İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/783 E. 2026/62 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/783
Karar No
2026/62
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/783 Esas - 2026/62 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/783 Esas KARAR NO : 2026/62

.... DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 21/11/2024 KARAR TARİHİ : 29/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirketin .... işlerinde faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı şirketin ise merkezinin Türkiye'de olduğunu ve Cezayir' de İnşaat işleri alanında faaliyet gösterdiğini,...numaralı kararı gereği davalı şirketin müvekkiline 79.813.339,16DZD (Cezayir Dinarı) tutarında borcu, 500.000DZD( Cezayir Dinarı ) zarar tazminatı , 347.000DZD( Cezayir Dinarı) yargılama gideri borcu bulunduğunun , Türkiye ile Cezayir ülkeleri arasında hukuki ve ticari alanlarda adli yardım sözleşmesinin bulunduğunu, sözleşmenin 2. Maddesine göre akit tarafların her birinin vatandaşlarının yabancı oldukları veya ülkede yerleşim olmamaları yahut ikametgahlarının bulunmaması gibi her hangi bir sebeple ne kefalet vermeye nede teminat yatırmaya tabi tutulmayacaklarını, davalının Cezayir ülkesindeki menkul ve gayrimenkul mallarını elden çıkardığını bu nedenle alacağın Cezayir ülkesinde tahsiline imkan bulunmadığını, davalının Türkiye'deki mallarını da eksiltme girişiminde bulunduğunu öğrendiklerini bildirerek öncelikle İİK 257. maddesi gereğince davalının borca yetecek miktarda menkul ve gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz şerhi işlenmesine, ihtiyati haciz taleplerinin reddi halinde davalının taşınır ve taşınmazları üzerine dava sonuna kadar üçüncü kişilere satışının engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasıne, .... sayılı kararının tenfizine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi için mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerektiğini, kesinleşmemiş bir kararın Türkiye’de tanınmayacağı ve o karara dayanarak Türkiye’de işlem yapılamayacağını, kararın kesinleşmesinin, kararı veren devlet yasalarına göre belirleneceğini, Türk hâkiminin, kararı veren ülke yasalarına göre kararın kesinleşmiş olup olmadığını inceleyerek ve kararın kesinleştiği kanaatine varırsa tanıma ve tenfize hükmedeceğini, davada tenfizi talep edilen.... ... nolu kararının kesinleşmediğini, bu konuda dosyaya uzman görüşü sunulduğunu ,davacı tarafından dosyaya sunulan herhangi bir kesinleşme belgesinin de bulunmaması gözetilerek .... hükümleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davanın bu yönden görevsizlik kararı verilerek reddi gerektiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, tenfizi talep edilen kararın kamu düzenine açıkça aykırı bulunduğunu ve bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, .... maddesinde adil yargılanma hakkının ihlal edilmemiş olması gerektiğinin açık bir şekilde belirtildiğini, yabancı mahkeme kararını veren yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış olması, mahkemede temsil edilmemesi ya da yabancı ülke yasalarına aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olması durumunda kararın tenfiz edilebilmesinin itiraz edilmemesine bağlı olduğunu, tenfizi talep edilen kararda açıkça görüleceği üzere müvekkili tarafından iki kez dava kazanılmış olup davacı tarafından .... kanunlarına göre de hukuka aykırı bir karar verilerek müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, bu durumun müvekkili tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda açık bir şekilde ortaya çıkacağını, davacı tarafın teminat gösterme ve nispi harç yatırma zorunluluğu bulunduğunu, davacının dilekçesinde bahsedilen adli yardım anlaşması hükümlerinin tamamen şahıslara ilişkin düzenlenmiş olup adli yardım anlaşma hükümlerinde ticari uyuşmazlıklara dair bir hüküm düzenlenmediğini, bu kapsamda MÖHUK 48.madde kapsamında müvekkilinden talep edilen bedel doğrultusunda 500.000USD karşılığı teminat göstermesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından talep edilen tedbir ve ihtiyati haciz talebinde gerekçe gösterilen hususlar gerçekle bağdaşmamakta olup reddi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava ; MÖHUK 50- 56. Maddeleri ile HMK ve İİK hükümleri gereğince tenfiz talebine iliştindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık tanınması ve tenfizi istenen .... Karar sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği, tanıma ve tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının teminat yatırması gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır. Davalı vekili tarafından görev itirazında bulunmuş ise de; Tenfize konu yabancı mahkeme ilamındaki tarafların tacir olduğu, davanın konusunun eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup ticari dava niteliğinde olduğundan, mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla görev itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili tarafından davacının eksik harcı tamamlaması gerektiği bildirilmiş ise de tenfiz nitelikleri itibarıyla tespit davası mahiyetinde olduğundan ve harçlar kanunu gereğince maktu harca tabi olduğundan davalı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir. (.... sayılı kararları ) Davalı vekili davacının teminat yatırması gerektiğini iddia etmiş ise de Cezayir ile Türkiye arasında akdedilen ve 08/09/1991 tarihinde 20877 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 01/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren "... Birliğine ilişkin Sözleşme " 'nin 2. Maddesinde tarafların teminat gösterme yükümlülüğünden muaf olduğu hüküm altına alındığından davacının teminat gösterme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya uzman görüşü sunulduğu , uzman görüşünde dosyaya sunulan ... nolu kararının Cezayir Medeni Kanunu ve İdari Usul Kanunu’nun 323. maddesi gereğince olağan temyiz süresi boyunca kararın uygulanmasının durdurulacağı, “Cezayir Medeni ve İdari Usul Kanunu’nun 349. maddesi kapsamında nihai derece olarak mahkemeler ve yargı konseylerinden çıkan hüküm ve kararlar temyize uygundur” şeklinde düzenlemenin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Tanıma,...'un 58. maddesinde; tenfiz ise 50. maddesinde tanımlanıp açıklanmıştır. Tanıma; yabancı mahkeme kararlarının kesin hüküm kuvvetinin diğer ülkelerde kabul edilmesidir. Bu şekilde bir ülkede alınan mahkeme kararı, ülkedeki etkisini bir başka ülkede de gösterebilecektir. Bu, kararın kesin hüküm etkisinin başvurulan devlet ülkesine de genişlemesi anlamını taşır.Yabancı bir kararın tanınması denilince akla, milletlerarası hukuk usulünde genel olarak bu kararın, kararın verildiği ülkede meydana getirdiği sonuçların diğer devlette de geçerli olması gelir, örneğin, kesin hüküm başka bir devlette aynı konudaki bir davada defi olarak ileri sürülebilir. Bu nedenle, tamına, karar sonuçlarının genişletilmesi şeklinde tanımlanabilir( ... Tenfiz ise; bir kişinin karşı koyması halinde, kamu gücünün harekete getirilmesi veya harekete getirilmesine elverişli bütün tedbirleri ifade eder (...Km. 50 tanımına göre; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yasal düzenleme ve yapılan açıklamalar kapsamında; tanıma ile tenfiz arasındaki farkın icraya yönelik olduğu anlaşılmakta olup davacının talebinin kararın tenfizi istemine ilişkin olduğu kanaatine varılmıştır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 54. maddesinde tenfiz şartları düzenlenmiş olup, bu madde ile "(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a)Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilanların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması. B) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c)Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde giyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 54. Madde kapsamında .... numaralı kararın 54. Madde kapsamında usulüne uygun olarak verildiği ancak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 53. maddesinde belirtilen ve davacı tarafça sunulan belgeler incelendiğinde , kararın tercümesinde kararın kesin olarak verildiğinin yazılı olduğu, davalı tarafından kararın tercümesi ile davacının dosyaya ibraz ettiği tercümeyi yapan tercümanın beyan dilekçesinden kararın kesin olarak verilmediği , temyizinin kabil olduğu ve davalı tarafından temyiz edildiği anlaşılmış olup bu husus davacınında kabulündedir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 13/01/2025 tarihli dilekçesinde ilgili makamlardan kesinleşme şerhi istendiğini ancak kararın kesin olması nedeniyle böyle bir şerhin verilemeyeceğinin bildirildiğini anlaşılmış , davacı vekili tarafından 29/01/2026 tarihli duruşmada .... anlaşmasına taraf olmadığı bu nedenle apostil şerhli karar örneğinin verilmediğini ve yargıtay dairesi tarafından da istinaf kararının kesin olduğunu bu nedenle de kararın kesinleştiğine dair bir belgenin verilemeyeceğin bildirildiğini sunulan yargıtay kararının 2. Sayfasında 406 nolu istinaf kararının kesin olduğunun yazıldığını bildirmiştir. Tenfizi talep edilen ....Demokratik .... numaralı kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz talebi üzerine.... numarası ile verilen temyizin şekil yönünden kabulüne , esas yönünden ise reddine karar verildiği, dava tarihi itibarıyla tenfizi talep edilen kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. MÖHUK'un 50 . Maddesinde " – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır......." 53. Maddesinde " – (1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir: a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi. " hükümleri mevcuttur. Dava tarihi itibarıyla kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı ve davacı vekili tarafından 53. madde de sayılı belgeler dosyaya ibraz edilmemiş olduğu anlaşıldığından HMK 114 ve 115. Maddeleri gereğince davanın şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, 2-Alınması gerekli 732,00-TL'nin harcın dava açılışında yatırılan toplam 427,60TL harçtan mahsubu ile eksik yatırıldığı anlaşılan 304,40-TL 'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı davada kendini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan Av. Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. Maddesi gereğince taktir edilen 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,

Dair, davacı vekili, davacı şirket temsilcisi ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/01/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/783, K. 2026/62, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-783-e-2026-62-k-32b7a15fe52d