İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/200 E. 2025/449 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/200
- Karar No
- 2025/449
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/200 Esas - 2025/449 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/200 Esas KARAR NO : 2025/449
HAKİM :.... KATİP : ...
DAVACILAR : 1- .. 2- ... ... 3- ... ... -.. 4-.. 5- ... 6-....
DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit Ve İstirdat DAVA TARİHİ : 07/12/2023 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı bankanın müteveffa ... ...'ın borcundan dolayı davacılar hakkında İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/157963 sayılı dosyasından icra takibinde bulunduğunu, takip borçlusunun eşi ve çocukları olan davacıların borçlu Sadullah ...'ın mirasını reddetmiş olduklarından mirasçıları olmadıklarını, ödeme emrinin tebliğinden sonra banka şubesine giderek ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih 2021/2254 E., 2021/2245 K. sayılı kararı ve kesinleşme şerhini ibraz ettiklerini ve böylece takibin duracağını düşündüklerini, ancak bankanın takibe devam ettiklerini ve haciz işlemi uyguladığını, davacıların banka hesaplarına konulan haciz nedeniyle işletmelerindeki pos makinesine bloke uygulandığından işletme çalışamaz hale geldiğini, ayrıca davacıların maaşlarına ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, hacizlerin acilen kaldırılması zorunlu hale geldiğinden istirdat davası açma hakkını ihtirazi kayıt olarak bildirmek suretiyle dosya borcunu ödemek zorunda kaldıklarını, davacılar Sadullah ...'ın borcundan dolayı davalı bankaya 30.649,21 TL ve ayrıca icra dosyasının fekki için 1.571,69 TL olmak üzere toplam 32.220,90 TL ödediklerini, süresi içerisinde ileri sürülmemiş bile olsa mirası reddetmiş olan mirasçının menfi tespit veya istirdat davası açma hakkının mevcut olduğunu, ... Genel Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine Bingöl Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/184 E. sayılı dava dosyasında 24/02/2022 tarih ve 2022/182 K. sayılı kararı ile mirasçılığın tespitine karar verilmişse de, bu karara karşı yaptıkları istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 28/09/2023 tarih 2022/1816 E., 2023/906 K. sayılı kararı ile bu kararın kaldırıldığını belirterek davacılar tarafından mirası reddedilen Sadullah ...'ın borcundan dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile haciz tehdidi altında İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/157963 sayılı dosyasının fekki için halde ödemek zorunda kalınan 32.220,90 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadına (davalı bankadan alınarak davacılara verilmesine) karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nde 19/10/2023 tarihinde 2023/157963 esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, icra takibinin başlatılmadan önce İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1636 Esas ve 2022/1245 Karar sayılı 10/11/2022 tarihli kararı ile mirasçılık belgesinin alındığını ve icra takibinin asıl borçlu Sadullah ...'ın mirasçıları aleyhinde devam ettiğini, davalılar aleyhinde başlatmış oldukları icra takibine hiçbir borçlu tarafından itiraz edilmediğinden, icra takibinin tüm borçlular için kesinleştiğini, Yargıtay kararları ve kanunun amir hükmü ile yerleşik hale geldiği üzere, reddi miras yapan kişilerin, aleyhinde icra takibi başlatıldığını öğrendiklerinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süresi içerisinde reddi miras kararını ilgili icra dosyasına sunmaları zorunlu olduğunu, ayrıca yasal süresi içerisinde ilgili Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan bir reddi miras kararının icra dosyasına sunulmadığından yapılan işlemlerin hukuka ve kanunun amir hükümlerine aykırılık teşkil etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Eldeki davanın ... 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/548 Esasına kayden açıldığı, ... 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/548 Esas, 2024/258 Karar sayılı 05/07/2024 tarihli kararı ile özetle; davanın kabulüne dair karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 2024/1226 Esas, 2025/33 Karar sayılı kararı ile özetle, açılan davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen 05/07/2024 tarihli kararın kaldırılmasına, dosyanın görevli ve yetkili ... Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine dair karar verildiği, istinaf ilamı akabinde dosyanın mahkememize tevzi edilmekle işbu 2025/200 Esas kaydını aldığı görülmüştür. Dava; mirasın reddine dayalı olarak menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacıların murisi ile davalı banka arasında akdedilen kredi sözleşmesinin ticari nitelikteki işletme kredi sözleşmesi olduğu, kredi ilişkisinde davacılar murisinin tüketici sıfatında bulunmadığı bu itibarla eldeki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 4/1-f maddesi uyarınca ticari nitelikteki işletme kredi sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu anlaşılmıştır. Yine 6100 Sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Konuya ilişkin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ikinci fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda; dava Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilirken dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen yargılama sonucunda verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce, uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna hükmedilmesi ve dosyanın mahkememize tevzi edilmesi akabinde arabuluculuğa başvurulduğu, davacı vekili tarafından 30/05/2025 tarihli dilekçesi ekinde son tutanak suretinin sunulduğu, tutanağın incelenmesinde arabuluculuğa başvuru tarihinin 24/04/2025 olduğu görülmüştür. Özetle dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, dava açıldıktan sonra görev yönünden verilen istinaf ilamı akabinde arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla eldeki davada özellikle üzerinde durulması gereken husus, görevsizlik kararından sonra arabuluculuğa başvurulması halinde, arabuluculuğa ilişkin dava şartının yerine getirilip getirilemeyeceği diğer bir anlatımla arabuluculuğa ilişkin dava şartının tamamlanabilir nitelikte olup olmadığıdır. Bilindiği üzere HMK'nın 115/2. Maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükmü düzenlenmiştir. Konuya ilişkin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ikinci fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmü düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartı arabuluculuğa ilişkin özel düzenleme getiren HUAK 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; kanun koyucunun açık düzenleme yaparak arabuluculuğa ilişkin dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koyduğu kanaat edilmiştir. (Arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı yönünde; Y. 6 HD 2023/3342 E., 2023/2951 K., 26/09/2023; ... BAM 31. HD. 2023/654 E., 2023/996 K., Ank. BAM 23 HD. 2020/1757E., 2020/1466 K. Sayılı kararları incelenebilir.) Diğer yandan görevsizlik kararı üzerine, görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından, görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmamış olması halinde de davanın usulden reddi gerekli olup görevsizlik kararı akabinde arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir olmadığı anlaşılmıştır.(Aynı yönde bkz. Y. 11 HD. 2024/3170 E., 2025/1085 K., 19/02/2025; Yine Y. 6. HD. 2024/3201 E., 2024/4336 K., 26/11/2024 T.) Yapılan açıklamalar, değinilen yasal düzenleme ve içtihatlar kapsamında "arabuluculuğa ilişkin dava şartı" dava açıldıktan sonra tamamlanabilir nitelikte görülmediğinden görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından, görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6325 Sayılı HUAK'nın 18/A-2. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, önceden alınan 550,26 TL peşin harç ve 75,76 ıslah harcı olmakla toplam 626,02 TL'den mahsubu ile fazladan alınan 10,62-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL(istinaf başvurma harcı) yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/06/2025
Katip ....
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR