İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/144 E. 2026/644 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/144
Karar No
2026/644
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/144 Esas KARAR NO :2026/644

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ:11/06/2021 KARAR TARİHİ:21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı banka şubesinde işlem gören müvekkiline ait hesaptan usulsüz para çekme işlemi yapıldığını, şirket yönetiminin el değiştirmesi neticesinde bu usulsüzlüğün tespit edildiğini, bu usulsüzlüğün tespitinden sonra ilgili banka şubesinden hesaptan yapılan havalelere ilişkin defalarca hesap hareketleri ve hareketlere neden olarak gösterilen yazılı talimatlar talep edildiğini, davalı şubenin her defasında bir gerekçe ile bu belgeleri taraflarına vermediğini, internet bankacılığı üzerinden yapılan incelemede müvekkilinin banka hesabından haberi ve bilgisi olmadan, sahte imzalarla paralar çekildiğini, o dönemlerde şirkette çalışan ...'ın kendi adına sahte imzalı havale talimatları ile para çektiğini, bankanın bu usulsüz işlemlere onay verdiğini, bu işlemleri yapan ... aleyhine ....İş Mahkemesi'nde 2016/... esas sayılı dosya ile dava açıldığını, müvekkilinin çeşitli bankalarda hesaplarının olduğunu, bu bankalar aleyhine yasal yollara müracaat edildiğini, bilirkişi raporu ile çekilen paraların imzalar taklit edilerek ya da sahte imzalarla çekildiğinin tespit edildiğini, şirket müşterek müdürü ...' nın imzasının taklit edildiğini, şirket müşterek müdürünün belirtilen tarihlerde İstanbul' da olmadığını, davalı banka ile müvekkilinin yapmış olduğu sözleşme gereği mevduatlarını korumakla yükümlülük altına girdiğini, bu nedenle hesaptan usulsüz para çekilmesine onay verdiği için müvekkiline karşı tam ve tek kusurlu olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini bu nedenle tam sorumlu olduğunu, müvekkilinin hesaplarına ilişkin kayıtları tutmakla ve talep halinde ibraz etmekle görevli banka bu görevini yerine getiremediğini, şirket yönetiminin değişmesinden sonra hesap hareketlerinin taraflarına verilmediğini, ancak şirket sekreterine kendi adına havale ayrılacağı tanındığını, davalı banka ... aleyhine ....İş Mahkemesi'nde açmış oldukları davadan talep edilmesine rağmen yaklaşık 4 yıl sonra imzalı dekontların bir kısmının gönderildiğini, tüm dekontların dava dosyasına sunulmadığını, belgelerin saklanması nedeni ile davanın açılmasının geciktiğini, bu işlemler nedeni ile maddi kayıp yaşayan müvekkilinin kamuya karşı sorumluluklarını yerine getiremediğini, bu nedenler ile hem ticari itibarı ve bankalar nezdinde kredibilitesinin zarar gördüğünü, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın usulsüz işlem yapan banka şubesi ve usulsüz işlemi düzenleyen ... aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, bilirkişi listesinde sunulan ödemelere ilişkin ödeme talimatı yazılarının ve dekont asıllarının, 20/12/2012-30/06/2014 yılları arasındaki para çekme talimatlarının istenerek bu talimatlar üzerindeki imzaların davalı bankadan istenmesini, bu dekontlar ve ödeme talimatlarındaki tüm imzaların bilirkişi marifeti ile incelenmesini, 50.550,00-TL maddi tazminatın, sahte talimat ve imzalarla usulsüz olarak çekilen paraların çekildikleri tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili vermiş olduğu 16/07/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlemlerin davacı firma ile dava dışı ... arasındaki işlemlerden kaynaklı olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı ve hatalı bir işlemi söz konusu olmadığından davacının ...'a karşı davayı açması gerekirken müvekkilinin hakkında açılan davada pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği İş Mahkemesinde görülen dava ile ...'dan alacağını (eğer varsa) tahsil etmesi gerekirken davacının müvekkiline dava açması düşünülemediğini, dosyada müvekkili açısından bir esas incelemesine girilmesine gerek bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde de iddia ettiği üzere işlemler 2012/2014 tarihlerinde gerçekleştiğini, dava taraf sözde zararından haberdar olduğunu ikrar ettiğini, davanın 2021 yılında ikame edildiğini, davacının zarara uğradığını iddia ettiği tarihte zararı bildiğini, davacının sözde zarar hakkında bu tarihten önce bilgi sahibi olduğunu, dolayısıyla dava açılış tarihinde davacının iddia ettiği sözde alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin idari kurumların denetimine tabi işlemler yapan ve bu işlemleri mevzuatın ve bankacılık teamüllerinin gerektirdiği şekilde uygulayan, güven kurumu niteliğinde olan bir banka olduğunu, müvekkilinin bankanın davaya konu işlemlerinde herhangi bir ihtimalinin söz konusu olmadığını, dava dışı ... davacı şirketin sekreter ve evrak takip yetkilisi olarak çalıştığını, bankacılık uygulamasında, bir hesap sahibi tarafından imzalanarak gönderilen talimat ile bankalar talimatta parayı alacak kişi olarak belirtilen şahsa imza karşılığı ödeme yapıldığını, davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkilinin 16.05.2014 ve 02.06.2014 tarihlerinde iki farklı talimat gönderilerek dava dışı ...'a 15.200-TL ve 39.000-TL ödemelerin yapılmasının talep edildiğini, anılan talimatların davacı şirketin kaşesi ve davacı şirketin yetkilisinin imzasını taşıdığını, müvekkili banka yetkilileri tarafından şirket yetkilisinin aranarak teyit alındığını, bu teyit işleminin herhangi bir zorunluğunun olmadığını, dava dışı ... bu huzurdaki işlemler açısından hukuken ticari vekil konumunda olduğunu, şirketlerin çoğu zaman nakit ihtiyacını karşılamak üzere iş yerindeki yardımcılarıyla birlikte yazılı talimat vererek bankadan nakit para çekilmesinin sağlandığını, davacı şirket çalışanına para ödenmesi talimatından sonra müvekkilinin parayı ödediğini, şirket yetkilisinin imzası ve kaşesini içeren ve telefonda teyit alınmış yazılara göre işlem yapıldığını, bankaların müşterilerine belli aralıklarla hesap ekstreleri gönderdiklerini, müşterilerin de diledikleri zaman hesap hareketlerinin dökümü alabildiklerini, basiretli bir tacir olmak zorunda olan davacının muhasebe işlerini yürüten uzman muhasebecilerinin olduğunu, haksız fiilin TBK. çerçevesinde yapılan tanımına göre haksız fiilden bahsedebilmek için 5 unsurun bulunmasının gerektiğini, bunların fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılık olduğunu, müvekkilinin davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarara ilişkin kusuru ve hukuka aykırı bir fiili de olmadığını, müvekkilinin usulüne uygun talimata göre işlem yaptığını, davacı tarafın zararını ispat edemediğini, müvekkilinin her hangi bir kusurunun olmadığını, HMK 114/h uyarınca hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, davacı tarafından işlemi yapan şahıs veya şahıslar ve hesabına para gönderilen şahıslara dava açmak yerine kusuru olmayan müvekkiline karşı dava açılması nedeniyle sıfat yokluğundan davanın usulden reddine, davanın dava dışı ...' a ihbarına, davanın esasına geçilmesi halinde esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizden verilen 14/04/2022 tarihli 2021/344 Esas 2022/319 karar sayılı kararında "Davanın reddine" dair verilen karar davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/1168 Esas, 2025/44 Karar numaralı ilamı ile;"... T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mevduat sahiplerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi) Buna göre mevduat, ödünç ile (TBK madde 386) usulsüz tevdi (TBK madde 570) sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. maddesi uyarınca, ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Dosya kapsamından; davacı tarafın dava dilekçesinde, dava dışı çalışanı ...'ın sahte imzalı talimatlar ile şirketin çeşitli bankalardaki hesaplarından para çektiğinin öğrenilmesi üzerine aleyhine İş Mahkemesinde dava açıldığını ve bu davada alınan raporda davalı bankadaki hesaplardan yapıldığı tespit edilen işlemlerin bu davanın konusunu oluşturduğunu beyan ettiği ve dava değerini 50.550 TL olarak gösterdiği, Mahkemece davalı bankaya yazılan müzekkere ile davacı şirketin 20/12/2012-30/06/2014 tarihleri arasındaki para çekme talimat evraklarının istenildiği, davalı banka tarafından gönderilen yazı cevabında 04/07/2013 ila 02/06/2014 tarihleri arasındaki hesap dökümünün yer aldığı, bu hesap dökümündeki 16/05/2014 tarihli ve 15.200 TL tutarlı işlem ile 02/06/2014 tarihli ve 39.000 TL tutarlı işlemin dava dışı ... tarafından talimat ile yapıldığı belirtilerek iki adet talimat evrakı fotokopisinin dosyaya ibraz edildiği, davalı bankanın cevap dilekçesinde aynı şekilde bu iki işlem üzerinden savunma yaptığı, davacı vekilinin 03/12/2021 tarihli dilekçesi ile, dava konusu edilen işlemlerin davalı bankanın yazı cevabı ve cevap dilekçesinde belirttiği işlemler olmadığını beyan ederek hangi işlemlerin dava konusu edildiğini açık bir şekilde gösterdiği ve bu işlemlerin .... İş Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiğini beyan ettiği, dosyaya celp edilen .... İş Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasında alınan hesap bilirkişi raporunda 29/07/2011 ila 02/06/2014 tarihleri arasında dava dışı ... tarafından yapılan toplam 7 adet para çekme işleminin tespit edildiği, Mahkemece davalı bankadan davacı tarafın beyanları nazara alınarak dava konusu edilen işlemlere ilişkin belgeler ve taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi celp edilmeden dosyanın bankacı bilirkişiye tevdii ile rapor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin davalı nezdindeki hesaplarına dair herhangi bir inceleme yapılmadığı, davalı bankanın iddia ettiği iki adet işlemden bahsedildiği, .... İş Mahkemesi'nin dosyasında alınan grafoloji raporunda bu iki işleme ilişkin bir inceleme yapılmadığı ve söz konusu talimatlardaki imzaların ilk bakışta sahte oldukları anlaşılamadığından davalı bankanın sorumluluğuna gidilemeyeceğinin mütalaa edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tekraren dava konusu edilen işlemlerin davalının iddia ettiği işlemler olmadığını, dava konusu edilen işlemelere ilişkin belgeler celp edilerek bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı şirketin yetkililerin sürekli olarak değiştiğini, işlemlerin yapıldığı tarihlerdeki yetkililerin belirlenmesi gerektiğini beyan ettiği, sunduğu diğer beyan dilekçelerinde de yapılan işlemler sırasında davacı şirket yetkililerin başka kişiler olduklarını, talimatta yer alan kişilerin yetkili olmadıklarını beyan ettiği, Mahkemece davacı vekilinin rapora itirazları dosyanın yeterince aydınlandığından bahisle reddedilerek, davanın hangi bankacılık işlemleri için açıldığı, bu işlemlerin tarihlerinin ne olduğu, nasıl yapıldıkları belirtilmeksizin, hangi talimatlardaki imzaların şirket yetkililerinin imzaları ile benzer olduğu açıklanmaksızın, dosyada bulunmadığı halde davalı bankanın taraflar arasındaki mevduat sözleşmesi uyarınca işlem yaptığı belirtilmek ve taraflar arasında ne konuda oluştuğu açıklanmayan bir teamülden bahsedilerek, dosyada bu konuda herhangi bir belge ve delil olmamasına rağmen davacının internet bankacılığı ile bu işlemlerden haberdar olduğu ve uzun süre itirazda bulunmadığı, sonuç olarak davalı bankaya herhangi bir kusur yüklenemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın yukarıda açıklanan Anayasa ve HMK maddelerine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitlere göre Mahkemece; öncelikle davacının dava konusu ettiği işlemlere ilişkin hesap dökümleri, varsa talimat asılları ve diğer tüm belgelerin, taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesinin aslı veya onaylı suretinin dosyaya celbi, dava konusu edilen işlemlerin tarihleri itibariyle davacı şirketin yetkililerinin ve temsil şeklinin tespiti, imza sirküleri aslının davacı vekilinin talep ettiği üzere ilgili Noterlikten getirtilmesi, bundan sonra dosyanın konusunda uzman bir veya üç kişilik bankacı bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve bilirkişi heyetine davalı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek; .... İş Mahkemesi'nde alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı ile banka kayıtlarının taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve tüm bankacılık mevzuatı kapsamında incelenmesi ile davacı şirketin davalı nezdindeki hesabının hangi tarihte açıldığı, bu hesaptan işlemlerin genel olarak ne şekilde yapıldığı, dava konusu edilen işlemlerin ne şekilde yapıldıkları, ... tarafından bankaya ibraz edilen ve şirket yetkilisi tarafından imzalı talimat ile yapılıp yapılmadıkları, bu talimat asıllarının bulunup bulunmadığı, talimatlar asıl değil ise davalı banka tarafından daha sonra asıllarının davacı şirketten talep edilip edilmediği, yine davacı şirket yetkilisinden sözlü veya yazılı teyit alınıp alınmadığı, dava dışı ... tarafından dava konusu edilen işlemlerden önce de aynı şekilde işlem yapılıp yapılmadığı, bu konuda davacı şirket tarafından davalı bankaya gönderilmiş genel bir talimat olup olmadığı, ya da taraflar arasında bu şekilde bir teamülün oluşup oluşmadığı, davacı şirketin internet bankacılığını kullanıp kullanmadığı, davalı banka tarafından hesap özetlerinin belirli periyotlar ile davacı şirkete gönderilip gönderilmediği, davacı şirketin bu işlemlerden ilk kez hangi tarihte haberdar olduğu, buna göre uzun süre yapılan işlemlere sessiz kalıp kalmadığı ve uğranılan bir zarar var ise bunda davalı bankaya atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınması, alınacak rapor ile birlikte işlemler talimat ile yapılmışsa bu tarihlerde davacı şirket yetkililerinin kim olduğu tespit edilerek imza sirkülerindeki imzaları ile talimat evraklarındaki imzaların (taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi ile davalı bankaya imzanın sahtelik incelemesi konusunda herhangi bir yükümlülük yüklenip yüklenmediği de belirlenerek) karşılaştırmasının yapılması, gerekli olması ve evrak asıllarının bulunması halinde grafolojik inceleme yaptırılması, davacının bahsettiği soruşturma dosyalarının celp edilmesi, bu dosyalarda davalı banka çalışanları ile ilgili bir şikayet veya dava konusu edilen işlemlerle ilgili alınmış bir rapor olup olmadığının araştırılması, davalının zamanaşımı itirazı hakkında değerlendirme yapılarak olumlu/olumsuz bir karar verilmesi ve neticeten tüm dosya kapsamı değerlendirilmek ve taleple bağlılık ilkesi gözetilmek suretiyle iddia ve savunmayı karşılar ve gerekçeli şekilde bir karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememize gönderilen dosyada yeni esas alınarak yargılamaya devam edilmiştir. ... 12. Noterliğine müzekkere yazılarak, Noterliğinizce düzenlenen 22/02/2010 tarih ve ... Yevmiye nolu İmza Sirkülerinin, Yine Noterliğinizce düzenlenen 21/04/2014 tarih ve ... Yevmiye nolu İmza Sirkülerinin asıllarının fiziki olarak çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. İTOya müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ...... TURİZM İŞLETMESİ LİMİTED ŞİRKETİ ( VKN:...)'nin tüm sicil dosyasının çıkartılarak gönderilmesi, ayrıca 2012-2014 yılları arası şirket yetkililerinin araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İş Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2016/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, davacının hesabından çekilen nakit paralara ilişkin bankanın hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen ret kararı, istinaf incelemesi sonucu taraflar arasındaki sözleşme ve hesap hareketlerinin celbi ile taraflar arasındaki para çekme işlemine ilişkin teamülün ve bankaya verilen genel bir talimat bulunup bulunmadığının araştırılması ve celp edilen evraklarda imza itirazı bulunması hâlinde grafolojik incelemenin yapılması, banka kayıtlarının uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği gerekçeleriyle kaldırılmıştır. İstinaf kaldırma ilamına uygun olarak öncelikle davalı banka kayıtlarının sunulması için davalı vekiline ve itiraz edilen işlemleri net ve somut olarak açıklaması için davacı vekiline süre verilmiştir. Davacı ile dava dışı işçi arasındaki dava dosyası celp edilerek incelenmiştir. Davacının sunduğu beyan dilekçesi uyarınca iddiasının 22/11/2012- 26/06/2014 tarihleri arasında 10 adet usulsüz işleme dayandığı anlaşılıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının kendi çalışanı olan ...’ın yetkisiz ve usulsüz olarak şirket hesabından para çekimleri yaptığı, kendi hesabına para aktardığı ve davalı bankanın yetkisiz kişinin yaptığı bu işlemlerde özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayanmaktadır. Davacı ile dava dışı işçisi arasındaki .... İş Mahkemesinin 2016/... Esas sayılı dava dosyasında, işçinin iddia edilen eylemleri ispatlanamadığından davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamında celp edilen banka kayıtları ile .... İş Mahkemesi dosyası içinde yer alan işçinin banka hesap hareketleri incelendiğinde, iş mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporunun ve yapılan incelemenin ...'ın kendi hesabı ile ilgili olduğu, usulsüz işlemlere ilişkin yapılan ödemelerin ...'ın kendi hesabında görünmediği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde, işbu davanın açılma sebebi olarak öne sürülen usulsüz işlemlerin .... İş Mahkemesi dosyasında ortaya çıktığı belirtilmişse de, iş mahkemesi dosyasında davacı şirketin hesaplarının incelenmediği yalnızca işçinin hesaplarının incelendiği görülmüştür. Bu çelişkinin giderilmesi ve iddia edilen usulsüz işlemlerin davacı şirket muhasebe kayıtlarında tespit edilip edilmediğine ilişkin açıklama yapmak üzere davacı vekiline süre verilmiştir. Verilen ilk süreye ve ikinci kez kesin süreye rağmen davacı vekili bu hususta bir açıklama yapmamıştır. Açıklama yapılmadığı gibi, mahkememizce kurulan bilirkişi ara kararı uyarınca bilirkişi ücreti olarak takdir edilen delil avansı da yatırılmamıştır. Kesin süre içinde delil avansı yatırılmaması sebebiyle, kesin sürenin sonucu da usulüne uygun olarak ihtar edildiğinden davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı banka söz konusu işlemlerin davacı ile işçi arasındaki işlemler olmadığını, dava dışı işçinin kendi hesabından yaptığı işlemler olduğunu savunmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının iddia ettiği işlemlerin dava dışı işçinin kendi hesabından çektiği paralar olması, davacı ile dava dışı işçi arasındaki bahsedilen hesap hareketlerinin bulunmaması, mahkememizce verilen kesin süre içinde şirket muhasebe kayıtları ile ilgili açıklama yapılmaması ve banka kayıtlarının incelenmesi hususunda bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması gözetilerek davacının iddia ettiği eylemlerin varlığını ispat edememesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 863,27 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 131,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2022 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına, 6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.09.2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/144, K. 2026/644, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-144-e-2026-644-k-4817303974b9