İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/895 E. 2026/191 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/895
- Karar No
- 2026/191
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/895 Esas KARAR NO: 2026/191 DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/12/2024 KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalıya verilen hizmetler nedeniyle faturalandırıldığını ancak bedeli ödenmediğini, hizmetten kaynaklı alacağın mevcut olduğu, müvekkili tarafından alacağın tahsili için yapılan iyi niyetli girişimlere rağmen borcu ödemeyen davalı aleyhine -----Numaralı dosya üzerinden devam ettirildiğini, ------Sayılı dosyası üzerinden davalı borçluya gönderilen ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği davalı borçlunun yasal itiraz süresinde vekili aracılığı ile icra takibine haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz şekilde itiraz ettiği, bu bağlamda davalı/borçlu tarafından ----- dosyasına yapılan itiraz neticesinde -----tarihinde arabulucuya başvurulduğu anlaşma sağlanamadığı, davalı borçlunun takibe haksız biçimde itiraz ettiği, bu sebeple davanın kabulü ile birlikte talep olunan alacağın %40'ınden az olmayacak miktarda inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesinin talep edildiği, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; arz ve izah edilen tarafından yapılacak yargılama çerçevesinde toplanacak deliller üzerinden resen gözetilecek lehimize sebeplere; davanın kabulü ile davalı borçlunun--------- sayılı dosyasında ileri sürdüğü haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına, haksız olarak takibe itiraz eden davalı borçludan, takip ile talep olunan alacağın %40 oranında inkar tazminatı alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin takip talebinde hangi faturalara ilişkin alacağı olduğunu beyan etmediği, ancak davalının davacı şirket tarafından gönderilen tüm faturaları ödediği, müvekkil şirketin davacı şirket tarafından kesilmiş olan faturaların bir kısmını, davacı şirketin hesabına, diğer kısmını da, şirket yetkililerinin onayı ile, şirket çalışanın hesabına yatırdığı, buna ilişkin, davacı şirket yetkilileri ile telefon görüşmeleri yapıldığı, mesajlaşıldığı, iş bu davaya konu icra takibi, başlatıldıktan sonra, davalı şirket yetkililerinin davacı şirket yetkililerini aradığı, mesaj gönderdiği, ancak hiçbir cevap alamadığı, davacı taraf, kötü niyetli davranarak, ödenmiş olan fatura bedellerinin, ikinci defa ödenmesini istediği, davacı şirkete zamanında gerekli ödemelerin yapıldığı, müvekkili şirketin hiçbir borcu olmadığı, icra dosyasında hesaplanan geçmiş gün faizi ve faiz oranı fahiş olduğu, davacının icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu, iş bu davanın reddi ile birlikte talep olunan alacağın %20'sinden az olmayacak miktarda kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesinin talep edildiği, açıklanan ve toplanacak deliler dikkate alınarak, davanın reddine, davalı şirketin kötü niyetli icra takibi başlatmış olması nedeni ile talep olunan alacağın %20'sinden az olmayan miktarda kötü niyet tazminatının alınarak davalı şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Kayıtları, ------ Esas dosyası, Tarafların--- Mükellef Kayıtları ve ----- Formları, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, ---- görüşmeleri, Faturalar, Banka Dekontları, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114. 115, ve 138. maddeleri gereğince dava şartları ile taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----- Esas sayılı dosyası ------sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu ---- formları da getirtilmiştir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ------- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ------ yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. -------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207. maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Taraflar arasındaki sözleşme ---- Tarihli----- olduğuna göre satış hükümlerine tabidir. Taraflar 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta olup takibin ve davanın dayanağının ise faturaya dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. -------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen ------ bedelli faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde eser sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturaya göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ------- formları ve işin niteliği gereği diğer tüm deliller toplanmıştır. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan ve bulunmayan vekillere ve taraflara usulüne uygun olarak ihtar ve tebliğ edilmiştir. Bu kapsamda dosya ticari defterlerin incelenme günü itibarıyla ------- Listesinden resen seçilen----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ----- tarihli raporda özetle; hem davacı hem de davalı şirketin ------ hesap dönemine ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak süresinde yapıldığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında,----- davalıdan alacak devrinin bulunmadığı görülmüştür. Davalı şirketin defterlerinde ise, davacı lehine takip dayanağı faturanın da yer aldığı olduğu toplam ---- tutarında iki fatura kaydedildiği, buna karşılık davacı aleyhine toplam ---- ödeme kaydedildiği, bu kayıtlar çerçevesinde takip tarihi itibarıyla davacının ---- bakiye alacaklı gözüktüğü belirlenmiştir. Taraflar arasındaki yazışmalarda, ajans hizmetleri kapsamında içerik üretimi, sosyal medya yönetimi ve reklam faaliyetlerinin yürütüldü--------tutarında hizmet bedeli ile daha önce ödenmiş ----- için fatura düzenlenmesi gerektiğinin taraflarca dile getirildiği görülmüştür. Davalı vekili tarafından dosya sunulmuş olan banka dekontlarına göre ödemelerin ---- doğrudan davacı şirkete, ----- ise davalı şirket temsilcisinin şahsi hesabından davacı şirket temsilcisinin şahsi hesabına yapıldığı, bu ödemenin davalı defterlerinde davacıya yapılmış ödeme olarak işlendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda; davalı tarafça ------tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan toplam ----- tutarındaki ödeme dekontları karşısında, davacı tarafından aksine bir beyan ileri sürülmediği dikkate alındığında; söz konusu ----- ödemenin Sayın Mahkemece davacıya yapılmış ödeme olarak kabul edilmesi halinde, davalının ticari defter kayıtlarında da sabit olduğu üzere; davacının ---- takip tarihi itibarıyla davalıdan kalan alacağının ---- olacağı değerlendirilmiştir. Davacı tarafın ----dönemi karşılaştırmalı ------- analizinde davalıya ait kayıtların faturalarla uyumlu olduğu, taraflar arası alış-satış kayıtlarının karşılıklı olarak örtüştüğü yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bir kısım beyan ve itirazlar öne sürüldüğü görülmüştür. Ancak yapılan itirazlar ek rapor alınmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. ---------- Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede somut olayda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde itilaf bulunmadığı, ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulmakla birlikte birbirleri ile uyumlu olmadığı, buna göre defterlerin kesin delil olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. (HMK 222) Bununla birlikte davacının ticari defter ve belgelerinde alacak kaydının sıfır olduğu, buna göre davalının ödeme savunması da gözetildiğinde defterlerinde görünen ------ bakiyeye bir önem atfedilmeyeceği, her halde ve şartta davacı vekili tarafından hesabın muhasebeci tarafından davalı şirketin borca batık olduğu düşüncesiyle sehven sıfırlandığı savunmasının basiretli bir tacir davranışı olarak kabul edilemeyeceğinden buna hukuki sonuç bağlanamayacağı düşünülmüştür. Dava konusu olayda ispat yükü davacıya ait olup davacının iddiasının ticari defter ve belgeler ve bunlardan neşet eden bilirkişi raporu ve toplanan diğer delillerle ispat edemediği değerlendirilmiştir. ---- Ne var ki, davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Bilindiği üzere yemin delili 6100 sayılı HMK'nin 225 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf iddia veya savunmasını diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek ve ispat sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Bu kapsamda mahkememizce davacı tarafa ispat hakkı kapsamında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış; ancak davacı vekili tarafından davalıya yemin teklif etmedikleri açıkça beyan edilmiştir. Binaenaleyh yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3, 225.vd maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. -------------2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. -------- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında uyuşmazlığın niteliği ve olaya özgü nesnel koşullar altında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallarına göre ulaşılması karşısında davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine de bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise, aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gereğince dava öncesi ----ütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine, 3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 922,19 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 190,19 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin ve 38,40 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/03/2026