İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/6 E. 2024/361 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/6
- Karar No
- 2024/361
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/6 Esas - 2024/361 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/6 Esas KARAR NO : 2024/361
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 08/01/2024 KARAR TARİHİ : 27/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 08/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "...” markasındaki "..." ibaresinin 30. sınıfta ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğu ve bu ibare üzerinde yapılacak en ufak bir farklılığın karıştırılma ihtimalini yok edeceğini, markaların bütünsel olarak benzer olmadığı, ortalama tüketicinin bunların farklı kaynaklara ait olduğunu kolaylıkla anlayabilecek durumda olduğunu, müvekkilinin ilgili çay ürününün "...." olarak tanımlandığını, bu ürünün tıpkı toz kahve gibi yeni geliştirilen bir "toz çay" ürünü olduğu ve sıcak suya dökülen toz çayın anında ve ... seferde demlendiğini, ürünün kullanım önerisinin de “... tam ortadaki kesikli yerden ayırın. ... paket içeriğini ince belli çay bardağına dökün. Üzerine 100 ml taze kaynamış içme suyu ekleyin. Dilediğiniz ... rengine ulaşıncaya kadar karıştırın. Çay yapraklarının bardağın dibine çökmesini bekleyin” şeklinde olduğunu, markalarındaki "..." ibaresinin de ürünün bu özelliğine atıf yaptığını, ayırt edici gücü son derece zayıf bir marka olan redde mesnet "... ..."in koruma kapsamının minimum seviyede olması gerektiğini, "..." veya "..."in bu zayıf ayırt edici niteliği nedeniyle davalı markasının koruma kapsamının da çay ürünleri yönünden minimum seviyede değerlendirilmesi gerektiğini, emsal teşkil eden Yargıtay kararlarının bulunduğunu, .... Hukuk Dairesi'nin .... sayılı kararına itibar edilmesi gerektiğini, Yargıtay tarafından 30. sınıfta çay ürünlerini kapsayan "..." markası ile "...+..." markalarının, " ..." ibaresinin çay ürünleri yönünden zayıf ayırt edicilikte ibareler olması nedeniyle, karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzer değerlendirilmediğini, müvekkilinin ... sayılı "... ..." markasını kendi adına 30. sınıfta tescil ettirdiğini ve bu markanın kazanılmış hak tesis ettiğini, davalı şahsın, kendisine ait "... ..." markası ile karıştırılma ihtimali tehlikesi yarattığını iddia etse de Türkçe'de herkes tarafından bilinen bir anlamı olan, "..." yöntemine atıfta bulunan ve müvekkili markasında tali biçimde yer alan "..." ibaresi üzerinde hak sahipliği iddiasının dayanaksız olduğunu, ortalama tüketicilerin bu ürünleri seçerken hangi markayı seçtiklerini bildiğini, ortalama tüketicinin hiçbir şeyden anlamayan ve her defasında yanılgıya düşen, vasatın altında zekâlı insana indirgenemeyeceğini, çay satan alan bir tüketicinin bunları taşıyan ana markayı seçtiğini, ayırt edici olmayan markanın sahibinin markası tescilli olsa bile markanın olduğu gibi kullanılmasını ya da başka bir ayırt edici unsurla tescil edilmesini engelleyemeyeceğini ifade ederek; ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 17/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda başvuru markasının beyaz zemin üzerine siyah renkte düz yazı sitilinde "... ..." ibaresini ihtiva ettiğini, başkaca renk ve ... unsuru ihtiva etmediğini, taraf markalarının okunuş ve kulakta bıraktığı tınıların benzer olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, "..." ibaresinin benzerliği nedeniyle markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, başvuru markasının davalı şahsın seri markası olduğu ve işletmeler arasında iktisadi bağlantı olduğu şeklinde algılanabileceğini, bu nedenle davacı vekilince müvekkili Kurum ...'nın ... sayılı kararının iptali talebiyle açılan huzurdaki davanın haksız, usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle reddinin gerektiğini, iş bu davada öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti ile süre aşımı halinde davanın usul yönünden reddini, esasa ilişkin olarak ise davacı tarafın tüm talepleri ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 29/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” markasının ... nezdinde 30 sınıfta tescilli olduğu ve “çay” emtiasının da tescil kapsamında olduğunu, davacı yanın "..." ibaresini ön plana çıkararak çay emtiasında kullandığını, bu ibarenin tali unsur olarak kullanıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının "..." ibaresini sıklıkla ... başına, kısmen ise başka ibarelerle birlikte ve fakat esas unsur olarak kullanmakta olduğunu, işaretlerin ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, davacının marka tescilinin gerçekleşmesi halinde bu durumun müvekkiline ait ... tescil nolu markaya tecavüz eylemini meşrulaştıracağını, marka tecavüzüne ilişkin olarak da davacı adına tescilli ... başvuru numaralı “...” ibareli markasına yönelik olarak .... . Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde .... esas sayılı dosya numarası ile dava açılmış bulunduğunu, "..." kelimesinin çay sektöründe tasvir edici niteliği haiz bir kelime olmadığını, "..." ibaresinin tasvir edici olduğu değerlendirilecek dahi olsa, "..." ibaresinin müvekkil tarafından ciddi ve yoğun kullanımı sonucu ayırt edicilik kazandırmış olduğunun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade ile ve dilekçesinde açıkladığı diğer hususlara dayanarak; .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davalı şahsa ait redde mesnet ... sayılı "...+..." ibareli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişiden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davacının "..." ibareli 02.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 14.03.2022 tarih ve ... sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı şahsın 16.05.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davacı yanın 14.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusunun SMK m.6/1 hükmü uyarınca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı yanın 22.12.2022 tarihinde itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şahsın 07.02.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 07/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; ....Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 03.11.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan ... sayılı markanın hükümsüzlüğü istemini de içinde barındıran davanın sonucu iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılmamıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "Çaylar" emtiaları ile redde mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan "Çaylar" emtiaları, AYNI'dır. Dava konusu marka başvurusu; "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuru markası salt kelime markası olup, ... içermemektedir. Redde mesnet marka ise; "...+..." ibaresinden oluşmaktadır. Redde mesnet marka; elips şeklinde, içi turuncu renk ile dolu bir düzlem üzerinde beyaz renkler ile kelime unsuru barındırmakta olup, "..." ibaresinin ortasından iki adet yeşil renkli yaprak figürünün yükseldiği müşahede edilmiştir. Başvuru markası ile redde mesnet marka arasında müşterek olan unsur "..." ibaresidir. Dolayısıyla bu ibarenin her iki markada müşterek olarak bulunuyor olmasının, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi tesis etmeyi sağlayıp sağlamadığı hususunun tartışılması gerekmektedir. "..." ibaresi; “...” ve “...” kelimelerinden oluşmaktadır. ... Sözlüğü'nde “...” kelimesi “1.Eşi, benzeri olmayan; vahit, yegâne; 2.Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki); 3.Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri; … 7.Yalnız başına; 8.İki ile bölünemeyen (sayı)” anlamlarına gelmektedir. “...” kelimesi ise “1.Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu; 2.Zaman, çağ; 3.Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması; … 5.İçki” anlamına gelmektedir. Davaya konu emtiaların bulunduğu sektöre ilişkin gıda mühendisinden alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere; Eldeki davada çekişmeli mallar “çaylar” emtialarıdır. “...” özelliği, çay emtialarını konu alan bilimsel literatürde çay emtialarının özellikleri ile ilgili olarak incelenen konulardandır (....). Toz ya da yaprak formunda olan kuru çay emtiasından “...” elde edilebilmesi için demleme işlemi gereklidir. Çayın demleme işleminde; sıcak ya da kaynar (80-100°C’deki) su çayın üzerine gezdirilerek dökülür ve bir süre demlenmeye bırakılır. Bu demlenme sürecinde su çayın yapısında bulunan renk, aroma vb. bileşenleri çözerek bünyesine katar ve zamanla renk ve tat dengelenerek “...” olarak adlandırılan yapı oluşur ve ürün tüketilebilir hale gelir. Çay emtiası, ilgili tüketicisine yaprak halinde dökme olarak ya da ... kullanımlık poşetlerde (küçültülmüş yaprak ya da toz olarak) arz edilebileceği gibi, gıda işletmesinde demleme aşaması tamamlandıktan sonra diğer girdilerin eklenmesi ile elde edilen içeceğin ambalajlanması yolu ile de piyasaya arzı gerçekleştirilebilir. Bir üst paragraftaki açıklamalarda yer aldığı üzere, ... işareti; çaylar emtiası açısından; toz ya da yaprak olarak alınmış kuru formdaki çay emtialarının satın almasını takiben tüketici tarafından uygulanan demleme işleminin sonucunda elde edilen içecek ürünün tat ve kokusu açısından istenilen durumunu akla getirebilir. Diğer taraftan bu hatırlatma; satın alınan ürünün bir niteliğine açık bir işaret olamayacak, demleme sonrasında elde edilecek ... özelliğinin iyi, ortalama ya da kötü olduğuna dair herhangi bir bilgi vermeyecektir. Sıvı formda piyasaya arzı gerçekleştirilen çay emtiaları (örneğin soğuk çaylar) söz konusu olduğunda ise, satışa arz edilen sıvı üründe demleme işine ihtiyaç olmayacaktır ve ... ibaresinin ürünü tanımladığı şeklinde bir genellemeye gidilemeyecektir. Bu çerçevede, “...” ibaresinin, çay emtiaları açısından doğrudan ürünü tanımlayan bir ibare olarak değerlendirilmeyeceği, sadece ürünle ilgili bir özelliği düşündürebileceği ve bu ibarenin çay emtiası ile ilişkilendirilebilir olması karşısında zayıf karakterli bir ibare olacağı, ayırt edicilik vasfının yüksek olamayacağı, düşük düzeyli olabileceği değerlendirilmektedir. Yukarıda yer verilen teknik açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; “..." ibaresinin "çay" emtialarının karakteristik özelliklerini hatırlatmakla birlikte doğrudan tasviri nitelikte olduğu değerlendirmesinin yapılamayacağı, "çay" emtiaları bakımından yapılan demleme işini takiben elde edilen ürünün özelliğini düşündürdüğünden zayıf karakterli bir ibare olarak değerlendirilebileceği ve ayırt edicilik gücünün yüksek olamayacağı kanaatine varılmıştır. Davacıya ait marka başvurusunda yer alan "..." sözcüğü, davacının ... markasıdır. Zira; davacının "..." ibareli davaya konu emtiaları da kapsayan çok sayıda markasının bulunduğu, "..." ibaresini merkeze alarak, farklı kelime, renk ve ... unsurları ile çok sayıda tescilli markasının bulunduğu müşahede edilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı olduğu, redde mesnet markada yer alan "..." unsuru ile aynı veya benzer bir işaretin başvuru markasında yer almadığı, markalarda müşterek olarak bulunun "..." ibaresinin davaya konu "Çaylar" emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle zayıf karakterli marka özelliği gösterdiği, ....Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, dava konusu marka başvurusunun "..." ibaresinden oluştuğu, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğü her ne kadar ... marka vasfındaysa da, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2018 tarih .... sayılı kararında da belirtildiği üzere; lider marka yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, her halükarda lider markanın ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınmayacağı iddiasının kabul görmeyeceği, zira önemli olanın karşılaştırılan markaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, markaların ticari kaynağı noktasında yanılgıya düşme ihtimallerinin olup olmadığı hususu olduğu, somut olayda da her ne kadar "..." ibaresi davacının ... markası olsa da, “...” ibaresinin tescil kapsamında yer alan emtialar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle davacı markasının ayırt ediciliğini sağlayan esaslı unsurun "..." ibaresi olduğu, davacı markasının esaslı unsuru ile redde mesnet markanın bir bütün olarak, görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzer olmadıkları, başka bir deyişle, daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markadan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim .... Hukuk Dairesi'nin 08/01/2020 tarih .... sayılı başka bir uyuşmazlığa ilişkin vermiş olduğu kararda; "...+..." ibareli marka başvurusu ile "..." gibi markalar arasında, "..." ibaresinin "Çaylar" emtiaları bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle iltibas tehlikesi bulunmadığına karar verdiği müşahede edilmiştir. Davacı yan müktesep hak iddiasında da bulunmuştur. Yargılamanın sonucuna etki etmemekle birlikte, eksiklik bulunmaması adına söz konusu iddia aşağıdaki şekilde incelenmiştir. .... HD.’nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı “... / ...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. .... Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve ..... Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır. Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması. Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....) Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali ... başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .....Hukuk Dairesi'nin 06/01/2020 tarih .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davacı yanın müktesep hak iddiasına mesnet olarak ... sayılı "... ..." ibareli markayı gösterdiği, söz konusu markanın, iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılabilecek süresinin dolmuş olduğunun söylenemediği, dolayısıyla, başkaca bir inceleme yapılmasına gerek olmaksızın söz konusu marka nedeniyle iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından müktesep hak iddiasında bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, somut olayda, dava konusu marka ile redde mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile; ... sayılı ... kararının iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç ikmaline yer olmadığına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 182,40 TL vekalet harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 382,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.920,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, davacı vekili, davalı kurum vekili, davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/09/2024
Katip .... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır