İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1138 E. 2025/1335 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1138
Karar No
2025/1335
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1138 Esas KARAR NO : 2025/1335

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/07/2020 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilli ...... 'ın 15/02/2019 tarihinde davalı ...... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'de doğum yaptığını ve ..... adını verdikleri bir erkek çocuğun dünyaya geldiğini, gebeliğin son iki ayındaki kontrollerin de bu hastane de yapıldığını, gebeliği takip eden doktorun davalı ....., doğum esnasında görevli doktorun davalı ..... olduğunu, davalı ..... 'nun sancıları artan müvekkili ile yaptığı görüşmede doğum için erken olduğunu, beklemek gerektiğini bildirdiğini ve müvekkiline bir ilaç kullanmasını söylediğini, hastaneden eve gönderildiğini, kullanılan bu ilaç sonrası sancıların daha da arttığını, ..... bebeğin 36 haftalık iken sezaryen yöntemi ile dünyaya geldiğini, doğum öncesi müvekkilinin NST adlı cihaza bağlandığını, ve doğumun başlandığının söylendiğini, bebeğin erken doğum nedeni ile ciğerlerinin gelişmemiş olma ihtimaline karşı ve bebeğin ciğerlerini geliştirmek adına doğumdan 8 saat önce bir iğne yapıldığını, sabah saat 06:30 civarında müvekkilinin doğuma alındığını ve yaklaşık 40 dakika sonra odaya getirildiğini, bebeğin doğumhanede annenin kucağına verildiğini, bebeğin gayet sağlıklı olduğunu, ağladığını, herhangi bir morarma vs tarzı rahatsızlık belirtisinin de bulunmadığını, bebeğin daha sonra bekleme odasına alındığını, davalı doktor ...... 'ın aileye bebeği yoğun bakıma alıp almama hususunda çocuk doktoru ile istişare edeceklerini söylediğini, daha sonra bebeğin solunumunda problem olduğu ve bebeğin yoğun bakıma alınması gerektiğinin söylendiğini, bebeğin 13 gün boyunca ..... Hastanesi'nde kaldığını, bebek için yoğun bakımdaki dördüncü gününden sonra ve yoğun bakımda kaldığı süre boyunca anne sütü istendiğini, dördüncü günün akabinde müvekkilinin bebek yankıyı emzirmek amacıyla görüştüğünde, bebeğin kafasında sürekli şapka takılı olduğunun görüldüğünü, 28/02/2019 tarihinde taburcu edilen bebek, yoğun bakımdan çıkartılarak direk eve gönderildiğini, doğumun gerçekleştiği hastanede SGK'nın geçerli olduğunu, tüm masraflar için aile adına sigorta kurumundan yaklaşık 14.000,00-TL bir ücret alındığının tahmin edildiğini, eve gelince bebeğin kafasının arkasında bir şişlik olduğunun hissedildiğini, bebeği bunun üzerine İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdüklerini, burada tomografi çekildiğini ve kafadaki şişliğin darbeye bağlı olmadığının söylendiğini ve bebeğin eve gönderildiğini, bebeğin sese duyarlı ancak göz odaklanmasının olmadığının görüldüğünü, bunun üzerine İstinye Üniversitesi Liv Hastanesi'ne başvurulduğunu, burada da gözde herhangi bir problem olmadığı, arka retinaya baktırılmasının gerektiğinin iletildiğini, bunun üzerine Cerrahpaşa Hastanesi'ne bebeğin götürüldüğünü, burada retinada sorun olmadığını, nörolojiye götürülmesinin gerektiğinin iletildiğini, tüm bunlar üzerine bebeğin ..... Hastanesi'ne götürüldüğünü ve burada çekilen MR neticesinde bebeğin beyninde hasar olduğu kanaatine varıldığını, bu hasarın ya doğumdan önce, ya doğum esnasında ya da yoğun bakımda iken gerçekleşebileceğinin de hastane tarafında aileye söylendiğini, 3-5 gün sonra ..... Hospital'de EEG çekildiğini ve bebeğe ileri derecede epilepsi tanısının konulduğunu, bebeğin 4-5 saat süren ağlama krizlerinin başlaması üzerine İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gidildiğini ve burada bebeğin dört gün müşahede altında tutulduğunu, daha sonra ambulansla Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderildiğini, burada bebeği çocuk nöroloğunun gördüğünü ve tekrar Kanuni Sultan Süleyman Hastanesine gönderildiğini, bebeğin tedavisinin özel muayenehanesi bulunan Prof.Dr. ..... ve Doç.Dr ..... adlı hocalar tarafından halen devam edildiğini, bebeğe ait hastalığın hekimlerce ..... olarak tanımlandığını ve tedavinin bu yönde devam ettiğini, müvekkillerinin bebeği SBÜ İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları EAH'ye götürdüklerini, burada düzenlenen 13/02/2020 tarihli ÇÖZGER raporuna göre bebeğin sürekli olarak özel koşul gereksinimine ihtiyacı olduğunun kayıt altına alındığını, bu rapor ardından 15/02/2020 tarihinde Çocuk Sağlığı ve Hastalık Uzmanı Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç.Dr. .....'nin durum raporu düzenlediğini ve bebekte serebral palsi, gelişim geriliği ve epilepsi tanılarının olduğunun belirtildiğini, hekim ve hastanenin erken doğum, yoğun bakım gibi aşamalardan oluşmuş bir tedavi süresince bu hastalığı göz ardı ettiğini, aileye hiç bu konulardan bahsedilmediğini, erken tanı ve teşhisin bu denli önemli iken hiçbir önlem veya kontrolün yapılmadığını, belki de bebek yoğun bakımda iken bu hastalığa yakalanmış olabileceği ihtimalinin mevcut olduğunu, buna göre davalıların görevlerini gereği gibi ifa etmemiş olduklarının açık olacağını, ihtiyati tedbir talep ettiklerini, bebeğin tedavi masraflarının oldukça fazla olması nedeniyle adli yardım taleplerinin bulunduğunu, tüm bu açıklamalar ile dava açıldığı tarih itibariyle daha sonra artırılmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminat, müvekkillerinin uğradığı manevi zararın tazmini için 900.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, iddiaları tamamı ile yanlı ve yanlış beyanlar ile mahkemeyi gerçeğe aykırı olarak yanlış yönlendirme amacı ile kaleme alındığının sabit olduğunu, hasta hekim arasında Borçlar Kanunu vekalet ilişkisinin bulunduğunu, hizmet ve/veya eser sözleşmesinden farkı uyguladığı tedavinin bir taahhüt içermemesi olduğunu, hekim tarafından yapılan ve hekimden beklenen tıp bilimin geldiği aşama ve tanıdığı olanaklar çerçevesinde hastasını tedavi etmek olduğunu, bundan fazlası olmasının da mümkün olmadığını, anne .....'ın; bir önceki doğumunu sezaryen ile olduğunu, kronik bir hastalığı olmayan birisi olduğunu, gebelik takibinin, hastaneden önce başka hastane veya hekimde yapılmış birisi olduğunu, gebelik süresince hastaneye müracaat edilmediğini, ilk kez 34 hafta gebelik peryodunda iken sancı ile hastaneye başvurulduğunu, 07.02.2019 tarihinde Dr...... tarafından muayene edildiğini, doğum eyleminin henüz başlamamış olması ile gereken tedavi ve öneride bulunulduğunu, bundan 7 gün sonra 14.02.2019 tarihinde saat 19.00 da kadın doğum polikliniğine sancı şikâyeti ile başvurulduğunu, muayenede 34 hafta 5 gün gebeliği olduğu, kalp atımlarının pozitif, amniyon mayi normal baş gelişli, 2300 gr ağırlığında fetüs tespit edildiğini, vajinal tuşesinde 1 parmak kısmi açıklık, lekelenme tarzında vajinal kanama mevcut olduğu el ile yapılan muayenede de doğuma ilişkin kontraksiyonlar olduğu hissedildiğini, annenin anemnezinde doğum sancılarının 10-15 dakika ara ile başlayıp 3 saat içerisinde 2-3 dakika da bir sancıların olduğu hasta tarafından ifade edildiğini, bulguların erken doğum tehlikesi gösterdiğinden NST ve tam idrar tahlili istendiğini, NST tokoda etkin kontraksiyonların gözlenmesi üzerine hastaya erken doğum tehdidi tanısı konulduğunu ve saat 21.00 de hasta yatışının yapıldığını, sancıların geçmemesi ve elle kontraksiyonları devam etmesi üzerine 15.02.2019 tarihinde saat 06.00 da spinal anestezi ile sezaryen doğuma alındığını, bebek doğar doğmaz ağladığını, renginin pembe tonusu iyi olduğu, iyi kalp tepe atımı 150 olduğu tespit edildiğini, bebeğin anneye gösterildiğini, bebeğin doğum sonrası çocuk doktoru olan ..... tarafından muayene edildiğini, genel durumunun iyi akciğer seslerinin normal, batın normal bombelikte olduğu karaciğer ve dalağın normal olduğu kalp ritmi ek ses ve üfürümün olmadığı görüldüğünü, bebeğin gözlem odasına alındığını, doğumdan 2,5 saat sonra solunum sıkıntısı çektiğinin gözlemlendiğini, yeni doğan yoğun bakımı bölümüne alındığını, bebeğin 15.02- 28.02.2019 tarihleri arasında toplam 13 gün süresince de hastanede takip edildiğini, yanlış bilgiler içeren dava dilekçesindeki iddialarda bahsi geçen serebral palsi hastalığının erken fetal dönem ile 5 yaş arasında meydana gelen beyin hasarı olduğunu ve bu hastalığa erken doğumdan da ziyade, birçok hastalık/nedenden biri veya birkaçı sebep olabileceğini, doğum süresince olma olasılığı bilimsel istatistikler ile %15 civarı olduğunu, bu genel ve basit bilgiler ışığında ve iddialar özelinde hastanın hastaneye geldiği 14.02.2019 saat 19.00 ile doğumun gerçekleştiği 15.02.2020 tarihi 06.30 saatleri arasında hipoksiye maruz bırakılmadığını, bebeğin NST reaktivitesinin de bunu gösterdiğini, doğar doğmaz ağlaması, rengi, genel durumu da bunu teyit ettiğini, gebeliğin 34 hafta 5 günlük olması nedeni ile üstün hassasiyet gösterildiğini, erken doğumu durdurmak için sıvı verilerek durdurulmaya çalışıldığını, bunda başarılı olunmayınca hasta sezaryen doğuma alındığını ve kaçınılmaz ötelenemez erken doğumun gerçekleştirildiğini, hekim ve hastane hastalarının olan veya olası her zararından sorumlu olmayacağını, nedenin ise hukuki ve vicdani sorumluluğun tıp biliminin o gün itibari ile geldiği aşama ile sınırlı olduğunu, müvekkili hastane ve çalışan hekimlerin üstün çaba göstererek takip ve tedavi aşamalarında yakın takip ederek doğumu gerçekleştirdiklerini, eğer iddia edildiği gibi kötü bir sağlık seyri var ise sebebinin hekimden değil haricindeki binlerce (genetik gibi) nedenlerden olduğunu, hastanın gebeliği müvekkili hastanede takip edilmediğinden ve yine doğumdan sonra da kontrol ve tedavi için hastaneye gelmediğinden ancak müvekkili hastane verileri ile cevaplayabildikleri davada tıbbi inceleme ve cevaplama olanaklarının olmadığından hastaya ilişkin tüm veri ve seyri görebilecekleri zaman daha esaslı savunma hakları saklı kalmak üzere yine görevsizlik itirazlarını yineleyerek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile mahkeme masrafları, vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Görev İtirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin, davacı ..... 'ın doğum öncesi süreçte takip ve tedavisini gerçekleştirdiğini, doğuma diğer davalı Dr. .... katıldığını, doğumdan sonraki süreçte ise sadece .....'ın sağlığıyla ilgilendiğini, doğum sonrasında ise bebek ile çocuk doktorunun ilgilendiğini, Serebral palsi ve West Sendromu mevcut tıbbi teknolojiyle anne karnında teşhisi mümkün olmaması sebebiyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğinden müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı ..... ’ın doğum yaptığı süreçte ..... hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak çalıştığını, davacının gebeliğinin 7 aylıktan sonraki süreçte toplamda 3 defa takibini yaptığını, doğum gerçekleşmeden yapılan 8 gün önceki kontrolünde düzensiz ve düşük şiddette doğum ağrıları çıkması üzerine kendisine doğum sancılarını durdurmak için tedavi verilmiş ve istirahat önerildiğini, davacı yan tarafından da bahsedildiği üzere müvekkilinin hasta ile ilgilendiği süreçle ilgili herhangi bir sorun yaşanmadığının kabul edildiğini, özen yükümlülüğünü yerine getiren müvekkiline izafe edilebilecek kusurun bulunmadığını, genel itibariyle tanık anlatımları değerlendirildiğinde gebelik sürecinin normal geçtiği, gebelik sürecinde çocuğun sağlıklı olduğundan bahsedildiğini, doğumun ise gece saatlerinde nöbetçi doktor tarafından gerçekleştirildiğini, kadın doğum doktoru olarak müvekkilinin görevinin gebelik sürecinde annenin takibini yapmak, doğumdan sonraki 40 günlük lohusalık olarak tabir edilen süreçte ise sadece annenin sağlığı ile ilgilenmek olduğunu, doğumdan sonraki zaman zarfında müvekkilinin annenin sağlığıyla, bebeğin sağlığıyla ise çocuk doktoru ilgilendiğini, mevcut bilimsel verilere ve kabul gören tıbbi yöntemlere uygunluk varsa, hekim açısından bir sorumluluk halinin varlığından söz edilemeyeceğini, davada, müvekkili açısından kusur sorumluluğuna bağlı tazminat koşulları oluşmadığını, deliller toplandıktan sonra, HMK.m.268/2 hükmü uyarınca ATK'dan rapor alınmasını, eksik incelemeye bağlı hüküm oluşturmamak bakımından yine Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ve HGK nun bu konudaki yerleşik içtihatları da dikkate alınarak, dava konusunda uzman Üniversite Hastanesi-Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı ve Çocuk sağlığı ve hastalıkları Ana Bilim dalı öğretim üyelerinden oluşturulacak 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden taraf, Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetimine uygun ve Hüküm kurmaya elverişli rapor alınmasını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesini talep etmiştir. Davalı ..... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; tüketici mahkemelerinin görevli olmasından dolayı görev itirazlarının bulunduğunu, poliçe bilgilerinin incelenmesini ve genelgeye göre sigorta teminatının değerlendirilmesini talep ettiklerini, hasta kayıtlarının celbini talep ettiklerini, gelen kayıtlar sonrası hekim ve kurumun kusuru, illiyet bağı ve müvekkili şirketin sorumluluğunun değerlendirileceğini, dosyanın adli tıp kurumuna gönderilerek rapor aldırılmasını talep ettiklerini, hekime kusur atfedilemeyeceğini, standartlara uygun hareket edildiğini, davacının bu kusura ilişkin talebinin ispatlanması gerektiğini, doğum öncesi testlerin yetersiz olduğunu, riski öngörmenin mümkün olmadığını, Serebral Palsi vakalarının büyük çoğunluğunun doğum öncesi sorunlardan kaynaklandığını, doğumla ilişkisinin az olduğunu, bu sebeplerle hekimin kusuru ve tıbbi uygulama hatası bulunmadığı için tazminat taleplerinin fahiş, dayanaksız olduğunu, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazlarının bulunduğu, görev itirazlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesi görevli olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, Hekim - Hasta arasındaki ilişkiden doğduğu iddia edilen zarar gerekçesiyle, davanın doğrudan Sigorta Şirketine yöneltilmesinin savunma hakkını kısıtladığını ve hak ihlali teşkil ettiğini bu sebeple davanın husumet yöneltilen tarafının anayasa hükümlerine aykırı ve hatalı olması nedeniyle reddinin gerektiğini, hekimlik uygulamasının uygulamanın gerçekleştirildiği tarih değil, hekimin kendisine yahut sigorta şirketine yönelik tazminat talebinde bulunulduğu tarihteki Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi tarafından teminat altına alındığının anlaşılacağını, rizikonun gerçekleşme tarihinin doğru tespit edilebilmesi için davacının huzurdaki davadan önce hekim ..... 'ya başvurusu olup olmadığı, hekim hakkında yapılmış bir şikayet ile tazminat talebinden haberdar olup olmadığı gibi sair hususlarının mutlaka araştırılmasının gerektiğini, dava konusu olguda tıbbi uygulama hatası bulunup bulunmadığının tespiti amacı ile Adli Tıp .... İhtisas Kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, sigortalısı olan davalı ...... 'nun tıbbi müdahalelerinde herhangi bir ihmal ya da hata söz konusu olmadığını aksine tıbbi kayıtlardan sigortalı hekimin görevini güncel tıp standartlarına uygun ve eksiksiz gerçekleştirdiğinin anlaşılacağını, müdahalelerinde hata bulunduğu iddiasıyla haksız ve hukuka aykırı biçimde müvekkili şirkete ihbar edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz 30/05/2025 tarih ve ...... Esas - .... Karar sayılı kararında davacıların maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin 03/11/2025 tarih ve ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile "...Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, davacı taraf ile davalı doktorlar ve hastane arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olduğu ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu, tıbbi malpraktis nedeniyle doktorun sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu , davanın doktorlar ve hastane ile birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan vekalet sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi kanaatine varılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında; istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek verilen kararın HMK m.353/1-a-3 uyarınca kaldırılarak, davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine" gerekçesiyle mahkememizden verilen kararın kaldırılarak dosyanın Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize gönderildiği anlaşıldığından, istinaf ilamı uyarınca mahkememiz görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri hükmü gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine, 4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, tarafların yokluklarında kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/12/2025

Başkan ..... e-imzalıdır. Üye .... e-imzalıdır. Üye ..... e-imzalıdır. Katip .... e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1138, K. 2025/1335, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1138-e-2025-1335-k-59bcf1c4c134