İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/311 E. 2025/891 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/311
- Karar No
- 2025/891
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/311 KARAR NO : 2025/891
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/05/2025 KARAR TARİHİ : 01/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin sosyal medyasını yönettiğini, davalı şirkete 13/10/2025 tarihli ... nolu 52.050,00 TL tutarındaki fatura ile yine aynı davalı şirkete 06/11/2024 tarihli ... no.lu 9.258,00 TL lik faturayı keşide ettiğini, faturalara mukabil kendisine bir takım ödemeler yapıldığını, bakiye 17.808,00 TL alacağı kaldığını, faturalar her iki tarafın ticari defter kayıtlarına işlendiğini, ve taraflarca yapılan hizmete/ ticarete bir itiraz olmadığından kesinleştiğini, müvekkili bakiye alacağını tahsil etmek üzere ... 17. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, takibin ilamsız takip olması hasebiyle, borçlu şirket yasal süre içerisinde borca itiraz ederek inkar yoluna gittiğini, bu nedenle itirazın kaldırılması ticari dava şartı olarak zorunlu arubulucuk yoluna gidildiğini, anlaşmama tutanağı hazırlanarak arabuluculuk işlemi son bulduğunu, ticari ilişkiyi ispat eden faturaların yanı sıra, tanıkla ispat sınırı altında olan miktar olduğundan, müvekkilinin davalının sosyal medyasını yönettiğine hizmet verdiğine ilişkin tanıklarıda bulunduğunu, davalı kurum müvekkilinden fatura evsaflarında yazılı hizmetleri almasına rağmen, borcunu inkar etme yolunu tercih ettiğini, müvekkilinin hali hazırda ticareti terk ettiğini, herhangi taşınır, taşınmaz mal varlığı ile, herhangi bir maaşı-ücreti, üçüncü şahıslarda hak ve alacağı bulunmadığını, kendisinin fakirdir, ve ilgili muhtarlıktan alınan fakir ilmuhaberini ekli olarak sunduklarını, UYAP'tan da gerekli inceleme ve araştırma yapılarak adli yardım taleplerinin kabulüne dair karar verilmesini, ticari kayıtların celbi ile, davalarının kabulüne dair karar verilerek,... 17. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyaya yapılan itirazın kaldırılarak müvekkilinin davalıdan alacağı olan, 17.808.00 TL alacağın haksız eylem tarihi olan 06/11/2024-13/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile, alacağın tahsiline dair karar verilmesini, alacak likit olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere, icra tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklı olarak davacı tarafından müvekkili şirkete ... numaralı 52.050 TL bedelli fatura düzenlendiğini, ancak bu rakam içerisindeki 7.500+kdv %18= 8.850-tl’lik olarak yanlış fatura edildiğini, zira fotoğraf çekimi hizmeti alınmadığı için, kendisine 8.850 TL iade faturası düzenlendiğini, düzenlenen ilk faturanın içerisinde alınmayan hizmet bedeli de dahil edildiğini, müvekkilinin buna itiraz ettiğini, davacı tarafa 43.200 TL ödeme yaptığını, kalan bakiye olan alınmayan hizmete ilişkin düzenlenen 8.850 TL için de iade faturası düzenlendiğini, 7.500+kdv %18= 8.850 TL’lik hizmetin karşı taraftan alınmadığını, dilekçe ekinde faturalar, ödeme dekontları ve cari hesap ekstresi bulunduğunu, davacı tarafın dilekçesinde faturalara ve içeriğine itiraz edilmediğine ilişkin beyan gerçeği yansıtmadığını, sonrasında müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinde ... numaralı fatura bedeli 9.258 TL olan bir fatura göründüğünü, bu fatura müvekkili şirkete daha önce ulaşmadığı gibi, buna ilişkin bir hizmet de alınmadığını, bu faturanın hiçbir şekilde kabul edilmesi söz konusu olmadığını, karşı tarafça açıkça kötü niyetli olarak verilmeyen hizmete ilişkin ödeme talep edildiğini, söz konusu taleplerin gerekçesi taraflarınca anlaşılamadığı gibi herhangi bir haklı gerekçesi de olmadığını, bu yönleri ile açıkça itirazlarını yinelediklerini, arz ve izah olunan ve Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle usul ve esasa ilişkin itirazlarının kabulüne ve iş bu davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-... 17. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, 2-.... Vergi Dairesinden gelen ...'nun son gelir vergisi beyannamesi ve 2024 ve 2025 yılına ait BA/BS formları, 3-... Vergi Dairesinden gelen davalı şirketin 2025 yılı BA/BS formları, 4-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve ...E.,... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez. TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (..tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.(Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar) Dosyada bulunan vergi dairesi yazı cevabından davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, esnaf haddini aşmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa bakmakla görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacının davasının mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK 331/2 md. gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Süresi içinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/12/2025
KATİP ... ¸e-imzalıdır
HAKİM ... ¸e-imzalıdır