İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/3 E. 2024/338 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/3
Karar No
2024/338
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/3 Esas - 2024/338 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/3 Esas KARAR NO : 2024/338

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 04/01/2024 KARAR TARİHİ : 19/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 04/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 25 yıldır besicilik, hazır paket et ve et ürünleri üretimi ve sevkiyatı yapmakta olduğunu, 2013 yılında gıda sektöründe "..." ve daha pek çok tanınmış markanın da sahibi olan ... A.Ş. bünyesine katıldığını, ... nezdinde tescilli, ilki 1993 yılında tescile bağlanmış olan “...” esas unsurlu 200’e yakın markanın sahibi olduğunu, davacının “...” markasının tanınmışlığının ... nezdinde ... no. tahtında sicile şerh edilmiş olduğunu, davacının tescilli ve tanınmış bu markalarına dayalı olarak, davalı firmanın ... sayılı ve “...” ibareli markanın tescili için yaptığı başvuruya karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markada, sadece, davacının markalarının son harfi olan “ç” harfinin “ş” şeklinde okunan “sh” harflerine dönüştürülmüş olduğunu, bu farklılığın da taraf markalarının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, taraf markalarının benzer olduğunun ... tarafından da kabul edilmiş olduğunu, ayrıca taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, zira markaların kapsamına giren emtiaların tamamının, aynı kanallardan satılan ve benzer ihtiyaçları gideren gıda ürünleri olduğunu, ayrıca bu ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin düşük olduğunun yerleşik içtihatlarla da kabul edilmiş olduğunu, dolayısıyla taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, davacının tanınmış markasının bu derecede benzerinin yine gıda ürünlerinde davalı firma tarafından kullanılmasının davacının markalarının sulandırılması da dâhil birtakım olumsuzluklara yol açacağının kabulünün gerektiğini, ayrıca davalı firmanın bir süredir davacının markasının tanınmışlığından haksız bir fayda elde etmek çabasında olduğunu, zira davalı firmanın tek yetkilisi olan ...’nun huzurdaki davaya konu markadan önce de benzer markaları tescil ettirmeye çalıştığını, keza ... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebiyle davacının açmış olduğu davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .... Esas no.lu dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda kabul edildiğini, ayrıca davalının “...”, “...” ve “....” logosunu ve .... alan adlarını kullanması sebebiyle marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile bu alan adlarının iptali talebiyle davacının açmış olduğu başka bir davanın da yapılan yargılama sonucunda .... Esas sayılı dosyası kapsamında marka tecavüzü yönünden kabul edilmiş olduğunu, ayrıca davalı firmanın yetkilisinin akrabası olduğu anlaşılan ...’nun sosyal medya paylaşımlarında da davacının markalarının taklit ediliyor olduğunu, bu şahsın adına tescil edilmiş olan ... sayılı markanın tescili prosedürünün de ....Esas sayılı dosya kapsamında davacının talepleri doğrultusunda iptal edilmiş olduğunu, ayrıca davacının davalı firmanın tek yetkilisi ...’nun ürünleri üzerinde “...”, “...” ve “....” logosunu ve .... alan adlarını kullanması sebebiyle, ... hakkında yetkilisi olduğu şirket aracılığıyla, iktibas ve iltibas suretiyle davacıya ait marka haklarına tecavüz edildiği ve davacı ile haksız rekabet yapıldığı yönünde savcılığa dosyaladığı şikayetin .... soruşturma no.lu dosyası tahtında takip edildiğini, ayrıca “....” ibareli ürünlerin ithalatı esnasında gümrük memurlarınca fark edilmesi üzerine, bu ürünlerin üreticisi olan “... A.Ş.” aleyhine açılan davanın ..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .... sayılı dosyası ile görülen davanın yargılaması esnasında söz konusu firmanın müşterisi ...’nun “...” markasını kullandığı bazı ürünlerin üreticisi olduğunu ikrar ettiğini, davalının davacıya ait markaları kullanmayı sona erdireceği taahhüdü üzerine davalı ile sulh olunduğunu, ayrıca davalının davacının markasına benzer bir logo ile yeni ve ayırt edici olmayan ambalajlar için yaptığı tasarım başvurusunun da .... Esas nolu dosya kapsamındaki yargılama sonucunda iptal edilmiş olduğunu, bütün bu davalara ilaveten davalının davacının grup şirketlerinden ... A.Ş.’ye ait “.... markaları ile karıştırılma ihtimali bulunan “...” markası için dosyaladığı marka başvurusunun da .... Esas sayılı dosyası kapsamındaki davaya konu edilmiş olduğunu, yani ... ve davalı firmanın davacının tanınmış “...” ve “....” markasını ve “....” logosunu kullanmak ve davacının markalarından haksız yarar elde etmek adına birçok yola başvurmuş olduğunu, bu hususların davalı firmanın kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, huzurdaki davada da, davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermek üzere başvuru yapan davalının, hele ki geçmiş husumetler göz önüne alındığında davacının markasından habersiz olduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 02.11.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 09/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markalarının kapsamında bulunan 30. sınıfa dahil emtialarda kullandığını ispat edemediğini, ayrıca da taraf markalarının bütünsel açıdan ele alındığında, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtialar bakımından aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, ayrıca davacının somut uyuşmazlıkta SMK m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleştiğini de ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı ... ... A.Ş. vekili 23/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının bir et entegre tesisi işletmecisi olduğunu, davalı firmanın ise Türkiye’den ihraç ettiği ürünler arasında et ürünlerinin bulunmadığını, davalının Kuzey Irak bölgesinde yapmış olduğu ticarete ilişkin olarak çikolatalı fındık kremasını kendi markasıyla Türkiye'de ürettirdiğini, davacının ise Türkiye'de kakaolu fındık kreması üretmediği ve satmadığını, davalının markalarının Kuzey Irak’ta tescilli olduğunu, ayrıca taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, davalı firmanın tek yetkilisi olan ...’nun dava konusu edilen marka başvurusu yapıldığı sırada Türk vatandaşı olmadığını ve Türkçe de bilmediğini, soyadını marka olarak kullanmak istediğini ve dolayısıyla kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin ... sayılı "...+... ..." ibareli markanın tescili amacıyla 02.09.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.03.2022 tarihinde SMK m.6/1 m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ..., ..., ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı yanın 28.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 28.08.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının 16.11.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin 06.12.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" bakımından kısmen reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 06.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu fatura örneklerinden ve görsellerden, davacının “...” ibaresini ve "...." görselini, “salam, sucuk, sosis, et lokmaları, döner, kavurma, pastırma, tava ciğer ve süt ürünleri”nde, markasal hüviyette, gerekli tarih aralığında, tesciline uygun olarak yoğun bir biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile tevsik edilebildiği düşünüldüğünden, davacının ... sayılı markalarının, tescilleri kapsamına girdiği takdirde, ... kararının iptali talepli davada salam, sucuk, sosis, et lokmaları, döner, kavurma, pastırma, tava ciğer ve süt ürünleri yönünden SMK m.6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanabileceği kanaatine varılmıştır. Davacının ... sayılı, davalının kullanmama def’ine muhatap markalarının kullanıldığı ispat edilebilmiş olan, et ve süt ürünleri ile dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtiaların aynı olmadığı, bilirkişi raporunda yer verilen tablodan görülebilmektedir. Davacının kullanmama def’ine muhatap olmayan .... sayılı markalarının kapsamına giren emtialar yönünden de aynı tespit yapılabilmektedir. Bununla birlikte, ... sayılı marka kapsamındaki “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler”, pastacılık ve fırıncılık mamulleri ile rekabet halindedir. Ayrıca, “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” pastacılık ve fırıncılık ürünleri olduğundan ve dondurma emtiasının pastane ürünü olarak da üretilebiliyor olması karşısında ilişkilendirmeye dayalı orta düzeyli benzerlik ilişkisi ortaya çıkabilir. Dava konusu marka kapsamındaki tuz emtiası, davacı yanın ... sayılı markası kapsamındaki baharat emtiası ile aynı/yakın raflarda satışa arz edilir, özellikle çeşni amaçlı üretilmiş baharat karışımları söz konusu olduğunda tuz ile rekabet halinde olabilir. ... sayılı markasının tescilli olduğu meyve suları, meşrubatlar, dava konusu marka kapsamındaki buzlu çaylar, soğuk olarak tüketilmek için hazırlanmış/üretilmiş kahve, kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içeceklerle rekabet halindedir. Dava konusu markanın kapsamındaki “Makarnalar, mantılar, erişteler.” ve “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri.” temelde gıda emtiaları olduklarından, davacının markaları kapsamındaki gıda emtiaları ile aynı dağıtım/satış kanalları üzerinden nihai tüketicilerine ulaşır. Dolayısıyla, davacının markalarının korunduğu veya tescilli olduğu bu emtialar ile dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtiaların benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, son kullanıcılarının ve hedeflenen tüketici profillerinin yakın olduğu, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin de aynı olduğu, birbirlerini tamamlayıcı ve birbirleri yerine ikame edilebilir niteliklerinin bulunduğu, benzer markaları bu farklı sınıflardaki ürünler üzerinde gören tüketicilerin bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurabileceği düşünülmektedir. Davacının itirazlarına mesnet aldığı “...” lı markaları ile dava konusu edilen markada esaslı bir unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ibaresi arasında, ibarelerin başlangıç kısmında yer alan birebir aynı olan harfler ve dizinleri itibariyle görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “...”lı markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebine rağmen, davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının kullanıldığı/korunduğu veya tescilli olduğu emtialar ile davalının markasının kapsamında kalmış olan emtiaların aynı/benzer/türdeş oldukları, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri de yüksek olmadığından, söz konusu emtialarda “.../...”lı tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, bu emtialar özelinde, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm emtialar yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .....Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (....) SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; her ne kadar davacının "..." görselli markasının ... tarafından, 02.10.1998 tarihinde ... sayı tahtında “tanınmış marka” statüsüne alındığı, ilgili sicil kaydından görülmekte ise de; Yargıtay içtihatlarında isabetli bir şekilde vurgulandığı üzere; bir markanın tanınmışlık özelliği sabit bir olgu değildir ve herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerekir. Somut olayda ise, davacı taraf “...” markasının tanınmışlığına ilişkin, ... sayılı sicil kaydı haricinde, marka işlem dosyasına yeterli nitelik ve nicelikte delil sunmuş değildir. Bu yüzden; somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın kapsamında kalmış olan emtialar yönünden tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olamayacağı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda yapılan incelemede; .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .... sayılı, 21.12.2021 tarihli kararı ile .... sayılı 20.06.2023 tarihli kararında; davacının “...” isimli şahıs aleyhine açtığı, bu şahıs adına tescilli ... sayılı ve "...." görselli markanın hükümsüzlüğü talepli davanın ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği ve davalının istinaf talebinin de ... tarafından esastan reddedildiği görülmektedir. .... Esas sayılı dosyasında verilen gerekçeli kararda; davacının huzurdaki davanın davalısı firma aleyhine açtığı “.../.../....” markalarının bisküvi, çikolata, gofret ürünlerinde kullanımından doğan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yönelik taleplerinin ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği, bu kullanımların davacının marka haklarını ihlal ettiğinin tespit edildiği, bu kullanımların .... uzantılı alan adı altında ve sosyal medya hesaplarında dahli olmak üzere önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait .... alan adları ve diğer internet kullanımları üzerindeki kullanımların yasaklanmasına, bu internet sitelerine erişimin engellenmesine, alan adlarının iptaline, davalıya ait "... Şirketi" şeklindeki ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin terkinine karar verildiği görülmektedir. .... sayılı 24.5.2023 tarihli gerekçeli kararında; ... isimli şahıs tarafından dosyalanan ... sayılı ve "A" görselli marka başvurusuna ilişkin davacının itirazlarının reddedildiği ... ... kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği görülmektedir. .... Soruşturma No.lu dosyası kapsamında; davacının davalı firmanın yetkilisi ...’nun ürünleri üzerinde “...”, “...” ve “....” logosunu ve .... ve ....alan adlarını kullanması sebebiyle, ... hakkında yetkilisi olduğu şirket aracılığıyla, iktibas ve iltibas suretiyle davacıya ait marka haklarına tecavüz edildiği ve davacı ile haksız rekabet yapıldığı yönünde Savcılığa şikayette bulunduğu, dosya kapsamında herhangi bir karar verilmediği görülmektedir. .... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .... sayılı 16.02.2022 tarihli gerekçeli kararında; huzurdaki dava dışı “... A.Ş.”nin “....” ibareli ürünlerinin davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarını ihlal ettiği ve davacı ile haksız rekabete sebebiyet verdiği hususlarının tespit edildiği ve önlendiği, davalı firmanın ...’nun “...” markasını kullandığı bazı ürünlerin üreticisi olduğunu beyan ettiği, bu kararın .... sayılı kararı ile “tarafların sulh olması nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde değiştirildiği görülmektedir. .... Esas sayılı dava dosyasında; tarafların huzurdaki davanın tarafları ile aynı olduğu, davanın konusunun davalı firmanın ... nolu .... sıra sayılı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarının bulunmadığı iddialarıyla tescil prosedürlerinin iptali/hükümsüzlüğü olduğu ve davanın .... tarafından kabulüne karar verildiği görülmektedir. ....’nin .... sayılı dava dosyasında; davacının “... A.Ş.” davalının huzurdaki davanın davalısı firma olduğu, davanın konusunun davalının ... başvuru sayılı ve "..." görselli markasının tescil prosedürünün iptali ve hükümsüzlüğü olduğu ve davanın .... tarafından kabulüne karar verildiği kabul edildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu markanın tescil başvuru tarihinin 02/09/2021 olduğu, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı iddiasının, marka tescil başvuru tarihi olan 02/09/2021'deki mevcut olgulara göre değerlendirilmesi gerektiği, bu tarih itibariyle davalı şirketin kötü niyetli olduğuna yönelik yeterli delilin mevcut olmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmaları olgusunun davalı şirketin kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şirketin veya yetkilisinin fiili markasal kullanımlarının iş bu davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, davalı şirketin engelleme, spekülasyon, tuzak, şantaj vb bir amaçla iş bu davaya konu markayı tescil ettirmek istediğine yönelik somut delil bulunmadığı, .... sayılı TMK m.3 hükmü uyarınca asıl olanın "iyi niyet" olduğu karinesi de dikkate alındığında, davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiası yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının İPTALİNE, 2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta ayrıca harç ikmaline yer olmadığına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 281,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 9.197,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... ... A.Ş. tarafından yapılan 121,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/3, K. 2024/338, T. 19.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-3-e-2024-338-k-8f323700819d