İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/457 E. 2026/19 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/457
- Karar No
- 2026/19
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/457 Esas - 2026/19 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/457 Esas KARAR NO : 2026/19
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin müteahhit olup inşaat işleriyle uğraşmakta olduğunu, Davalı ... ...'ın, müvekkilinin inşaat işlerini devam ettirebilmesi için gerekli malzemeleri temin ettiği kişi olduğunu, taraflar aralarında birtakım inşaat malzemelerinin teslimi hususunda anlaşıldığını, müvekkilinin düzenleme tarihleri ve bedelleri aynı olan 13.11.2024 tarihli, 100.000,00 TL olan, ödeme günlerinin 20.12.2024,-20.01.2025,- 30.02.2025, - 30.03.2025 olduğunu, çeklerin ödeme tarihi ve bedelinin ise, 31.06.2025 tarihli 0173222 Seri nolu 100.000,00 TL , 31.07.2025 tarihli 0173223 Seri nolu 100.000,00 TL, 31.08.2025 tarihli 0173224 Seri nolu 200.000,00 TL olduğunu, çekler yönünden müvekkilinin ciranta konumunda olduğunu, senet ve çeklerin malzeme karşılığında verildiğini, malzeme teslim edilirse, müvekkilinin bedeli ödediğini, bedel ödediğinde ise davalı tarafın elindeki çek ve senetlerin iptal edildiğine ilişkin fotoğraf attığını, ticari ilişkilerinin bu şekilde devam ettiğini, davalıdan alınacak malzemeye karşılık müvekkilinin 18.11.2024 tarihli 100.000,00 TL bedelli senet teslim ettiğini, malzemeyi teslim alması ve akabinde banka üzerinden senet üzerindeki bedeli yollaması üzerine senedin iptal edildiğine ilişkin fotoğrafı müvekkiline yollandığını, anlaşmanın davalı ... ...'ın malzemeleri teslim etmemesi sebebiyle bozulduğunu, ancak davalının senetlerin karşılığı olan malzemeleri müvekkiline teslim etmemesine rağmen malzemelerin karşılığı olan senetleri görünürde inandırıcı kılabilmek amacıyla muvazaalı bir şekilde diğer davalılara ciro ettiğini, bu halde ilgili senetlerin icra takibine konulduğunu, senetlerin lehtarının davalı ... ..., cirantası ... .... .... olduğunu, davalılar arasında muvazaa ilişkisi bulunmakta olduğunu, davalı ... ...'ın, müvekkilinden haksızca anlaşmalarına aykırı bir şekilde kendi edimini yerine getirmemesine rağmen, senet bedellerinin güvenli bir şekilde müvekkilinden icra yoluyla alabilmek amacıyla bu şekilde senetleri ciro ettiğini, davalıların danışıklı işlem yaptıklarını belirterek mahkemece belirlenecek teminat karşılığında ... 8. Genel İcra Dairesine müzekkere yazılarak 2025/14985 E. Sayılı dosyası, ... 8. Genel İcra Dairesine müzekkere yazılarak 2025/24842 E. Sayılı dosyası ve ... 2. Genel İcra Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 2025/4980 E. Sayılı dosyası için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ve ihtiyati tedbir kararı doğrultusudna işbu icra dosyaları kapsamında yapılan hacizlerin ve yakalamaların, mahkememiz dosyası görülüp kesinleşene kadar kaldırılmasına, 31.06.2025 tarihli 0173222 Seri nolu 100.000,00 TL , 31.07.2025 tarihli 0173223 Seri nolu 100.000,00 TL, 31.08.2025 tarihli 0173224 Seri nolu 200.000,00 TL bedelli çekler yönünden de ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tarafa elden teslim etmiş oldukları söz konusu çek ve senetlerin bedelsiz kaldığının tespiti ile borçlu olmadığımızın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Mehmet Yakup Gider vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın davacı tarafça müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kıymetli evraklardan yalnızca 13/11/2024 düzenlenme, 20/12/2024 vade tarihli senette müvekkilinin ciranta olarak bulunmamakta olduğunu, diğer 6 adet kıymetli evrakta ise müvekkilinin lehtar, ciranta, keşideci, hamil sıfatları bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kıymetli evraklar yönünden huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, davacı yanın müvekkilinin diğer davalılar ile muvazaa ilişkisi olduğu yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davalarında ispat yükünün davacı borçluda olduğunu, kambiyo senedinin yaratmış olduğu hukuki güven nedeniyle borçlu olmadığını istisnai durumlar dışında senetle ispatlamakla yükümlü olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İbrahim Gürer vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar ... ve ... İnşaat Taahhüt Elektrik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nın müteselsil borçlu olduğu senetler düzenlenerek diğer davalıya verildiğini, daha sonra dava konusu işbu senetlerin ciro silsilesi ile müvekkiline devredildiğini, bu cironun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tüm geçerlilik şartlarını içermekte olduğunu, ciro silsilesinin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, hukuken ciro ve teslim ile işbu senetlerden doğan tüm hakların müvekkiline devredildiğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılan davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, satım sözleşmesi kapsamında davalıya teslime edilen avans çeklerinin ve senetlerin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davaya konu senet ve çeklerin; satım sözleşmesi kapsamında avans olarak keşide edilen çeklerin ve senetlerin davalıya teslim ettiği davalının mal tesliminin kısmen gerçekleştirildiği, ancak dava konusu yapılan senet ve çekler nedeniyle mal tesliminin yapılmadığı beyanı ile davaya konu senet ve çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar ise davanın reddini savunmuştur. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesinde tanımı yapılan satış sözleşmesine ilişkin Madde aynen;“Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.” açıklamalarını içermektedir. Bu madde hükmüne göre; aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O hâlde meselâ alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğini veya çekin mal tesliminin temini için verildiğini iddia eden menfi tespit davacısı, aslın hilafını iddia edildiğinden (ettiğinden) bu iddiasını ispat yükü altındadır. Bilindiği gibi, kural olarak senet ve çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı tarafça; senetlerin ve çeklerin satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verildiği, mal tesliminin yapılmaması nedeni ile çeklerin bedelsiz kaldığı, davalı ... ... tarafından davacıya mal teslim edilmemesine rağmen senet ve çeklerin iade edilmeyerek, diğer davalılara kötüniyetli olarak ciro edildiğini ileri sürülmüş; davalı ... ... tarafından davaya cevap verilmemiş, diğer davalılarca ise kötüniyetli olmadıkları ileri sürülmüştür. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla teminat olarak verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Davacı yanca senet ve çeklerin avans olarak düzenlendiği ve bedelsiz kaldığı iddiasını ve diğer davalıların kötüniyetli olduklarını yargılama sırasında usulüne uygun delillerle kanıtlayamamıştır. Her ne kadar davalının soruşturma dosyalarının celbi talep edilmiş ise de; dava konusu senet ve çekler nedeniyle yapılan bir soruşturma bulunmadığından bu delil toplanmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. 26/11/2025 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararı gereğince davacıya yemin hakkı hatırlatılmış, davacı tarafça süresi içinde yemin metni sunulmamıştır. Bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davacı ... tarafından kendisinin kefil olmadığı, ad ve soyadının sonradan doldurulduğuna yönelik yapılan incelemede; bononun düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 776/(1)-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK'nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 677. maddesi gereğince, şirketi temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701ve 702/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir. Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (HGK.nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı) Öte yandan bononun kambiyo senedi vasfı taşıyabilmesi için TTK'nun 776/1-9. maddeleri uyarınca düzenleyenin imzasının bulunması yeterli olup, bu imzanın düzenleyen şirket unvanı ya da kaşesi üzerine atılması gerekmez. Düzenleyenin imzasının bononun alt kısmında ve metni kapsar biçimde olması kafidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2016 tarih, 2014/12-1091 Esas, 2016/847 Karar, ... .... .... Karar, ... Esas, 2016/956 Karar) Davacı ...'nın davacı şirketin yetkilisi olduğu ve dava konusu senet metninde davacının iki tane imzasının bulunduğu, bu imzaların davacıya ait olduğu hususu tarafların kabulündedir. Bu haliyle anılan imzalardan bir tanesinin şirket adına atılı olduğu, diğer imza nedeniyle davacının şahsi sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm bu sebeplerle davanın reddine karar karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 13.662,00 TL harç peşin harçtan alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 12.930,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 126.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara 1/3 oranında verilmesine, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.700,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı Mehmet ve İbrahim vekillerinin yüzlerine karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2026