İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/434 E. 2026/93 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/434
- Karar No
- 2026/93
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/434 Esas - 2026/93
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/434 Esas KARAR NO : 2026/93
.... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 15/02/2023 KARAR TARİHİ : 06/02/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 06/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04.09.2015 tarihinde ....sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın seyir halinde iken karışmış olduğu tek taraflı ve tam kusurlu trafik kazası sonucunda müteveffa ...vefat ettiği, müvekkilleri desteğinden yoksun kaldığı, bu kazanın tek taraflı ve tam kusurlu olarak meydana gelen bir kaza olduğu, müteveffanın tam kusuru bulunduğunu, dosyaya sunulan savcılık tutanakları, olay yeri tespit tutanağı ve ifade tutanakları dikkate alındığında meydana gelen tek taraflı kazada müteveffanın tam kusurlu olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde belli olduğundan dosyanın ayrıca kusur bilirkişisine gönderilmesine gerek bulunmadığını düşündüklerini, müteveffanın gelirinin asgari ücret olduğu, bu kıstasa göre aktüer hesaplaması yapılması gerektiği, müvekkil .... müteveffanın eşi olduğu, kaza tarihinde ... yaşında olduğunu, Müvekkili ...ise müteveffanın kızı olduğu, kaza tarihinde 12 yaşında olduğu,...... kararı ile, ‘Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil de destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile dava açtıklarını, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını, dolayısıyla kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğini, 2918 Sayılı KTK ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın sigortacısı davalı sigorta şirketi işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve sürücünün kusurlu, destekten yoksun kalanların ise üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu ve davacıların davalıdan tazminat isteyebilecekleri oybirliği ile kabul edilmiştir.’ denildiğini, .... sayılı ilamına göre aynen, ‘…kazanın meydana geldiği yerin (tarlanın) karayolu ile bağlantısı bulunmaktadır. Bu sebeple kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan bir yerdir’ demek suretiyle tarlada meydana gelen bir traktör kazası olsa bile bunun bir trafik kazası kabul edilmesi gerektiğinin altı çizildiğini, dava konusu olay ile alakalı daha önce tahkim yargılaması yapıldığını, İtiraz ....Heyeti tarafından dosya tekemmül ettirilerek keşif yapılması gerekçesiyle başvurudan el çekilmesine karar verildiğini, dava öncesinde sigorta şirketine karşı ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapıldığı ve .... Arabuluculuk numarası ile işlem gören dosyada anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, söz konusu tutanakların dilekçe ekinde sunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları ve munzam zarardan kaynaklanan hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı .... şimdilik 10.000 TL, .... için şimdilik 10.000 TL olmak üzere toplamda şimdilik 20.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sonucunda talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı poliçe kapsamı dışında olduğunu, somut olayda hem KTK hem de genel şartlar uyarınca sigortalı sürücünün tam kusuru ile meydana gelen kazalardan müvekkil şirketin sorumluluğu söz konusu olmadığını, Genel Şartlarda "sigortanın kapsamı" başlığı altında düzenlenen A.3 maddesi göre müvekkil şirket sigortalı araç sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu olduğunu, Bu sebeple dava konusu kaza müteveffanın %100 kusuru ile meydana gelmiş olduğu, davacıların talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı Zorunlu Mali Sorumluluk poliçesi kapsamı dışında olduğunu, Yargıtay'ın son içtihatı gereğince eski tarihli kazalarda da sigorta şirketlerinin sorumlu olmadığı yönünde karar verildiğini, (....sayılı ilamı), davaya konu kaza karayolu dışında meydana geldiğini, kolluk kuvvetlerince olay yeri inceleme raporu, kolluk ifadeleri ve dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği yer tarla olduğunu, yani özel mülk olduğu ve karayolu olmadığını, müvekkil şirketin de 2918 sayılı KTK madde 2’de tahdidi olarak sayılan yerlerde meydana gelen kazalarda zarar gören üçüncü kişilerin zararını poliçe ile teminat altına alındığını, işbu davaya konu kaza 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunu'nun ikinci maddesinde sayılan karayolu tanımı içine girmeyen iş yeri sahasında meydana geldiği, KTK madde 85 gereğince müvekkil şirketin davacıların zararlarından dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 2918 sayılı KTK’nun 2. maddesinde uygulama alanı açıkça belirlendiğini, kanun’un 3. maddesinde de karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık yerler olarak tanımlandığını, yine, kanunun 1. maddesinde, amaç olarak, karayollarında can ve mal güvenliğinin sağlanması belirlendiği, bu itibarla, Kanunun bu hükümlerinde belirlenen karayolu veya karayolu olarak değerlendirilen yerlerde bu kanun hükümleri uygulanacağını, buna göre, bu kanun ile getirilen işletenin hukuki sorumluluğu da karayolu veya karayolu olarak değerlendirilebilecek yerlerde söz konusu olacak, bu mahaller dışında kişilerin genel hükümlere göre söz konusu olan hukuki sorumluluğu ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulacağını, bir yerin karayolu sayılıp sayılmamasının önemine değinildiğinde, trafik sigortasından yararlanabilmenin bir şartı da kazanın karayolunda gerçekleşmiş olduğunu, diğer bir ifadeyle bir kaza karayolu ya da karayolu niteliğini haiz bir yerde gerçekleşmemiş ise kusurlu aracın sigortacı o kazadan sorumlu olmayacağını, bu durumda sadece kazadan sorumlu olan kişiler, Borçlar Kanunu’nda yer alan genel hükümlere göre sorumlu olacağını, bu itibarla, huzurdaki davada öncelikle dosya kapsamına göre, meydana gelen hasarın, kanunun bu hükmü kapsamında karayolu veya karayolu olarak değerlendirilen bir mahalde gerçekleşip gerçekleşmediğinin uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme ile tespit edilmesi gerektiğini, huzurdaki davada somut gerçeğe dayanılarak hakkaniyete uygun karar verilebilmesi için işbu davaya konu kazanın ceza soruşturmasının yürütüldüğü ilgili dosyanın celbini talep ettiklerini, Meydana gelen kaza iş kazası olduğundan ..... tarafından davacı yana ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmesi gerektiği, davaya konu kaza, davacıların desteğinin çalıştığı tarlada çalışırken meydana geldiğini, bu durum ceza dosyasıyla da sabit olduğunu, genel kabul gören görüşe ve yasaya göre iş saatleri içinde gerçekleşen bir kaza iş kazası sayılması gerektiği, bu davada ....’ya müzekkere yazılarak bu kaza için herhangi bir başvurunun ve ödemenin yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, eğer bir ödeme yapılmışsa bu miktar hükmedilecek tazminattan tenzil edilmeli, yapılmamışsa da davacılara ....’ya başvuru yapmaları ve netice için mehil verilmesi gerektiği, 5510 sayılı kanunun İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu başlıklı 21. Maddesi şu şekilde olduğu "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” Bu maddeden de anlaşılabileceği gibi, iş kazası sebebiyle açılan maddi tazminat davaları davacıların ...gelirleri ile karşılanmadığı (bakiye) maddi zararlarının tazmini ilkesine dayandığını, muhtemel ...rücu davası sonucunda oluşabilecek mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenebilmesi için, iş kanunu kapsamında...’ya başvuru yapılıp/yapılmadığı tespit edilmesini, şayet başvuru yapılmamış veya başvuru sonucu herhangi bir ödeme yapılmamış/gelir bağlanmamışsa davacılara...’ya başvurarak gelir bağlanması hususunda mehil verilmesini, şayet bağlanmış ise bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin ve ödenen diğer tazminatların ilgili ...müdürlüğünden tespit edilmesi gerektiğini, yine bu yönde Yargıtay’ın da istikrar kazanmış birçok kararı bulunduğunu, yüksek Mahkeme .... tarafından bir araştırma yapılmadığı ya da yapılıp...’ya bir başvurunun olmadığının anlaşıldığı hallerde, araştırma yapılmaması veya...’ya başvuru için mehil verilmemesini kararı bozma nedeni sayılacağını, İzah olunan bu sebeplerle; mahkememiz tarafından...’ya yazılacak bir müzekkere ile davacıların malum kazaya ilişkin bir ödeme yapılması için başvuru yapıp yapmadıkları, yaptılarsa ...tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmasını, başvuru yapılmadıysa davacı yan...’ya başvuru yapmaları için mehil verilmesini talep ettiklerini, Anılan nedenlerle,....’ ya müzekkere yazılarak; Davacılara ölüm geliri bağlanıp bağlanmadığının, bağlandı ise bu kişilere ne miktarda ödeme yapıldığının ve maaş bağlama tarihi itibariyle peşin sermaye değerinin ne olduğunun, maaş bağlanmadı ise davacının müracaatı halinde maaş almaya hak kazanıp kazanmadıklarının sorulması gerektiğini, Müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limiti dâhilinde olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen .... poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde azami 290.000,00-TL ile sınırlı olduğu, Teminat limitini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, bilindiği üzere kaza sonucu yaralanma/ölüm söz konusu olduğu takdirde, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında geçici/kalıcı maluliyet tazminatı ödeyebileceğini, sonuç olarak, maddi tazminat için geçerli olan teminat her halükârda verilecek bir teminat olmayıp yukarıda belirtilen incelemeler sonucunda ortaya çıkacak ve verilecek bir tazminat olduğunu, Müteveffanın güncel nüfus kayıt örneğinin dosya münderacatına kazandırılarak, davacılardan başka, hak sahibi olup olmadığının tespiti gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın davacıdan başka destekten yoksun kalanı olup olmadığının tespiti ile gerçek zararın tespiti bakımından müteveffanın anne, baba, eş ve çocuğunun dahil olduğu nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılmasını talep ettiklerini, ölenin anne ve babası hayatta olduğunu, Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde bir değerlendirme yapılabilmesi için; Öncelikle tüm delillerin toplanmasını takiben yukarıda açıklanan hususların da değerlendirilerek dosyanın kusur tespiti için adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi’ne gönderilmesini, müteveffanın davacılara olan destek pay oranlarının tespiti açısından ölenin anne-babasının da dahil olduğu güncel nüfus kaydının celbine, sağlıklı ve gerçekçi bir tazminat hesaplaması yapılabilmesi için de “destekten yoksun kalma tazminatı”na ilişkin talebin değerlendirilmesi amacıyla aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi’nin görevlendirilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebilineceğini, konu dosyada davacılar tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletmiş ise de; işbu talepleri haksız olduklarını, müvekkil şirketin temerrüt tarihi dava tarihi olduğunu, ayrıca traktörler için hangi amaçla kullanıldığına bakılmaksızın yasal faize hükmedildiğini, bu sebeple asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebilineceğini, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Davacı vekilince açılan dava ile; davacılar murisinin kendi kusuru ile gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğinin kabulü ve beyanı ile aracın ....sigortacısı olan davalı aleyhine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce 29.03.2024 tarih ve .... sayılı karar ile davanın reddine dair karar verilmiş olup karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılması üzerine ..... Sayılı karar ile davacı .... yönünden açılan davanın yetkisiz vekil tarafından açıldığı ve davacı tarafından yetkisiz vekilce yapılan yargısal işlemlere muvafakat edilmediği belirtilerek davacı ...yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, diğer davacı .... yönünden açılan dava hakkında ise ... Genel Şartlarının 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin ise 20/01/2015-20/01/2016 tarihleri arasında geçerli olduğu, buna göre dava konusu olayda davalı tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 20.01.2015 tarihinde düzenlendiğinden, poliçenin düzenleme tarihinden sonra 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartların uygulanmasının mümkün görülmediği, davalının sorumluluğunun kapsamının Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunun haksız fiile ilişkin hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiği, bu durumda da davacıların talebinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde görülmediği, ayrıca somut olayda, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin, orman yoluna yakın mesafede tomruk taşıma alanı olduğu, burada bulunan tomrukların traktöre yüklenerek taşındığı, dolayısıyla orman yolu ve karayolu ile bağlantısının bulunduğu, 2918 sayılı KTK'nun 2. maddesi gereğince, kazanın meydana geldiği yerin karayolu bağlantısı olduğundan karayolu sayılan yerlerden olduğu, bu nedenle, davacıların zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu anlaşıldığından aksi yönde gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, bu durumda mahkemece davanın esasına girilerek taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkememize gönderilmesine dair karar verildiği, dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu, yargılama sırasında davacı .... yönünden açılan davanın işbu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının yapıldığı ve 03/11/2025 tarih ve .... K sayılı karar ile HMK'nın 77/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Bozma sonrası dosyaya kazandırılan 03.01.2026 tarihli Aktüer bilirkişi raporunda; 07.09.2015 tarihinde .... ile sigortalı .... plakalı traktörün tek taraflı olarak kazaya karışması neticesinde davacıların desteği sürücü ...'ın vefat ettiği, .... plakalı aracın davalı sigorta şirketine .... poliçe numarası ile .... kapsamıda 20.01.2015 - 20.01.2016 tarihlerinde sigortalı olduğu, kaza tarihi itibari ile vefat - sakatlanma klozunun 290.000,00 TL olduğu, TRH 2010 yaşam tablosu, % 10 artırım % 10 iskonto (progresif rant) yöntemi, Ocak 2026 asgari ücreti, evlenme ihtimali gözetilerek yapılan hesaplama sonucu, davacı eşin destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 277.607,40 TL, murisin kızı ....'ın destekten yoksun kalma tazminatı alacağının ise 12.392,60 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Davacı vekili 07.01.2026 tarihli dilekçesinde, müvekkili yönünden talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 290.000,00 TL'ye yükselttiklerini belirterek, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı sigorta şirketi tarafından .... Sorumluluk Sigortası (....) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. fıkrasında ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verildiği, buna göre ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu'na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunduğu, bu düzenlemenin de iki ayrı sonucu bulunduğu, söz konusu yasa hükmünün ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli gördüğü, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulunun aranmadığı, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrımın da yapılmadığı ve böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağının öngörüldüğü, açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazasının 04/09/2015 tarihinde gerçekleştiği ve davacı vekilince işbu davanın 15/02/2023 tarihinde açılmış olduğu, davaya konu trafik kazası sonucunda bir kişinin öldüğü, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 66/I-d maddesi uyarınca 15 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, buna göre davada, ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu dikkate alınarak davanın esasının incelendiği (....), yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının, eşinin vefatı nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı miktarının TRH 2010 yaşam tablosu, (%10 artırım %10 eksiltim) progresif rant tekniği ile 277.607,40 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın usul ve yasa ile emsal Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu görülmekle raporun hükme esas alındığı, davacı vekilince maddi tazminat talebinin 290.000,00 TL'ye yükseltildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile, 277.607,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 10/01/2017 tarihinden itibaren tarımsal amaçlı kullanılan aracın cinsi (traktör olduğu) dikkate alınarak işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 277.607,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 10/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, 2-Alınması gereken 18.963,36 TL karar ve ilam harcından başta alınan 179,90 TL peşin harç ve 957,00 TL ıslah harcın düşümü ile bakiye 17.826,46 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç ve 957,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.316,80 TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 2.927,85 TL posta ve tebligat gideri, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.274,00 keşif harcı ve 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 12.371,25 TL yargılama giderinin, kabul oranına göre hesaplanan 11.842,59 TL'sinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, bakiye kısmın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan 30,00 TL yargılama giderinin, red oranına göre hesaplanan 1,2 TL'sinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, bakiye kısmın DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen 277.607,40 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. Maddesi uyarınca reddedilen 12.392,60 TL üzerinden takdir edilen 12.392,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 8-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul oranına göre hesaplanan 1.263,59 TL'sinin davalıdan, geri kalan 56,41 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2026
....