İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/655 E. 2025/256 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/655
Karar No
2025/256
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ..., VEKİLİ : Av. ... - [16887-88189-47849] UETS DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16543-45286-71873] UETS

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (ticari ilişkiden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı alacaklı ile müvekkili şirket arasında sözlü bir görüşme yapıldığını, müzakereler aşamasında kalan işleri herhangi resmi ya da gayriresmi bir anlaşma yapılmadan son bulduğunu, buna rağmen davalı alacaklı tarafından hiçbir hukuki dayanağı olmadan "ortaklık fesih bedeli" adı altında 3 milyon 500 bin TL bedelli ilamsız icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında hiçbir zaman ortaklık ilişkisi kurulmadığını, davalı alacaklı tarafından talep edilen takibe konu 3.500.000,00-TL bedelin dayanağı "adi ortaklık sözleşme fesih bedeli" şeklinde belirtildiğini ancak müvekkili şirket yetkilileri ile davalı ... arasında hiçbir zaman bir ortaklık ilişkisi kurulmadığı gibi herhangi bir sözleşme de yapılmadığını, davalı taraf müvekkil şirketin faaliyetlerini yürüttüğü merkezi bildiği halde suiniyetli davranarak tebligatları, müvekkili şirketin faaliyet göstermiş olduğu eski adrese göndererek takibi kesinleştirme yoluna gittiğini, bu nedenle yasal süre içinde icra dosyasına itirazda bulunmak imkanlarının olmadığını, müvekkilinin davaya konu hukuka aykırı icra dosyasından ancak üçüncü kişiye gönderilen 89/1 haciz müzekkerelerinden dolayı haberdar olabildiğini, nitekim icra dosyası incelendiği zaman alacaklı vekilinin borçlular aleyhine herhangi bir haciz işlemi yapmadan doğrudan 89/1 haciz ihbarnamesi göndermek suretiyle üçüncü şahıslar üzerinden alacağının tahsili yoluna gittiğinin açıkça görüldüğünü, müvekkili şirketin çalıştığı şahısları dahi bilebilecek durumda olan davalı tarafın, her nasılsa davacı müvekkilinin faaliyet merkezine değil, eski adresine tebligat göndermeyi tercih etmiş olup şirket aleyhine haciz işlemi yapmaksızın doğrudan üçüncü şahıslar üzerinden tahsilat yapmaya çalıştığını, davalının icra takibine kötüniyetli olarak giriştiği açıkça ortada olduğunu belirterek öncelikle mahkemece uygun gördüğü takdirde teminatsız, aksi halde belirleyeceği teminat mukabili, icra takibinin davanın kesinleşmesine kadar durdurulması, bu mümkün görülmediği takdirde, teminat mektubu mukabili, icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haklı hukuka uygun davanın kabulü ile birlikte borçlunun Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın tamamına ilişkin borçlu olmadığının tespitine, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %40'dan az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekilince cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında Mersin İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, Bakanlıklar Caddesi, ... Parselde yer alan taşınmaz üzerine inşa edilen ... Vilları isimli villa projesine yönelik bir adi ortaklık kurulduğunu, süreç içerisinde tarafların karşılıklı iradeleri ile bu ortaklığın sonlandırıldığını, müvekkilinin adi ortaklık ilişkisinin devamı sürecinde adi ortaklığın devamı ve projenin başlayabilmesi ve ilerlemesi için gerekli sermayenin tamamını ortaya koyarak adi ortaklık için toplamda 3.500.000,00-TL'den fazla bedeli cebinden çıkardığını, müvekkilinin bu parayı davacı şirket yetkililerinin müvekkiline bildirdiği hesaplara gönderdiğini, araç verdiğini, nakit olarak yüklü miktarda para ve çek verdiğini, taraflar arasında ... Villaları için kurulan adi ortaklık ilişkisinin adi ortaklığa konu iş sonlanmadan tarafların ortak kararı ile sonlandırıldığını, adi ortaklığın sonlanması ile müvekkilinin adi ortağı davacı yanın müvekkiline adi ortaklıktan kaynaklı ortaya koymuş olduğu sermayeyi iade borcunun ortaya çıktığını, nitekim adi ortaklık sürecinde ortaya koyulan sermaye ile söz konusu villa projesine ilişkin, proje çizim, ruhsat, yapı denetim, sgk ödemeleri, arsa sahibi ile anlaşma imzalama, inşaat için gerekli malzemelerin alınması ve inşaata başlanması süreçlerine ilişkin sermaye ödemeleri müvekkili tarafından sağlandığını, hal böyleyken öncesinde taraflar her ne kadar adi ortaklıktan müvekkile 3.500.000,00-TL ödeneceği konusunda anlaşmışlarsa da davacı yanın müvekkilinin güvenini yeniden boşa çıkararak sözünden caydığını, müvekkilinin alacağı olan bedeli ödemediğini, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla icra takip yoluna gidildiğini ve davaya esas olan Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacı yana ödeme emri gönderildiğini, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu belirterek müvekkil aleyhine haksız olarak açılan işbu davanın reddine, davacı yanın tazminat taleplerinin reddi ile işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İİK md 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafından icra takip dosyasına, davacı şirketin ticari defterlerine ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça banka dekontlarına, watsapp mesaj kayıtların,a arama kayıtlarına, fotoğraflara, videolara, ruhsat kayıtlarına, tapu kayıtlarına, belediye kayıtlarına, tanık anlatımlarına, yemine, bilirkişi incelemesine, uzman görüşüne, keşif incelemesine, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasına, Kayseri Genel İcra Dosyası ... Esas sayılı icra takip dosyasına, fatura kayıtlarına, muhasebe kayıtlarına, noter kayıtlarına, 22/08/2023 tarihli Kayseri 11. Noterliği *** yevmiye sayılı araç satış sözleşmesine, Türkiye İş Bankası 15/01/2024 keşide tarihli ... seri numaralı 695.000,00-TL bedelli çeke, 26/01/2023 tarihli Ankara 67. Noterliği'nin *** yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ve 17/01/2023 tarihli emlak komisyon sözleşmesine delil olarak dayanılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Davalının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalının oda kaydının bulunup bulunmadığının, varsa faaliyet alanı bilgisi sorulmuş, varsa ilgili kayıt ve belge örneklerinin istenilmiştir. Bu müzekkeremize Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'nın 13/09/2024 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. Davalının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Gevher Nesibe Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak a)Davalının bilanço esasına göre mi yoksa işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğu, b)Davalının işletme hesabına göre defter tutması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. ve ilgili diğer maddelerinde belirtilen esnaf işletme sınırı tutarının altında kalıp kalmadığı (esnaf işletme sınırı içinde olup olmadığı) sorulmuş ve tüm kayıt ve belge örnekleri temin edilerek mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 17/09/2024 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacak nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibariyle yargılama mahkememiz heyetince yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Davacı vekilinin dava açarken ihtiyati haciz talebinde bulunduğu ancak ihtiyati haciz harcı 704.50-TL'nı yatırmadığı anlaşıldığından bu bedeli mahkememiz veznesine yatırması için tensip tutanağının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince 19/08/2024 tarihli makbuz ile ihtiyati haciz harcının yatırıldığı anlaşılmış, mahkememizce 12/09/2024 tarihli ara karar ile İİK'nun 72/3. maddesi hükmüne göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulmasının mümkün olmadığından davacı vekilinin icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı vekilinin icra veznesine giren paranın yargılama sonuna kadar davalıya ödenmemesi talebinin kabulü ile, dava değeri olan 3.500.000,00-TL'nın takdiren %20'si oranında nakdi teminat veya süresiz banka teminat mektubu karşılığında İİK'nun 72/3. (2. cümle) maddesi gereği icra veznesine giren paranın yargılama sonuna kadar davalı alacaklıya ödenmemesine, dava değeri 3.500.000,00-TL'nın takdiren %20'si teminat karşılığı olan 700.000,00-TL nakit veya süresiz banka teminatı yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili icra dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına göre eldeki davada ön sorunun, davalının tacir olup olmadığı, bunun sonucunda eldeki davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve burada varılacak sonuca göre davayı görmek görevinin asliye hukuk mahkemesinde mi, yoksa asliye ticaret mahkemesinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 4 ve 5. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinin 1. bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanun'da düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir. 6102 sayılı TTK'nun 12. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Kanun'un 11. maddesinde; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." Yine TTK'nun 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde ise; esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ek onomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararında esnaf - tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve sanatkar kollarına dahil olup da ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr, 2- Vergi Usul Kanunu'na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde, ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nun 11/2. madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir. O halde Mahkememizce; yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, gerçek kişi davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmiştir. Bu amaçla Gevher Nesibe Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalının tacir olup olmadığı araştırılmıştır. 17/09/2024 tarihli yazı ve eklerinin incelenmesinde ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyetinden dolayı davalının 31/12/2012 tarihinde mükellefiyetinin terkin edildiği bildirilmiş, bu durumda davalının tacir olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nun 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Eldeki davada davalı tacir olmadığından dava konusu uyuşmazlık ticari dava niteliğinde değildir ve bu nedenle dava mahkememizin görevi içine girmemektedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." denilmektedir. Buradan görüleceği üzere, kanun değişikliği ile asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. HMK'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nun 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir. Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nun 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, asliye hukuk mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nun 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve duruşma yapmadan davanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip ve yasal süre içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli kayseri Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmesi için Kayseri Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep etmemesi halinde HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında görevli mahkeme tarafından karar verilmesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/03/2025

Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/655, K. 2025/256, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-655-e-2025-256-k-81e299030ecf