İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1011 E. 2025/1011 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1011
Karar No
2025/1011
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/1011 Esas - 2026/545 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1011 Esas KARAR NO : 2026/545 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/12/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile dava dışı ... Elk. San. ve Tic. A.Ş. arasında 26/04/2021 tarihinde imzalanan özel güvenlik hizmeti sözleşmesinin 01/04/2022 tarihli ek protokol ile davalı şirkete devredildiğini, bu tarihten itibaren hizmetin davalıya verilmeye ve faturaların davalı adına düzenlenerek bedellerinin davalı tarafından ödenmeye başlandığını, davalının 2024 yılında konkordato başvurusunda bulunduğunu ve yalnızca geçici mühlet tarihinden önceki Haziran 2024 dönemi faturasını ödemediğini, mühlet sonrası faturaları ödemeye ve hizmet almaya devam ettiğini, konkordato talebinin Temmuz 2024'te reddedildiğini, davalı şirket yetkilisi ile yaşanan anlaşmazlık sonucu müvekkili şirket çalışanlarının 31/12/2024 tarihinde hizmet sahası dışına çıkarılmasıyla hizmet sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak sona erdirildiğini ve bu durumun tutanak altına alındığını, sözleşme gereği düzenlenen ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen itiraza uğramayan 30/06/2024, 30/11/2024, 31/12/2024 ve 31/01/2025 tarihli fatura bedellerinin ödenmediğini, sözleşmenin 7/1. maddesi uyarınca her bir fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL hizmet bedeli alacağının her bir fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 14/04/2026 tarihli ıslah dilekçesiyle 100,00 TL olan talebini 1.622.684,18 TL artırarak toplam 1.622.784,18 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı davaya karşı cevap vermemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, taraflar arasında imzalanan 26/04/2021 tarihli özel güvenlik hizmeti sözleşmesi ve 01/04/2022 tarihli ek protokol, 30/06/2024, 30/11/2024, 31/12/2024 ve 31/01/2025 tarihli faturalar, tarafların ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, 31/12/2024 tarihli tutanak, 22/02/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, özel güvenlik hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 26/04/2021 tarihli özel güvenlik hizmeti sözleşmesinin 01/04/2022 tarihli ek protokol ile davalıya devredildiği, davacı vekilinin müvekkilinin sözleşme kapsamında verdiği hizmete istinaden düzenlediği 30/06/2024, 30/11/2024, 31/12/2024 ve 31/01/2025 tarihli fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, sözleşmenin de davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek alacağın tahsili istemiyle bu davayı açtığı, davalı tarafın ise davaya cevap vermediği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü amirdir. Fatura, tek başına akdi ilişkinin varlığını ispatlamaya yeterli olmasa da, faturayı alan kişinin ticari defterlerine kaydetmesi veya TTK'nın 21/2. maddesinde öngörülen sekiz günlük süre içinde içeriğine itiraz etmemesi, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin ve fatura içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Bu durumda, temel borç ilişkisinin bulunmadığını veya hizmetin alınmadığını ispat yükü, faturaya süresinde itiraz etmeyen ve defterlerine kaydeden alıcıya geçer. 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı maddenin 5. fıkrası gereğince, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defterlerindeki kayıtlar, ibraz etmeyen taraf aleyhine delil teşkil eder. Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22/02/2026 tarihli raporda, davacı şirketin 2021-2025 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, davalı şirketin ise verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalı ile ticari ilişkinin 30/04/2022 tarihli fatura ile başladığı, dava konusu 30/06/2024 tarihli 359.625,46 TL, 30/11/2024 tarihli 330.110,19 TL, 31/12/2024 tarihli 330.110,19 TL ve 31/01/2025 tarihli 602.938,34 TL tutarındaki faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu faturalara ilişkin herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığı, dava konusu faturaların "temel fatura" senaryosuyla elektronik ortamda düzenlendiği, bu faturaların GİB sistemi üzerinden alıcısına ulaştığı anda tebliğ edilmiş sayıldığı ve sistem üzerinden reddedilme imkanı bulunmadığı, itirazın noter ihtarı gibi yollarla yapılması gerektiği ve dosyada böyle bir itiraz belgesine rastlanmadığı, davacı şirketin ticari defterlerine göre 31/10/2025 tarihi itibarıyla davalıdan 1.616.007,44 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, tarafların Ba-Bs formları incelendiğinde 2024 yılına ait faturaların karşılıklı olarak bildirildiği, 2025 yılına ait faturanın ise sadece davacı formunda göründüğü, ancak e-belgelerin artık vergi idaresince sisteme otomatik dahil edildiği, davalının konkordato dosyasının rapor tarihi itibarıyla dosyaya ulaşmadığından bu yönde bir inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Davacı vekili 17/03/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olduğunun, davalının ise defterlerini ibraz etmediğinin tespit edildiğini, bu durumda müvekkilinin defter kayıtlarının esas alınması gerektiğini, dava konusu faturalara TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca süresinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, bilirkişinin alacak miktarını 1.616.007,44 TL olarak hatalı hesapladığını, dört faturanın KDV dahil toplam bedelinin 1.622.784,18 TL olduğunu, e-fatura ve Ba-Bs kayıtlarının tebliğ için yeterli delil olmasına rağmen bilirkişinin bu konuda tereddütlü bir ifade kullanmasına itiraz ettiklerini, 2025 yılına ait Ba-Bs formlarında da faturanın karşılıklı işlendiğini ve bu durumun bilirkişinin dikkatinden kaçtığını, davalının konkordato talebinin reddedildiğinin dosyaya giren belgelerle sabit olduğunu belirterek rapordaki hesap hatasının ve Ba-Bs formlarındaki eksik incelemenin düzeltilmesini ve davanın kabulünü talep etmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan 26/04/2021 tarihli özel güvenlik hizmeti sözleşmesi ve 01/04/2022 tarihli ek protokol, 30/06/2024, 30/11/2024, 31/12/2024 ve 31/01/2025 tarihli faturalar, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları, Ba-Bs formları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 22/02/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan özel güvenlik hizmeti sözleşmesinin 01/04/2022 tarihli protokolle davalıya devredildiği, davacının sözleşme kapsamında davalıya hizmet verdiği ve bu hizmet karşılığında dava konusu faturaları düzenlediği, davalı tarafın süresinde davaya cevap vermediği gibi yargılama aşamasında ticari defter ve belgelerini de ibrazdan imtina ettiği, davacı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğunun bilirkişi raporu ile saptandığı, bu durumda HMK'nın 222. maddesi gereğince davacının ticari defterlerindeki kayıtların davalı aleyhine delil teşkil ettiği, nitekim bilirkişi raporunda da dava konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun ve bu faturalara ilişkin bir ödeme kaydının bulunmadığının tespit edildiği, dava konusu faturaların "temel fatura" senaryosu ile e-fatura olarak düzenlendiği ve bu faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. maddesinde öngörülen sekiz günlük yasal süre içerisinde itiraz edildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı, bu suretle fatura içeriklerinin davalı tarafından kabul edilmiş sayıldığı, tarafların vergi dairesine sundukları Ba-Bs formlarının da faturaların varlığını ve ticari ilişkiyi teyit ettiği, bilirkişi raporunda davacı alacağının 1.616.007,44 TL olarak hesaplanmış ise de, dava konusu dört adet faturanın KDV dahil toplam bedelinin 1.622.784,18 TL olduğu ve rapordaki bu durumun maddi hatadan kaynaklandığı, bu itibarla davacının ıslah edilmiş talebi doğrultusunda davalıdan 1.622.784,18 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, davacının her bir fatura tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de, davalıyı dava tarihinden önce TTK'nın 18/3. maddesinde belirtilen usullerle temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği, bu nedenle faizin dava ve ıslah tarihlerinden itibaren başlatılması gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile 1.622.784,18 TL alacağın, 100 TL'sine 04/12/2025 dava tarihinden, 1.522.784,18 TL'sine 14/04/2026 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen 1.622.784,18 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 110.852,39 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harç, 27.712,00 TL ıslah harcı toplamı olan 28.327,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 82.524,99 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 27.712,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 29.030,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 130,00 TL yazışma gideri, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.630,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 1.622.784,18 TL üzerinden takdir edilen 245.189,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/06/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1011, K. 2025/1011, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1011-e-2025-1011-k-247d376121ae