İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/498 E. 2026/174 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/498
Karar No
2026/174
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/498 Esas - 2026/174

Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/498 Esas KARAR NO : 2026/174

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2025 KARAR TARİHİ : 25/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/18110 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafın borca itirazı ile takip durmuş, bunun üzerine itirazın iptali ve uyuşmazlığın müzakere yoluyla çözümü amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşması mümkün olmadığından işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuş olduğunu, davalı borçlu müvekkilinden satın almış olduğu ürün bedellerini ödememiş, kendisi ile yapılan sözlü görüşmeler sonuçsuz kalmış olduğundan alacağın tahsili için icra takibi başlatma zorunluluğu doğmuş olduğunu, müvekkili şirkete ve davalı şirkete ait ticari kayıtlar incelendiğinde görüleceği üzere davalının müvekkil ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödenmemiş fatura bedellerinin tahsili için davaya dayanak icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisi arasındaki whatsapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere davalı borcu kabul etmekte olmasına rağmen icraen tahsil işlemlerini geciktirmek amacıyla icra takibine itiraz etmiş olduğunu, davanın kabulüne, davalının ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/18110 sayılı icra dosyası ile başlatılan takipte borca yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edip takibin durmasına neden olduğundan, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dosya bilirkişiye tevdi olunmuş bilirkişi raporunda: Dosya içeriğinde taraflar arasında yazılı olarak kurulmuş bir sözleşme ve yine yazılı olarak kurulmuş cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, dosya içeriğinde bulunan Whatsapp yazışmalarından ve davacı tarafından düzenlenen faturadan hareketle taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davacı vekili tarafından ... 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2025/18110 E sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılmış olup, dosya kapsamında 14.03.2025 tarihinde düzenlenmiş olan Ödeme Emrine göre 93.709,45 TL asıl alacak üzerinden takip başlatılmış olduğu, davalı vekili ... 1. Genel İcra Müdürlüğü’ne hitaben kaleme aldığı bila tarihli yazısında, takibe, miktara, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, devamla; müvekkilinin takibe konu faturadan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine alacağının bulunduğu beyanla takibin durdurulması talebine binaen icra takibi durmuş olduğu, davacı şirket ticari defterlerinin tasdik işlemleri raporun önceki bölümünde gösterilmiş olduğu üzere yasada belirlenen usul ve esaslara uygun olarak süresinde yaptırılmış olduğu, davalı tarafından dosyaya sahibi bulunduğu ticari defterlerin sunulmamış olması, ticari defterlerin bulunduğu yerin adresi ve irtibat kurulacak kişiye ait iletişim bilgilerinin de beyan edilmemesi nedeniyle davalı taraf ticari defter kayıtları üzerinde inceleme ve tespit yapılamadığı, gerek taraflar arsında vaki mesajlaşmalar, gerek davalı şirketin bağlı bulunduğu Vergi Dairesi Kayıtları ve gerekse davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketin 14.03.2025 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 93.709,44 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davacı taraf, davalı tarafın cari hesap alacaklarının ödenmediğini iddia etmektedir. Davacı defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil vasfı taşıyan davacı yasal defter kayıtlarına göre davacının davalıya konaklama hizmeti verdiği bedeli faturalandırdığı, davalının bir kısım ödeme yaptığı, davacının davalıdan takip miktarınca alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Davalının usulüne uygun olarak defterlerini ibraz emri tebliğine rağmen defterlerini ibraz etmediğinden incelemesi yapılamamıştır. Taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davalının icra takip talebine fatura bedellerini ödemediği davacı defterlerinden anlaşılmaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 13.06.2017 tarih 2016/2310 E ve 2017/2537 K sayılı ilamında ticari defterlerin sunulmaması hususunu şu saptamalarla değerlendirmiştir ; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.06.2017 tarih 2016/9523 E ve 2017/5233 K sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 24.01.2018 tarih 2016/6668 E ve 2018/635 K sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08.01.2018 tarih 2016/12814 E ve 2018/50 K sayılı ilamı) Somut olaya gelince, davalının BA formlarında 78.091,19 TL'lik alışın yer aldığı, davacının defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz emrine rağmen ibraz etmediği görülmüştür. Yukarıda Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ilamında ayrıntılı izahı yapılmış olduğu üzere tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan davalı, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, davacı defterindeki kayıtlara uygunluğu mahkememizce kabul edildiğinden bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere 93.709,44 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle davacının davaya konu alacağı sabit görüldüğünden davanın kabulüne, itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-DAVANIN KABULÜ İLE, -Davalının ... ... .... .... sayılı dosyasındaki ödeme emrine itirazının iptali ile takibin devamına -Hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında 18.741,89 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 6.401,29 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 5.785,89 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 550,00 TL posta masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti toplamı olan 6.165,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/498, K. 2026/174, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-498-e-2026-174-k-c91f2adcff00