İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/333 E. 2026/176 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/333
- Karar No
- 2026/176
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/333 Esas - 2026/176 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/333 Esas KARAR NO : 2026/176 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari amaçlı kömür satışı yapıldığını, bu kapsamda toplam 6.505.797,60 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalı tarafından yapılan 5.576.291,51 TL'lik kısmi ödemeler sonrası bakiye 929.506,09 TL alacağın kaldığını, bu alacağın tahsili amacıyla ... .... ... ... ... ... ... Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 1.041.042,50 TL için ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğine rağmen davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini, davalının borcu olmadığını iddia etmesine rağmen ödeme emrinin tebliğinden sonra geriye dönük 07/03/2025 tarihli bir fatura düzenlediğini, bu faturaya müvekkili tarafından ... .... .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilerek iade edildiğini, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişki olduğunu kabul etmekle birlikte müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, davacıdan alınan kömürlerin müvekkili tarafından dava dışı Türktedarik Ltd. Şti.'ne, bu şirketin de ...A.Ş.'ye sattığını, son alıcı ...A.Ş. tarafından yapılan analizlerde kömür kalitesinin düşük çıkması üzerine zincirleme olarak iade (penalite) faturası kesilmesinin ticari bir teamül haline geldiğini, bu teamül uyarınca müvekkilinin de davacıya 07/03/2025 tarihinde 1.067.490,79 TL bedelli iade faturası düzenlediğini, bu faturanın davacıya aynı gün tebliğ edildiğini ve TTK'nın 21. maddesi uyarınca süresinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, kömürdeki değer düşüklüğünün gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve süresinde ihbar edildiğini, davacının sunduğu WhatsApp yazışmalarının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ve hukuken bağlayıcılığının bulunmadığını, alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmadığını savunarak, davanın ve ihtiyati haciz talebinin reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/15881 Esas sayılı takip dosyası, takibe konu 21/10/2024 ve 28/10/2024 tarihli faturalar, davalı tarafından düzenlenen 07/03/2025 tarihli iade faturası, ... 40. Noterliği'nin 19/03/2025 tarih ve 07124 yevmiye numaralı ihtarnamesi, tarafların ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 20/01/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında kömür satışına dayalı ticari bir ilişki bulunduğu, davacı vekilinin müvekkilinin bu ilişkiden kaynaklanan bakiye 929.506,09 TL fatura alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkâr tazminatı talep etmesi üzerine bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise satılan kömürlerin ayıplı olması nedeniyle ticari teamüle uygun olarak iade faturası düzenlendiğini, bu nedenle müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istediği görülmüştür. İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır. İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 929.506,09 TL asıl alacak ve 111.536,41 TL işlemiş faizinin tahsili amacı ile ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/15881 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 13/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 17/03/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak, icra dairesinin yetkisine ve borcun esasına itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 22/04/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir. İcra dairesinin yetkisine itirazın incelenmesinde, İİK'nın 50/1. maddesinin atfı nedeni ile uygulanması gereken HMK'nın 10/1. maddesinin "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ve sözleşmenin ifa yerini düzenleyen TBK'nın 89. maddesinin para borçlarında borcun alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödeneceği düzenlemesi dikkate alındığında, davacı alacaklının yerleşim yeri olan ...'da takip başlatılabileceğinden, davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin varlığını ispat yükü, faturaya süresinde itiraz etmeyen alıcıya geçer. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve temel borç ilişkisine itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen satıcıya ait olacaktır. 20/01/2026 tarihli, Mali Müşavir, Nitelikli Hesap Uzmanı ve Maden Mühendisi bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu raporunda, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve belgelerinin incelendiği, davacı defterlerine göre 2024 yılı sonu itibarıyla davalıdan 929.506,09 TL alacaklı olduğunun, davalının 07/03/2025 tarihli 1.067.490,79 TL'lik iade faturasının ise davacı tarafından kayıtlara alınmadığı ve noter kanalıyla iade edildiğinin tespit edildiği, davalı defterlerine göre ise 2024 yılı sonu itibarıyla davacıya 929.506,09 TL borçlu olduğu, ancak 2025 yılında düzenlenen 1.067.490,79 TL'lik iade faturasının kayıtlara alınmasıyla borcun kapandığı ve davalının 137.984,70 TL alacaklı duruma geçtiğinin görüldüğü, tarafların defterleri arasındaki uyuşmazlığın bu iade faturasından kaynaklandığı, yapılan teknik incelemede, davalının iade faturasına dayanak gösterdiği ve dava dışı ...A.Ş. tarafından düzenlendiği anlaşılan kömür analiz raporlarının tarihlerinin, iade faturalarının gerekçesi olarak gösterilen teslimat partileriyle ve fatura tarihleriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle analizi yapılan ve reddedilen kömürün davacıdan alınan kömür olup olmadığının tespitinin yapılamadığı, bu durumda davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı, davacının icra takibine konu ettiği 929.506,09 TL asıl alacağı talep edebileceğinin değerlendirildiği, ancak davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılamadığı, alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğu ve tazminatın 185.901,21 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Davacı vekili 29/01/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde, bilirkişi raporunda takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılmamasının hatalı olduğunu, TTK'nın 1530. maddesi uyarınca ticari mal tedarikinde ihtara gerek olmaksızın temerrüdün oluştuğunu, davalının 25/12/2024 tarihinde yaptığı kısmi ödemenin borcu ikrar anlamına geldiğini ve temerrüdü başlattığını, ayrıca WhatsApp üzerinden yapılan yazışmaların da ödeme talebi niteliğinde olduğunu belirterek, işlemiş faiz yönünden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili 23/02/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan ve itiraz dilekçesinde, raporun taraflı olduğunu ve sadece davacı defterlerini esas aldığını, taraflar arasındaki ticari teamüle göre analiz raporlarından aylar sonra iade faturası kesilmesinin olağan olduğunu, raporun bu teamülü göz ardı ettiğini, davacının 07/03/2025 tarihli iade faturasına 8 günlük yasal süreden sonra itiraz ettiğini ve bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini, raporun bu hususu değerlendirmediğini, analizi yapılan kömürün davacıdan alındığına dair yeni deliller (sevk makbuzları) sunduklarını belirterek, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesini veya ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ... 2. Genel İcra Dairesi'nin 2025/15881 Esas sayılı takip dosyası, takibe konu 21/10/2024 ve 28/10/2024 tarihli faturalar, davalı tarafından düzenlenen 07/03/2025 tarihli iade faturası, ... 40. Noterliği'nin 19/03/2025 tarih ve 07124 yevmiye numaralı ihtarnamesi, tarafların ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 20/01/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında kömür satışına dayalı ticari bir ilişki bulunduğu, davacının bu ilişki kapsamında düzenlediği faturalara istinaden bakiye 929.506,09 TL alacağının tahsili için icra takibi başlattığı, davalının ise satıma konu kömürlerin ayıplı olduğu savunmasıyla borca itiraz ettiği, uyuşmazlığın davalının ayıp iddiasının ve bu iddiaya dayalı olarak düzenlediği iade faturasının geçerliliğinde toplandığı, mahkememizce benimsenen bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere, davalının ayıp iddiasını dayandırdığı analiz raporlarına konu kömürlerin davacıdan tedarik edilen kömürler olduğunu ispatlayamadığı, bu suretle malın ayıplı olduğuna dair savunmasının yerinde görülmediği, ayıplı mal teslimi ispatlanamadığından, bu iddiaya dayalı olarak tek taraflı düzenlenen 07/03/2025 tarihli iade faturasının da hukuki bir dayanağının olmadığı, kaldı ki davacının bu faturayı noter kanalıyla iade ederek kabul etmediğini de açıkça ortaya koyduğu, bu durumda davacının ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olan 929.506,09 TL tutarındaki asıl alacağını talep etmekte haklı olduğu, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi yönünden ise, davalının icra takibinden önce usulüne uygun bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı, bu nedenle takip tarihine kadar işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin yerinde olmadığı, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, takibe konu alacağın faturalara dayalı, bu nedenle borçlu tarafından bilinir ve hesaplanabilir (likit) nitelikte olduğu, davalının ispatlayamadığı ayıp iddiasına dayanarak borcun tamamına itiraz etmesinin haksız olduğu anlaşıldığından, davacı lehine itirazı iptal edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun ... 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/15881 esas sayılı icra takibine yaptığı 17/03/2025 tarihli İTİRAZININ 929.506,09 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile takibin 929.506,09 TL asıl alacak DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa yıllık %53,25 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, takip tarihine kadar işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, 2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 929.506,09 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 185.901,21 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kabul edilen 929.506,09 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 63.494,56 TL karar ve ilam harcından 12.573,20 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 50.921,36 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 12.573,20 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 13.276,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 595,00 TL yazışma gideri, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.595,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 16.602,75 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.992,25 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 492,84 TL'sinin davacıdan, 4.107,16 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 929.506,09 TL üzerinden takdir edilen 145.425,91 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 111.536,41 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır