İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/290 E. 2025/402 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/290
- Karar No
- 2025/402
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/290 Esas - 2025/402 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/290 Esas KARAR NO : 2025/402
DAVA : Alacak / Alacak DAVA TARİHİ : 05/04/2013 / Karşı Dava 21/05/2013 KARŞI DAVA TARİHİ : 21/05/2013
BİRLEŞEN ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2013/490 ESAS, 2013/551 KARAR SAYILI DOSYASI
VEKİLLERİ : Av. DENİZ SEZEN - Av. BURCU ÇALIŞKAN - 288/6 Sok. Mansuroğlu Mah. No:6/17 35210 Bayraklı/ İZMİR
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/07/2013 KARAR TARİHİ : 29/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 27/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davalarının yapılan açık yargılamaları sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bir kamu kuruluşu olan ve sermayesi Devlet Hazinesine ait bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından kurulmuş bir akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, davalı ... Akaryakıt Ürünleri İnşaat ve Nakliyat Sanayi Ticaret Ltd. Şti ile davacı arasında 23/11/2007 tarihinde daha sonra akdedilecek bayilik sözleşmesi ile ilgili tamamlayıcı nitelikte bir kısım ek yükümlülük ve hakların tesisine yönelik ve ileride akdedilecek bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olmak üzere protokol imzalandığını, protokol ile davalı şirketin mülkiyetinde bulunan Tekirdağ İli, Marmara Ereğlisi, Yeni Çiftlik Köyü, Denizboyu Mevkiindeki 193/2 parsel sayılı taşınmaz üzerine davacı lehine 15 yıl süre ile intifaya karşılık davalı şirketin davacının amblemi altında ticari faaliyette bulunması için davacı tarafından bayilik verilmesi ve kendisine 1.350.000,00 USD+KDV Bayilik Hizmet Bedeli ödemesinin kararlaştırıldığını, protokolde bayilik hizmet bedelinin intifa hakkı tesisinden sonra ödeneceğinin belirtildiğini, böylelikle ödemenin 15 yıllık intifa süresi ile ilintisinin ortaya konulduğunu, davalı şirkete ait taşınmaz üzerine 20/11/2007 tarihli 6459 yevmiye numaralı resmi senetle 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, bahsedilen sözleşmeleri takiben tesisin yapımını tamamlayan davalı şirket ile davacı arasında 26/01/2009 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını ve davalı şirketin davacının bayisi olarak faaliyetine başladığını, davacı tarafından bayilik hizmet bedeline mahsuben davalıya 30/11/2007 tarihinde 590.000,00 USD ve 02/05/2008 tarihinde 590.000,00 USD ödendiğini, Rekabet Kurulu'nun 05/03/2009 tarihli kararı ile intifa sözleşmelerinin rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanılamayacağı ve bu tür anlaşmaların 5 yıldan daha uzun olamayacağının karar altına alındığını, bu gelişme üzerine tarafların aralarındaki sözleşmeleri Rekabet Kurulu kararlarına uyarlamak gayesiyle yaptıkları görüşmeler sonucunda 07/09/2010 tarihli protokol yapıldığını, bu protokol ile davalı şirketin önceki protokol gereğince davacıdan aldığı 1.180.000,00 USD Bayilik Hizmet Bedelinin 551.000,00 USD+KDV tutarındaki bakiye Bayilik Hizmet Bedeli alacağını talep etmemeyi ve akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmaz üzerine ... lehine 5 yıl süreli intifa hakkı tesis etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, tarafların aynı gün Rekabet Kurulu kararlarına uyum sağlamak amacıyla 5 yıl süreli yeni bir akaryakıt bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin ortaklarından davalı Hayrettin Yolalan'ın kefalet sözleşmesiyle davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının 600.000,00 USD tutarına kadar kısmına müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla kefil olduğunu, davalı şirketin 07/09/2010 tarihli protokole uygun olarak 06/09/2010 tarihinde 500.000,00 USD, 17/09/2010 tarihinde 100.000,00 USD, 14/09/2010 tarihinde 45.686,64 USD ve 01/10/2010 tarihinde 4.493,35 USD olmak üzere toplam 650.179,99 USD bayilik hizmet bedelini davacı tarafından düzenlenen fatura karşılığında iade ettiğini, buna göre davalı şirketin uhdesinde 07/09/2010-07/09/2015 tarihleri arasını kapsayan beş yıl süreli bayilik sözleşmesi dönemi için 529.820,00 USD bayilik hizmeti bedeli kaldığını, ancak davalı şirketin taraflar arasında mevcut ve 20/11/2022 tarihine kadar süreli intifanın terkini ile son defa yapılan 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesinin süresine koşut şekilde beş yıl süreli intifa hakkı tesisi taahhüdünü yerine getirmediğini, bu durumda taraflar arasındaki 20/11/2007 tarihinde tesis edilen intifa sözleşmesi ile kurulan dikey anlaşmanın tarafların 07/09/2010 tarihindeki girişimleri ile sonlandırılmış olmadığını ve yeni bir dikey anlaşma kurulmuş sayılmadığını, yani taraflar arasındaki 20/11/2012 tarihinde kurulan dikey anlaşmanın kesintiye uğramadığını, bu durumda dikey anlaşmanın ve anlaşma kapsamındaki 20/11/2007 tarihli intifa ve 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesinin dikey anlaşma başlangıç tarihi olan 20/11/2007 tarihine 5 yıl ilavesiyle 20/11/2012 tarihi itibariyle sonlandırılması gerektiğini, zira anlaşmanın bu tarihten sonraki kısmının Rekabet Kurulu'nun 05/03/2009 tarihli karaları ve 12/03/2009 tarihli duyurusunda açıklanan gerekçelerle ve Rekabet Kurulu'nun 2002/2 Sayılı Tebliği ile 4054 Sayılı Yasanın 56. maddesi gereğince geçersiz hale geldiğini, 4054 sayılı kanunun 56. Maddesinde Borçlar Kanunu'na yapılan gönderme gereğince sözleşmelerin geçersiz kalan süresine ilişkin olarak yerine getirilmiş edimlerin geri istenmesi konusunda Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme halinde iadenin kapsamını belirleyen maddelerinin uygulanacağını, Rekabet Kurulu kararları gereği taraflar arasındaki dikey anlaşmasının sonlandırılmasının gerekli olduğu 20/11/2012 tarihine gelindiğinde tarafların yeni bir anlaşma tesis etmeleri mümkün olmadığını ve aralarındaki dikey anlaşmanın sona erdiğini, daha sonra davalı şirketin yetkililerinin başka bir dağıtım şirketiyle anlaşma tesis yapılacağını bildirerek taşınmaz üzerindeki intifanın terkini için Mustafa Yolalan isimli kişiye vekaletname düzenlenmesini istediğini, bunun üzerine davacı tarafından bildirilen kişiye Ankara 63. Noterliği'nin 21/02/2013 tarih ve 05993 yevmiyeli vekaletnamenin düzenlenerek teslim edildiğini, Harçlar Kanun 58. Maddesi hükmüne göre intifanın terkini için gerekli tapu harcının intifa terkin edilecek taşınmaz maliki tarafından ödenmesinin gerektiğini, bu arada davalı şirketin intifaya konu akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazda başka bir akaryakıt dağıtım şirketi olan TECO'nun bayisi olarak faaliyet göstermek üzere bu şirketle bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının istasyondaki müvekkiline ait ariyet malzemelerin iadesine ilişkin tutanak düzenlediğini, davalının bayisi olduğu TECO şirketine ait kurumsal kimlik giydirmelerini yapmak üzere faaliyete geçtiğini, taraflar arasındaki dikey anlaşmanın 20/11/2012 tarihi itibariyle kalan süresi bakımından Rekabet Kurulu Kararları doğrultusunda geçersiz hale gelerek sona erdiğini, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılmadığını, ürün sevkiyatının durduğunu, akaryakıt istasyonu üzerinde davacı lehine intifanın kalan süresinin geçersiz hale geldiğini, müvekkilinin akaryakıt istasyonuna fiilen tasarruf etme olanağının kalmadığını, bu nedenle akaryakıt istasyonunun fiilen davalının hüküm ve tasarrufunda kaldığını, davalı şirketin başka bir akaryakıt dağıtım şirketi olan TECO ile anlaşma yaptığını ve kurumsal kimlik giydirmelerinin yapıldığını, davalının TECO bayi olarak faaliyete başladığını, geçersiz hale gelen intifanın terkini için davalının talebi doğrultusunda müvekkili tarafından vekaletnamenin verildiğini, böylelikle taraflar arasındaki sözleşmenin tamamen sona erdiğini, taraflar arasındaki dikey anlaşma kapsamında bayilik sözleşmesinin öngörülen zamandan önce 20/11/2012 tarihide neticelendirilmesi sonucunda 07/09/2010-07/09/2015 tarihleri arasını kapsayan 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi dönemi için davalı şirket uhdesinde bulunan 529.820,00 USD bayilik hizmet bedelinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bayilik sözleşmesinin geçersiz kalan 20/11/2012-07/09/2015 tarihleri arasındaki süreye tekabül eden 296.222,00 USD bayilik hizmet bedelinin iadesinin gerektiğini belirterek 296.222,00 USD nin davalı şirkete bayilik hizmet bedelinin ödemesini yapıldığı 21/11/2007 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte ve davalı Hayrettin Yolalan'ın sorumluluğu 6000.000,00 USD ve faizi ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili 21/05/2013 harç tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının dikey ilişkinin başlangıç tarihini 23/11/2007 tarihi olarak belirttiğini, ancak iade kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin başlangıç süresini 07/09/2010 tarihi olarak belirttiğini, davacının bu iddialarının çelişki içerdiğini, davacı şirket tarafından yapılan ödemenin 23/11/2007 tarihli sözleşmeye göre, taraflar arasındaki 5 yıl süreli bayilik sözlemesi ve protokol hükümleri doğrultusunda müvekkili şirkete ödenecek olan bayilik hizmet bedeli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede 1.350.000,00 USD+KDV tutarındaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair ibare bulunmadığını, bayilik hizmet bedelinin 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi için kararlaştırılan bir ödeme olduğunu, davacının Ankara 63. Noterliği'nin 14/06/2010 tarihli ihtarnamesi ile 06/01/2009 tarihli bayilik sözleşmesini feshettiğini, fesih işleminden sonra Marmara Ereğlisi İcra Müdürlüğü'nün 2010/2578 Esas sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, ayrıca davacı şirketin Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/114 Esas sayılı dosyası ile taşınmazdaki intifa hakkına dayanarak müdahalenin önlenmesi ve taşınmazın davacıya teslimi için dava açtığını, davacı ile davalının anlaşması neticesinde taraflar arasında 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, yeni bayilik sözleşmesi neticesinde davanın davacı tarafından takipsiz bırakıldığını ve açılmamış sayılmasına karar verildiğini, sonuç olarak davacının yapmış olduğu ödemenin haksız bir ödeme olduğu iddiası ile daha önce yasal işlemleri başlatmış olduğunu, ödemenin haksız olduğunu icra takibinin başlatıldığı 02/08/2010 tarihinde öğrendiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre öğrenmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl sonra talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 23/11/2007 tarihinde başladığını, davacının davalı şirkete 1.350,00 USD+KDV bayilik hizmet bedeli ödemeyi taahhüt ettiğini, bayilik sözleşmesinin ise 26/01/2009 tarihinde imzalandığını, davacının 1.000.000,00 USD ödeme yaptığını, bakiyesini ödemediğini, davacının 1.350.000,00 USD tutarındaki ödemenin intifa bedeli olduğunu iddia etmekte ise de söz konusu durumun muvazaa olacağını, davacının muvazaaya dayanarak ... elde etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının 14/06/2010 tarihli ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesini feshettiğini, yapmış olduğu 500.000,00 USD tutarındaki ödeme için icra takibi başlattığını, bunun üzerine davalı şirketin davalıya 530.000,00 USD+KDV tutarındaki bölümü iade ettiğini, iadeden sonra müvekkili şirketin ödenmeyen 350.000,00 USD tutarındaki ödemeyi talep etmediğini, yeni şartlarda 07/09/2010 tarihli 5 yıl süreli bir bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak davacının 26/01/2009 tarihli bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen fesihnameyi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na bildirmediğini, dolayısıyla 26/01/2009 tarihli sözleşmenin yürürlükte kaldığını, yeni imzalanan 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesinin ise Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na gönderilmediğini, müvekkilinin bu durumu yeni dağıtım şirketi ile anlaştıktan sonra lisans başvurusu sırasında öğrendiğini, müvekkilinin 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince davacıdan mal almaya devam ettiğini, 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalanmasına rağmen davacı şirketin 23/11/2012 tarihinde bayilik sözleşmesinin süresinin bitmesini gerekçe göstererek müvekkiline ürün vermediğini, müvekkilinin 04/12/2012 tarihli ihtarname ile davacı şirketten ürün talep ettiği, ancak davacının ihtarnameye cevap vermediği gibi ürün de tedarik etmediğini, bunun üzerine davalının Marmara Ereğlisi Noterliği'nin 20/12/2012 Tarihli ihtarnamesi ile 07/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesini feshettiğini, davacının müvekkiline ürün tedarik etmemesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davacının müvekkiline ödediği bedelin bayilik hizmet bedeli olduğunu, intifa bedeli ile ilgisinin bulunmadığını, taraflar arasındaki bayilik hizmet bedeli ödemeleri ve iadelerinde ödeme tarihlerindeki kur farklarının da dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin feshinde kusurlu ve kötüniyetli olmadığı için kur farkının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili Hayrettin Yolalan tarafından verilen kefaletnamenin usulüne uygun olmadığını, sorumlu olunan bedel ve tarihin sonradan doldurulduğunu, davalının bu düzeltmelerde onayı ve imzasının bulunmadığını, davalı şirketin davacıya borcu bulunmadığından müvekkili Hayrettin Yolalan'ın da borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davada, davalı şirket ile davacı şirket arasında 20/11/2007 tarihinde imzalanan intifa sözleşmesi gereğince Tekirdağ İli, Marmara Ereğlisi İlçesi, Yeniçiftlik Köyü, Denizboyu Mevkii, 193 Ada, 2 Parselde kayıtlı taşınmaz kayıtlarına davacı şirket lehine intifa şerhi işlendiğini, davacının 15 yıl süreli intifa sözleşmesi gereğince müvekkili şirkete 173.643,00 TL intifa bedeli ödemesi gerekirken herhangi bir ödeme yapmadığını, Rekabet Kurum ve Danıştay kararları gereğince 2005 yılından sonra bayilik sözleşmeleri ile birlikte imzalanan intifa ve kira sözleşmelerinin imzalandıkları tarihten itibaren 5 yılı aşan sürelerinin geçersiz hale geldiğinden 20/11/2007 ve 20/11/2012 tarihleri arasına tekabül eden 57.881,00 TL intifa bedelinin 20/11/2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini ve cari hesaptan kaynaklı 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı karşı davacı Hasan Yolalan için karşı dava bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, 23/11/2007 tarihli protokolde davalı şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerine müvekkili lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesisi, buna karşılık davalıya 1.350.000,00 USD+KDV Bayilik hizmet bedelinin ödenmesinin, bayilik hizmet bedelinin intifa hakkı tesis edilmesinde sonra ödeneceğinin kararlaştırılarak ödemenin intifa süresi ile ilintisinin ortaya konulduğunu, 20/11/2007 tarihli resmi senetle intifa hakkının tesis edilmesinden sonra 26/01/2009 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını ve davalı şirkete KDV dahil 1.180.000,00 USD ödeme yapıldığını, protokolde bayilik hizmet bedelinden ayrı olarak bir intifa bedelinin ödeneceğinin kararlaştırılmadığını, intifa hakkı tesisi sırasında taraflarca haricen imzalanıp tapuya ibraz edilen intifa sözleşmesinde de davalı şirkete intifa bedeli ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, intifa tesisi sırasında davalı tarafından tapuda gösterilen 173.643,00 TL harca esas değer olup davacının davalıya bayilik hizmet bedeli dışında bir intifa bedeli ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin cari hesap borcunun bulunmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt oluşmadığından dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/490 Esas sayılı dosyasında davacı ... Dağıtım A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin bir kamu iktisadi kuruluşu olan ve sermayesi Devlet Hazinesi'ne ait bulunan ... tarafından kurulmuş bir akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında 23/11/2007 tarihinde daha sonra akdedilecek akaryakıt bayilik sözleşmesi ile ilgili tamamlayıcı nitelikte bir kısım ek yükümlülük ve hakların tesisine yönelik ve ileride akdedilecek bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olmak üzere protokol yapıldığını, bahse konu protokolde belirtilen davalı şirkete ait taşınmaz üzerinde Marmara Ereğlisi Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen 20/11/2007 tarih ve 6459 yevmiye numaralı resmi senetle 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, 26/01/2009 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve davalı şirketin ... bayisi olarak faaliyete başladığını, davacının sözleşmeler gereği ödemeyi üstlendiği bayilik hizmet bedeline mahsuben KDV dahil toplam 1.180.000,00 USD'yi davalının banka hesabına ödediğini, tarafların aralarındaki sözleşmeleri Rekabet Kurulu kararlarına uyarlamak gayesiyle 07/09/2010 tarihinde protokol yaptıklarını, davalının önceki protokol gereğince davacıdan aldığı 1.180.000,00 USD bayilik hizmet bedelinin 551.000 USD+KDV tutarındaki kısmını iade etmeyi, protokol gereği 449.000 USD+KDV tutarındaki bakiye bayilik hizmet bedeli alacağını talep etmemeyi ve akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmaz üzerine davacı lehine 5 yıl süreli intifa hakkı tesis etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirketin 07/09/2010 tarihli protokole uygun olarak toplam 650.180,00 USD'yi müvekkili şirket tarafından düzenlenen fatura mukabilinde iade ettiğini, davalı şirket uhdesinde 07/09/2010 – 07/09/2015 tarihleri arasını kapsayan 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi dönemi için 529.820 USD bayilik hizmet bedeli kaldığını, taraflar arasındaki 20/11/2007 tarihinde kurulan dikey anlaşmanın kesintiye uğramadığını, bayilik sözleşmesinin 20/11/2012 tarihi itibariyle sonlandırılmasının gerekli olduğunu, davalının 07/09/2010 – 20/11/2012 tarihleri arası gerçekleşmeyen taahhüt miktarı olan 2.777 m³ üzerinden davacının 222.160,00 USD cezai şart alacağının oluştuğunu, davacının kar mahrumiyetine uğramış olduğunun sabit olduğunu belirterek satış tahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle 222.160,00 USD'nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı ... Akaryakıt Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında 20/11/2007 tarihinde Tekirdağ ili Marmara Ereğlisi İlçesi Yeni Çiftlik Denizboyu Mevki 103 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz kayıtlarına işlenmek üzere intifa sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında 26/01/2009 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin davacı şirket tarafından ihtarname ile feshedilmesine rağmen EPDK'ya herhangi bir bildirimde bulunmadığından sözleşmenin yürürlükte kaldığını, tarafların daha sonra 07/09/2010 tarihinde tekrar akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalayarak dikey ilişkiye devam ettiklerini, davacı şirketin dikey ilişkinin 23/11/2012 tarihinde sona erdiğini gerekçe göstermek suretiyle bu tarihten itibaren ürün vermeyeceğini bildirdiğini, davalı şirket tarafından ihtarname ile davacı şirketten ürün talep edilmesine rağmen davacı şirket tarafından ihtarnameye cevap verilmediğini, bunun üzerine davalı şirketin akaryakıt bayilik sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiğini, davacı şirketin intifa bedeli alacağı için Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2013/224 esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine dava açtığını, cezai şart talebinin ön şartının sözleşmenin feshinde kusurun kime ait olduğunun tespiti olduğunu, müvekkili şirketin, sözleşmenin yerine getirilmesi için davacı şirkete ihtarname göndermesine rağmen davacı şirketin edimini yerine getirmekten imtina ettiğini ve sözleşmesinin feshine sebep olduğunu, davacı şirketin sözleşmenin feshine kendi kusuru ile sebep olduğundan herhangi bir şekilde alacak talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Asıl dava, bayilik sözleşmesi çerçevesinde ödenen bayilik hizmet bedelinin kullanılmayan kısmına isabet eden miktarının davalılardan tahsili, karşı dava intifa bedeli ve cari hesap alacağının tahsili, birleşen dava bayilik sözleşmesi gereğince cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizin 2013/224 Esas 2017/977 Karar sayılı ilamı ile asıl davanın kısmen kabulüne, 38.499,75 USD'nin 05/04/2013 dava tarihinden işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankaları tarafından dolar ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı-karşı davacının intifa bedeli talebinin reddine, 10.000,00TL cari hesap alacağının 21/05/2013 karşı dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ... Dağıtım A.Ş.'den tahsiline, birleşen dava yönünden (Ankara 8. ATM'nin 2013/490-551E-K), davanın reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 13.07.2023 tarihli 2022/314 Esas 2023/1081 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına, taraflara ait ticari defter kayıtlarına göre davacının alacağının tespit edilmesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermesine, İfayı ihtirazı kayıt koymadan kabul eden davacı şirketin satış taahhütnamesi hükümleri uyarınca cezai şart alacağı doğmadığından, ilk derece mahkemesince cezai şart alacağının reddinde bir usulsüzlük bulunmamasına" gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı-karşı davalı ... Dağıtım AŞ vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli 2023/5570 Esas 2024/8879 Karar sayılı ilamı ile "(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya yönelik verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.(2) Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre temyiz isteminde bulunan karşı davada davalı ... Dağıtım A.Ş aleyhine hükmedilen tutar 10.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 2023 yılı itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. (3) Birleşen davada davacı, asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart talep etmiş olup mahkemece davalı şirketin asgari alım taahhüdüne uymadığı tespit edildikten sonra, davacının itirazi kayıt koymadan davalı şirkete ürün tedarik etmeye devam ettiği, böylelikle önceki döneme ait cezai şart talebinden zımnen vazgeçtiği gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece isabetli olarak birleşen davada davalı şirketin sözleşmede öngörülen asgari alım taahhüdüne uymadığı tespit edilmiş ancak sözleşme hükümleri hatalı yorumlanarak sonuca ulaşılmıştır. Zira, taraflar arasındaki 07.09.2010 tarihli satış taahhütnamesinde "... yıllık olarak 1.500 m3 beyaz ürünü ...'den satın almadığı taktirde, ...'nin o yıla ait cezai şartı talep edebileceği gibi, sözleşme süresi bitimi itibari ile gerçekleşen cezai şartı toplu olarak da talep edebileceğini,... kabul ve taahhüt etmiştir." demek suretiyle, davacı ... Dağıtım A.Ş'nin ihtirazi kayıt koymasa dahi o yıla ait cezai şart talep edebileceği gibi sözleşme sonunda gerçekleşen cezai şartı toplu olarak da isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. O halde, mahkemece birleşen davaya yönelik olarak davacının cezai şart talep hakkı bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile asıl dava yönünden verilen kararın onanmasına, birleşen dava yönünden verilen kararın bozulmasına karar verilmiş, dosya bu kez mahkememizin 2025/290 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce aldırılan 23/05/2017 tarihli bilirkişi raporu ile birleşen davada taraflar arasında 07/09/2010 tarihinde satış taahhütnamesinin imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin 2007 yılında başlayıp yıllarca devam ettiği, davacının her yıl satmayı taahhüt ettiği miktarın altında beyaz ürün sattığını, bu ilişkin sözleşmenin kalan süresince devam ettiğini, bayi nezdinde taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin cezai şartın uygulanmayacağı konusunda haklı bir güven oluştuğu, bu şekilde ortaya çıkan güvenin dürüstlük ilkesinin bir gereği olduğu belirtilerek cezai şart talebinin dayanağı bulunmadığının rapor edildiği, mahkememizce aldırılan 05/05/2016 tarihli bilirkişi ek raporu ile cezai şart talep edilebileceği kanaatine varılması halinde talep edilebilecek miktarın birinci yıl için 107.928,80 USD, ikinci yıl için 99.728 USD, üçüncü yıl için 24.221,60 USD olmak üzere toplam 231.878,40 USD olduğu rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamından; birleşen davada davacı, asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart talep etmiş olup, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davalı şirketin asgari alım taahhüdüne uymadığı, taraflar arasındaki 07.09.2010 tarihli satış taahhütnamesinde "... yıllık olarak 1.500 m3 beyaz ürünü ...'den satın almadığı taktirde, ...'nin o yıla ait cezai şartı talep edebileceği gibi, sözleşme süresi bitimi itibari ile gerçekleşen cezai şartı toplu olarak da talep edebileceğini,... kabul ve taahhüt etmiştir." denilmek suretiyle, davacı ... Dağıtım A.Ş'nin ihtirazi kayıt koymasa dahi o yıla ait cezai şart talep edebileceği gibi sözleşme sonunda gerçekleşen cezai şartı toplu olarak da isteyebileceği hüküm altına alındığı, bu haliyle birleşen davaya yönelik olarak davacının cezai şart talep hakkı bulunduğu kabul edilmekle, mahkememizce aldırılan 05/05/2016 tarihli bilirkişi ek raporu ile cezai şart talep edilebileceği kanaatine varılması halinde talep edilebilecek miktarın birinci yıl için 107.928,80 USD, ikinci yıl için 99.728 USD, üçüncü yıl için 24.221,60 USD olmak üzere toplam 231.878,40 USD olduğu belirtilmekle taleple bağlı kalınarak dava edilen 222.160 USD yönünden birleşen davanın kabulü ile 222.160 Amerikan Doları'nın 16/07/2013 birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, Devlet Bankalarının Amerikan Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl ve karşı davalarda mahkememizin 14/12/2017 tarihli 2013/224 Esas 2017/977 Karar sayılı ilamı ile verilen hüküm temyiz kanun yolu incelemesi neticesinde kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada mahkememizin 14/12/2017 tarihli 2013/224 Esas 2017/977 Karar sayılı ilamı ile verilen hüküm temyiz kanun yolu incelemesi neticesinde kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karşı davada mahkememizin 14/12/2017 tarihli 2013/224 Esas 2017/977 Karar sayılı ilamı ile verilen hüküm istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ ile; 222.160 Amerikan Doları'nın 16/07/2013 birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, Devlet Bankalarının Amerikan Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 3.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.592,71 TL harçtan peşin alınan 7.387,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.204,76 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 7.398,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.b-Davacı tarafından birleşen davada yapılan 30,00 TL posta ve tebligat gideri, 75,00 TL dosya gömleği ücreti ve 132,48 TL istinaf posta ücreti olmak üzere toplam 237,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 68.981,80 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3.ç-HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/05/2025