İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/253 E. 2026/154 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/253
- Karar No
- 2026/154
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/253 Esas - 2026/154 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2025/253 KARAR NO : 2026/154
....
DAVA : Tazminat (Munzam Zarar) DAVA TARİHİ : 03/04/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesi uyarınca davalının 271.160,18- TL borcu olduğunu, müvekkilinin davalı aleyhine yürüttüğü fatura alacağından kaynaklanan .... Esas numaralı dosyada görülmüş ve davalının itirazlarının iptaline karar verildiğini, İstinaf incelemesinden sonra 03/12/2024 tarihinde itirazın iptali kararının kesinleştiğini ve icra takibine devam olunduğunu, faturadan kaynaklanan borcunu mühleti içerisinde hiçbir haklı gerekçesi bulunmadan ödemeyen ve müvekkili tarafından yapılan takibe sadece süreci uzatmak ve müvekkilini zarara uğratmak amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak davalının kendi kusuru ile temerrüte düştüğünü ve bu sebeple müvekkilinin aşkın zararını karşılaması gerektiğini, Yüksek mahkeme enflasyonun ve döviz kurunun neredeyse yatay seyrettiği dönemlerde oluşan borçların temerrüt başlangıcından borcun geç ifasına kadar olan sürede enflasyonun çok yüksek seyrettiği dönemlere denk geldiği durumlarda "Sepet Formülü" uygulanarak, temerrüt süresince geçen yılların enflasyon oranları ve bunların eşyaların fiyatlarına olan etkisinin araştırılması gerektiğini birçok yerleşik içtihadında belirttiğini, şimdilik 1.000,00- TL aşkın zarar tazminatının dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine .... esas numaralı dosyası ile başlatılan icra takibi neticesinde, davacı yan alacağına kavuşmuş olmasına rağmen, haksız ve hukuka aykırı olarak munzam zarar talebinde bulunulan davanın kabulünün mümkün olmadığını, munzam zarar iddiası ve talebi somutlaştırılarak, hesaplanabilir veriler ortaya sunularak talep edilmesi gereken bir zarar türü olduğunu, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarında bulunduklarını, davacı taraf 16/08/2018 yılında müvekkili aleyhine icra takibi başlatmış olduğunu, kendi kusurundan kaynaklı olarak munzam zarar tazmininin istenemeyeceğini, ayrıca munzam zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi sebebiyle alacaklı zararının temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olduğunu, munzam zarara hükmedilebilmesi için; temerrüdün varlığı, temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyeti, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması, temerrüt ile alacaklının munzam zararı arasında illiyet bağının mevcudiyeti ve alacaklının bu zararı talep etmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, munzam (aşkın) zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, tarafların sunmuş oldukları deliller toplanmıştır. 6098 sayılı TBK.nın 122.maddesi uyarınca; alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Munzam zarara ilişkin .... Karar sayılı ilamında, munzam zarara ilişkin açıklamalara yer verilerek somut ve soyut yönteme göre yapılacak hesaplamalar açıklanmıştır. Anılan karara göre; "Munzam zararın hesaplanmasında somut ve soyut yöntemler dikkate alınır. Somut yöntemde; davacı alacaklının munzam zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekir. Örneğin borcunu zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi borçlanması yaptığını veya 3. kişilere borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle temerrüd faizi ödediğini, cezai şart gibi ödemelerde bulunduğunu, yine dövizle yapmış olduğu borçlanmadan dolayı borcunu zamanında ödeyememiş olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan zararı olduğunu, ödemekle yükümlü olduğu vergi, sosyal sigorta prim ödemeleri gibi ödemeleri zamanında ifa edememesi nedeniyle gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını iddia ederek bu zararını ispatlayabilir. Soyut yöntemde; yaşayan hayatın gerçekleri ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler başka bir deyişle Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde belirtilen genel kuralın istisnaları şeklinde ispat yükünü ortadan kaldıran olgular, ispat hukuku açısından alacaklı lehine değerlendirilir. Ülkemizde seyreden hiper enflasyon nedeniyle bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için çaba ve girişimlerde bulunmak, örneğin en azından vadeli mevduat, altın, devlet tahvili, döviz gibi yatırımlarda değerlendirmesi olayların normal akışına, hayat tecrübesine uygun bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan normal makul bir insanın parasını atıl bir biçimde tutmayacağı, gelir getirecek bir yatırıma yatıracağı bilinen bir gerçektir. 818 sayılı Borçlar Kanun’un 232 (TBK 187, madde de belirtildiği üzere herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz). Yasal deyimle bu maruf ve meşhur vakıaların ispatına gerek yoktur. Yüksek Enflasyon Dönemlerinde; Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir. Normal Enflasyon Döneminde; Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arzetmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir. 20.10.1989 gün ve 1988/4 esas 1989/3 karar sayılı İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “para her zaman kullanılması mümkün ve temettü meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın varlığı kesindir.” denilerek para borcunu ödemekte geciken borçlunun bu eyleminden dolayı alacaklının zararının doğacağı kabul edilmiştir. .... bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve .... sayılı başvuru no.lu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Yine .... başvuru numaralı 27.11. 2019 tarihli kararında da aynı ilkelere temas edilmiştir. .... hakkında verilen kararda da munzam zararın talep edilebileceği belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen kararlar uyarınca kişinin mal varlığında meydana gelen azalmanın mülkiyet hakkının ihlâli niteliğinde olduğu munzam zarar ispatı konusunda katı ispat kurallarına bağlı kalındığında ihlâl kararları verildiği ve tazminata hükmedildiği yine yüksek enflasyonist dönemlerde borçlunun borcunu ödemeyerek düşük temerrüt faizinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ve borçlunun borcunu ödememesi, direngen durumda olması nedeniyle mahkemelerdeki dava sayısının hızla arttığı görülmektedir. Bu nedenle yüksek enflasyonist dönemde soyut yöntemin dikkate alınması tüm bu sakıncaları ortadan kaldıracak, adaletin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her somut olayın özelliği de dikkate alınarak bulunulacak zarar miktarının TBK'nun 50 ve 51. maddeleri (mülga BK'nın 42 ve 43 md) kapsamında değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Munzam zararın hesap yönteminde dikkate alınacak ekonomik veriler; 1 . Her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE, oranı
2. Bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları,
3. Devlet tahvillerine verilen faiz oranları
4. Döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları
5. Asgari ücret artışı
6. Altın fiyatlarındaki artış Sepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerekir..." Eldeki davada davacının isteminin soyut yönteme ilişkin olduğu görülmekle mahkememizce anılan yönteme göre değerlendirme yapılmıştır. Mahkememizce anılan ilkeler gözetilmek suretiyle hesaplama yapılması için konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmiştir. 12.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda Yargıtayın belirlemiş olduğu esaslar gözetilmek suretiyle davacının aşkın zararı 1.991.587,01TL olarak hesaplanmıştır. Mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilerek benimsenmiştir. Toplanan deliller çerçevesinde somut uyuşmazlık bir arada değerlendirildiğinde davacının davalı aleyhine 16.10.2018 tarihinde .... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine giriştiği, takip tutarının 301.163,18TL asıl alacak ile 2.896,09TL işlemiş faize ilişkin olduğu, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine .... Esas sayılı dosyası ile görülen davanın açıldığı, .... kabulüne ve icra takibinin 271.106,18TL asıl alacak yönünden takip talebindeki koşullarda devamına ve alacağın %20 si tutarında 54.232,04TL icra inkar tazminatına hükmedildiği anlaşılmıştır. Anılan karar .....Karar sayılı düzelterek onama ilamı ile 03/12/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan karar üzerine davacı tarafça 02/01/2024 tarihli icra emri ile takibe devam edilmiş ve davacı tarafça 271.160,18TL asıl alacak ile 288.871,04TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 560.031,22TL tahsilat yapılarak icra dosyasının kapandığı anlaşılmıştır. Somut olay bakımından TBK.nın 122.maddesinde ve .... yukarıda değinilen içtihadı çerçevesinde; bir para borcunun, borçlunun temerrüdünün uygun illiyet bağı ve kusurun yanı sıra munzam zarar olgusunun bulunduğu anlaşılmıştır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında ve benimsenen bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının temerrüt faizini aşan bir zararının bulunduğu ve davalı tarafça hiçbir kusurunun bulunmadığı olgusunun kanıtlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır. Şu durumda 6098 sayılı TBK.nın 122.maddesinde öngörülen koşulların somut uyuşmazlık bakımından oluştuğu değerlendirilmiş ve Yargıtayın benimsemiş olduğu ilkeler uyarınca hazırlanıp mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 1.991.587,01TL nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 136.045,30-TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah ile alınan toplam 34.615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 101.429,90-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir yazılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan 615,40TL başvuru harcı, 615,40TL peşin harç, 34.000,00TL ıslah harcı, 15.000,00TL bilirkişi ücreti, 135,00TL tebligat, posta masrafı olmak üzere toplam 50.365,8TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-AAÜT uyarınca belirlenen 296.822,18TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 5-Dava öncesi zorunlu ara buluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir yazılmasına, 6-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize .... üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/02/2026
.....