İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/900 E. 2025/832 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/900
- Karar No
- 2025/832
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/900 KARAR NO : 2025/832
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2022 KARAR TARİHİ : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalıdan cari hesap bakiyesi alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi olmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediğini, müvekkili aleyhine davacı tarafından birden fazla icra takibi başlattığını, bu takiplerin kesinleştiğini, başlatılan icra takiplerinin dayanaklarının sahte imzalı bonolar olduğunu, müvekkilinin davacıyı tanımadığını ve kendileri ile ticari münasebetinin olmadığını, davaya konu edilen faturaların davacı şirket tarafından mesnetsiz olarak tanzim edildiğini, açıklanan ve re'sen bulunacak nedenlerle ve ayrıca fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutmak kaydıyla; haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; satış sözleşmesinden doğan alacağın tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine itirazın İİK m.67 hükmü kapsamında iptali davasıdır.Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır. Taraflarca delil olarak dayanılan, icra dosyası, vergi dairesi kayıtları, ticaret sicil kayıtları celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. İtirazın iptali istemine konu -----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 564,20 TL asıl alacak ile 0,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 564,44 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde takibe yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve davanın hak düşürücü süre içeresinde açıldığı anlaşılmıştır.Delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanılması ve belirlenen uyuşmazlık noktalarının incelenmesi teknik değerlendirme gerektirdiğinden dosya ilk olarak Davacı tarafın defterlerinin incelenmesi için mahkememizce mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ----- tarafından sunulan bilirkişi raporu ile davalı tarafın defterlerinin incelenmesi için ------ Asliye Hukuku Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; cari hesap alacağı nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali hüküm ve koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının gerçek kişi olması sebebiyle mahkememizin görevli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ----- TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---- sayılı ------ Gazete’de yayımlanan, ----- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay ----Hukuk Dairesi ------ Uyuşmazlığa konu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davalının gerçek kişi tacir veya tacir gibi sayılanlardan olduğu yönünde bir iddianın bulunmadığı gibi celp edilen vergi dairesi yazısında davalının 2. Sınıf tüccar olduğu, işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, alınan bilirkişi raporunda da bu hususu teyit eder şekilde rapor tanzim edildiği dolayısıyla nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (emsal niteliğindeki ---- Bam ------. HD.----- Bam ----. HD-----Sayılı ilamı) Görev hususu, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK.20 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ----- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.