İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/22 E. 2024/333 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/22
- Karar No
- 2024/333
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/22 Esas - 2024/333 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/22 Esas KARAR NO : 2024/333
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 17/01/2024 KARAR TARİHİ : 17/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 17/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Türkiye'nin lider elektronik eşya üreticisi olan davacının ... Grubu'nun bünyesine 1994 yılında katıldığını, gerçekleştirdiği büyük atılım sonucunda Türkiye'nin en büyük özel sanayi kuruluşlarından biri ve Avrupa'nın en büyük televizyon üreticisi haline geldiğini, davacının “...” markasının ... nezdinde ... ve ... sayı markalar ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davacının “...” harfini içeren ilk marka tescilinin de 1988 yılına dayandığını, halihazırda davacının “...”li seri markalarının bulunduğunu ve “...” harfinin davacının kurumsal kimliği niteliğini haiz olduğunu, davalıya ait ... sayılı “...” ibareli markanın 07. Sınıfa giren bir takım emtialarda tescil edilmek üzere ilanına davacının “...” harfli seri markalarına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira “...” harfini esas unsur olarak ihtiva eden taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “...” ibareli markaları ile seri markalar yarattığını ve bu markalarını aktif bir biçimde kullanarak tüketiciler nezdinde bilinir hale getirdiğini, davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı “...” esas unsurlu markalarının kapsamına giren emtialar ile dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların aynı/benzer/türdeş olduklarını, ayrıca dava konusu edilen markanın davacının markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tümden reddinin gerektiğini, zira davacının “...” esas unsurlu markalarının tanınmış olduğunu, bu yüzden farklı emtia sınıflarına giren mal ve hizmetler açısından da korunması gerektiğini, davalı firmanın davacının tanınmış markalarının ününden haksız bir biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin ve haksız rekabet saikinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 22.11.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 01/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, zira tek bir harfin markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf bir işaret olduğunu, dolayısıyla “...” harfinin ortaklığından hareketle taraf markalarının benzer olduğundan bahsedilemeyeceğini, dava konusu edilen markada “...” harfi dışında markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz başka unsurların ve bütünleşik bir kompozisyonun da kullanılmış olduğunu, bir markanın tanınmış marka olması halinde dahi karşılaştırılan bir marka başvurusunun farklı sınıflarda tesciline engel olabilmesi için bu durumun tek başına yeterli olmadığını, somut olayda davacının SMK m.6/5 hükmünün uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dahi davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı ... SAN. VE TİC. AŞ. vekili 22/02/2024 tarihli dilekçesi ile; davayı kabul beyanında bulunmuştur. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, davalı şirketin kabul beyanının ... kararının iptali istemi bakımından hüküm ve sonuçlarını doğurmadığı, dava konusu marka başvurusunun tescilli olmadığı da dikkate alındığında hükümsüzlük istemi bakımından davanın konusuz kaldığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin "...+... ..." ibareli 16.11.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.03.2022 tarih ve 393 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.05.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, ancak dava dışı 3.kişinin yapmış olduğu yayına itirazın kısmen kabulüne karar verilerek marka başvuru kapsamından “Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara ... verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar.” emtialarının çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 13.01.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 28.02.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 23.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. Davalı şirket vekili her ne kadar "davayı kabul" beyanında bulunmuşsa da, ... kararının iptali istemine ilişkin eldeki davada diğer davalı ... ile davalı şirket arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. "Kabul" beyanın sonuç doğurması için zorunlu dava arkadaşlarının tamamının "kabul" beyanında bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla salt davalı şirketin "kabul" beyanı nedeniyle ... kararının iptali isteminin feragat nedeniyle ret ile sonuçlanamayacağı kanaatine varılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının itirazlarına mesnet aldığı muhtelif markaları, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen 07. sınıftaki emtiaların tamamı veya bir kısmı, veya bunların açılımı/farklı kelimelerle ifade edilmiş hali sayılabilecek emtialar yönünden tescillidir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın, söylenebilecektir. Ayrıca; davacının bilirkişi raporunda yer verilen tabloya yansıtılan muhtelif markaları, 07. sınıfa giren emtiaların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden de tescillidir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar tamamı bakımından somut olayda "emtia ayniyeti veya benzerliği" şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Davacının itiraza mesnet bir kısım markası “...” harfini tek başına, bir kısım markası “...” harfini başkaca kelime unsurlarıyla birlikte ve bazen de “-“ ayracıyla bağlanmış şekilde ihtiva eden, daha ziyade kelime unsuru hüviyeti ağır basan markalardır. Bu markalarda kullanılan kelime unsurlarının bazıları, tasviri/tanımlayıcı birer anlamı haiz olan cins isimler veya slogan niteliği de olan kelime öbekleridir. Bir kısım markalarda kullanılan “...” kelimesi davacının çatı markasıdır. Halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası ile birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Yani; “...” ibaresinin, markaların benzerliği değerlendirmesinde arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekmektedir. Dava konusu edilen marka ise; renk, ... ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır. İşaretin sol baş kısmına turuncu renkli, karakteristik bir biçimde yazılmış büyük puntolu bir “...” harfi ve bu harfin sağ uzantısının üzerine mavi renkli yuvarlak bir ... konuşlandırılmış, bu kompozisyonun altına, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” kelimesi yazılmış ve bu ibarenin altına da, çok küçük puntolarla “...” kelime öbeği yazılmıştır. Öncelikle; işaretin alt kısmına konuşlandırılmış ve çok küçük puntolarla yazılmış olması nedeniyle adeta bir dipnot hüviyetinde algılanan “...” kelime öbeğinin, işaretin görsel algısında geri planda kaldığı düşünülmektedir. Zaten Türkçe’de “vakum oluşturma makineleri” anlamına gelen bu kelime öbeğinin, 07. sınıfa giren emtialar yönünden tasviri/tanımlayıcı olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığı görülmektedir. İşarette kullanılmış olan “...” harfi, yuvarlak ... ve “...” ibarelerine bakıldığında ise; bunlardan “...” harfinin büyük puntolarla ve çarpıcı bir renkle yazılmış olması nedeniyle görsel açıdan ön planda olduğu düşünülmekte ise de; bu unsurların bütünleşik bir kompozisyon yarattığı ve “...” ibaresinin de siyah renkli kalın harflerle, büyük puntolarla yazılmış olması itibariyle “...” harfinin “gölgesinde” kaldığı söylenememektedir. Ayrıca; işarette kullanılmış olan “...” harfinin sağ kısmı uzatılmış olduğundan ve eğik karakterde yazılmış olduğundan, bu görüntünün “...” harfinden ziyade bir “doğrulama işareti” şeklinde de algılanabileceği, işaretin kompozisyonunun bu algıyı yaratmaya müsait olduğu da düşünülmektedir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; müşterek olan unsurun "..." harfi olduğu, davacıya ait "..." ibareli markaların yazım stili, tertip tarzı ve figüratif unsurları ile dava konusu markanın yazım stili ve tertip tarzının birbirlerinden oldukça farklı olduğu, .....Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 tarih .... sayılı kararı ile onanan .....Hukuk Dairesi'nin 14/12/2017 tarih ....sayılı kararında izah edildiği üzere; tek harften oluşan markalarla ilgili iltibas değerlendirmesinin diğer markalarla ilgili yapılan değerlendirmeden daha sert ölçülere göre yapılmasının gerektiği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımalarının mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de tek başına bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, bu hale göre somut olayda yapılan değerlendirmede; karşılaştırılan markalar arasında salt "..." harfinin müşterekliğinden kaynaklı olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede bir benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, karşılaştırılan markaların biçim, kaligrafi ve tertip tarzlarının birbirlerinden oldukça farklı olduğu, dolayısıyla, daha önce davacıya ait "..." ibareli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "...." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında herhangi bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının “...”li seri markalarını faaliyet gösterdiği sektörlerde istikrarlı ve yoğun bir şekilde kullandığı anlaşılmakta ise de; taraf markaları arasında işaretsel bir benzerlik bulunmamaktadır. Ayrıca, davacının tanınmışlık iddialarına mesnet aldığı ... ve ... sayılı markaları ise “...” ibaresini ihtiva etmektedir. Başka bir deyişle davacı yanın tanınmış olduğu markalarının "..." ibareli markaları olduğu, "..." ibareli markaların tanınmış olduğu hususunun ispatlanamadığı, kaldı ki; davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olduğu varsayılsa bile davacıya ait bu markalar ile dava konusu marka arasında işaret benzerliği bulunmadığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun her halükarda somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-... kararının iptali isteminin REDDİNE, 2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alındığından ayrıca harç ikmaline yer olmadığına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 285,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.701,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... SAN. VE TİC. AŞ. tarafından yapılan 121,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... SAN. VE TİC. AŞ.'ye verilmesine, 7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır