Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1332 E. 2025/1455 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1332
Karar No
2025/1455
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1332

KARAR NO : 2025/1455

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/06/2025

NUMARASI : 2025/276 Esas 2025/531 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 17/12/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin ... markası ile Türkiye'nin en yüksek tirajlı gazetelerinden birinin sahibi olduğunu, tüm halk kitlesine ulaşmayı başardığını ,müvekkilinin yayınlamış olduğu ... gazetesinin erişebilirliği göz önüne alındığında reklam verenler tarafından öncelikle tercih edilen gazetelerden olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında borçlu - davalının sunmuş olduğu reklamların müvekkili şirkete ait gazetede yayınlanması için anlaşmaya varıldığını, müvekkili şirket ile borçlu davalı arasında yapılan ticari antlaşma gereği, davalı borçlu ajans görevi kapsamında müvekkil şirkete reklam verecekler ile müvekkil şirket arasında aracı olduğunu, davalı borçlunun, bölgesinde müvekkil adına reklam verecek kişileri bulduğunu, onlar ile antlaşma yaptığını, davalı borçlunun, dava dışı 3. Kişiler adına müvekkil şirkete reklam verdiğini, 3. kişiler adına verilen reklamlar dolayısıyla düzenlenmesi gereken faturalar müvekkilince davalı adına düzenlendiğini, davalının bu reklamlar karşılığında müvekkili şirkete ödemeler yaptığını, davalının reklam verilmesi adına müvekkil ile antlaşmaya vardığını, bu formun müvekkili şirketin gazetelerinde yayınlanacak olan ilanın sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ilgili ordino davalı tarafça kaşelenip imzalandığını, davalı borçluya müvekkiil şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı olarak faturalar tanzim edildiğini, tanzim edilen faturaların karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, müvekkili şirketçe düzenlenen faturalar e- arşiv olarak düzenlendiğini, davalı tarafından 8 günlük yasal sürede faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, faturayı alan davalının süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğini bu nedenle fatura içeriğinin doğru olmadığının iddiasını ancak yazılı delillerle kanıtlayabileceğini, faturaya itiraz edilmediğini, düzenleyen tacir lehine yazılı delil oluşturmakta ve düzenleyen tacirin alacağını ispat ettiğini, borçluya defalarca müvekkili şirket çalışanları tarafından ulaşılmaya çalışıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığını, müvekkili şirketin, alacağının tahsili için davalı borçlu aleyhine Bakırköy 13. İcra Dairesi 2024/10429 E. Sayılı dosyası nezdinde takip açıldığını, başlatılan icra takibine, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğin, iş olup, takip bu itiraz nedeniyle durduğunu, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, kötüniyetli davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin borçlanma usulü çalıştığını, önce reklam bedelini aldığını, daha sonra reklam yayınladığını, bu sebeple davacıya ödemediği hiçbir reklam bedeli bulunmadığını, davacıya tarafınca yapmış olduğum ödemeler dikkate alınmadan, davacı kendisine hiç ödeme yapılmamış gibi bir bedel ile haksız icra takibi baslattığını, davacının iddia ettiği borçlara ilişkin ikrar içerir imzalı bir belge de mevcut olmadığını, yalnızca geçmişte parasını peşin ödemek suretiyle reklam verdiği dönemlerde şirket ile ordino adlı reklam rezervasyon formu imzaladığını, herhangi bir borcum ve icra takibinin dayanağı imzalı bir belge, sözleşme imzalamadığını, tarafına usulüne uygun tebliğ edilmiş bir fatura da bulunmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, "6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyecektir. Dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak" göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince davanın usulden reddine Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı taraf 1.sınıf tacir olup yerel mahkeme eksik inceleme sonucu görevsizlik kararı verdiğini, görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğunu, davalı taraf müvekkil şirketlerden ... Yayıncılık Ve Gazetecilik Anonim Şirketi'ne de borçlu olduğunu, ilgili borç ile ilgili Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/278 E. Sayılı dosyasından yargılama sürdüğünü, ilgili dosyadan davalının tacir olup olmadığı araştırılarak davalının 1. Sınıf tacir olduğu ortaya çıkması nedeniyle o dosya da tahkikat aşamasına geçildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın esasına girilerek haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin göreve ilişkin olarak davanın usulden reddi kararına katılmakla birlikte, dosyada Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair karara katılmadıklarını, zira, davalı müvekkil ... ...'in adresi Adana olup, genel yetki kuralları uyarınca davalının ikametgahı olan Adana'nın yetkili olduğuna, uyuşmazlık özelinde ise Adana Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; reklam ve tanıtım hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.

5362 nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır. Davaya konu somut olayda; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve Adana Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında davalı ... ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı Adana Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davalı ... ...'in; 01/09/2023 tarihinde "Reklam Ajanslarının Faaliyetleri işinden" faaliyet kaydının bulunduğu, gerçek usulde vergilendirildiği, işletme hesabına göre defteri tuttuğu bildirilmiştir. Mahkemece davalının tacir olmadığına karar verilmiş ise de davalının vergi kayıtları getirtilmeden ve faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı belirlenmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle, davalının bağlı olduğu vergi dairesinden vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin TTK 'da düzenlenmemiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, davalının tacir olup olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni şimdilik incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni şimdilik incelenmeksizin, davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/06/2025 tarihli ve 2025/276 Esas 2025/531 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının istemi halinde iadesine, -Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının ve davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1332, K. 2025/1455, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1332-e-2025-1455-k-5cb60add4e46