İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/396 E. 2026/126 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/396
- Karar No
- 2026/126
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/396 Esas - 2026/126 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/396 Esas KARAR NO : 2026/126
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/04/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 04/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından 03.04.2024 tarihinde ... .... .... Dosyası ile takip başlatıldığını, devamında yetki itirazı sonrasında ... ... .... .... Esas sayılı dosya ile borçlu davalı aleyhine fatura alacağından kaynaklı 1.186.149,06 TL asıl alacak ile takip anına kadar işleyen faiz ve icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti talepli icra takibi başlatıldığını, icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu, müvekkilinin toplam fatura alacağının 1.642.755,5 TL olduğunu, müvekkilinin toplam alacağına mahsuben takip öncesi yapılan 192.119,30 TL toplam fatura alacağından mahsup edildiğinde müvekkilinin 1.442.755,38 TL bakiye alacağı kaldığını belirterek davanın kabulü ile davalının ... ... .... ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın 582.125,12 tl miktar yönünden iptaline, dava tarihinden itibaren asıl alacak yönünden yasal faizi ile birlikte takibin devamına, dava değerinde belirtilen asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen Mal ve Hizmet Satın Alımı için Standart Şartlar ve Koşullar (“Sözleşme”), Sözleşme'nin 11.4. Maddesi tahtında, taraflar arasındaki sözleşme'den doğan ihtilafların Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kulları (“ICC”) uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümleneceği ve tahkim yeri ve mekanının İstanbul, Türkiye olacağına ilişkin Tahkim Şartı öngörüldüğü, bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 413 maddesi uyarınca tahkim ilk sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Dava; icra takibine yapılan vaki itirazın iptaline ilişkin olup icra takibinin adi ortaklık aleyhine başlatılıp başlatılamayacağı, davalı yanın sunmuş olduğu cevap dilekçesine ekli sözleşme gereğince uyuşmazlığın tahkim şartına bağlı olup olmadığı görüldü. ... ..... .... esas nolu dosyasının incelenmesinde ,davacı tarafından davalı adi ortaklık aleyhine fatura bakiye alacak ve işlemiş faiz alacağı miktarı toplam 1.271.854,67 TL üzerinden ilamsız icra takibine girişildiği ,davalıların itirazı üzerine takibin durduğu ve süresi içinde eldeki davanı açıldığı görülmüştür. Her ne kadar davalı yan adi ortaklık aleyhine icra takibine girişilemeyeceğinden bahisle itirazda bulunmuş ise de icra dosyasına adi ortaklığı oluşturan şirketler adına ayrı ayrı itirazda bulunduklarından ,davalı yanın usuli itirazına itibar edilmemiştir. HMK 413 maddesinde; " (1) Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder. (2) Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasına engel değildir" hükmüne yer verildiği görülmüştür. HMK Madde 413 Gerekçesi; Maddenin birinci fıkrasıyla, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkla ilgili dava mahkemede açılmışsa, tahkim ilk itirazında bulunulabileceği; bu durumda, tahkim sözleşmesi geçersiz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkemenin tahkim itirazını kabul ile davayı usulden reddedeceği düzenlenmiştir. İkinci fıkrada ise tahkim ilk itirazının yapılmasının, tahkim yargılamasına başlamaya veya tahkim yargılamasının devamına engel olmadığı belirtilmiştir. Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil doğrudan doğruya Türkiye'nin tabi olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır. Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 4. maddesinde ise; "Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim antlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Asıl sözleşmenin bir parçası haline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması halinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır" hükümlerine yer verilmiştir. Nitekim 6100 sayılı HMK'nın 412. maddesinde New York Sözleşmesi ve Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerine eşdeğer nitelikte düzenlemelere yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 412/1 maddesinde; "Tahkim Sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır,'' hükmü düzenlenmiştir Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5030 E. , 2024/6919 K.ilamında belirtildiği üzere; HMK 413 Tahkim itirazı Özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümüne “tahkim” denir. Tahkime ilişkin hükümler 6100 sayılı Kanun'un 407 ilâ 444 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayrıca milletlerarası tahkim bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da ve Yabancı Hakem Kararlarının İcrası Hakkında New York Sözleşmesinde düzenlemeler bulunmakla birlikte bu düzenlemeler yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfiziyle ilgilidir. Öte yandan Türkiye'nin bir tahkim merkezi olarak milletlerarası alanda yer edinebilmesini sağlamak ve milletlerarası ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimin tamamen milli nitelikteki uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimden farklı hükümlere tâbi tutmak amacıyla 4686 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun; yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır (4686 sayılı Kanun m. 1/2). Görüldüğü üzere tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği bir uyuşmazlıkta, taraflar veya hakem kurulunca 4686 sayılı Kanun'un uygulanacağı kararlaştırılmamışsa kural olarak 4686 sayılı Kanun uygulama alanı bulamayacaktır. Ancak tahkim yeri yurt dışında olsa dahi 4686 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi gereğince uyuşmazlık hâlinde Türk mahkemelerinde dava açılacak olursa karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, 6100 sayılı Kanun'un ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü hâlinde, mahkeme davayı usulden reddeder. Dolayısıyla tahkim yerinin yurt dışında olması anılan maddeye dayanılarak tahkim itirazında bulunmayı engellemeyecektir. Davalı yanca cevap dilekçesinde ekli sözleşmenin incelenmesinde ,taraflar arasında Taraflar Mal ve Hizmet Satın Alımı için Standart Şartlar ve Koşullar adı altında sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 11.4 .maddesine bakıldığında "Sözleşme, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması veya kanun hükümlerinin ihtilafına girmeden Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre yorumlanacak ve uygulanacaktır. Sözleşmeden kaynaklanan veya Sözleşmeyle ilgili herhangi bir anlaşmazlık, tartışma veya talep ya da ihlal, fesih veya hükümsüzlük, Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kurallarına Uygun olarak tahkim yoluyla çözülecektir. Tahkim yeri ve mekânı İstanbul, Türkiye Olacaktır. Dil İnailizce olacaktır." şeklinde düzenleme bulunduğu , davacı yanca sözleşmenin altındaki imzaya açıkça karşı çıkılmadığı, davacı vekilinin mahkememize sunduğu,14/11/2025 tarihli dilekçede ,bu sözleşme dışında davalı yanca başka bir iş ve ticari ilişkinin bulunmadığı ve davaya konu faturaların iş bu sözleşme kapsamında düzenlendiğinin belirtildiği ,taraflar arasındaki sözleşme ve yapılacak işe göre tahkim sözleşmesinin hükümsüz ve tesirsiz bulunmadığı, davalı yanın ödeme emrine itirazında açıkça tahkim itirazında bulunmamış ise de ,itirazın iptali davasında süresinde vereceği cevap dilekçesi ile tahkim ilk itirazında bulunmasında yasal bir engelin bulunmadığı gibi ,her ne kadar davalı yanca bir kısım ödemede bulundukları ve bu yüzden tahkim itirazının dinlenmeyeceği itirazında bulunmuşlar ise de ,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 HD 2022/626 esas -2022/610 karar nolu ilamında da işaret edildiği üzere ,davalı yanın icratakibinden sonra bir kısım ödemede bulunması ,davalı yanın tahkim iradesinin mutlak ve kesin olmadığı, tahkim şartını hükümsüz kıldığı anlamına gelmeyeceği,ödeme yapılmayan kısım için tahkim yargılamasına başvurulabilmesinin önüne kesen bir yasada veya taraflar arasındaki sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle davalı yanın tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine kara vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın tahkim ilk itirazı nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın dava açılışında yatırılan 9.941,25 TL peşin harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, fazla yatırılan 9.209,25 TL'nin kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine , 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/02/2026