kaldırma Kararı. 17. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 06/10/2023 Tarihli Bilirkişi Kök Raporu. 18. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 04/12/2023 Tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporu. 19. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 26/02/2024 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) İSTİNAF İNCELEMESİ : Usuli Müktesep Hak Tetkiki : Bilindiği üzere; bir mahkemenin verdiği kararın istinaf (....) incelemesi sonucu bozulması/kaldırılması üzerine; bozma/kaldırma kapsamı dışında kalan ve taraflardan biri lehine kesinleşen hususlar, dosyanın geri gönderildiği mahkemeyi ve sonraki aşamaları bağlamaktadır ve bu doğrultuda ilgili noktaların artık aleyhe değiştirilememesi gerekmektedir. Bu hususta; müktesep hakkın (Yargıtay bozmalarına münhasıran) yalnızca bozmaya uyma kararıyla doğacağı; direnme (ısrar) hâlinde doğmayacağı; yalnızca bozma dışında bırakılan ve lehe olan kısımlar için söz konusu olduğu; kamu düzenine ilişkin hususlarda (görev, kesin yetki, taraf ehliyeti, derdestlik, kesin hüküm, hak düşürücü süre ve re'sen gözetilmesi gereken meseleler), bozmadan sonra ortaya çıkan yeni delil/maddi olgular ile yargılama sırasında lehe değişen kanun hükümlerinin işbu hakkın istisnasını oluşturduğu ve ayrıca kazanılmış hakkın, maddi vakıaya değil, yargılama usulüne ilişkin olduğu hususlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra; esası incelenmeksizin kaldırılan kararlarda, davanın maddi esasına ilişkin kazanılmış hak oluşmamakta; sadece kaldırma/bozma gerekçesi yapılan usul işlemi yönünden usuli müktesep hak oluşmaktadır. İşbu açıklamalar doğrultusunda; mevcut yargılamadaki istinaf kararı detaylı olarak incelenmiş olup, işbu yargılamada "usuli müktesep hak" hâlini almış hususlar aşağıda maddeler hâlinde belirtilmiştir: i. Davacı.... ile davacı şirket arasında bankacılık işlemi bulunmadığı, davalı Kuruma yöneltilen davanın ticari nitelik taşımadığı ve bu nedenle bu davalı yönünden uyuşmazlığın 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı hususu, usuli müktesep hak hâlini almıştır. ii. Davacı.... Karar sayılı kararı ile davalı bankaya tevdi edilen paranın hak sahibinin davacı olduğunun kesinleşen Mahkeme ilamıyla sabit bulunması nedeniyle, anılan paranın ve nemalarının tahsilini talep etme hakkının davacıya ait olduğu ve davacının, anaparanın sahibi olarak nemasını da talep edebileceği; dolayısıyla davalı bankaya yönelik davada davacının aktif husumetinin bulunduğu hususu, usuli müktesep hak hâlini almıştır. iii. Kaldırma kararı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesine dayanılarak ve işin esasına girilmeksizin (davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesi suretiyle) verildiğinden; davanın maddi esasına (zararın varlığı, miktarı, faiz türü ve başlangıcı) ilişkin herhangi bir usuli müktesep hak doğmamıştır. a.1) Mahkememizin ..... Karar sayılı karar kapsamında; "Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; dava ikamesi öncesinde davacı şirket ile davalı T.C. Adalet Bakanlığı arasında arabuluculuk yoluna başvurulmamış olduğu anlaşılmış ve 6102 Sayılı TTK.'nın (7445 Sayılı Kanun'un 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 31. maddesi ile değişik) 5/A (1) maddesinde belirtilen 'Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.' hükmü uyarınca, davalı .... yönelik ikame edilmiş bulunan davanın, arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir. … Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; davacı şirket ile davalı .... adına) açılan hesaba yatırılan kira bedellerinin, vadeli hesaba aktarılarak nemalandırılıp nemalandırılmadığı hususundan ibaret olduğunun' anlaşılması ve bununla birlikte 'davacı şirket ile davalı banka arasında akdi ilişki bulunmadığının' tespiti hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığı..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. a.2) .... Karar Sayılı Kaldırma Kararı : Müteakiben Mahkememizce verilmiş bulunan işbu kararın istinaf incelemesi; ..... Karar sayılı karar kapsamında, "Davacı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; Davacı tarafça davalı ....'nın ise .... arasında akdedilen protokoller sebebiyle, mahkemece başka bankaya tevdi kararı verilemediği, bu protokollerde faiz oranına ilişkin bir belirleme ve sınırlama bulunmamasına rağmen, davalı bankaca mahkemeler ve icra müdürlükleri tarafından açtırılan hesaplara çok düşük faiz uygulamasına rağmen ....tarafından hak sahiplerinin zarara uğramasını engelleyici hiçbir işlemi yapılmadığından meydana gelen zarardan davalı banka ile birlikte sorumlu olduğunu iddiasıyla uğramış olduğu zararın davalı banka ile birlikte davalı ... tahsilini talep ettiği, .... ile davacı şirket arasında bankacılık işlemi olmayıp .... yönelen davanın ticari nitelik taşımadığı, hal böyle olunca uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığı, bu yöndeki istinaf itirazının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Yine davacının davalı bankaya yönelik davasında aktif dava ehliyeti olmadığına yönelik istinaf itirazları irdelendiğinde; .... Kararı ile davalı bankaya tevdii edilen paranın hak sahibinin davacı olduğunun kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit olması karşısında ilgili paranın ve nemalarının tahsilinin talep etme hakkının davacıya ait olduğu ve bu hali ile davalı banka hesabında bulunan dava konusu paranın nemaları ile birlikte davacıya ödeneceği sabit olup, davalı bankaya tevdii mahalli olarak yatırılan paraya daha düşük faiz işleterek davacının zararı oluştuğu iddiasına dayalı eldeki davada davacının ana paranın sahibi olarak nemasını da talep edebileceği aktif husumeti bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp usulüne uygun karar verilmek üzere dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." gerekçeleriyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve dosya, Mahkememizin işbu .... Esasına kaydedilmiştir. a.3) Mahkememizin ..... Karar sayılı kaldırma kararı kapsamında da; davalı .... ile davacı şirket arasında bankacılık işlemi bulunmadığı ve bu davalıya yönelen davanın ticari nitelik taşımaması nedeniyle arabuluculuğa tabi olmadığı; tevdi edilen paranın hak sahibinin davacı olduğunun kesinleşen ilamla sabit bulunması nedeniyle davacının, anaparanın sahibi olarak nemasını da talep edebileceği ve aktif husumetinin bulunduğu; bu nedenle işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp usulüne uygun karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. b) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : b.1) Bilirkişi İncelemeleri : i. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 06/10/2023 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan 06/10/2023 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; Mahkeme tarafından verilen görevlendirmenin, davacı tarafından tevdi edilen paranın Mahkeme kararına ve piyasa koşullarına uygun biçimde nemalandırılıp nemalandırılmadığı, herhangi bir zarar oluşup oluşmadığı ve zarar oluştu ise zararın miktarı konusunda rapor hazırlanmasına ilişkin olduğu; .... tarihli kararı ile tevdi mahallinin kabulüne ve kira bedellerinin .... Şubesine açılacak hesaba ödenmesine karar verildiği; aynı dosyadan 08/02/2017 tarihinde yazılan müzekkerede "… bankanız nezdinde açılan hesapla yatırılan miktarların bir aylık vadeli hesaba faiz işletilmesine karar verilmiş olup, bu konuda mahkememize bilgi verilmesi rica olunur." şeklinde bildirimde bulunulduğu; hesap ekstrelerinin incelenmesinden vadeli hesap açılışının 27/02/2017 tarihinde yapıldığı, ancak vadeli hesap açılışı talimatının 08/02/2017 tarihinde verildiği tespit edildiğinden hesaplamanın bu tarihten itibaren yapılması gerektiği; .... tarafından gönderilen aylık faiz oranları ile davalı bankanın hesaba uyguladığı faiz oranlarının, Mahkeme talimatının verildiği 08/02/2017 tarihinden paranın çekildiği 10/01/2022 tarihine kadar tablo hâlinde gösterilerek ilgili bankalar tarafından uygulanan en yüksek mevduat faizinin tespit edildiği; yapılan tespite göre davalı banka tarafından mevduata uygulanan faiz oranının, Mahkemeye bildirilen hem kendi faiz oranlarından hem de diğer bankaların mevduat faizi oranlarından daha düşük oranda uygulandığı; tevdi mahalli hesabına yatırılan kira bedellerinin toplamının 8.991.706,73.-TL olduğu; Mahkeme talimatının, yatan kira bedellerinin bir aylık mevduat hesabında değerlendirilmesi yönünde olduğu dikkate alınarak, her ay yatan tutarların da mevduatın vade tarihlerinde temdit yapılmak suretiyle bileşik faiz hesaplandığı; vadeli hesap açılışının 27/02/2017 tarihinde hesaptaki iki aylık kira bedeli toplamı olan 166.387,16.-TL ile yapıldığı, bu tarihten sonra yatan kira bedellerinin her ay vadeli mevduata eklenmediği, 10/01/2019 tarihinde hesaptaki birikmiş kira bedelleri toplamı olan 2.654.673,47.-TL ile mevcut vadeli hesabın vade tarihiyle aynı olacak şekilde 20/03/2019 vade tarihli ayrı bir mevduat hesabı açıldığı, 20/03/2019 tarihinde her iki mevduat hesabının birleştirildiği ve bu tarihten sonra her ay yatan kira tutarının vadeli mevduata eklendiği; .... Karar sayılı ilamı ile kira bedellerinin tahsilinde davacı şirketin hak sahibi olduğunun tespitine ve tevdi hesabında biriken kira alacaklarının davacıya ödenmesine karar verildiği, bu kapsamda davacıya 10/01/2022 tarihinde anapara ve net faiz tutarı olarak 11.223.051,05.-TL ödendiği; yapılan hesaplamaya göre davacı şirkete ödenmesi gereken anapara ve net faiz tutarının (8.991.283,71.-TL anapara ve 3.703.860,25.-TL net faiz olmak üzere) 12.695.173,96.-TL olarak tespit edildiği; bu doğrultuda davacının (12.695.173,96.-TL-11.223.051,05.-TL=) 1.472.122,91.-TL zararının bulunduğu hususları rapor edilmiştir. 06/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "vadeli hesapta bulunan paraya temdit tarihleri itibariyle kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranları işletilerek hesaplama yapıldığı, ancak vadesiz hesaba aylar itibariyle yatırılan kira paralarına, yatırılma tarihlerinden vadeli hesabın temdit tarihlerine kadar gecelik faiz işletilmeyerek nemasız bırakıldığı ve hesaplanan faizin bu nedenle eksik olduğu"; davalı .... Esas sayılı ilamlarında, icra dairesi adına açılan hesaplar bakımından davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığının kabul edildiği; davacının,.... sayılı dosyasında paranın başka bir bankaya yatırılması veya faiz oranlarının araştırılması hususunda itirazda bulunmadığı gibi paranın çekilmesi esnasında da ihtirazi kayıt koymadığı; 08/02/2017 tarihli müzekkerenin davalı bankaya ne zaman ulaştığının önem arz ettiği ve paranın hesaplara geçmesinden önce faiz işletilmesinin söz konusu olamayacağı; bilirkişi raporunda bankalara ait faiz oranlarının tek tek belirtildiği ve davalı bankanın tabela (cari faiz) oranlarının en düşük olduğunun belirtildiği, oysa belirtilen faiz oranları ile uygulanan faiz oranlarının bankalarda farklılıklar arz ettiği; .... sayılı Genelgesi kapsamına girmeyen paralar yönünden nemalandırma söz konusu ise Mahkemeler tarafından üç devlet bankasından faiz oranı bilgileri alınarak en yüksek fiili faiz uygulaması hangisinde ise o bankada nemalandırma yapılması gerektiği, ancak Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bu araştırmanın yapılıp yapılmadığının ve davanın taraflarınca bu faiz oranlarına itiraz edilip edilmediğinin önem arz ettiği; ilgili hesabın 27/02/2017 tarihinden hesabın kapatılma tarihi olan 10/01/2022 tarihine kadar %5,50 ile %17,00 arasında değişen faiz oranları uygulanarak nemalandırıldığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; davacı vekili ve davalı ..... vekilinin itirazlarının her birinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve cevaplandırılması amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. ii. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 04/12/2023 Tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporu : Anılan 04/12/2023 tarihli bilirkişi 1. ek raporu kapsamında; Mahkeme kararının, yatan kira bedellerinin bir aylık mevduat hesabında değerlendirilmesi yönünde olduğu dikkate alınarak her ay yatan tutarların mevduatın vade tarihlerinde temdit yapılmak suretiyle bileşik faiz hesaplandığı; Mahkeme kararında, yatırılan kira tutarlarının yatırılma tarihinden vadeli hesabın temdit tarihine kadar geçen sürede günlük mevduatta nemalandırılması yönünde bir talimat bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki itirazının hesaplamayı değiştirir mahiyette olmadığı; davalı banka vekilinin, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından üç devlet bankasından faiz oranları alınarak en yüksek fiili faiz uygulaması hangisinde ise o bankada nemalandırma yapılması gerektiği ve bu araştırmanın yapılıp yapılmadığı ile taraflar tarafından faiz oranlarına itiraz edilip edilmediğine ilişkin itirazının takdirinin Mahkemeye ait olduğu; davalı banka vekilinin, 08/02/2017 tarihli müzekkerenin bankaya ne zaman ulaştığına bakılması ve talimatın ulaştığı tarihe göre hesaplama yapılması yönündeki itirazı bakımından ise, davalı tarafından talimatın ulaştığı tarihi tespite yarar herhangi bir belge sunulmadığından itirazın hesaplamayı değiştirir mahiyette olmadığı hususları rapor edilmiştir. 04/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "Mahkemenin 06/11/2023 tarihli ara kararında itirazların her birinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve cevaplanması amacıyla ek rapor alınmasına karar verildiği, gelinen aşamada bilirkişi tarafından takdiri Mahkemeye ait olmak üzere itirazlar çerçevesinde hesaplama yapılması gerekirken Mahkemenin buna ilişkin talimatının olmadığından bahisle hesaplama yapılmamasının doğru olmadığı; vadesiz hesaba aylar itibariyle yatırılan kira paralarına, yatırılma tarihlerinden vadeli hesabın temdit tarihlerine kadar gecelik faiz işletilmeyerek nemasız bırakıldığı ve bu zararın dava konusu yapılan zarara dâhil olduğu"; davalı .... vekili tarafından ise "bilirkişi raporunda bankalara ait faiz oranlarının tek tek belirtildiği ve davalı bankanın tabela (cari faiz) oranlarının en düşük olduğunun belirtildiği, oysa belirtilen faiz oranları ile uygulanan faiz oranlarının bankalarda farklılıklar arz ettiği; .... sayılı Genelgesi kapsamına girmeyen paralar yönünden nemalandırma söz konusu ise Mahkemeler tarafından üç devlet bankasından faiz oranı bilgileri alınarak en yüksek fiili faiz uygulaması hangisinde ise o bankada nemalandırma yapılması gerektiği, ancak .... tarafından bu araştırmanın yapılıp yapılmadığının ve davanın taraflarınca bu faiz oranlarına itiraz edilip edilmediğinin önem arz ettiği; ilgili hesaba 27/02/2017 tarihinden 10/01/2022 tarihine kadar %5,50 ile %17,00 arasında değişen faiz oranları uygulandığı; kök raporda yapılan hesaplamada en yüksek faiz uygulayan bankaya göre hesaplama yapıldığı, davalı bankanın bu faiz oranlarını zaten Mahkemeye vermediği, uyguladığı faiz oranı düşük olmasına rağmen Mahkemenin kendi kanaati doğrultusunda davalı bankanın değerlendirilmesini istediği ve davalı bankanın hiç uygulamaya sunmadığı bir faiz oranından sorumlu tutulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği" gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; davacı vekilinin yatırılan kira tutarlarının yatırılma tarihinden vadeli hesabın temdit tarihine kadar geçen sürede günlük mevduatta nemalandırılmadığı yönündeki itirazı ile davalı T..... vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. iii. Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 26/02/2024 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu : Anılan 26/02/2024 tarihli bilirkişi 2. ek raporu kapsamında; görevlendirmenin, davacı vekilinin yatırılan kira tutarlarının yatırılma tarihinden vadeli hesabın temdit tarihine kadar geçen sürede günlük mevduatta nemalandırılmadığı yönündeki itirazı ile davalı ..... vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla verildiği; kök ve ek raporda, Mahkeme kararının yatan kira bedellerinin bir aylık mevduat hesabında değerlendirilmesi yönünde olduğu dikkate alınarak bileşik faiz hesaplandığı ve Mahkeme kararında günlük mevduatta nemalandırma yönünde bir talimat olmadığı kanaatiyle bu hesaplamanın yapılmadığı; Mahkeme tarafından, yatırılan kira tutarlarının yatırılma tarihinden vadeli hesabın temdit tarihine kadar geçen sürede günlük mevduatta nemalandırılması gerektiğinin takdir edilmesi hâlinde uygulanacak hesaplamanın yapılarak takdire sunulduğu; davalı banka tarafından günlük TL mevduata uygulanan faiz oranlarının 17/11/2015-03/05/2017 dönemi için %5,50, 04/05/2017-07/02/2018 dönemi için %4,50, 08/02/2018-16/04/2020 dönemi için %5,50, 16/04/2020-06/10/2020 dönemi için %2,00, 07/10/2020-25/10/2020 dönemi için %4,50 ve 26/10/2020 tarihinden itibaren %4,75 olarak bildirildiği; buna göre yatırılan kira tutarlarının yatırılma tarihinden vadeli hesabın temdit tarihine kadar geçen sürede günlük mevduatta nemalandırılması durumunda 7.126,63.-TL faiz kazancı olması gerektiğinin hesaplandığı; kök raporda tespit edilen 1.472.122,91.-TL zarar tutarına 7.126,63.-TL eklenmek suretiyle davacının toplam zararının 1.479.249,54.-TL olarak hesaplandığı; davalı banka vekilinin, kök raporda üç kamu bankasının faiz oranları kıyaslanarak en yüksek faiz oranına göre hesaplama yapıldığı ve davalı bankanın hiç uygulamadığı bir faiz oranından sorumlu tutulamayacağı yönündeki itirazı bakımından ise; Mahkeme tarafından bu itirazın yerinde görülmesi hâlinde, davalı bankanın Mahkemeye bildirmiş olduğu faiz oranları ile davacı hesabına uyguladığı faiz oranlarının farklılık arz ettiği ve davacı aleyhine daha düşük oranlardan faiz tahakkuk eden ayların bulunduğu tespit edildiğinden, hesaplamanın bankanın Mahkemeye bildirmiş olduğu oranlardan yeniden yapılması durumunda 8.991.283,71.-TL anapara ve 3.324.416,58.-TL net faiz olmak üzere toplam 12.315.700,29.-TL tutara ulaşıldığı, davacıya 10/01/2022 tarihinde ödenen 11.223.051,05.-TL düşüldüğünde zararın 1.092.649,24.-TL, günlük faizin de eklenmesi hâlinde ise 1.099.775,87.-TL olarak hesaplandığı hususları rapor edilmiştir. 26/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 11/03/2024 tarihli dilekçe kapsamında, "dosyaya alınan tüm bilirkişi raporları ile davanın haklılığının ispatlandığı; ancak davacı yönünden herhangi bir hak kaybına neden olmamak amacıyla, dosyaya alınan bilirkişi ek raporunun aleyhe olan hususlarının kabul edilmediği" gerekçeleriyle; davalı ..... vekili tarafından ise 05/03/2024 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "davacı şirket ile davalı banka arasında dava konusu işleme ilişkin imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığı; ...., 'Mevduatta ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu' ile bildirilen bir aylık mevduata uygulanacak 'Tabela Faizi' oranlarının şimdiye kadar istenilmediği ve bankaların kendi cevapları oranlarında hesaplama yapıldığı; .....'nin 07/09/2023 tarihli müzekkere cevabında günlük ve 1-3 ay arası vadelerde uygulanmış en yüksek faiz oranlarının, davalı bankanın müzekkere cevabında ise bir yıl ve daha uzun vadeli fiilen uygulanan faiz oranlarının, .....'nin 01/06/2023 tarihli müzekkere cevabında ise günlük ve 32-45 gün vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarının gönderildiği ve bunların birbirinden farklı vadelere ilişkin olduğu;... nemalandırma konulu yazısında üç bankadan en yüksek faiz uygulayanın tespiti ve bu doğrultuda nemalandırma yapılması gerektiğinin belirtildiği; davalı banka şubesinden alınan 08/02/2024 tarih ve .... sayılı yazıda 'Bankamızca TL mevduata uygulanan 01/01/2017-01/02/2022 tarihleri arası günlük faiz oranları bulunmamakta olup ilan edilen faiz oranları listesi aşağıda bilgileriniz arz edilmiştir.' denilmesine rağmen, ek raporda günlük faiz hesaplaması yapılarak 7.126,63.-TL faiz kazancının kök rapordaki rakama eklendiği; 08/02/2017 tarihli müzekkerede aylık faiz işletilmesi gerektiği belirtildiğinden günlük faiz hesabının hatalı olduğu; hesaplamalarda cari hesaba uygulanması gereken stopaj kesintilerinin hesaplanmadığı ve yatan salt rakam üzerinden faiz hesaplaması yapıldığı, oysa dosyaya sunulan ekstrelerde stopaj kesintilerinin yapıldığının görüldüğü; şubede 28/12/2016 tarihinde ..... numaralı vadesiz mevduat hesabının açıldığı, 08/02/2017 tarihli talimat ile daha önce açılmış hesaptaki bakiyenin birer ay vadeli mevduat hesabına aktarılmasının talep edildiği (günlük vadeli ve yüksek faiz ifadesinin bulunmadığı), ancak sehven .... numaralı vadesiz mevduat hesabının aynı dosya adına mükerrer olarak gelen müzekkere gereği 24/02/2017 tarihinde tekrar açıldığı ve hiç hareket görmeden kapatıldığı; ek raporda davalı bankanın Mahkemeye sunduğu faiz oranları doğrultusunda yeniden hesaplama yapılmış ise de bu hesaplamada bir yıl ve daha uzun vadeli hesaplara uygulanan faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı; itirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği" gerekçeleriyle; davalı .... vekili tarafından ise 12/03/2024 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "bilirkişi raporunda aleyhe olan hususların kabul edilmediği; davalı Kurumun davada taraf ehliyeti bulunmadığı; banka tarafından uygulanan faiz oranına davalı Kurumun müdahale imkânı bulunmadığından, zarar oluşmuş olsa dahi bunda davalı Kurumun herhangi bir kusuru bulunmadığından zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı; davalı Kurum tarafından yalnızca emanet paraların hangi bankaya yatırılacağının belirlendiği, faiz ve diğer işlemlerin bankanın sorumluluğunda bulunduğu; tevdi mahalli tayini kararında nemalandırmaya ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi taraflarca bu hususta bir talepte de bulunulmadığı; yargılama faaliyetinden kaynaklanan bir ihmal iddiası var ise davanın Yargıtayın ilgili hukuk dairesinde açılması gerektiğinden görev yönünden reddi gerektiği; nemalandırma hususunda talepte bulunmayan davacının sonradan dava açmasının iyi niyetle bağdaşmadığı; diğer davalı ile davalı Kurum arasında nemalandırmaya ilişkin bir anlaşma veya sözleşme bulunmadığından davalı Kurumun zarardan sorumlu tutulamayacağı; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların da hatalı olduğu, zira .... 'Mevduatta ilan edilen yıllık faiz oranları bildirim formu' ile bildirilen bir aylık mevduata uygulanacak 'Tabela Faizi' oranlarının istenilmediği ve bankaların kendi cevapları oranlarında hesaplama yapıldığı" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Mahkememizce, anılan bilirkişi raporuna yönelik itirazlara yönelik yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından, ek raporun aleyhe olan hususlarının kabul edilmediği hususundaki itiraz beyanının, hükme esas alınan 1.479.249,54.-TL tutarındaki hesaplamanın davacının talebini tam olarak karşılar nitelikte bulunması, ek raporda takdire sunulan 1.092.649,24.-TL ve 1.099.775,87.-TL tutarındaki alternatif hesaplamaların ise Mahkememizce hükme esas alınmamış olması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı .... 19/06/2025 tarihli, .... Karar sayılı kaldırma kararı ile davacının anaparanın sahibi sıfatıyla nemayı da talep edebileceğinin ve aktif husumetinin bulunduğunun usuli müktesep hak hâlini almış olması gerekçesiyle yerinde olmadığı; davalı .... Bankasından "Mevduatta İlan Edilen Yıllık Faiz Oranları Bildirim Formu" ile bildirilen tabela faizi oranlarının istenilmediği ve bankaların kendi cevapları oranlarında hesaplama yapıldığı ile müzekkere cevaplarının birbirinden farklı vadelere ilişkin olduğu hususlarında sunulan itiraz beyanlarının, dosyaya .....'nin 07/09/2023 tarihli yazılarıyla üç kamu bankasının da kendi resmî kayıtlarına dayalı faiz oranlarını bildirmiş olması, bilirkişi tarafından kök raporun tablosunda her bir aylık dönem için üç bankanın oranlarının ayrı ayrı gösterilmiş ve bunlardan en yükseğinin esas alınmış olması, davalı bankanın kendi Mahkemeye bildirdiği oranların dahi bazı aylık dönemlerde hesaba fiilen uyguladığı oranların üzerinde bulunduğunun ek raporda tespit edilmiş olması ve davalı banka tarafından, tabela faizi oranlarının uygulanan oranlardan farklı olduğu yönündeki iddiayı destekler herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı ..... vekili tarafından, davalı bankanın hiç uygulamadığı bir faiz oranından sorumlu tutulamayacağı hususundaki itiraz beyanının, davalı bankanın kendi cevap dilekçesinde dahi, Mahkeme emanet hesaplarına uygulanacak faizin ölçütünün .... tarihli ve ..... sayılı yazıları uyarınca üç kamu bankasının bir aylık mevduata uygulanacak tabela faizi oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırma olduğunun kabul edilmiş olması ve zaten 26/02/2024 tarihli ek raporda, davalı bankanın kendi bildirdiği oranlar üzerinden yapılan alternatif hesaplamada dahi 1.099.775,87.-TL tutarında zarar bulunduğunun tespit edilmiş olması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı Türkiye .... vekili tarafından, davalı banka tarafından günlük TL mevduat faiz oranı uygulanmadığının bildirilmesine rağmen ek raporda günlük faiz hesabı yapıldığı ve 08/02/2017 tarihli müzekkerede aylık faiz işletilmesi gerektiği belirtildiğinden günlük faiz hesabının hatalı olduğu hususlarında sunulan itiraz beyanlarının, 26/02/2024 tarihli ek raporda dönemler itibariyle uygulanan günlük TL mevduat faiz oranlarının davalı bankanın kendi bildirimi esas alınarak tabloya işlenmiş olması, davalı bankanın yatırılan kira bedellerini 20/03/2019 tarihine kadar temdit tarihine dek vadesiz hesapta nemasız bekletmiş olması ve bir güven kurumu olan bankadan, kendisine tevdi edilen ve üçüncü kişiye ait olduğunu bildiği paranın temdit tarihine kadar dahi nemasız bırakılmamasının beklenmesi gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı ..... vekili tarafından, hesaplamalarda stopaj kesintilerinin dikkate alınmadığı hususundaki itiraz beyanının, kök raporda hem davacıya fiilen ödenen 11.223.051,05.-TL tutarın hem de ödenmesi gereken 12.695.173,96.-TL tutarın anapara ve net faiz olarak ifade edilmiş olması, kök raporun hesap tablosunda her bir dönem için brüt faiz, vergi oranı, vergi ve net faiz sütunlarının ayrı ayrı gösterilmiş olması ve dolayısıyla her iki tarafta da stopaj sonrası net tutarların karşılaştırılmış bulunması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı .....vekili tarafından, ek raporda davalı bankanın Mahkemeye sunduğu bir yıl ve daha uzun vadeli hesaplara uygulanan faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı hususundaki itiraz beyanının, anılan hesaplamanın Mahkememizce hükme esas alınmayan alternatif bir hesaplama olması, hükme esas alınan kök rapor hesaplamasında ise davalı bankanın Mahkemeye bildirdiği oranların yalnızca üç banka arasındaki kıyaslamada kullanılmış olması, davalı bankanın sorumlu tutulduğu oranın, her bir aylık dönem için üç kamu bankasının Mahkemeye bildirdiği mevduat faizi oranlarından en yükseği olması, davalı bankanın kendi bildirdiği oranın en yüksek oran olduğu dönemlerde ise davalı bankanın yalnızca kendi bildirdiği orandan sorumlu tutulmuş bulunması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı ..... vekili tarafından, itirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği hususundaki itiraz beyanının, kök rapor ve iki ek raporda tarafların itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmiş, hesaplamanın davalı bankanın kendi kayıtlarına dayalı hesap hareketleri üzerinden yapılmış ve Mahkememizce denetlenebilir nitelikte bulunmuş olması gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı .... vekili tarafından, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olduğu ve .... Bankasından bildirilen tabela faizi oranlarının istenilmediği hususundaki itiraz beyanının, davalı .... vekili tarafından, davalı Kurumun banka tarafından uygulanan faiz oranına müdahale imkânı bulunmadığından zarardan sorumlu tutulamayacağı ve davada taraf ehliyeti bulunmadığı hususlarında sunulan itiraz beyanlarının, davalı Kurumun dava konusu uyuşmazlıktaki işlevinin Mahkeme emanet paralarının yatırılacağı bankayı belirlemeye ilişkin olması ve zararın, üç kamu bankasının bir aylık mevduata uygulanacak tabela faizi oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırma yapılması gerektiğini bildiren davalı Kurum düzenlemesine aykırı davranan davalı bankanın fiilinden kaynaklanması gerekçeleriyle yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. iv. Mahkememizce Alınan Bilirkişi Raporlarının Nihai Değerlendirmesi : Mahkememizce; bilirkişi ... tarafından düzenlenen 06/10/2023 tarihli bilirkişi kök raporu, 04/12/2023 tarihli bilirkişi 1. ek raporu ve 26/02/2024 tarihli bilirkişi 2. ek raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; anılan raporlar kapsamında belirtilen verilerin, dosya kapsamındaki verilerle örtüşmekte olduğu, zira hesaplamaya esas alınan kira bedeli yatırma tarihleri ve tutarlarının davalı bankanın ....Şubesi tarafından gönderilen 22/06/2023 tarihli yazı ekindeki hesap hareketleri dökümlerinden, hesaba fiilen uygulanan faiz oranlarının aynı dökümlerdeki mevduat faiz tahakkuk kayıtlarından, karşılaştırmaya esas alınan diğer kamu bankası oranlarının ....'nin 07/09/2023 tarihli yazıları ekindeki cetvellerden, davalı bankanın kendi bildirdiği oranların ise davalı banka Genel Müdürlüğünün 22/06/2023 tarihli yazısı ekindeki cetvelden alındığı ve davacıya 10/01/2022 tarihinde ödenen 11.223.051,05.-TL tutarın dava dilekçesi, kaldırma kararı ve hesap hareketleri dökümüyle uyumlu bulunduğu; raporlar kapsamında dosyadaki (uyuşmazlığın çözümünde etkili) delillerin tamamının değerlendirildiği, nitekim .... sayılı Genelgesi ve .... 22/09/2017 tarihli yazılarına ilişkin taraf beyanlarının ayrı ayrı irdelendiği; raporların kendi içlerinde veya birbirleriyle çelişki barındırmadığı, kök raporda tespit edilen 1.472.122,91.-TL zarara 2. ek raporda 7.126,63.-TL günlük faiz kaybının eklenmesiyle ulaşılan 1.479.249,54.-TL tutarın, önceki tespitleri değiştiren değil tamamlayan nitelikte bulunduğu, 2. ek raporda ayrıca sunulan 1.092.649,24.-TL ve 1.099.775,87.-TL tutarlarının ise bir çelişki değil, davalı banka itirazının kabulü ihtimaline bağlı olarak takdire sunulmuş alternatif hesaplama olduğu; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu raporlar kapsamında dava konusu uyuşmazlık ve Mahkeme talimatları ile ilgili olarak yeterli inceleme bulunduğu ve değerlendirilmesi gerekirken değerlendirilmemiş bir husus bulunmadığı anlaşıldığından; söz konusu bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli oldukları kanaatine varılmıştır. b.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede, ikame olunan davanın; davacı ..... tarafından, davalılar.... Karar sayılı kaldırma kararı ile davalı ... yönelen davanın ticari nitelik taşımadığı ve dolayısıyla 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı hususunun usuli müktesep hak hâlini aldığı ve bu davalı yönünden arabuluculuk dava şartı noksanlığı bulunmadığı; davalı ..... yönünden aşağıda ayrıca değerlendirilen husumet hususu saklı kalmak üzere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı hususunda yapılan değerlendirmede; davanın açıldığı ve karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK.'nın 107/1. maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmünün yer aldığı; dava konusu alacağın, davacının ulaşamadığı ve yalnızca davalı bankanın kayıtlarında bulunan hesap ekstreleri ile üç kamu bankasının dönemsel faiz oranlarının karşılaştırılması suretiyle belirlenebilecek nitelikte olduğu; nitekim davacının hesap ekstrelerine ancak hak sahipliğine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra vâkıf olabildiği ve alacağın kesin miktarının, üç kamu bankasına yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ve akabinde alınan bilirkişi raporlarıyla belirlenebildiği dikkate alındığında; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında usule aykırılık bulunmadığı; dava dilekçesinin dava değeri bölümünde "1.000,00 TL (belirsiz alacak)" ibaresinin açıkça yer alması ile açıklamalar bölümünün 10. maddesinde "kesin miktarın bu aşamada belirlenmesi mümkün olmadığından dava belirsiz alacak olarak ikame edilmektedir" denilmiş bulunması dikkate alındığında, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının dilekçede açıkça belirtilmediğine ilişkin itirazın da yerinde olmadığı; aynı dilekçede yer alan "…zararın 2 milyon TL civarında olduğu tahmin edilmektedir." ifadesinin ise kesin bir miktar belirlemesi değil, dilekçenin kendi lafzıyla bir tahmin olduğu sonucuna varılmıştır. Islah hususunda yapılan değerlendirmede; davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK.'nın 107/2. maddesinde "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmünün ve aynı Kanun'un 177/2. maddesinde ise "Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir." hükmünün yer aldığı; Mahkememizce 30/01/2026 tarihli celsede davacı vekiline, 6100 Sayılı HMK.'nın 107/2. maddesi uyarınca dava değerinde yükselttiği miktarın ve güncel toplam dava değerinin Mahkememize yazılı olarak bildirilmesi ve dava değerinde oluşacak fark miktarının binde 68,31'inin 1/4'ü tutarındaki tamamlama harcının yatırılması hususunda, aksi hâlde davanın dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde belirtilen miktar üzerinden karara bağlanacağı ihtarıyla iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından 10/02/2026 tarihinde ıslah dilekçesi sunularak 25.244,81.-TL tamamlama harcının aynı tarihte yatırıldığı ve dilekçenin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmakla; davacı tarafından ıslah olarak adlandırılan işbu dilekçenin, 6100 Sayılı HMK.'nın 107/2. maddesi kapsamında talebin tam ve kesin olarak belirlenmesi niteliğinde bulunduğu ve kaldırma kararı sonrasında, tahkikat sona ermeden yapılan işbu talep artırımının usulüne uygun bulunduğu, davalı .... vekilinin 13/02/2026 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesine yönelik ileri sürdüğü belirsiz alacak davasına ilişkin itirazının ise yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı ..... görev itirazı hususunda yapılan değerlendirmede; dava konusu uyuşmazlığın, bir hâkimin fiil veya kararından kaynaklanan Devlet sorumluluğuna değil, tevdi mahalli olarak belirlenen bankada Mahkeme adına açılan hesaptaki paranın nemalandırılmasına ilişkin bulunduğu; nitekim kaldırma kararında da 6100 Sayılı HMK.'nın 355. maddesi uyarınca yapılan incelemede Mahkememizin görevli olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, anılan itiraza itibar edilmemiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan hususlar bakımından yapılan değerlendirmede; .... Karar sayılı kararı ile tevdi mahallinin kabulüne ve kira bedellerinin .... açılacak hesaba ödenmesine karar verildiği; aynı dosyadan 08/02/2017 tarihinde davalı bankaya yazılan müzekkere ile "… bankanız nezdinde açılan hesapla yatırılan miktarların bir aylık vadeli hesaba faiz işletilmesine karar verilmiş olup, bu konuda mahkememize bilgi verilmesi rica olunur." şeklinde talimat verildiği ve ...Karar sayılı ilamı ile tevdi hesabında biriken kira alacaklarının hak sahibinin davacı şirket olduğunun tespit edildiği hususlarının, davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde de aynen belirtilmiş olması nedeniyle davacı ile anılan davalı arasında uyuşmazlık konusu olmadığı; davalı ....vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise "Tevdi mahalli tayini kararının incelenmesinde de, tevdi hesabına ödenecek paranın vadeli hesaba yatırılması gerektiğine veya başka bir şekilde nemalandırılmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı" beyan edilmek suretiyle yalnızca ....arafından tevdi mahalli tayini kararı verilmiş olduğu hususunun kabul edildiği ve bunun dışında davacı ile anılan davalı arasında uyuşmazlık dışı sayılabilecek başkaca bir husus bulunmadığı anlaşılmıştır. Tevdi mahalli hesabındaki paranın hukuki niteliği hususunda yapılan değerlendirmede; tevdi mahalli hesabının, tevdi kararını veren Mahkeme adına açılmış olmasının, bu hesapta biriken paranın mülkiyetinin Mahkemeye ya da Hazineye geçtiği anlamına gelmediği; tevdi edilen paranın, ihtilaf sonuçlanıncaya kadar hak sahibi adına muhafaza edildiği ve ihtilafın sonuçlanmasıyla birlikte hak sahibine ödendiği; nitekim .... kaldırma kararında da, tevdi edilen paranın hak sahibinin davacı olduğunun kesinleşmiş ilamla sabit bulunması nedeniyle "ilgili paranın ve nemalarının tahsilinin talep etme hakkının davacıya ait olduğu" ve "davacının ana paranın sahibi olarak nemasını da talep edebileceği" hususlarının açıkça belirtildiği; buna göre tevdi mahalli hesabına uygulanan faizin eksikliğinden doğan zarara katlanan kişinin, paranın maliki olan davacı şirket olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı bankanın sorumluluğunun hukuki dayanağı hususunda yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.", 50/1. maddesinde "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.", 114/1. maddesinde "Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir." ve 114/2. maddesinde "Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır." hükümlerinin yer aldığı; uzmanlığı gerektiren ve ancak yetkili makamların izniyle yürütülebilen bankacılık faaliyetini icra eden davalı bankanın, kendisine Mahkeme talimatıyla tevdi edilen ve üçüncü kişiye ait olduğunu bildiği paralar yönünden gösterilmesi gereken özenin, işin özel niteliği gereği ağırlaştırılmış bir özen olduğu; davalı bankanın, davacı ile arasında akdi ilişki bulunmadığı yönündeki beyanının, tevdi mahalli hesabının niteliği ve kaldırma kararı ile usuli müktesep hak hâlini almış tespitler dikkate alındığında esasa müessir nitelikte olmadığı, zira davalı bankanın, hesaba yatırılan paranın Mahkemeye değil ihtilafta haklı çıkacak üçüncü kişiye ait olduğunu bilerek işlem yaptığı; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünün yer aldığı; tevdi mahalli olarak tayin edilmiş olmanın sağladığı ve rekabete kapalı bulunan konumdan yararlanılarak, paranın malikinin faiz oranına müdahale imkânının bulunmadığı bir ortamda, bazı aylık dönemlerde kendi bildirdiği oranların dahi altında faiz uygulanmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı ve hukuka aykırı olduğu; davalı bankanın, T.C. Merkez Bankasının 2020/3 sayılı Tebliği uyarınca bankaların mevduata uygulayacakları faiz oranlarını serbestçe belirleyebildiği yönündeki beyanının ise, anılan serbestinin, davalı bankanın bizzat kendi cevap dilekçesinde kabul ettiği üzere üç kamu bankasının bir aylık mevduata uygulanacak tabela faizi oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırma yapılması gerektiği yönündeki ölçütü ortadan kaldırmaması ve davalı bankanın bazı aylık dönemlerde kendi bildirdiği oranların dahi altında faiz uygulamasını haklı kılmaması nedeniyle esasa müessir nitelikte olmadığı; kaldı ki davacı şirketin, .... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hesaptaki paraların nemalandırılmasını açıkça ihtar etmiş olmasına rağmen davalı bankanın, bilirkişi kök raporunun hesap tablosunda gösterildiği üzere, üç kamu bankası arasında tespit edilen en yüksek mevduat faizi oranının altında faiz uygulamasını hesabın kapatıldığı 10/01/2022 tarihine kadar sürdürdüğü sonucuna varılmıştır. Davalı bankanın kusuru hususunda yapılan değerlendirmede; dosya kapsamındaki hesap hareketleri dökümleri ve bilirkişi raporlarına göre davalı bankanın, .... Hukuk Mahkemesinin 08/02/2017 tarihli açık talimatına rağmen vadeli hesap açılışını ancak 27/02/2017 tarihinde yaptığı; bu tarihten sonra hesaba yatan kira bedellerini her ay vadeli mevduata eklemediği ve 20/03/2019 tarihine kadar bu uygulamayı sürdürerek yeni yatan tutarları temdit tarihine kadar nemasız bıraktığı; ayrıca vadeli hesaba uyguladığı faiz oranlarının, her bir aylık dönemde üç kamu bankası arasında tespit edilen en yüksek mevduat faizi oranının altında kaldığı ve bazı aylık dönemlerde bizzat kendisinin Mahkemeye bildirdiği faiz oranlarının dahi altında bulunduğu; nitekim bilirkişi kök raporunda gösterilen tabloda, davalı bankanın uyguladığı faiz oranının 08/02/2017 tarihinden 07/11/2018 tarihine kadar %5,50 seviyesinde sabit tutulduğu, aynı dönemlerde üç kamu bankası arasında tespit edilen en yüksek mevduat faizi oranının ise %11,65 ile %28,75 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bu tespitler dikkate alındığında; davalı bankanın, kendisine tevdi edilen para yönünden 6098 Sayılı TBK.'nın 114/1. maddesi anlamında kusurlu davrandığı ve 49/1. maddesi anlamında hukuka aykırı bir fiille davacıyı zarara uğrattığı sonucuna varılmıştır. Zararın miktarı hususunda yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı TBK.'nın 50/1. maddesi uyarınca zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu; dosya kapsamında alınan bilirkişi kök raporu ile 2. ek raporunda, tevdi mahalli hesabına Mahkeme talimatı ve üç kamu bankasının her bir aylık dönem için bildirdiği en yüksek mevduat faizi oranları uyarınca uygulanması gereken faiz ile fiilen uygulanan faiz arasındaki farkın, temdit tarihine kadar nemasız bırakılan tutarlara ilişkin 7.126,63.-TL günlük faiz kaybı dâhil olmak üzere 1.479.249,54.-TL olduğunun tespit edildiği; anılan raporların, yukarıda açıklandığı üzere hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli oldukları kanaatine varıldığından hükme esas alındığı; davacı vekili tarafından sunulan 10/02/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile müddeabihin yalnızca davalı ..... yönünden 1.479.249,54.-TL'ye yükseltilmiş olması dikkate alındığında, 6100 Sayılı HMK.'nın 26/1. maddesinde belirtilen "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü uyarınca anılan tutar üzerinden hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Faiz hususunda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde avans faizi talep edildiği; 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/2. maddesinde ".... ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir." hükmünün yer aldığı; davacı ile davalı banka arasındaki uyuşmazlığın, 6102 Sayılı TTK.'nın 4/1-f maddesi uyarınca bankalara ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan mutlak ticari dava niteliğinde bulunması nedeniyle avans faizi talebinin yerinde olduğu; faiz başlangıcı yönünden ise, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü "tevdii mahalli hesabının açıldığı tarih" itibariyle henüz herhangi bir zararın doğmamış olduğu, nemalandırma eksikliğinden doğan zararın hesabın işletildiği dönem boyunca ay ay oluştuğu ve ancak hesabın kapatılıp davacıya eksik ödeme yapıldığı 10/01/2022 tarihinde nihai olarak belirlenebilir hâle geldiği, zararın miktarının ise ancak yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarıyla belirlenebildiği dikkate alındığında; talep edilen faiz başlangıç tarihi itibariyle davalı banka yönünden temerrüt koşullarının oluşmamış olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK.'nın 26/1. maddesindeki "Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü uyarınca faizin, talep edilen tarihten değil, dava tarihi olan 20/12/2022 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı.... sorumluluğu hususunda yapılan değerlendirmede; anılan davalının dava konusu uyuşmazlıktaki işlevinin, .... sayılı Genelgesi kapsamında Mahkeme emanet paralarının yatırılacağı bankayı belirlemeye ilişkin olduğu; bununla birlikte, davalı .... sayılı yazılarıyla, hesapların üç kamu bankasının bir aylık mevduata uygulanacak tabela faizi oranlarından en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi gerektiğinin bildirilmiş olduğu; dolayısıyla davalı Kurumun, hak sahiplerinin zarara uğramasını engellemeye yönelik düzenleyici işlemi tesis ettiği ve zararın, bu düzenlemeye aykırı davranan davalı bankanın fiilinden kaynaklandığı; 6098 Sayılı TBK.'nın 49/1. maddesi uyarınca tazmin yükümlülüğünün, kusurlu ve hukuka aykırı fiili işleyen kişiye ait olduğu; davalı Kurumun ne bankanın uyguladığı faiz oranını belirleme ne de bu orana müdahale etme yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından, anılan davalıya husumet yöneltilemeyeceği ve bu davalıya yönelik davanın taraf ehliyeti (husumet) yokluğu nedeniyle reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Anılan gerekçeler doğrultusunda; davanın kısmen kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın KISMEN KABULÜNE, a) Davalı .... Bakanlığına yönelik açılan davanın taraf ehliyeti (husumet) yokluğu nedeniyle REDDİNE, b) Davalı .....'ya yönelik açılan davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda 1.479.249,54.-TL'nin; dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ....tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 2) Yargılama Harçları : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 101.047,54.-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılmış bulunan 80,70.-TL peşin harç ve 25.244,81.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 25.325,51.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 75.722,03.-TL harcın; davalı taraftan (.....) tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 80,70.-TL peşin harç, 25.244,81.-TL ıslah harcı, 80,70.-TL başvurma harcı ve 11,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 25.417,71.-TL harcın; davalı taraftan (.....) tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, c) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL istinaf karar harcının;.... Dairesinin 19/06/2025 tarihli, .... Karar sayılı kaldırma kararının 4 numaralı bendi uyarınca, talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 2.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 705,50.-TL posta ve tebligat gideri ile 1.169,40.-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.374,90.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan (... ....) tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan (.....) tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflar tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 1.479.249,54.-TL üzerinden) takdir edilen 225.094,94.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan (.... yönünden açılan davanın taraf ehliyeti (husumet) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve anılan davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca reddedilen 1.000,00.-TL üzerinden hesaplanan 160,00.-TL vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile anılan davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekili ve davalı ..... Vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 22/05/2026

Katip 252956 Hâkim .... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/580, K. 2026/424, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-580-e-2026-424-k-7d6e45430232