İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/334 E. 2026/489 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/334
Karar No
2026/489
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/334 Esas KARAR NO : 2026/489

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davalı arasında “...” hizmet alımı işine ait 30.03.2017 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalı yüklenici firma işçileri tarafından iş akitlerinin yasa gereği kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir sebeplerle feshi üzerine şirkete karşı zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulması neticesinde şirkette geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatlarının ödendiğini ayrıca yasa gereği arabuluculuk ücretlerinin de ödendiğini, ... işyeri sicil noda kayıtlı bu sözleşme kapsamında yapılan toplam ödeme tutarından davalıya düşen tutarın 40.478,20 TL olduğunu, işçilerin çalıştıkları sürelere göre firma bazlı kıst uygulaması yapılmak suretiyle yüklenici firmaların ödenen tutardan sorumluluklarının tespit edildiğini, davalı ile aralarında imza edilen sözleşmeye göre tüm işçilik hak ve alacaklarından davalının sorumlu olduğunu, bu doğrultuda davalı yanında geçen çalışma süresine isabet eden 40.478,20 TL tutarındaki alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile tahsili için ... 32.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi ile takibin durduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutma kaydı ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ... 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında imzalanan ... Komple Temizlik Hizmetinin Yaptırılması İşi sözleşmesi, işçilere yapılan ödemeleri gösteren liste, SGK kayıtları celp edilmiş incelenmiştir. Nitelikli hesaplamalar konusunda uzman ... 16/03/2026 tarihli raporunda özetle ve sonuç olarak "..... 32. İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasından davacının davalı aleyhine 40.878,20 TL asıl alacak, 22.251,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 62.729,51 TL tutarlı takip işlemi başlattığı ve takibin davalı itirazı üzerine durduğu anlaşılmakla; hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Mahkemenizce davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarları aşağıdaki şekildedir; Olabileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde tespit edilmiştir. Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince dava dışı işçiler için ödenen işçilik alacaklarının davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında “...” ait 30.03.2017 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davalı yüklenici işçilerinin (toplam 20 işçi) iş akitlerinin yasa gereği kıdem tazminatı ödenmesini gerektirir sebeplerle feshi üzerine davacı şirkete karşı zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulması ile davalı şirkette geçen toplam çalışma süreleri üzerinden hesaplanan kıdem tazminatlarının ödendiği, ayrıca yasa gereği arabuluculuk ücretlerinin de ödendiği anlaşılmıştır. Davacı, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Davalı cevap dilekçesi sunmadığından yasal olarak inkar eden konumundadır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken; alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli...E....K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ...E. ...K., 11/05/2017 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E. ... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında imzalanan tüm ihale alım sözleşmeleri ve Genel Şartnameler celp edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Hizmet Satın Alma Sözleşmesi m.36.1.de "Çalıştırılacak işçilerin İş Kanunundan ve diğer yasalardan doğan tüm sorumlulukları yükleniciye aittir" şeklinde düzenlenmiştir. Bu suretle, hizmet alım sözleşmesi uyarınca dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından davalı yüklenici şirketin sorumlu olduğu kabul edilmiş / sonucuna varılmıştır. . Hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketin ancak işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur. Meselenin halli teknik bilginin yanı sıra, nitelikli hesaplama (rücu alacağı) gerektirdiğinden mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi 16/03/2026 tarihli raporunda, rücu alacağının dayanağı ile müteselsil borçlu olan davalıların iç ilişkide sorumluluk hallerini yasal gerektirici nedenlerini göstererek açıklamış, bu hususta uygulanması gereken hükümlere yönelik ve ayrıca konuya dair yerleşik Yargıtay içtihatlarına rapor içeriğinde yer vermiş, diğer taraftan rücu alacağına yönelik taraflar arasında imzalanan ihale sözleşmeleri incelenmiş, dava dışı işçilerin SGK kayıtları tartışılıp değerlendirildikten sonra dava dışı işçileri çalıştırdıkları süre oranlanarak davalının sorumlu olduğu miktar (20 işçi için) 39.790,96 TL Asıl Alacak ve 22.060,54 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 61.851,50 TL tespit edildiğinden bilirkişi raporu ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olup, mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında, hükme esas alınan 16/03/2026 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 39.790,96 TL asıl Alacak ve 22.060,54 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 61.851,50 TL alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ayrıca alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle davalı aleyhinde 2004 s. İİK m.67/2 uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının ... 32. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 39.790,96 TL asıl Alacak ve 22.060,54 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 61.851,50 TL alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 61.851,50 TL ) %20'si oranındaki icra inkar tazminatınından davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 4.225,07 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 757,62 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 3.467,45 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 757,62 TL peşin harç, 1.065,00 TL posta ücreti ve 20.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 21.822,62 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 21.517,17 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-6183 sayılı Kanuna göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/06/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/334, K. 2026/489, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-334-e-2026-489-k-ed12cd253488