İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/668 E. 2026/569 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/668
- Karar No
- 2026/569
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/668 Esas KARAR NO :2026/569
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/08/2024 KARAR TARİHİ:14/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın, ... plakalı aracın kusuruyla sebebiyet verdiği hasar neticesinde müvekkil şirkete ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, kaza Tespit Tutanağından görüleceği üzere ... plakalı araç sürücüsünün kazada tamamen kusurlu olduğu, söz konusu kaza neticesinde müvekkil şirkete ait araçta, KDV dahil 7.251,01-TL tutarında hasarın oluştuğu ve hasarın müvekkil şirketçe giderildiğini, alacağının rehin veya ipotek ile teminat altına alınmamış olması ve muaccel hale gelmiş olması hususlarınin birlikte nazara alındığında, dava sonucunda hüküm altına alınacak olası alacağın tahsilini sağlamak amacıyla davalının alacağa yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına, tazminatlarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava türü olarak getirilmiş olan belirsiz alacak davasının şartları bulunmadığı halde araç mahrumiyet bedeli yönünden ikamesinde davacının hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerektiğini, öncelikli olarak şartları bulunmayan belirsiz alacak taleplerinin usulden reddine karar verilmesini, Davacı tarafın dosyaya delil olarak sunmuş olduğu, davacı araç sürücüsü ...'in tek taraflı beyanları ile düzenlemiş olduğu kaza tespit tutanağının hiç bir hukuki delil niteliği olmadığını, ayrıca yine araç sürücüsü ...'in gerçek dışı beyanları ile davacı tarafın maddi çıkar sağlama çabası içerisine girmiş olduğunu. Davacı tarafın, aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle kazaya sebebiyet verdiğini ve annesi eşi ve çocuğu ile seyir halinde olan davalının aracının sol orta kısmına çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, Davacı tarafın araçta meydana gelen değer kaybı talebinin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca davacıya ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının da çıkartılması gerektiğini, bir aracın bir önceki hasarla aynı hasarlı almışsa araç değer kaybı istenemeyeceğini, açıklanan bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirkete ait ... plakalı araç ile davalı şirkete ait olan ... plakalı araç arasında 16/06/2021 tarihinde gerçekleşmiş olduğu beyan edilen trafik kazasından kaynaklı olarak davacının aracında oluşan hasar sebebiyle HMK m.107 hükmü uyarınca hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/3127 Esas, 2023/1255 Karar Sayılı, 04.07.2023 Tarihli "... Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir. Dosya kapsamı incelendiğinde, kazanın oluşumunu aydınlatıcı olarak davacının beyan ve iddiası dışında başkaca hiç bir beyanın, tanık bilgisinin ve görgüsünün bulunmadığı, kamera kaydının ve görüntüsünün olmadığı, ... tüm bu hususların ispat yükünün davacıda olup davacının bu iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak, yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda dosyaya ibraz edilmiş olan kaza tespit tutanağının tek taraflı olarak tutulduğu, kaza anını gören kamera kaydının ya da herhangi bir tanığın bulunmadığı, açılmış herhangi bir asar dosyasının da olmadığı hususları dikkate alındığında davacının meydana gelen kazaya ve davalının sorumlu olduğuna ilişkin olarak davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davasının reddine karar vermek gerekmiş ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması sebebiyle istinaf yasa yolu açık olmak kaydıyla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 7.451,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır