İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/128 E. 2026/574 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/128
- Karar No
- 2026/574
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/128 Esas KARAR NO :2026/574
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:18/02/2025 KARAR TARİHİ:14/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;19.12.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olan aracın sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-b maddesini ihlal ederek müvekkiline çarptığını, bu kazada sürücünün tam kusurlu olduğunu, kazaya bağlı olarak müvekkilinin vücudunun çeşitli bölgelerinde kemik kırıkları oluştuğunu ve tedavi sürecinin başladığını, ayrıca kazanın yarattığı travma neticesinde müvekkilinin psikolojik sorunlar yaşadığını ve maluliyet oranının hesaplanmasında bu durumun da dikkate alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketine 06.01.2025 tarihinde yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine dava şartı olan arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00-TL daimi maluliyet tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL tedavi gideri ve 100,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 400,00-TL tazminatın 06.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin kişi başı 1.800.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortacının sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında mevcut bulunduğunu, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını ve davacının Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesini ihlal ederek kazada tek ve asli kusurlu olduğunu, bu nedenle öncelikle kusur ve illiyet bağı tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiğini, yargılamaya devam olunması halinde maluliyetin varlığı ve oranının tespiti amacıyla davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerine sevkinin gerektiğini, maluliyet raporunun ilgili yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmesi icap ettiğini, ayrıca tazminat hesabında davacının çalışma durumu ve mesleğinin dikkate alınması gerektiğini, sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanması halinde dosyanın hazineye kayıtlı aktüer sıfatını haiz bilirkişiye tevdi edilerek TRH yaşam tablosu ve teknik faiz indirimi gözetilerek hesaplama yapılmasını, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici dönem bakıcı giderlerinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamı dışında kaldığını ve bu taleplerin reddinin zorunlu olduğunu, davalı şirket aleyhine hüküm kurulması durumunda temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ve davacının avans faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; 19.12.2024 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde ZMMS kapsamında sigortalanmış olan ... plaka sayılı aracın davacı yaya ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak davacının yaralanması sebebiyle HMK m.107 hükmü uyarınca 100,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL tedavi gideri, 100,00-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 400,00- TL tazminatın davalı ... ... Şirketi'ne başvuru tarihi olan 06.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu, davacı vekili tarafından 25/03/2026 tarihinde ibraz edilen beyan dilekçesi ile birlikte davadan feragat edildiğini, tarafların karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, arabuluculuk ücretinin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını mahkememize beyan etmiş olduğu, ekinde herhangi bir sulh protokolünün mahkememize ibraz edilmemiş olduğu, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin feragat yetkisinin bulunduğu görüldü. 6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. " şeklindeki düzenlemesi dikkate alınarak davacının davasından feragat etmiş olduğunu beyan etmiş olması sebebiyle işbu beyan ile bağlı kalınarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının feragat nedeniyle reddine, 2-Harçlar Kanunu 22. Madde hükmü uyarınca alınması gereken 2/3 oranındaki 488,00-TL red karar harcının başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL'den mahsubu ile artan bakiye 127,40 TL harcın karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya ödenmesine, 5-Tarafların karşılıklı olarak vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır