İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/138 E. 2026/142 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/138
Karar No
2026/142
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/138 Esas KARAR NO : 2026/142 DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/06/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Davacı vekili dilekçesinde, davacılar kapsamında -------Ş. ve ---------Ş.’nin uzun yıllara dayanan geçmişe sahip, ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren, çok sayıda markaya ve geniş ürün yelpazesine sahip büyük ölçekli gıda şirketleri olduğunu belirtmiştir. Davacı taraf, özellikle “---------” markasının Türkiye’de ve dünya genelinde tanınmış marka niteliğinde bulunduğunu, bu markanın ticari itibarının ve ayırt edici gücünün yüksek olduğunu ifade etmiştir. Davacı vekili, davalı ---------Ş. ile davacılar arasında geçmişte ticari ilişki bulunduğunu, ancak davalının ticari ilişki sürecinde piyasa gerçekleriyle bağdaşmayan ve yalnızca kendi kârlılığını artırmaya yönelik aşırı ticari taleplerde bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu taleplerin davacılar tarafından kabul edilmemesi üzerine davalının, davacılara ait ürünleri mağaza raflarından kaldırarak boş raflara “Ülker ürünleri uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır.” şeklinde ibareler yerleştirdiği ve bu suretle tüketiciler nezdinde olumsuz algı oluşturduğu iddia edilmiştir. Davacı vekiline göre söz konusu eylemler yalnızca mağaza içi uygulamalarla sınırlı kalmamış, sosyal medya ve haber siteleri aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere yayılmıştır. Dilekçede bu durumun binlerce haber ve paylaşım ile milyonlarca tüketiciye ulaştığı, sosyal medya platformlarında yüksek görüntülenme ve etkileşim sayıları elde ettiği belirtilmiş, bu nedenle davacıların marka itibarı ve ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilendiği ileri sürülmüştür. Davacı taraf, davalının eyleminin kamuoyunda boykot çağrılarına ve olumsuz yorumlara yol açtığını, bunun da davacıların ticari faaliyetlerine zarar verdiğini iddia etmiştir. Davacı vekili ayrıca, farklı mahkemeler nezdinde yapılan tespitler kapsamında davalının çeşitli mağazalarında rafların boş bırakıldığı ve söz konusu tabelaların asıldığının bilirkişi raporları ile belirlendiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda davalının söz konusu eylemleri sistematik şekilde gerçekleştirdiği ve markayı kamuoyu önünde olumsuz biçimde konumlandırdığı ileri sürülmüştür. Hukuki değerlendirme kısmında davacı vekili, davalının “---------” markasını izinsiz şekilde kullanarak markanın tanınmışlığından haksız yarar sağladığını, markanın itibarını zedelediğini ve ayırt edici karakterine zarar verdiğini ileri sürmüştür. Ayrıca davalının diğer markalı ürünleri satışa sunmaya devam etmesinin, davacı ürünlerinin pahalı olduğu yönünde karşılaştırmalı algı yarattığı ve bu durumun karşılaştırmalı reklam niteliği taşıdığı iddia edilmiştir. Davacı vekili bu eylemlerin hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabet teşkil ettiğini, tüketicinin karar verme özgürlüğünü etkilediğini ve davalının kendi tanınırlığını artırmak amacıyla davacı markasının bilinirliğinden yararlandığını savunmuştur. Müvekkilinin davalının söz konusu eylemlerinin tespit edilmesini, durdurulmasını, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve marka itibarına verilen zararın giderilmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacılar tarafından açılan davada ileri sürülen marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve marka itibarının zedelenmesi iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı vekiline göre yapılacak yargılama ve toplanacak deliller, davacı iddialarının soyut ve ispatlanmamış olduğunu ortaya koyacaktır. Davalı taraf, müvekkil şirket --------Ş.’nin Türkiye genelinde geniş mağaza ağı, yüksek alışveriş alanı ve çok sayıda ürün çeşidi ile faaliyet gösteren büyük bir perakende zinciri olduğunu belirtmiştir. Müvekkilin müşteri odaklı kalite anlayışı, uygun fiyat politikası ve güçlü ticari hacmi sayesinde sektörde köklü bir konum elde ettiği, bu nedenle davacı markalarının tanınmışlığından yararlanma ihtiyacı bulunmadığı savunulmuştur. Davacıların müvekkilin piyasa gerçekleriyle bağdaşmayan ticari taleplerde bulunduğu yönündeki iddialarının da tamamen asılsız ve ispatlanması gereken soyut beyanlar olduğu ileri sürülmüştür. Davalı vekili, dava konusu edilen “Ülker ürünleri uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır.” ibaresinin yer aldığı bilgilendirme yazısının marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmediğini savunmuştur. Bu yazının herhangi bir reklam niteliği taşımadığı, markasal kullanım içermediği ve daha önce alınan bilirkişi raporunda da bu hususun değerlendirildiği ifade edilmiştir. Yazının içeriğinde davacıları tahkir edici, ürünlerini kötüleyici veya boykota teşvik edici bir ifade bulunmadığı, yalnızca müşterileri bilgilendirme amacı taşıdığı ileri sürülmüştür. Davalı taraf ayrıca, davacı ile ticari ilişkinin uygun fiyat politikası çerçevesinde sürdürülemediği için 31.12.2024 tarihi itibariyle sona erdirildiğini belirtmiştir. Perakende sektöründe ürün tedariki ve satışına ilişkin kararların tamamen ticari inisiyatif kapsamında olduğu, belirli bir markanın ürünlerini satıp satmama kararının serbest ticaret ilkesi gereği müvekkil şirketin tasarrufunda bulunduğu ifade edilmiştir. Bu kapsamda mağaza içinde asılan yazının, müşterilerden gelen yoğun sorulara toplu cevap niteliğinde olduğu ve zaman kaybını önlemek amacıyla tercih edildiği belirtilmiştir. Davalı vekili, söz konusu bilgilendirme yazısının yalnızca mağaza içerisinde kullanıldığını, sosyal medya ve haber sitelerinde yer alan paylaşımların müvekkilin bilgisi ve yönlendirmesi dışında gerçekleştiğini savunmuştur. Yoğun müşteri sirkülasyonu olan büyük ölçekli perakende işletmelerinde mağaza içi görüntü ve bilgilerin müşteriler tarafından paylaşılmasının olağan olduğu, bu durumun müvekkilin sorumluluğuna yüklenemeyeceği ifade edilmiştir. Dilekçede ayrıca davacı markasının zaten sektörde bilinen bir marka olduğu, müşterilerin ürünlerin neden satıştan kaldırıldığını merak etmesinin doğal olduğu ve bilgilendirme yazısının bu merakı gidermeye yönelik olduğu belirtilmiştir. Davacıya ait standların mülkiyetinin müvekkile ait olduğu, bu nedenle standların kullanımı veya üzerindeki ibarelerin teknik anlamda marka kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği savunulmuştur. Davalı vekili, dava konusu açıklamanın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ticari görüş açıklama hakkının bulunduğunu ileri sürmüştür. Yazının herhangi bir zarar verme kastı taşımadığı, yalnızca uygun fiyat politikasına ilişkin bir değerlendirme içerdiği ve tüketicileri bilgilendirme amacı güttüğü ifade edilmiştir. Davacının iddialarının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Davalı tarafın sahibi olduğu market reyonları üzerine " değerli müşterilerimiz Ülker ürünleri uygun fiyat politakamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır" şeklindeki tabela kullanımları dolayısıyla ve yine davacı şirketin markası taşıyan stantlar üzerinde başka marka ve logoyu taşıyan ürünlerin satışa sunmak üzere marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. ----------- soruşturma sayılı dosyasının bir suretinin uyap üzerinden gönderildiği görülmüştür. Davacının ----------Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevap yazısında ----------- sicil numaralı --------- ŞİRKETİ , ---------- sicil numaralı unvanı --------- ŞİRKETİNİN 22.04.20214 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya ---------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---------- tescil numaralı, --------- marka ibareli, ------- emtia sınıflı, --------- tescil numaralı, ----------emtia sınıflı, 23.062025 tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce tedbirin değerlendirilmesi aşamasında alınan 20.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı vekilinin tespit talebi ile yapılan incelemede; bu davada iddia konusu yapılan kullanımlar ile boş raflara asılan açıklamalı tabelaların tespitinin yapıldığı, davalının, raflarını özellikle boş bırakılarak üzerine "-------- ürünleri, uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır. "şeklinde açıklamanın yer aldığı tabelanın asılması eyleminin doğrudan bir reklam olmaması ve markasal kullanım olmaması sebepleriyle SMK'nun 7-3f maddesi kapsamında kalmadığı, ayrıca SMK'nun 7/2-c maddesinde düzenlenmiş olan tanınmış markaların sulandırılması yoluyla marka hakkına tecavüz kapsamında olup olmadığıma yönel incelemenin ise esas hakkında yargılamanın yapıldıktan sonra değerlendirilmesi, yine bu şekildeki kullanımın markasal kullanım olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, davalının, davacının “--------” ibareli markasının yer aldığı stant ve raflarda başka marka ürünleri satışa sunması şeklindeki 2.kullanımın markasal yönden incelenmesinde; davacının markalarının ağırlıklı olarak 30.sınıftaki emtialar yönünden tescilli olduğu, bunun yanı sıra 09 ve 35.sınıf yönünden de tescillerin bulunduğu, söz konusu kullanımların da bu emtiaları kapsaması, markaların aynen kullanılmış olması hususları da dikkate alındığında, davalının davacının ürünlerini satıştan kaldırdıktan sonra davacı markalarının yer aldığı stantlarda başka marka ürünlerin satılması eyleminin SMK'nın 7/2-a maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz şeklinde değerlendirilebileceği, Davalının, rafların özellikle boş bırakılarak üzerine "-------- ürünleri, uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır. "şeklinde açıklamanın yer aldığı tabelanın asılması eylemi, müşterilerin dikkatini daha çok çekecek niteliktedir. Uygun fiyat politikasına uymadığı gerekçesiyle --------- ürünlerinin satılmaması şeklinde açıklamanın benzer nitelikteki ürünlerle karşılaştırma içermesi, söz konusu ürünlerden daha pahalı olup olmadığının doğru olup olmadığı tarafımızca tespit edilemese de, bir an için daha pahalı ürünlerden olması halinde bile söz konusu pahalılığın kamuoyuna bu şekilde sunulmasının gereksiz bir incitme ve kötüleme kapsamında kaldığı, söz konusu eylemlerin hukuka uygun olmayacak şekilde karşılaştırmalı reklam içermesi sebebiyle TTK'nun 55/l-a maddesinin 1.ve 5.bentleri kapsamında haksız rekabet hallerinden biri olarak değerlendirilebileceği tespit ve rapor edilmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden tahkikat aşamasında tarafların beyan ve itirazları da dikkate alınarak bilirkişi raporu aldırılmıştır. Tahkikat aşamasında alınan 12.05.2026 tarihli bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Perakende sektöründe ürün satışının durdurulması ve ürün portföyünün değiştirilmesi olağan ticari uygulamalar arasında yer almakla birlikte, satıştan kaldırılan ürünlere ait rafların özellikle boş bırakılması ve bu durumun açıklamalı tabela ile desteklenmesi uygulamasının sektörde rutin ve yaygın bir uygulama olmadığı; bu tür bir uygulamanın mağaza içinde tüketici dikkatini artırarak aynı kategoriye ait alternatif ürünlere yönelim oluşturabilecek nitelikte olduğu teknik olarak değerlendirildiği, Davacı markasına ait ibarelerin bulunduğu stant ve raf alanlarında farklı markalara ait ürünlerin satışa sunulmasının kategori yönetimi ve satış alanı verimliliği kapsamında ticari bir düzenleme olarak ortaya çıkabileceği, bununla birlikte söz konusu kullanımın tüketici nezdinde marka-ürün ilişkisine ve tercih davranışına etki edebilecek nitelikte olduğu, Ürün bulunurluğunun ortadan kaldırılması, bu durumun fiyat politikasına atıf yapan mağaza içi bilgilendirme unsurları ile birlikte sunulması ve aynı kategoriye ait alternatif ürünlerin teşhir alanlarında konumlandırılması uygulamalarının birlikte değerlendirilmesi halinde, tüketici nezdinde ürünler arasında karşılaştırma algısı oluşturma ve satın alma yönelimini alternatif markalara kaydırma potansiyeli taşıyabileceği, Davacının markalarına ilişkin dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu marka listesi de incelendiğinde davacının --------- ibaresini içeren markalarının ağırlıklı olarak 30 ve 35 Nice sınıfında tescilli olduğu, davalı kullanımlarının da işbu Nice sınıflarında yer alan ürün/hizmetlerini içerdiği, taraflar arasında gelinen aşamada geçmişte olan hukuki/ticari ilişkinin (lisans, bayilik, satış noktası, acentelik vb. gibi) sona ermesinden sonra davalı tarafından davacı markasının kullanılmaya devam edilmesi (davacı markasını ihtiva eden stantlarda başka ürünlerin satılması/sergilenmesi) eyleminin SMK’nın 7/2-a maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturacağı, Davalı eylemleri haksız rekabet açısından incelendiğinde ticari hayatın olağan akışı içerisinde rafların boş bırakılmasının rutin uygulama olmadığı sektör bilirkişisi tarafından tespit edilmekle birlikte rafların boş bırakılarak “---------- ürünleri uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır” ibaresi ile ürünlerin fiyatı pahalı olsa dahi yani bir diğer deyişle beyan gerçek olsa dahi bu durumun boş raflar ile duyurulmasının gereksiz yere incitici açıklamalar kapsamında kötüleme kapsamında olduğunun söylenebileceği, keza başkasına ve başkasının mallarına, fiyatlarına, ürünlerine veya ticari faaliyetlerine yönelik negatif çağrışım yapan, rencide eden veya karalayan açıklamaların da gereksiz yere incitici açıklamalar kapsamında kötüleme olduğu, yukarıda açıklanan nedenlerle davalının rafları boş bırakarak “---------- ürünleri uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır” beyanının TTK m. 55/1-a-1 bendi uyarınca “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın SMK , 7/2, 29. Ve 149. Maddeleri ile TTK'nın 54,55 vd. maddeleri.

GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tecavüzün durdurulması, ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; TPMK kayıtları incelendiğinde; --------- tescil numaralı, ---------- ibareli tanınmış markanın --------- emtia sınıfında, ve bu markanın ana unsuru olan --------- ibareli davacı tarafın birden çok markasının adına tescilli olduğu ve markaların halen koruma altında bulundukları, Mahkemeizin ----------- D.İş sayılı dosyası üzerinden davalının, ------- Mh. -------- Cd. No: -------- ---------- -------- Mh. ---------- Bulvarı ---------- Avm No: ---------, ----------- adreslerindeki mağazalarında ve ----------- D.İş sayılı dosyası üzerinden davalının, --------- Mh. --------- Cd. No: -------- ----------- --------- Mh.----------- Bl.No:-------- -------- ---------- --------- Mh. ---------- Cd. ---------- Sk. --------- Apt. No: --------- --------- -------- Mahallesi ---------- Caddesi --------- Sitesi No:-------- , -------, ---------, ---------- Mahallesi -------- Bulvarı No --------- -------- --------- --------- Mh. -------- Cd. No:--------, --------------- adreslerindeki mağazalarında ve internet üzerindeki ---------, --------- , --------- , -------- -------- , ---------- , ---------- , ---------,----------- ---------, --------- , ---------, ---------, ------------ URL adreslerinde yapılan paylaşım ve haberlerde davalı tarafın davacı tarafa ait standlar üzerinde --------- ibaresini kullanmak suretiyle başka markalara ait ürünlerin satışını yaptığı, yine bu mağaza ve url adreslerinde "DEĞERLİ MÜŞTERİLERİMİZ, ---------- ÜRÜNLERİ UYGUN FİYAT POLİTİKAMIZA UYMAMASI SEBEBİYLE SATIŞTAN KALDIRILMIŞTIR" şeklinde tabelaların asıldığı ve bu tabela görüntülerinin url içeriklerinde de mevcut olduğu yapılan tespitler ile sabittir. Bu tespitlerden sonra davacı tarafın davalı tarafın fiillerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğuna dair talepleri değerlendirilmiş, az yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafa standlar üzerinde ---------- ibaresi yer almakta ise ve hem standlar hem de sanal ortamda satışın sonlandığına dair dikkat çekici bilgilendirme yapılması ve aynı kategoriye ait alternatif ürünlerin markaya özgü teşhir alanlarında sunulması süreçlerinin mağaza içi yönlendirme ve tüketici satın alma davranışı üzerinde etkili olabilecek nitelikte olsa da ve yine sosyal medya ve sanal ortamdaki "DEĞERLİ MÜŞTERİLERİMİZ, --------- ÜRÜNLERİ UYGUN FİYAT POLİTİKAMIZA UYMAMASI SEBEBİYLE SATIŞTAN KALDIRILMIŞTIR" şeklindeki kullanımların ticari mahiyette olmadığı, bu hali ile SMK'nın 7/3-ç ce 7/3-f, 7/2-c maddesi gereği marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, ancak davalı tarafın davacı tarafa ait ----------- markasını taşıyan davacı tarafa ait standlar üzerinde --------- ibaresini kullanmak suretiyle başka markalara ait ürünlerin satışını yaptığı, davacı ve davalı arasında, davalı eylemleri öncesinde hukuki/ticari ilişkinin (lisans, bayilik, satış noktası, acentelik vb. gibi) sona ermesinden sonra davalı tarafından davacı markasının kullanılmaya devam edilmesi (davacı markasını ihtiva eden stantlarda başka ürünlerin satılması/sergilenmesi) eyleminin sanki üst marka olan ---------- alt markaları olan ve ürün bazlı alt markalar gibi algılamaya yol açacağı, yine davacı taraf Holding’e ait ---------- ibaresini içeren ---------- numaralı markanın tanınmış marka statüsünde olduğu, yine bu standalarda öncesinde davacı tarafa ait --------- markalı aynı neviden birden çok ürünün benzer şekilde satışa sunulduğu dikkate alındığında ve aradaki (lisans, bayilik, satış noktası, acentelik vb. Gibi) ilişkinin sona ermesinden sonra davalı tarafın standlarda satışa sunduğu ürünleri davacı tarafa ait standlarda satmaya devam etmesi eyleminin müşterilerde karıştırılmaya ve ilişkilendirmeye sebep olacağı dikkate alındığında SMK’nın 7/2-a maddesinde düzenlenen Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması maddesi kapsamında değerlendirileceği kabul edilerek davalı tarafın bu eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın haksız rekabet yönündeki talepleri de değerlendirilmiş, "DEĞERLİ MÜŞTERİLERİMİZ, ---------- ÜRÜNLERİ UYGUN FİYAT POLİTİKAMIZA UYMAMASI SEBEBİYLE SATIŞTAN KALDIRILMIŞTIR" şeklindeki kullanımlarının bilgi verme yanında kullanım şekli dikkate alındığında müşterilerin dikkatini daha çok çekecek nitelikte ve uygun fiyat politikasına uymadığı gerekçesiyle --------- ürünlerinin satılmaması şeklinde açıklamanın, alınan bilirkişi raporunda sektör bilirkişisi tarafından da tespit edildiği üzere ticari hayatın olağan akışı içerisinde rafların boş bırakılmasının rutin uygulama olmadığı, yine yapılan açıklamanın benzer nitelikteki ürünlerle karşılaştırma içermesi, bu karşılaştırmanın somut gerçekliğe dayanmaksızın yapılmış olması ve bu hali ile tüketicilerce de karşılaştırma yapılmaksızın davacının ürünleri üzerinde pahalılık algısı oluşturacağı, davacı ürünleri pahalı bile olsa bu durumun tespiti mümkün olmaksızın yanlış kanaat oluşturur mahiyette bir açıklamala olduğu, bu hali ile davalı tarafın açıklamalarının gereksiz bir incitme ve kötüleme kapsamında kaldığı, açıklamaların negatif çağrışım yapan, rencide eden veya karalayan açıklama mahiyetinde olduğu, bu hali ile davalı eyleminin TTK m. 55/1-a-1 bendi uyarınca “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” kapsamında olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilerek haksız rekabetin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, dururulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, yine SMK'nın 149/1-g ve TTK'nın 59. Maddesi gereği davacı tarafın kararın yayınlanmasını da talep hakkı bulunduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalı tarafın davacı adına tescilli ----------- markasını Kendisine ait mağazalarda bulunan standlarda kullanması dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, TECAVÜZÜN ÖNLENMESİNE, DURURULMASI VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA, Davalı tarafa ait mağazalarda "-----------" markasını ihtiva eden yazı, slogan, stant ve sair her türlü içeriğin kaldırılmasına, 2-Davalı tarafın mağazalarda ve internet adresleri ve sosyal medya hesaplarındaki "ülker ürünleri, uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır." ibaresini içeren paylaşımlarının davacı yönünden HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE, HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE, DURURULMASI VE SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA, Davalı tarafa ait mağazalarda ve ve internet ortamı dahil her türlü mecrada "ülker ürünleri, uygun fiyat politikamıza uymaması sebebiyle satıştan kaldırılmıştır." ibaresini içeren paylaşımlarının düzeltilmesine, 3-Karar kesinleştiğinde kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalı tarafça karşılanmasına, 4-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 282, 50 TL tebligat ve müzekkere ile bilirkişi ücreti 39.000,00 TL olmak üzere toplam 39.897,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 6-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüz davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 7-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden haksız rekabet davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 8-Davalı tarafça sarf edilen masrafın kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talepleri halinde ilgililere iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 16/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/138, K. 2026/142, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-138-e-2026-142-k-59e24ddd1267