İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/566 E. 2024/334 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/566
- Karar No
- 2024/334
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/566 Esas - 2024/334 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/566 Esas KARAR NO : 2024/334
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 28/12/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 1992 yılından bu yana ... ve ... yapılan perakende ticaret faaliyeti ile iştigal ettiğini, hâlihazırda 5 ilde toplam 193 şubesi olduğunu, perakende sektöründe Türkiye’de ilk 10 zincir içerisinde bulunduğunu, “...” markasını önce tescilsiz, 1999 tarihinden itibaren de tescilli olarak 35. sınıfa giren hizmetlerde yoğun olarak kullandığını, “...” ibaresini de ihtiva eden tescilli seri markalarının olduğunu, davacının “...” markasının ve seri marka ailesinin değerinin, sektörel ve ulusal bazda hazırlanan “Marka Değerlenme Raporu”na göre 29.289.149,00 Euro olduğunu, .... web sitelerinin ulaşmış olduğu ziyaretçi sayısı ve sipariş adeti rakamlarının çok yüksek olduğunu, ayrıca “...” markalı ürünlerin önde gelen online alışveriş sitelerinden verilen sipariş rakamlarının da yüksek olduğunu, aynı zamanda bu ürünlerin yaklaşık 20 ülkeye ihraç edildiğini ve davacının 2019 yılı dış ticaret cirosunun 31.084.953,37 TL olduğunu, sosyal platformlarda da takipçi sayılarının yüksek olduğunu, davalı şahsın “... ...” ibareli marka başvurusunun, davacının bu tescilli-tanınmış “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markanın davacının tescilli markaları ile benzer emtialar yönünden tescili başvurusunun yapıldığını, ayrıca davacının davalının başvurusu kapsamına giren 35. sınıftaki hizmetlerde tescilli markalarını fiilen de kullandığını, bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı şahsın bu markasının davacının tescilli tanınmış markalarının serisi içinde algılanacağını ve davalının bu durumda davacının markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak ekstra bir avantaj sağlayacağını, ayrıca davacının tanınmış markalarının itibarını düşürebileceğini, davalı ...’in davacının “...”li markalarına dayalı olarak üçüncü kişilerin yaptığı “...”li marka başvurularına yaptığı itirazları kabul edegeldiğini, somut olaydaki kararın ise ...’in ve dahi İhtisas Mahkemelerinin yerleşmiş kararları ile de çeliştiğini iddia ederek, ... ...’nın ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın sicile tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 12/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, taraf markalarının ortak “...” ibaresi dışında başkaca unsurlar da ihtiva ettiğini, ayrıca Türkçe’de “...” anlamına gelen “...” ibaresinin çekişme konusu olan emtialar açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, zaten davacının markalarının tanınmışlığını ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın "... ..." ibareli 14.08.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1 (f) gereği marka başvuru kapsamından "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler." in çıkarılmasına karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından başvurunun 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.02.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında "..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 09.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde bir kısım markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 30.06.2022 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 28.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 06.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak davalı yanın marka işlem dosyasında ileri sürdüğü kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir. Davacının marka işlem dosyasına sunduğu belge ve görsellerden; davacının “...” markasını perakende satış hizmetlerinde, gerekli tarih aralığında (14/08/2021-14/08/2016), ciddi bir biçimde kullandığı anlaşılabildiğinden, somut uyuşmazlıkta, davacının kullanım ispatı talebine muhatap markalarının, ... kararının iptali talepli dava kapsamında, tescilli oldukları zaman ve takdirde, 35. Sınıfa giren “perakende satış/mağazacılık hizmetleri”nde SMK m.6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanabileceği kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının ....sayılı markaları, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 35. sınıftaki hizmetler yönünden tescillidir. Ayrıca; davacının kullanım ispatı talebine muhatap markaları, 35. sınıf altında, muhtelif emtiaların (gıda ürünleri dahil) satışı hizmetleri yönünden korunmaktadır. Ayrıca davacının .... sayılı markaları da, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen 30. sınıftaki emtiaların tamamı yönünden tescillidir. Ayrıca davacının ... sayılı markası, 43. sınıfa giren; “Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri” yönünden tescillidir. Dava konusu edilen markanın kapsamında yer alan, 43. sınıftaki “geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nin de, davacının bu markasının tescilli olduğu “geçici konaklama hizmetleri”ni tamamlayan, aynı kanallar tarafından sunulan, benzer alıcı çevresine hitap eden hizmetler olduğu düşünülmektedir. Yine dava konusu marka kapsamında yer alan "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." ile davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer alan ve yukarıda belirtilen aynı, aynı tür veya benzer olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, davacı markaları kapsamında yer alan gıda emtiaları ile dava konusu marka kapsamında 43/1 alt sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" benzerdir (....). Yukarıda izah edilen gerekçelerle, somut olayda emtia ayniyeti veya benzerliği koşulunun gerçekleştiği tespit edilmiştir. Dava konusu edilen marka; renk, şekil ve kelime unsurlarından müteşekkil karma bir markadır. İşarette farklı renklerdeki büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinin altına, daha kalın ve daha büyük puntolu lacivert renkli büyük harflerle “...” kelime öbeği yazılmış ve bu öbeğin sağ tarafına da renkli baloncuklar/kabarcıklar konuşlandırılmıştır. İşaretin genel görünümü ve tümüne hakim olan imajı içerisinde, “...” ibaresinden ziyade, büyük puntolarla ve kalın harflerle yazılmış “...” kelime öbeğinin görsel açıdan ön planda olduğu değerlendirilmektedir. Davacının markalarının bir kısmı sırf kelime markası, bir kısmı şekil markası, bir kısmı da hem şekil hem de kelime unsurlarını haiz karma markalardır. Bu markaların hepsinde ortak olan unsur “...” ibaresidir. Hatta bazı markalarda “...” ibaresi, markanın tek unsurudur. Davacının markaları tek tek ele alındığında; davacının sırf kelime markası olan markalarında, “...” ibaresini tek başına içeren markalar hariç, “...” ibaresi, İngilizce veya Türkçe “....” gibi ibarelerle birlikte birer tamlama içinde kullanılmıştır. Davacının şekil unsuru da ihtiva eden karma markalarının, bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimlere bakıldığında ise, “...” ibaresinin ilk planda ve tek başına öne çıktığını söylemek mümkün görülmemiştir. Sonuçta; davacının “...” ibaresini tek başına ihtiva eden markalarında esas unsurun tek başına “...” ibaresi olduğu tartışmasızdır. Davacının diğer kelime markalarında ise, “...” ibaresi, markada geçen diğer kelime unsurlarıyla birlikte, bir bütün/bütünleşik olarak, birer tamlama içerisinde, markaların esas unsurlarından biridir. Davacının şekil de ihtiva eden karma markalarında ise esas unsurun tek başına “...” ibaresi olmadığı değerlendirilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin Türkçe'de yaygın olarak bilinen İngilizce bir kelime olup "..." anlamına gelen, ayırt ediciliği düşük, orijinal olmayan zayıf bir ibare olduğu, nitekim bu ibarenin ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu hususunun .... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 30/01/2020 tarih ve ..... sayılı kararında da belirtildiği, ..... Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih ve .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, bu hale göre davalı şirket markası ile karşılaşan makul derecede bilgili, dikkatli, ihtiyatlı ve makul derecede zekaya sahip ortalama tüketicinin, hemen ve ilk anda bu markanın davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, zira bu markayı bir bütün olarak "... " şeklinde algılayacağı, markalar arasında müşterek olarak bulunan ve ayırt ediciliği düşük "..." ibaresine tek başına güçlü markasal ayırt edicilik atfetmeyeceği, bir bütün halinde markayı algılayacağı, bu nedenle markaları birbirinden farklılaştırmaya yeter ayırt ediciliğinin bulunduğu, bütüne göre oluşan global değerlendirmede ortalama tüketicinin davaya konu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir ilinti de kurmayacağı, dolayısıyla SMK m.5/1-ç ve m.6/1 hükümleri koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.(....). Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-... kararının iptali isteminin REDDİNE, 2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 432,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.549,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır