İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/36 E. 2024/352 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/36
- Karar No
- 2024/352
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/36 Esas - 2024/352 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/36 Esas KARAR NO : 2024/352
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 26/01/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava ve replik dilekçelerinde özetle; Davalı şirketin ... sayılı marka başvurusuna müvekkili şirkete ait “...” esas unsurlu markalarla itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirketin “...” esas unsurlu seri markaları bulunduğunu, dava konusu “... ... ...” ibareli markayı gören tüketicinin doğrudan müvekkili markalarını düşüneceğini, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin “... şirketi” anlamına geldiğini, dava konusu markada “...” ibaresinin büyük punto ile kırmızı daire içinde asli unsur olarak yer aldığını, taraf markalarının aynı/benzer sınıfları kapsadığını, markaların tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde haksız rekabet oluşacağını beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının ortalama tüketici tarafından benzer olarak algılanmayacağını, markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlık hususunun davaya etkili olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasını ispatlar bir delil sunmadığını, davacının kötü niyete dayalı iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ŞİRKETİ vekili cevap ve düplik dilekçelerinde özetle; Müvekkili şirketin 2020 yılında kurulduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ait marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketicinin müvekkili şirket markasını gördüğünde “...” ibaresini “...”un kısaltılmış hali olarak algılayacağını, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların kapsadığı sınıfların benzer olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin "... ... " ibareli 13.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.01/2022 tarih ve 389 sayılı ....’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.03.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında "..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 08.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde bir kısım itiraza mesnet markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 12.09.2022 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...nca kısmen kabulüne karar verildiği, 35.sınıfta yer alan bir kısım hizmetlerin başvurudan çıkarıldığı, bu karara karşı davalı şirket tarafından 30.12.2022 tarihinde karara itirazda bulunulduğu, bu karara karşı davacı tarafından 09.02.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, marka başvuru sahibi davalı şirketin karara itiraz dilekçesine karşı davacı şirketin 20.02.2023 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, davalı şirketin karara itiraz talebini ve davacı şirketin yayına yeniden yapılan itiraz talebini değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; davalı şirketin itirazının kabulüne, davacı şirketin itirazının ise reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 29.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. .... .Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) ... kararının iptali istemi bakımından ... karar tarihi olan 27.11.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı tarafından itiraza mesnet gösterilen .... sayılı markaların başvurusu/tescili geçersiz olduğundan yapılan incelemede dikkate alınmamışlardır. Bilirkişi raporunda her ne kadar itiraza mesnet ... sayılı markanın tescili geçersiz olduğu belirtilmişse de, ...'ten celp edilen marka tescil belgesine göre ... sayılı itiraza mesnet markanın tescilinin geçerliliğini sürdürdüğü müşahede edildiğinden söz konusu marka aşağıda yapılacak değerlendirmeye dahil edilmiştir. Marka işlem dosyası incelendiğinde; davalı şirket tarafından itiraza mesnet markalardan;.... sayılı markaların kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatlanması talep edilmiştir. Somut olayda davalı şirkete ait dava konusu ... sayılı markanın başvuru tarihi 13.12.2021’dir. Dava konusu markanın başvuru tarihi itibarıyla, kullanım ispatı talep edilen markaların tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiştir. Dolayısıyla, ilgili markalar hakkında “kullanmama def’i” ileri sürülebilir. Davacı şirket 13.12.2016-13.12.2021 tarih aralığında, kullanmama def’ine konu olan markalarını kullandığını ispatlamalıdır. Davacı şirket, itiraz aşamasında aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur: • 2015, 2016 ve 2022 yılına ait faturalar (Tarih şartını sağlamadığından, incelemede dikkate alınmamıştır.) • 137 adet 2017, 2018, 2019, 2020 yıllarına ait fatura (Faturalara konu edilen ürünlerin ne olduğu anlaşılamamıştır.) • Ağustos 2016 tarihli haber (Tarih şartını sağlamadığından, incelemede dikkate alınmamıştır.) • 2016 yılının ikinci çeyreğinde açılması planlanan AVM’ye ilişkin tarihsiz haberler • AVM açılışına ilişkin tarihsiz haberler • Reklam ve sponsorluk faturaları (Bir kısım faturada ürün olarak “... ” belirtilmiş olup, reklama konu ürün tespiti yapılamamıştır.) • Fuar katılım faturaları Tarih şartını sağlayan faturalarda, “....” vb. açıklamalar yer almakta olup, faturalara konu ürünlerin görseli, dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bir kısım tarihsiz haber görsellerinde ise, bir AVM açılışına ilişkin/açılacağına dair bilgiler yer almaktadır. Dosyaya sunulan çoğu belge ise, 13.12.2016-13.12.2021 tarih aralığı dışında kalmaktadır. Sonuç olarak, sunulan belgelerin, kullanım ispatına tabi markaların kullanımını gösterir nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. .... sayılı itiraza mesnet markalar hakkında, kullanmama def’i ileri sürülmediğinden, iş bu markalar, kapsamlarında yer alan tüm emtialar bakımından benzerlik incelemesinde dikkate alınacaktır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında, 3, 16, (03, 05, 16. sınıf emtia satışına özgülenmiş) 35/05 ve 40. sınıf mal ve hizmetler bulunmaktadır. Davacıya ait -kullanım ispatına tabi olmayan- .... sayılı markalar ise 11, 19, 20, 21, 30, 35, 36, 37, 43. sınıf aralığında mal ve hizmetlerde tescillidir. Taraf markalarında yer alan emtialar aynı/aynı tür olmadığı gibi, aralarında benzerlik/ilişkilendirilme ihtimali de bulunmamaktadır. Markaların kapsamındaki emtialar, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan emtialar olup, aynı işletme tarafından üretilmesi beklenen mallar/verilmesi beklenen mal ve hizmetler değildir. Karşılaştırılan markalar, 35. sınıfta tescilli ise de mevcut hizmetler, alt sınıf kapsamında farklılaşmıştır. Davacıya ait itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamında ise 35, 36, 39, 41, 43, 44. sınıfta yer alan mal ve hizmetler bulunmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ile itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler (zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil). Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap için). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" aynı veya aynı türdür. Zira bunlar aynı tür tüketiciye hitap ederler, aynı tür ihtiyaçları karşılarlar, aralarında rekabet veya birbirini tamamlama ilişkisi bulunur, aynı tür yerlerde tüketiciye arz edilirler. Dava konusu marka kapsamında yer alan "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks." emtiaları ile itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler (zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil). Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap için). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ise benzerdir. Zira dava konusu marka kapsamında yer alan 3.sınıftaki emtialar, itiraza mesnet markada aynı veya aynı anlama gelecek kelimelerle birlikte 35.sınıfta satış işlemine konu edilmiştir. Bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın satışı/pazarlanmasıdır. Dolayısıyla, imal edilen bir emtia ile o emtianın satışı/pazarlanması hizmeti arasında birbirini tamamlayıcı ilişki bulunmakta olup, belirtilen gerekçelerle, yukarıda belirtilen mal ve hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim ..... Hukuk Dairesi'nin 04/04/2024 tarih .... sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da aynı yaklaşımın benimsendiği müşahede edilmiştir. Davaya konu marka başvurusu incelendiğinde; “... ...” ibaresi ile bu ibarenin altında çok küçük punto ile yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. “...” ibaresi, “....” anlamına gelmekte olup, hem anlamı hem de kelimelerin markada kapladığı alan gözetildiğinde, bu kelime topluluğunun markada tali unsur niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir. “...” ibaresinde yer alan “...” ibaresi, “grup, topluluk” anlamına gelen İngilizce bir kelimedir. “...” ibaresi, şirketler topluluğunu da ifade etmek için kullanılmakta olup, marka vasfı bulunmayan ibarelerdendir. “...”, çeşitli ülkelerde kadın ismi olarak kullanılmakta ise de, ülkemizde bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Dava konusu markada yer alan kırmızı bir daire içerisine yerleştirilmiş “...” harfleri ise, “...” ibaresinin baş harfleri olup, “...” ibaresine atıf yapar niteliktedir. Dava konusu markada, esas unsurun “...” ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıya ait itiraza mesnet olup kullanmama def'ine takılmayan markalar ise “... ” kelimelerinden oluşmaktadır. Davacı markalarında yer alan “....” ibareleri, bir kısım ürünleri/hizmetleri tanımlar nitelikte kelimelerdir. Dolayısıyla ilgili ürünler/hizmetler bakımından ayırt edici nitelikleri bulunmamaktadır. Davacıya ait bir adet markada yer alan “...” ibaresinin ise markaya ayırt edici nitelik kattığı, davacıya ait tüm markaların ise “...” ibaresini esas unsur olarak içerdiği değerlendirilmiştir. Davacının markaları incelendiğinde, markalarının tamamının, “...” ibaresine farklı kelimeler eklenerek oluşturulduğu, “...” ibaresini içeren marka serisi yaratıldığı tespit edilmiştir. Buna göre; davacı markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin, markalardaki ön plandaki ayırt edici unsur, yani esas unsur olduğunu söylemek mümkündür. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davalı şirketin ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, kullanımı ispatlanamayan markaların SMK m.6/1 değerlendirmesine dahil olamayacakları, davacının kullanmama def’ine tabi olmayan .... sayılı markaları ile dava konusu marka başvurusu arasında mal ve hizmet benzerliği bulunmadığı, davacının kullanmama def'ine tabi olmayan ... sayılı markası ile dava konusu marka kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmet arasında benzerlik bulunsa da, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, zira dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurların tali nitelik taşıdığı, davacı markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, markaların esas unsur bakımından farklılaştığı, dava konusu markada da “...” ibaresi yer almakta ise de, bu ibarenin bir kısaltma niteliğinde olduğu ve dava konusu markanın esas unsurunu da içeren “...” ibaresine atıf yapar nitelikte olduğu, “...” ibaresinin ortaklığının, markalar kapsamındaki diğer unsurlar bazında desteklenmediği, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik, itiraz dilekçesi ekinde Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya yeterli nitelik ve nicelikte belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, kullanmama def’i aşamasında bir kısım belge sunulmuşsa da, ilgili belgelerden ürün tespiti yapılamadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli nitelik ve nicelikte belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, markaların benzer olmadığı da gözetildiğinde, somut olayda SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluştuğunun söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-... kararının iptali isteminin REDDİNE, 2-Dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından bu hususta harç ikmali yapılmasına yer olmadığına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 182,40 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 310,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.847,60 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... ŞİRKETİ tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ŞİRKETİ'ye verilmesine, 7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2024
Katip .... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır