İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/914 E. 2026/278 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/914
- Karar No
- 2026/278
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/914 Esas KARAR NO: 2026/278 DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 10/12/2024 KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili, -----araç kiralama şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğu, ---- bu yana faaliyet gösterdiği, müvekkili, şirketinde uzun dönemli olarak kiralamak üzere ----- nolu sıfır aracını davalılardan ---- tarihinde satın aldığı, aracın ilk 2 yıl km sınırı olmaksızın, 3. yıl ise ----- sınırlı olmak kaydı ile garantili olduğu bilgisi müvekkiline verildiği, müvekkili aracı satın aldığı tarihten itibaren garantisinin bozulmaması ve güvencesi olması adına aracın tüm bakımlarını düzenli olarak aksatmadan ------ yaptırdığı, müvekkili aracın ----- adet bakımını yaptırdığı, araç şu an------ olup herhangi bir kazası, hasar kaydı ve boyası dahi bulunmadığı, dava konusu aracın periyodik bakımlarına ilişkin faturaların dava dilekçesi ekinde sunulduğu, müvekkili aracı ---- gün olmak üzere müşterisine kiraladığı ve ----tarihinde müşteri----gelmek için yola çıktığı sırada------- kmh sabit hızda gitmekteyken saat 16.12'de kısa süreli hararet göstergesi ışığı yandığı, hararet müşürü ile oynamamış olup, hararet ışığının yandığını gören müşteri aracı hemen yakındaki-------- çektiği, aracın kaputunu açtıklarında ise herhangi bir problemle karşılaşılmadığı, aracın tüm aksamlarının düzgün olduğu, su kaçağı olup olmadığını su eksiltme olup olmadığını kontrol etmişlerdir. Son kontrollerinden sonra araçtaki gösterge ışığı sönmüş ve bu duruma göre de araçta herhangi bir problem gözükmediğinden yaklaşık 20 dk sonra yola çıktıkları, akabinde 2-3 km boyunca 80 km hızda iken enjeksiyonu kontrol ettirin şeklinde uyarı yazısı belirdiğinde ise tekrar hemen sağa çektikleri, aracın ekranında gözüken enjeksiyonu kontrol ettirin uyarısı çıktığı, kendini kilitlediğinden tekrar çalıştıramadığı ve müvekkiline de haber vererek çekici çağırmak zorunda kaldıkları, müvekkilin aracı sürekli bakımlarının yapıldığı yetkili servis olan karşı tarafa müvekkilin talebi üzerine çekici vasıtası ile götürülmüş olup müvekkili çekiciye ----- yapıldığı, yapılan servis incelemesinde, aracın hararet halinde sürüldüğü, su pompasının dağıldığı, aracın devir daim dağıttığı tespitleri yapılmış olup aracın motorunun sökülmesi ve indirilmesi gerektiği belirtilerek aracın motoru sökülmüş ve incelemeleri sonucunda söz konusu durumun garanti kapsamında olmadığı, motorun tamamen değişmesinin gerektiği bilgisi müvekkile verilerek ---- tarihinde ekte sunduğumuz --- servis teklif dökümü gönderildiği, müvekkilinin aracı -----tarihinden bu yana davalı -----ait adresi yukarıda belirtilen serviste bulunnduğu, araçtaki arızanın kullanıcı hatası olmamasına karşın davalı tarafından garanti kapsamında aracın yapılamayacağı bildirilerek müvekkilin mağdur edildiği beyan edilmekle, davalı servisin müvekkilinin aracını garanti kapsamında tamir etmek istememesi hasebiyle söz konusu durum meydana geldiği, müvekkilinin yaklaşık 2 aydır oyalanmakta ve garanti süresinin bitmesi beklenildiği, müvekkilinin bu süreçte hem aracını kullanamadığı hemde ticari kazanç kaybı yaşadığı, müvekkili aracına çok titiz baktığı ve aracının tüm bakımlarına zamanında yaptırdığı, araçta meydana gelen motor arızaları kullanıcı kaynaklı olmadığı, müvekkilinin motorun içine veya diğer parçalara müdahale etme şansı da bulunmadığı, açıklanılandan delil tespiti ile belirlendiği, benzer nitelikteki araçların motorları çok daha uzun kilometreler hiç arıza vermeksizin ve motor değiştirmeye gerek kalmadan kullanılabildiği, müvekkilin aracının 59.000 km’de motor arızası vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekili davalıların kusuru neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için davanın kabulü ile, araçtaki onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve müvekkilinin ödemiş olduğu çekici bedelinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAPLAR: Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesine göre özetle: Müvekkili şirket davaya konu ---- sayılı vasıtayı davacıya sattığının doğru olduğu, bu aracın müvekkili şirketten ------ tarihinde alındığı, davacının aracı 3 yıllık garanti süresini doldurduğu için tüketici kanunu kapsamında müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığı, davacı tarafından aracın arızası sonrası, ------d.iş sayılı dosyasından yapılan tespitine taraflarınca itiraz edildiği, bilirkişi raporunda yapılan bulgularda aracın devri daim pompasındaki arızadan kaynaklanan sebepten dolayı olduğu yazılmış ise de pompa arızası kullanıcıdan kaynaklanabilecek arızalardan olduğu, bu nedenle müvekkili firmanın sorumluluğu bulunmadığı, müvekkili firma ayrıca üretici firma olmadığı, müvekkili firma üreticinin bayi konumunda, ayrıca araçla ilgili tespiti yapan bilirkişilerin aracın ---- bakımında aracın tirger kayışlarının kontrolü gerekirdi, bunu yapmayan servis sorumludur görüşünü benimsediği, bu nedenle aracın servis bakımı yapan şirketin sorumlu olacağı aşikar olduğu müvekkilinin dava konusu araçla ilgili bir sorumluluğu bulunmadığı, davalı vekili, arz ve izah olunan nedenlerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------- cevap dilekçesine göre özetle; Davacının talepleri hizmet kusurundan kaynaklı gizli ayıba dayandığı, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istediği, davacı, dava dilekçesinde ---- tarihinde tüketici hakem heyetine müracaat ettiği belirtildiği, davacı ile davalı arasındaki yazışmaların tümü --- yılında davacının,----- önce ayıbı davalı satıcıya bildirdiğine ilişkin, her hangi bir delil dosyada bulunmadığı, oysa davacı ----- tarihli dilekçesinde, aracı aldığı ilk hafta ayıbın ortaya çıktığı belirttiği, 4077 sayılı kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alıcı malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü ise de gizli ayıbın ne kadar sürede ihbar edileceğine dair yasada bir hüküm olmadığı, öyle olunca TKHK.nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanacağı, gizli ayıpların hangi sürede satıcıya ihbar edileceği, dolayısıyla satılanı, bu ayıp ile beraber kabul etmiş sayılacağı, mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeniyle, davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olacağı mahkeme aksi kanaatte ise, tespit edilen gizli ayıbın uygun olan en kısa zamanda müvekkiline bildirilmesi gerektiği, davacı gizli ayıbı iddia etmiş ise de herhangi bir usulüne uygun bildirimde bulunulmadığı, davacı tarafından sunulan evraklar davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında reddedilmesi gerektiği, davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinde ve eklerinde, ------ bulunduğu, söz konusu faturanın mezkur davada değerlendirmeye alınmaması gerektiği, bahsedilen arızaların delil tespiti ile alınan bilirkişi raporunda olmaması davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu veya aracın müvekkili şirketten teslim alındıktan sonra başka bir zarara uğradığı iddiasını güçlendirdiğinden beyan etmekle, rapor alınmak üzere dosyanın alanında uzman, ilgili teknik üniversitelerin otomotiv kürsülerinden seçilecek bilirkişilere tevdi ile hukuka aykırı ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı --------- vekilinin cevap dilekçesine göre özetle; araç tesliminde araç bizzat alıcıya gösterildiği, iç ve dış kısımları incelenmekte ve muayene ettirildiği, aracın herhangi bir arıza-ayıbı olmadığına dair alıcıdan beyan alınarak, alıcıya teslim ve tesellüm belgesi imzalatılmadığı, aracı bayiden teslim alınırken tüketicinin aracı kontrol ettiği kabul edilmediği, davacı taraf da aracı teslim alırken, bizzat kendisi aracı gördüğü, iç ve dış kısmını incelediği dolayısı ile davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği durum ile müvekkili şirketin hiçbir ilgisi bulunmadığı, araçlar Bakanlık onaylı tüketiciye satış öncesi “Uygunluk Belgesi” ile alındığı, aracın müşteriye teslim edilmeden önce hiçbir işlem görmediği açıkça ortada olduğu, davacının araçta var olduğunu iddia ettiği gizli olmayan ayıpların aracın teslim tarihinde de var olduğunu ispatlaması gerektiği, davacı araç ikaz ışığı yanmasına rağmen kullanmaya devam ettiği, garanti ve kullanım kitapçığına aykırı davrandığı, bu noktada bu hususların aracı garanti kapsamından çıkaracağı açık olduğu, kullanım kitabında ikaz ışığı yandığında yapılması gerekenler belirtilmediği, gösterge tablasında ikaz ışığı yanarak veya yandıktan sonra sürüşe devam edilmesi motorda oluşabilecek muhtemel hasarın büyümesine yol açtığı, davaya konu aracın kaza geçirip geçirmediği ve bunun sonucunda yetkili servisimiz olmayan yerlerde işlem/onarım görüp görmediği taraflarınca bilinmediği, bu nedenle aracın tramer kayıtlarının celbi ile başkaca kaza hasarının bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılmasını, davalı-----Yönünden, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, hasar , araç mahrumiyet bedelinin tahsili amacı ile açılan alacak davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyetinin -------tarihli raporunda özetle; tespit konusu araçtaki ----- incelendiğinde göbek kısmındaki, bilyanın yuvasından çıkarak arızalandığı, bu durumun soğutma su sirkülasyonunun gerçekleşmemesi nedeniyle motorun aşırı ısınmasına, sonuçta motorun hasar görmesine neden olacağı aşikâr olduğu, hizmet ayıbındaki sorumluluk aracın bakımını üstlenen yetkili servis ------- şirketinde olacağının belirlendiği, araçta meydana gelen hasarın gizli ayıp nedeniyle oluştuğu, hasarın tamiratı için ödenmesi gereken bedelin, servis teklif dökümünde belirtilen 697.297,96TL tutarda olacağı, söz konusu durumun garanti kapsamına girip, girmediği hususu yargılama içerdiğinden tarafımca değerlendirilemeyeceği, onarım için 15 gün süre gerektiği, onarım nedeniyle oluşacak değer kaybı hususunda ise, mekanik yenileme nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı, aracın hasarı motor parçaları üzerinde inceleme yapılarak düzenlenmiş olduğu anlaşılan D. İş tespit dosyasındaki raporda: "araçtaki devridaim pompası incelendiğinde göbek kısmındaki, bilyanın yuvasından çıkarak arızalandığı, bu durumun soğutma su sirkülasyonunun gerçekleşmemesi nedeniyle motorun aşırı ısınmasına, sonuçta motorun hasar görmesine neden olacağı " şeklinde teknik bir tespit yapıldığı ilgili pompa iç kısmına ait fotoğrafın rapor da sunulduğu, fotoğrafın incelenmesiyle, pompanın iç kısmındaki bilyanın yuvasından çıkmış olduğu, bilyanın bulunduğu bölgenin ciddi miktarda korozyona maruz kaldığı görüldüğü, davalı tarafın her ne kadar tespit davasında sunulan rapora itiraz etmiş ise de, bu somut teknik tespite karşı herhangi bir teknik açıklamada bulunmadığı, araçtaki motor arızasının, araç henüz 59.000 km'de iken ,devir daim pompasının arızalanması neticesi, işlevini yapamaması, yani motor soğutma görevini yerine getirememiş olması sebebiyle motorun aşırı ısınarak yatak sarma olayının gerçekleştiği, görüş ve kanaatine varıldığı, devirdaim pompasının araç henüz 59.000 km'de iken arızalanmasının, devir daim pompasında gizli ayıp olması kaynaklı (zamanla/kullanımla ortaya çıkan) olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı, aracın onarımı için gereken bedel, ilgili servisin vermiş olduğu teklif tarihine göre 697.297,96 TL olabileceği, aracın onarımı için gerekecek makul süre 15 gün olduğu, güncel kiralık araç ilanları incelendiğinde, ortalama günlük kiralama bedelinin ortalama 1.400 TL olduğu tespit edildiği, bu bedelin 2024 Haziran ayında 1.150,00 TL olacağı, buna göre 15 günlük kiralama bedelinin 17.250 TL olacağı, yargıtay içtihatları gereği bu bedelden, davacının aracını kullanamamış olması kaynaklı, amortisman, kullanım kaynaklı değer kaybı bedelleri olarak ----- düşüldüğünde, araç mahrumiyet bedeli ---- olarak tespit edildiği, çekici ücretinden davalı ----- sorumlu olacağı mütala edilmiştir. Dosya itirazlar üzerine aynı bilirkişi heyetine ek rapora gönderilmiş, bilirkişilerin ------ tarihli ek raporunda; Kök rapordaki görüşlerinde bir değişiklik olmamakla, dava konusu aracın devirdaim motoru arızası kaynaklı motor arızası yaşadığı, devirddaim motorunun gizli ayıplı olduğu, bu doğrultuda aracın imalat kaynaklı gizli ayıplı olduğu, aracın motorunun onarılması için yetkili servis teklif tarihi itibarı ile gerekli bedelin ----olduğu, araç mahrumiyet bedelinin --- olduğu, çekici ücretinden davalı ----- sorumlu olacağı mütala edilmiştir. Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 25/1, 3). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 25/I hükmü de uygulanacaktır.Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir ------- Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 25/4’de zamanaşımı süresi altı ay olduğunun belirlenmesi nedeniyle gizli ayıplarda azami ihbar süresi altı aydır. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227 ve 228. maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ----------Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda davacının -----ünvanlı araç kiralama şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğu, şirketinde uzun dönemli olarak kiralamak üzere ----- şaşe nolu sıfır aracını davalılardan ------ tarihinde satın aldığı, aracın ilk 2 yıl km sınırı olmaksızın, 3. yıl ise 100.000 km ile sınırlı olmak kaydı ile garantili olduğu bilgisi verildiği, aracı satın aldığı tarihten itibaren garantisinin bozulmaması ve güvencesi olması adına aracın tüm bakımlarını düzenli olarak aksatmadan --- davalılardan ------ yaptırdığı, araçtaki arızanın kullanıcı hatası olmamasına karşın davalı tarafından garanti kapsamında aracın yapılamayacağı bildirilerek davalı servisin aracını garanti kapsamında tamir etmek istememesi hasebiyle söz konusu durum meydana geldiği, yaklaşık 2 aydır oyalanmakta ve garanti süresinin bitmesi beklenildiği, bu süreçte hem aracını kullanamadığı hemde ticari kazanç kaybı yaşadığı, motor arızası vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı vekili davalıların kusuru neticesinde davacının uğramış olduğu zararın tazmini talep ettiği görülmekle, mahkememizce alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda aracın periyodik bakımlarını zamanında yapıldığı, dava konusu aracın devir daim motoru arızası kaynaklı motor arızası yaşadığı, devir daim motorunun gizli ayıplı olduğu, aracın motorunun onarılması için yetkili servis teklif tarihi itibarı ile gerekli bedelin ----- olduğu, araç mahrumiyet bedelinin ----- olduğu, çekici ücretinden davalı ----sorumlu olacağı, tespit edilmekle, Davacı ıslah dilekçesinde davalı ----- yönünden davasını ıslah etmediği diğer davalılar yönünden davasını ıslah ettiği anlaşılmakla, dava konusu aracın devir daim motoru arızası kaynaklı motor arızası yaşadığı, devir daim motorunun gizli ayıplı olduğu usul ve yasaya dosya kapsamına uygun kök ve ek bilirkişi heyet raporu ile sabit olmakla hükme esas alınarak gizli ayıp bulunması nedeniyle davalı -----sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla onun yönünden davanın reddine, araçtaki ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle diğer davalıların hasardan ve araç mahrumiyet zararından sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın davalı ----ve Davalı ----- yönünden kabulüne karar verilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca çekici ücretinden davalı------ sorumlu olacağı anlaşılmakla 7.000 TL Çekici ücretinin zararın meydana geldiği ----tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıda ----alınarak davacıya verilmesine, talebin ----- yönünden reddine karar verildiği, hasar ve araç mahrumiyet bedeli yönünden faizin zararın meydana geldiği tarihten başlatılarak aracın hususi olması nedeniyle yasal faiz işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:) Davanın KABULÜ ile, 1--- hasar bedelini --- tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ---- alınarak davacıya verilmesine, 2-16.000 TL araç mahrumiyet bedelinin ------tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıda ------alınarak davacıya verilmesine, 3-7.000 TL ---- tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıda ----- alınarak davacıya verilmesine, talebin ------ yönünden reddine, 4- Davalı ------ Yönünden davanın reddine, 5-Alınması gereken karar ve ilam harcı 49.203,55-TL 'den davacı tarafça dava açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL peşin harç ile, 12.178,00 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan bakiye 36.597,95 TL harcın davalılardan ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin nispi harç, 12.178,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 13.033,2-TL harcın davalılar ------- alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 470,00-TL tebligat ve müzekkere gideri ,19.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.970,00-TL yargılama giderinin davalı -------- taraflardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 114.044,69-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ------müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı -----yönünden dava reddolunduğundan, kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 7.200 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 11-Davalı ----- yönünden çekici ücreti talebi reddolunduğundan, kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 7.000 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 12-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 13-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca----- bütçesinden ödenen 3.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalılar ------- tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair davacı vekillerinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde-------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026