İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/724 E. 2024/724 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/724
- Karar No
- 2024/724
- Karar Tarihi
T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/724 Esas - 2026/505 T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/724 Esas KARAR NO : 2026/505 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 02/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/06/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin atölyesinde kullanmak üzere davalıdan 09/08/2024 ve 12/08/2024 tarihli sipariş sözleşmeleri ile toplam 1.311.600,00 TL bedelle dilimleme makinesi, lamba zıvana makinesi, asansör, havalandırma sistemi ve yükleme robotu sipariş ettiğini, bu siparişler kapsamında davalıya toplam 780.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının sözleşmelerde kararlaştırılan 10 ve 15 günlük süreler içinde makineleri imal edip teslim ve montajını yapmayarak temerrüde düştüğünü, bu durum üzerine davalıya ...... .... .... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek ifa için ek süre verildiğini ancak davalının bu süre içinde de edimini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle müvekkilinin ödediği bedelin sebepsiz kaldığını ve sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle menfi ve müspet zarara uğradığını, menfi zararın kaçırılan daha elverişli sözleşme fırsatları ve kullanılan krediler nedeniyle ödenen faiz ve masrafları içerdiğini, müspet zararın da oluştuğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000,00 TL ödenen bedelin istirdatını ve 5.000,00 TL menfi ve müspet zararın tazminini, alacaklara ihtarname tarihi olan 26/09/2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesini talep etmiş, 17/04/2026 tarihli ıslah dilekçesiyle 15.000,00 TL olan istirdat talebini 623.000,00 TL'ye, 4.500,00 TL olarak açıkladığı menfi zarar talebini ise 34.400,00 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı taraf, süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 09/08/2024 ve 12/08/2024 tarihli sipariş sözleşmeleri, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları, banka ödeme belgeleri, ...25. Noterliğinin 26/09/2024 tarih ve 13396 yevmiye numaralı ihtarnamesi, 22/03/2025 tarihli SMMM bilirkişi raporu, 23/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimin ifa edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin istirdatı ile menfi ve müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında 09/08/2024 ve 12/08/2024 tarihli sözleşmelerle makine imalatı ve montajı hususunda anlaşıldığı, davacı tarafından sözleşmeler kapsamında davalıya 623.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilinin, davalının sözleşme konusu makineleri süresinde teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, ihtarname ile verilen ek süreye rağmen ifanın gerçekleşmemesi üzerine sözleşmeden dönüldüğünü ileri sürerek, ödenen 623.000,00 TL'nin istirdatı ile 34.400,00 TL menfi zarar ve 500,00 TL müspet zararın tazmini istemiyle bu davayı açtığı, davalı tarafın ise davaya cevap vermediği görülmüştür. Eser sözleşmesi; yüklenicinin, iş sahibine karşı belirli bir sonucu meydana getirmeyi (eser ortaya koymayı), iş sahibinin de bu sonucun karşılığı olarak bir bedel ödemeyi üstlendiği, sonucu taahhüt eden bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede önemli olan, yapılan faaliyetin kendisi değil, bu faaliyetin sonunda somut ve teslim edilebilir bir eserin meydana getirilmesidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) "Borçlunun temerrüdü" başlıklı 117. maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, TBK'nın 123. maddesi gereğince borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir. TBK'nın "Seçimlik haklar" başlıklı 125. maddesi uyarınca, temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın (menfi zarar) giderilmesini de isteyebilir. Menfi zarar, sözleşmenin geçerli olduğuna duyulan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Bu zarar, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zararı ifade eder ve genellikle sözleşmenin kurulması için yapılan masraflar ile daha elverişli bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasından doğan zararları kapsar. SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22/03/2025 tarihli raporda, taraflar arasında iki adet sipariş sözleşmesi bulunduğu, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre davalıya toplam 623.000,00 TL ödeme yapıldığının, davalıdan herhangi bir makine teslim alındığına dair kayıt bulunmadığının, davalının ise ticari defterlerini incelemeye sunmadığının, bu nedenle davacının avans ödemeleri nedeniyle davalıdan 623.000,00 TL alacaklı olduğunun, menfi ve müspet zarar taleplerine ilişkin ise dosyada delil bulunmadığı ve defterlerde kayıt olmadığından hesaplama yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Makine Mühendisi ..., SMMM ... ve nitelikli hesap uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen 23/03/2026 tarihli raporda ise, ilk rapordaki 623.000,00 TL'lik ödeme tespiti tekrarlandıktan sonra, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ve bu durumda TBK'nın 125. maddesi uyarınca ödediği bedelin iadesi ile menfi zararını talep edebileceği, müspet zarar talep edemeyeceği, menfi zararın, sözleşme konusu makinelerin sözleşme tarihindeki değeri ile dava tarihindeki (sözleşmeden dönüldüğü tarihe en yakın tarih) piyasa rayiç değeri arasındaki fark olduğu, bu kapsamda yapılan piyasa araştırması sonucunda sözleşme konusu makinelerin toplam sözleşme bedelinin 1.311.600,00 TL, dava tarihindeki toplam rayiç bedelinin ise 1.346.000,00 TL olduğu, aradaki 34.400,00 TL'lik farkın davacının menfi zararı olarak kabul edilmesi gerektiğinin bildirildiği görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 09/08/2024 ve 12/08/2024 tarihli sipariş sözleşmeleri, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları, banka ödeme belgeleri, ...25. Noterliğinin 26/09/2024 tarih ve 13396 yevmiye numaralı ihtarnamesi, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 22/03/2025 ve 23/03/2026 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında makine imalatı ve montajına ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davacının bu sözleşmeler kapsamında davalıya toplam 623.000,00 TL ödeme yaptığı, davalının ise sözleşmelerde kararlaştırılan sürelerde edimini ifa etmediği, davacının 26/09/2024 tarihli ihtarname ile davalıya ifa için 15 günlük ek süre verdiği, bu sürenin sonunda da ifa gerçekleşmeyince davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak bu davayı açtığı, davalının davaya cevap vermediği gibi makineleri teslim ettiğini de ispatlayamadığı, bu durumda davalının borcunu ifada temerrüde düştüğü ve davacının sözleşmeden dönmekte haklı olduğu sabit görülmüştür. TBK'nın 125. maddesi uyarınca, sözleşmeden dönen alacaklı, ifa ettiği edimleri geri isteyebilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporları ve davacının ticari defter kayıtları ile davacının davalıya 623.000,00 TL ödediği anlaşıldığından, davacının bu bedelin istirdatına yönelik talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının menfi zarar talebi yönünden yapılan incelemede; TBK'nın 125. maddesi uyarınca sözleşmeden dönen alacaklı, borçlunun kusurlu olması halinde sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı menfi zararın tazminini de isteyebilir. Hükme esas alınan 23/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacının sözleşme konusu makineleri dava tarihi itibarıyla başka bir yerden temin etmesi halinde katlanacağı maliyet artışının, yani kaçırılan fırsat maliyetinin 34.400,00 TL olduğu, bu miktarın menfi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Davalının kusurlu olduğu anlaşıldığından, davacının 34.400,00 TL tutarındaki menfi zarar talebinin de kabulü gerekmiştir. Davacının müspet zarar talebi yönünden yapılan incelemede ise; alacaklının TBK'nın 125. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullanması durumunda, sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından, sözleşme ifa edilmiş olsaydı elde edeceği kâr mahrumiyeti gibi müspet zararlarını talep etmesi hukuken mümkün değildir. Davacı, sözleşmeden dönme yolunu seçtiğinden, 500,00 TL tutarındaki müspet zarar talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Faiz başlangıç tarihi yönünden; davacının 26/09/2024 tarihli ihtarnamesi ile davalıya ifa için 15 günlük süre verdiği, bu sürenin sona ermesiyle davalının temerrüde düştüğü, son gün olan 11/10/2024 tarihini takip eden 12/10/2024 tarihinde davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği anlaşıldığından, kabul edilen alacaklara bu tarihten itibaren ticari avans faizi uygulanması gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -623.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 12.10.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -34.400,00 TL menfi zarar alacağının temerrüt tarihi olan 12.10.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -500,00 TL müspet zarar alacağı talebinin reddine, 2-Kabul edilen 657.400,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 44.906,99 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harç, 10.900,00 TL ıslah harcı toplamı olan 11.327,60 TL harcın düşümü ile eksik kalan 33.579,39 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 10.900,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 11.755,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 420,00 TL tebligat gideri, 16.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.920,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 16.907,14 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 12,86 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 2,74 TL'sinin davacıdan, 3.597,26 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 657.400,00 TL üzerinden takdir edilen 104.610,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 500,00 TL üzerinden takdir edilen 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır