İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/164 E. 2026/830 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/164
Karar No
2026/830
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/164 Esas KARAR NO : 2026/830

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 16.12.2022 tarihinde davalı satıcı şirketten satın aldığını, 26.07.2024 tarihinde cihaz kullanılmak istenildiğinde, ekranda «...ı» uyarısı verildiğini, bu şekilde cihazın kullanılamadığını ve ölçüm yapmadığı görüldüğünü, bunun üzerine, aynı gün davalı şirket ile iletişime geçildiğini, davalı şirket tarafından, müvekkili şirkete gönderilen e-posta ile link bilgisi paylaşıldığını, ilgili link üzerinden servis formunun doldurulması talep edildiğini, ilgili link üzerinden servis formu oluşturulmak suretiyle davalı şirketin talebi üzerine davaya konu cihazın 02.08.2024 tarihinde davalıya teslim edildiğini, nitekim bu hususta taraflar arasında herhangi bir ihtilaf olmadığını, davaya konu cihazın, 02.08.2024 tarihinde davalı şirkete teslim edilmiş olmasına karşın yaklaşık 41 iş günü boyunca cihazın akıbeti ile ilgili herhangi bir bilgi verilmediğini, müvekkilinin sürekli oyalandığını, müvekkili şirketin ısrarlı takibi üzerine nihayetinde 01.10.2024 tarihinde davalı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen e-posta ile, «ürünün garanti kapsamından dolayı distributör firmaya yönlendirildiği» ve «inceleme için yurtdışına gönderileceği» belirtildiğini, bunun üzerine, müvekkili şirket tarafından aynı gün verilen cevapta, «cihazın uzunca bir süre kullanılamaması nedeniyle mağdur olunduğu, bir de cihazın yurtdışına gönderimi ve inceleme için geçecek süre eklendiğinde bu süre zarfında en azından ikame bir cihaz yada yeni bir cihaz verilip verilmeyeceği» sorulduğunu, bu süre zarfında garanti kapsamında onarım için yurtdışına gönderileceğini beyan eden davalı şirket, müvekkili şirket tarafından gönderilen bu e-posta üzerine bu kez 07.10.2024 tarihinde gönderdikleri e-postada «ürünün garanti harici olduğunu, eğer istenirse ücret (!) mukabilinde yurtdışına gönderileceğini» beyan ettiğini, önce ürünün garanti kapsamında onarım için yurtdışına gönderileceğini beyan eden davalı satıcı, daha sonra üstelik cihazın tesliminden 2 ay sonra ürününün garanti kapsamında olmadığını beyan ederek müvekkilinden ücret talep etmiş, üstelik buna dair müvekkili şirkete herhangi bir servis formu dahi vermediğini, davalı şirketin hukuka aykırı bu eylemleri nedeniyle taraflarınca ... tarihinde .... 26. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek, «cihazın garanti süresi içerisinde arızalanması nedeniyle ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesi» ihtar edildiğini, anılan ihtarnameye karşı davalı şirket tarafından verilen cevapta yalnızca durumun özeti yapılarak distributör firma tarafından verilen bilgilerin paylaşılması ile yetinildiğini, Satım Sözleşmelerinde ayıptan sorumluluk TBK’nın 219. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre; «Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.» yine Alıcının Seçimlik Hakları Yasanın 227. maddesinde düzenlenmiş olmakla «Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. , 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. , 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. , 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.» , bu genel açıklamalar ışığında, davaya konu cihazdaki ayıbın ortaya çıkması akabinde müvekkili şirket tarafından TTK ve TBK'daki sürelere uygun olarak süresinde davalı şirkete bildirimde bulunulduğunu, ürünün garanti kapsamında onarılacağını belirten davalı şirket, müvekkiline yaklaşık 2 aya yakın bir süre oyaladıktan sonra bu kez ürünün garanti kapsamında olmadığını belirterek onarım için yurtdışına gönderim ücretini müvekkili şirketten talep ettiğini, halbuki cihazdaki ayıp müvekkili şirketten kaynaklı olmadığını, esasen bu husus davalı şirket tarafından gönderilen 01.10.2024 tarihli e-posta ile sabit olduğunu, ancak gelinen süreçte davalının bu talebinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan öncelikle ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise ödenen bedelin iadesi talebiyle arabuluculuğa müracaat edilmiş ise de yapılan görüşmede anlaşmaya varılamaması üzerine anlaşmama olarak tutanak tutulduğunu, açıklanan sebeplerle işbu davanın açılması gereği hasıl olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davanın kabulü ile: öncelikle ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesine, mümkün olmaması halinde ise müvekkili şirketin ödediği 38.737,61 TL’nin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama masrafları ile ücreti vekalet alacağının davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak tensip tutanağı, tevzi formu ve dava dilekçesi ile eklerini tebliğ edildiği, ancak davaya cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davasının, satın alınan malın ayıplı olduğu iddiasına dayanak malın misli ile değiştirilmesi veya değerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalıdan 16/12/2022 tarihinde satın alınan "..."nın ayıplı olup olmadığı, varsa ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, ayıbın süresinde ihbar edilip edilmediği, ayıbın ihbarına gerek bulunup bulunmadığı, davacının cihazın misli ile değiştirilmesi veya satış bedelinin iadesi talebinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığa ilişkin alınan 17.03.2026 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ..., 16.12.2022 tarihinde davacı ...'den 38.737,61 TL ödeyerek satın alındığı ... Cihazında 26.07.2024 tarihinde “...” uyarısı oluştuğu ve ölçme yapmadığı 02.08.2024 tarihinde davalı şirkete götürüldüğü halde davalı şirket, garanti süresinin dolduğu ve cihazın kullanıcı hatasından arızalandığını ileri sürerek cihazı onarmadığı gibi misliyle de değiştirmediği, raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, cihaz kullanım hatasından değil iç bünyesindeki gizli ayıptan arızalanarak istikrarlı ölçüm yapamadığı, bu nedenle, davalı... Şti ... ile) adlı cihazın bir ay içerisinde misliyle değiştirmesi bu mümkün olmadığı takdirde cihaza ödenen 38.737,61 TL bedelin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı ...'ne ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları da nazara alınarak dosyaya daha önce rapor sunmamış bir elektronik mühendisinden alınan 08.09.2026 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu cihazın ...marka ultrasonik kalınlık ölçüm cihazı olduğu, cihazın ... çalıştığı ve ...vasıtasıyla malzemenin et kalınlığını ultrasonik yankılar üzerinden belirlediği, davacı tarafından cihazın 26.07.2024 tarihinde kullanılmak istenmesi sırasında “Kalibrasyon Hatası” verdiğinin dosya kapsamında bulunduğu, cihazın 02.08.2024 tarihinde davalıya teslim edildiği, mevcut bilirkişi incelemesinde cihazın istikrarlı çalışmadığı ve yaklaşık %50 oranında ölçüm yapabildiği, %50 oranında ise ölçüm yapamadığının tespit edildiği, mahkeme kaleminde gerçekleştirilen incelemede cihazın kalibrasyon ayarlarında arıza bulunduğu, sıfırlama işleminden sonra cihazın donduğu ve yeniden çalıştırılabilmesi için enerjisinin tamamen kesilmesi gerektiği, yeniden enerji verildiğinde cihazın “...” ibaresinde kaldığı ve probu arama/tanıma sürecini tamamlayamadığı, aynı marka muadil cihaz üzerinde yapılan karşılaştırmalı incelemede kalibrasyon işleminin normal şekilde ve otomatik olarak gerçekleştirilebildiği dava konusu cihaz üzerinde kullanıcı tarafından yapılmış fiziksel bir müdahaleye ilişkin somut bir emare gözlenmediği, davalı tarafça ileri sürülen prob yüzeyindeki aşınma ve yabancı madde etkisinin, yapılan incelemede cihazın mevcut kalibrasyon hatası, donma ve prob arama ekranında kalma şeklindeki arızasını açıklamaya yeterli olmadığı, mevcut teknik bulguların, arızanın kullanıcı hatasından ziyade cihazın kalibrasyon sistemi, prob tanıma/iletişim sistemi veya bu fonksiyonları yöneten yazılım/elektronik kontrol kısmındaki arıza ile uyumlu olduğu tespitleri doğrultusunda; cihazın mevcut arızasının cihazın iç bünyesinden kaynaklanan kalibrasyon/yazılım kaynaklı gizli bir arıza/ayıp niteliğinde olduğu, mevcut bulguların kullanıcı hatası kaynaklı arıza iddiasını desteklemediği ve cihazın kendi iç sistemlerinde meydana gelen arıza ile daha uyumlu olduğu yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır. Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, a-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1, a-c hükmü de uygulanacaktır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıdan 16.12.2022 tarihinde satın alınan Ultrasonik Kalınlık Ölçüm Cihazının arızalanması nedeniyle 26.07.2024 tarihinde davalıdan cihazın tamirinin talep edildiği, myapılan inceleme sonrasında ürünün garanti kapsamında olmadığından bahisle talebe olumsuz cevap verildiği, ürünün garanti süresi içinde arızalandığının davalının kabulünde olduğu, dava konusu cihazın normal kullanım koşullarında kullanıldığı gerekçesi ile tamir talebini reddettiği, alınan bilirkişi raporlarında dava konusu cihaz üzerinde kullanıcı tarafından yapılmış fiziksel bir müdahaleye ilişkin somut bir emare gözlenmediği, davalı tarafça ileri sürülen prob yüzeyindeki aşınma ve yabancı madde etkisinin, cihazın mevcut kalibrasyon hatası, donma ve prob arama ekranında kalma şeklindeki arızasını açıklamaya yeterli olmadığı, mevcut teknik bulguların, arızanın kullanıcı hatasından ziyade cihazın kalibrasyon sistemi, prob tanıma/iletişim sistemi veya bu fonksiyonları yöneten yazılım/elektronik kontrol kısmındaki arıza ile uyumlu olduğu, cihazın mevcut arızasının cihazın iç bünyesinden kaynaklanan kalibrasyon/yazılım kaynaklı gizli bir arıza/ayıp niteliğinde olduğu, mevcut bulguların kullanıcı hatası kaynaklı arıza iddiasını desteklemediği ve cihazın kendi iç sistemlerinde meydana gelen arıza ile daha uyumlu olduğu anlaşıldığından davacının ürünün ayıplı misli ile değiştirilmesi talebinin sübut bulduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının KABULÜNE 1-Dava konusu ... seri numaralı ... marka ultrasonik kalınlık ölçüm cihazının iade masrafı davalıya ait olmak üzere AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE, 2- Aynen iade mümkün olmadığı taktirde İİK 24. maddesi gereğince icra müdürlüğünce işlem yapılmasına, 3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.646,17-TL nispi karar harcının, 661,55-TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 1.984,62-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4- Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 38.737,61-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan toplam 14.143,00-TL yargılama gideri ile 661,55-TL peşin harç, 615,40-TL başvuru harcı toplamı 15.419,95-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6- 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına 7- Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı MİKTAR İTİBARİ İLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/164, K. 2026/830, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-164-e-2026-830-k-ab390c536aec