İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/721 E. 2026/39 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/721
Karar No
2026/39
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/721 Esas - 2026/39 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/721 Esas KARAR NO : 2026/39

.... DAVA : İtirazın İptali/Tüketici kredisinden kaynaklı DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 26/01/2026 KARAR Y.TARİHİ : 27/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davanın yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. I-İDDİALAR Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında.... numaralı kredi kartı.... numaralı tek hesap, ...numaralı destek kredisi ve .... numaralı destek kredisi borçlarının muaccel hale geldiği ve ödeme ihtarında bulunulduğu, ilgili ihtarnamenin borçlunun adresine gönderildiğini, ancak borçların ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ....esas nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, avukatlık ücreti ve yargılama giderinin borçlu üzerine yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II-SAVUNMALAR Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili adına çıkarılan .... kartı olup bu kart bireysel kartlar arasında olduğunu, başka bir ifadeyle müvekkili adına çıkarılan bu kart ticari kartın ve .... numaralı tek hesabın da bireysel hesap niteliğinde olduğunu, dolayısıyla, kredi kartı ve tek hesap sözleşmeleri bakımından müvekkili tüketici konumunda olduğunu, bu nedenle davanın tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, belirterek davanın görev yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı. 2....... 'den gelen müzekkere cevabı ve ekleri. 3. Bilirkişi raporu. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE Dava, tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Mahkememizde açılan bu davada öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Tüketici işlemi ile ticari iş kesişmesinin meydana geldiği hallerde, emredici şekilde tüketicinin korunması amaçlanmaktadır. Böylece tüketicinin bulunduğu işlemlerin, ticari iş sayılmasının yanında ayrıca tüketici işlemi olarak kabul edilmesi gerektiği, kanunların çatışma içerisinde bulunduğu hâllerde; 6502 sayılı TKHK'nın gerek özel, gerekse sonraki kanun olması nedeniyle tüketici mevzuatının önceliğinin kabulü, isabetli bir çözüm yöntemidir (..... 6502 sayılı TKHK.m.2 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, Tüketici Kanunu her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. Tüketici işlemlerinde taraflardan birisi daima tüketici, sözleşmenin karşı tarafı gelir elde etme amacıyla bu işi yapan satıcı, sağlayıcı, imalatcı, italatcı, hizmet veren, banka, yüklenici, taşıyıcı, sigortacı veya bunlar gibi gelir elde etme amacıyla bu işleri yapan gerçek veya tüzel kişidir. Tüketici işleminin karşı tarafı olan müteşebbisin (girişimcinin) gerçek kişi tacir, esnaf veya TTK. anlamında ticaret şirketi olmasının herhangi bir önemi yoktur. Önemli olan gelir elde etme amacıyla bu işi yapan bir kişinin bulunmasıdır. Sözleşmenin yapıldığı veya olayın gerçekleştiği tarihin mülga 4077 sayılı TKHK döneminde gerçekleşmesinin de herhangi bir önemi yoktur (6502 sayılı TKHK 3/1-l; 83 ). Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK 4, 5 madde hükümleri kapsamında kalan 6102 sayılı TTK ve diğer kanunlarda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur (6502 sayılı TKHK m.83). Bu nedenle örneğin, taraflardan biri tüketici karşı tarafı müteşebbis olan uyuşmazlık konusunun kambiyo senedi, sigorta sözleşmesi, taşıma sözleşmesi veya eser sözleşmesi ya da başka bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Ayrıca 6502 sayılı TKHK'nın 83. maddesinde yapılan açık düzenleme uyarınca, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Tüketici Kanunu'nun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı Kanun'un 3/l. maddesinde ise, "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Mahkemelerin görevi, ancak Kanunla belirlenir (HMK m.1). Kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir(.... sayılı kararı). 07.11.2013 tarihinde kabul edilip, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler" olarak tarif edilmiş, 3/1-(l) maddesinde ise "Bankacılık" sözleşmeleri de "Tüketici işlemleri" arasında sayılmıştır. Kanunun 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri"nin görevli olduğu belirtilmiş; 83/2. maddesinde ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmüne yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelediğinde; davacı banka ile davalı arasında tüketici kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı, davacı tacir olmakla birlikte davanın her iki tarafı yönünden nisbi ticari dava koşullarının bulunmadığı ayrıca dava konusu kullandırılan kredinin "tüketici kredisi sözleşmesi" olduğu görev olarak ticari dava sayılmaması nedeniyle konusu itibariyle mutlak ticari davalardan olmadığı ve yerleşik yargısal kararlar dikkate alındığında; dava konusu işlemlerin ve uyuşmazlığın tüketici işlemine yönelik olduğu ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Ankara Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. V-HÜKÜM 1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE; 2) Görevli Mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE; 3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan Ankara Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; 4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA;

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ..... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ....yasa yolu açık olmak üzere 26/01/2026 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. 26/01/2026 ....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/721, K. 2026/39, T. 26.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-721-e-2026-39-k-13d048d477bc