İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/857 E. 2026/689 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/857
Karar No
2026/689
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/857 Esas KARAR NO : 2026/689 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; belirsiz süreli iş sözleşmesi gereği davalının ... tarihinde davacı şirkette uluslararası satış elemanı olarak çalışmaya başladığını, davalının davacı şirkette çalışmaktayken ... tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, davalının işten ayrılmasından kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ... İli ... İlçesinde mukim ... Vergi Nolu ... ... Anonim Şirketi'nde işe başladığının öğrenildiğini, davalının çalışmaya başlamış olduğu söz konusu bu şirketin davacının faaliyet alanındaki ana rakiplerinden birisi olduğunu, davalının davacı şirketle belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalarken bu sözleşmeye ek olarak ekte sundukları rekabet yasağı sözleşmesini ve gizlilik anlaşmasını da imzalandığını, davalının bu rekabet yasağı sözleşmesinin 3. maddesinde davacı ile olan iş akdinin sona ermesinden sonra " Kendi namına müvekkil şirket ile rekabet edecek bir iş yapmamayı, Müvekkil şirkete rakip bir iş yerinde çalışmamayı, Müvekkil şirkete rakip bir iş yerine ortak olmamayı ve hatta ortak olmaktan başka bir sıfatla dahi rakip şirketle alakadar olmamayı kabul ve taahhüt " ettiğini, davalının söz konusu rekabet yasağı sözleşmesinin 7. maddesinde ise bu sözleşmede belirtilen hususlara aykırı davranması halinde hiçbir ihtara gerek kalmaksızın iş yerinden aldığı 1 yıllık brüt ücretin 5 katı miktarında cezai şart bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları, ek dava açma ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalının işten ayrıldıktan sonra rekabet yasağı sözleşmesine aykırı hareket etmiş olması nedeniyle şimdilik kısmi olarak ... TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca TL mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığının kaynağı iş hukukundan kaynaklanması sebebiyle iş bu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmasının mümkün olmadığını, davalı ile davacı yan arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin tarafımızca incelenmiş olup, geçerli olmadığının saptandığını rekabet yasağı sözleşmesinin maksadının işverenin zenginleşmesi değil, işvereni korumakla beraber, işçinin de korunması ilkesi gözetilerek düzenlenmesi gerektiğini, davalının dava dışı şirkette çalışmaya başladığından beri davacıyı zarara uğratacak herhangi bir eylem de bulunmadığını, davacı şirketlerin hiçbir müşterisiyle sözleşme yapmadığını, dolayısıyla davacı firmalara ticari anlamda herhangi bir zararının dokunmadığını beyanla karşı tarafça ikame haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflara duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun tebliğlerin yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. .... Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yazılan müzekkeremize gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının müvekkili şirket nezdinde satış elemanı olarak çalıştığını, daha sonra kendi isteğiyle işten ayrılarak aynı konuda faaliyet gösteren bir başka şirket bünyesinde aynı pozisyonda çalışmaya başladığını ancak müvekkili ile imzalamış olduğu rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında davalının rekabet etmeme yükümünün bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında imzalanmış olan ... tarihli Rekabet Yasağı Sözleşmesi akdedildiği, bahse konu sözleşmesinde ; işverenin hizmet sözleşmesi kapsamında işçiye işini tam ve eksiksiz olarak yerine getirebilmesi ve gerekli her türlü bilgi ve belgeyi işçiye vermeyi taahhüt ettiği, işçinin ise kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamayı, rakip bir işyerinde çalışmamayı, rakip bir işyerine ortak olmamayı ve hatta ortak olmaktan başka bir sıfatla dahi rakip şirketle alakadar olmamayı kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmeden doğan yükümlülükler hizmet sözleşmesinin geçerliliğini koruduğu müddetçe devam edeceğini, hizmet sözleşmesinin sona ermesi halinde dahi işbu sözleşmenin, hizmet sözleşmesinin sona erme tarihinden itibaren 5 ( beş ) yıl boyunca bağımsız sözleşme olarak geçerliliğini koruyacağını, işçinin, bu sözleşmede belirtilen hususlara aykırı davranması halinde İşverenin başkaca bir ihtarına gerek kalmaksızın fazlası işveren lehine saklı kalmak kaydı ile bu işyerinden aldığı 1 yıllık brüt ücretinin 5 katı miktarında cezai şart bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, gizli bilgilerin işbu sözleşmeye aykırı olarak açıklanması halinde işveren, masrafları işçiye ait olmak kaydıyla tüm yasal yollara başvurma ve uğradığı her türlü zararın tanzimini işçiden talep etme hakkına sahip olduğu, İşverenin zararı, cezai şart miktarını aşmışsa işçi fazlasını tazminle de yükümlü olduğu şeklinde hükümler olduğu görülmektedir. Yukarda değinilen iş sözleşmesi kapsamında davalı işçi lehine öngörülmüş bulunan bir cezai şart ise bulunmamaktadır. Cezai şartın hem bireysel hem de toplu iş hukukunda geniş uygulama alanı bulunmaktadır. Cezai şart hükümlerinin özellikle tarafların hizmet akdine ek olarak yaptıkları rekabet yasağı sözleşmelerinde yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte iş hukukuna ilişkin mevzuatta cezai şarta dair açık hükümler yer almamaktadır. Bu nedenle Borçlar Kanununun cezai şarta dair hükümlerinin iş hukuku ilkeleri gözünde tutularak yorumlanması sonucunda iş akitlerinde cezai şartın unsurları ve şartları belirlenmiştir. Uygulamada cezai şart daha çok hizmet akdinin sözleşmeye aykırı feshine karşı bir müeyyide olarak düşünülmektedir. Özellikle belirli süreli hizmet akitleri için cezai şart konulmaktadır, bunun da temel fonksiyonu, hizmet aktinin belirlenen sürelerden önce feshe karşı bir teminat oluşturmasıdır. Cezai şartın geçerli olabilmesi için her iki taraf için de geçerli olacak şekilde düzenlenmesi doğru olandır ve yalnızca işçiyi bağlayan aynı durumda işveren için geçerli olmayacak bir cezai şartın geçerli olması düşünülemez. Cezai şartın tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük doğuracak biçimde kararlaştırılması halinde hüküm doğurmayacağına yönelik düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanununda açıkça yer almamış olmasına karşın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi ile açıkça geçersiz hali düzenleme altına alınmıştır ki, esasen bu durum 818 sayılı Borçlar Kanunuyla düzenlenmemiş olsa da Yargıtay uygulaması ile yalnızca işçi aleyhine sonuç doğuracak yöndeki cezai şartın geçerli olmadığı, hizmet akdinde işçi ile iş veren arasındaki hiyerarşik ve müzakere gücü açısından mevcut güç dengesizliği dikkate alındığında, söz konusu cezai şartın geçerli kabul edilmemesi yerindedir (HGK 16.03.2016, 2014/13-1013 Esas – 2016/318 Karar). Nitekim iş sözleşmesi içeriği incelendiğinde işveren aleyhine hiç bir cezai şarta yer verilmediği görülmektedir. Örneğin iş sözleşmesinin feshinin ardından işverenin işçiyi kötülemeyeceğine, işçinin yeni işverenine ulaşarak işçi hakkında olumsuz söylem vs gibi faaliyetler içerisine girmeyeceğine dair bir cezai şarta rastlanmamıştır. Öte yandan davaya konu edilen cezai şartın karşılıklı olduğu düşünülse ya da tek taraflı olmasının her hangi bir öneminin bulunmadığı kabul edilse dahi davalı işçinin hangi işlem ve eylemleri ile rekabet yasağına aykırı davrandığı ortaya konulup kanıtlanabilmiş değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yeni tarihli bir kararında, rekabet yasağı sözleşmelerinin TTK bünyesinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin özel bir şekli olduğu vurgulanıp haksız rekabetin varlığı yönünden somut bir zararın doğmuş olmasının gerekmediği ve haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının yeterli olduğunu (11. HD. 2016/5641 E – 2017/1255) benimsemişse de; somut olay yönünden bu tehlikenin ne şekilde ortaya çıktığı varsayımlar ve ön kabullere göre değil ve fakat açık delillerle ortaya konulup kanıtlanmalıdır. (Antalya BAM 11. HD. 2017/508 E.,2017/530 K) Bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak ve ıslah harı olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 9-Davalı tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 10-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili Antalya İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/857, K. 2026/689, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-857-e-2026-689-k-149b907d6e75