İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/503 E. 2025/966 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/503
Karar No
2025/966
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/503 Esas KARAR NO : 2025/966 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2024 KARAR TARİHİ : 14/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ Şirketin,...A.Ş'den finansal kiralama yolu ile satın almış olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından...poliçe no.lu sigorta poliçesi ile sigortalanmış olan ... plakalı ... vincin, 3. bomunun kırılması sebebiyle 18.03.2016 tarihinde bir hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından eksik ödenmesi sebebi ile müvekkili davacının açmış olduğu İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi... K. sayılı alacak davası sonucunda müvekkilinin 122.003,05-TL bakiye alacağı olduğuna karar verildiğini, işbu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi...K. Sayılı karar ile kesinleşmiş olup davalı sigorta şirketi bu borcunu, tarafımızca başlatılan İzmir... İcra Müdürlüğü... E. (eski esas:...) sayılı icra dosyasına 02.04.2024 tarihinde ödemiş olduğunu, yukarıda bahsi geçen kesinleşmiş Mahkeme kararına göre davalı sigorta şirketi 21.10.2016 tarihinde temerrüde düştüğünü, Müvekkilinin, temerrüt tarihi olan 21.10.2016 tarihi ile ödemenin yapıldığı 02.04.2024 tarihi arasında, mahkeme tarafından hükmedilen faizi aşar nitelikte, Türk Borçlar Kanununun 122. maddesi kapsamında, faizle karşılanamayan munzam zararı(aşkın zararı) oluştuğunu, Konuya ilişkin 18.04.2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmış olup arabuluculuk görüşmeleri anlaşmama ile sonuçlandığını, hasarın doğduğu 18.03.2016 tarihinde 1 Euro 3.2301-TL'ye tekabül etmekte, davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü 21.10.2016 tarihinde ise 1 Euro 3.3588-TL'ye tekabül etmekte iken davalı sigorta şirketinin müvekkiline ödeme yaptığı 02.04.2024 tarihinde 1 Euro 34.6222-TL'ye tekabül etmekte olduğunu, bu örnek yaklaşımla incelendiğinde hasarın doğum tarihinde müvekkilinin alacağı 37.770,67 Euro, davalının temerrüt tarihinde ise 36.418,82 Euro olacağını, fakat ödeme tarihinde müvekkiline yargılama gideri, icra masrafları ve alacağın faiziyle birlikte toplamda 329.839,38-TL, yani ödeme tarihindeki kura göre 9.526,81 Euro ödeme yapıldığını, hasarın doğum tarihi ve davalı şirketin temerrüte düşme tarihleri ile ödeme tarihi arasındaki kur farkının açık olduğunu, Böylesine enflasyonist bir ortamda müvekkili şirketin zararının faiz alacağı ile karşılanması mümkün olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi de munzam zarar konusunda Anayasa’nın 35. maddesini esas alarak ve mülkiyet hakkının özü bakımından değerlendirme yaparak 818 sayılı mülga Kanun’un “munzam zarar” kenar başlıklı 105. maddesi ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “aşkın zarar” kenar başlıklı 122. maddesinde düzenlenen zararın nasıl karşılanması gerektiği yönünde bir karar vermiş ve böylece 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “temerrüt faizi” kenar başlıklı 2. maddesi ile zararı karşılanamayan alacaklının zararlarının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2012 tarihli ve 2011/18-730 E., 2012/373 K. sayılı kararında yer alan HUMK 238/2 (HMK 187/2) maddesi ile Medeni Kanun’un 7. maddesi gereğince alacaklının temerrüt faizi dışında kalan zararlarının delillerle ispatı gerekmeksizin karşılanması gerektiği yönündeki görüşe atıfta bulunularak önemli bir karara imza atıldığını, gerek Yargıtay kararları ve Anayasa Mahkemesi kararı gerekse yukarıda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurları esas alınarak yapılmış hesaplamalardan açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkil zararının faiz ile karşılanmadığının açık olduğunu, açıklanan sebeplerle müvekkili şirketin uğradığı aşkın zararın davalı tarafından tahsilini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin uğradığı munzam zararın taraflarınca hesaplanması mümkün olmadığından dolayı, HMK 107. maddeye uyarınca belirsiz alacak şeklinde şimdilik 50.000,00-TLolmak üzere munzam zararımızın dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... Anonim Şirket vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafların mahkeme dosyasına sunduğu delil ve belgeleri tarafımıza tebliğe çıkartmadığından, anılan tüm belgelere karşı cevap ve itirazlarına ilişkin haklarının saklı kaldığını, müvekkili şirket tarafından hasar aşamasında yapılan inceleme ile birlikte hasara ve gerçek zarara ilişkin tüm ödemelerin yapılmış olmakla birlikte ilgili sorumluluğun yerine getirilmiş olduğunu, işbu kapsamda munzam zarara ilişkin olarak müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının izahtan vareste olduğunu, Sayın Mahkeme huzurunda görülmekte olan dava ise, davacı tarafın munzam zarar talebine ilişkin olup munzam zarar şartları oluşmadığından işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin gerektiğini, gerçekten de, munzam zarar müessesesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca düzenlenmiş olup, munzam zararın talep edilebilmesi açısından bazı şartların öngörülmüş olduğunu, bu kapsamda davacı tarafça munzam zarar talebinde bulunulabilmesi açısından, Para borcunun ifasında temerrüde düşülmesi, alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının bulunması, borçlunun kusuru, borçlunun fiili ile munzam zarar arasında illiyet bağı şeklinde belirlenen şartların somut olayda mevcut olmasının gerekmekte olduğunu, davacının ana tazminat talebi ve işbu munzam zarar talebi haksız fiilden kaynaklanmakta olduğunu, bu kapsamda davacının munzam zarar kapsamında herhangi bir talepte bulunabilmesi ancak ve ancak işbu haksız fiili işleyen kişilere karşu mümkün olabileceğini, müvekkili şirketin davacı tarafa karşı sorumluluğu yalnızca tanzim edilen sigorta poliçesinden kaynaklı bir sözleşmesel sorumluluk olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde munzam zarara ilişkin müvekkilimiz şirketin herhangi bir kusur sorumluluğu bulunmadığını, aynı zamanda temerrüde ilişkin belirleme taraflarınca belirtilen mahkeme dosyası nezdinde yapılan yargılama ve kurulan hüküm sonucunda belli olduğunu, bu noktada davanın uzaması veya bu sürede enflasyon ve döviz kurlarında artış olması tek başına munzam zarar talebi için yeterli olmayıp davacının somut olarak munzam zararını ispat etmesi gerekmektedir. Burada davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, bizzatihi ve somut olarak ödemenin gecikmesinden dolayı gördüğü zararlar olduğunu, davacının bu hususta bir iddiası da bulunmadığını, somut uyuşmazlığa ilişkin fiil ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olup bu konuda davacı tarafından sunulmuş somut delil de dosya muhteviyatında bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için söz konusu huzurda görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkilimiz şirket’in faizden sorumluluğu sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhlerine hüküm kurulması halinde Müvekkili Şirketin dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, müvekkili Şirket’in faiz ve tüm ferileri açısından da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, belirtilmiş olduğu üzere Müvekkili Şirket’e herhangi bir hasar başvurusu dahi yapılmamış olduğundan mahkeme tarafından müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulacağı düşünülse dahi tarafımız temerrüde düşürülmemiş olduğundan faiz ve tüm feriler açısından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili Şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulabileceğini, yukarıda açıklanan nedenler ile; Davanın esasına girilmesi halinde, munzam zarara ilişkin şartların oluşmaması sebebiyle davanın reddine, davanın açılmasına sebep olunmadığından aleyhe faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri ve sair hiçbir gidere hükmedilmemesine, ilgili kalemlerin davacı tarafa yükletilmesine, aleyhe hüküm kurulması halinde faiz ve feriler açısından açıklanan nedenlerle Müvekkilimiz Şirket’in sorumlu tutulmamasına arar verilmesini beyan etmiştir. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: Davalı sigorta şirketi yazı cevapları, İzmir.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına ait evraklar, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2025 tarihli yazı cevapları, mahkememizce Sigorta ve nitelikli hesaplama bilirkişi heyetinden aldırılan 18/02/2025 havale tarihli bilirkişi raporu dosyamız arasındadır. İzmir... İcra Dairesi'nin... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde : alacaklısının dava dışı... borçlusunun davalı... Anonim Şirketi olduğu, 122.003,05 TL asıl alacak, 2.115,28 TL bakiye harç, 3.923,80 TL yargılama gideri, 19.300,46 TL ilam vekalet ücreti, 132.193,00 TL işleiş faiz toplamı, 279.535,59 TL toplam alacak olmak üzere icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen ara karar kapsamında sigorta bilirkişisi ve nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 18/02/2025 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüş olup, incelenmesinde;" Dosyada mevcut bilgi ve belgeler nezdinde yapılan incelemelerle yukarıda açıklanan tespit ve değerlendirmeler sonucunda; hukuki değerlendirme Sayın Mahkemenin takdirinde bulunmakla; Davacı tarafından ikame edilen sigorta sözleşmesinden kaynaklı maddi tazminat davasında kurulan hükmün geç ifa edilmesinden kaynaklanan munzam zararın talep edildiği, dava dosyası, icra dosyası, dosya içerisindeki bilgi ve belge üzerinden; davacının, davalının yapmış olduğu ödemeyi temerrüt tarihinde almamış olması nedeniyle, yasal faiz dışındaki aşkın zararı bakımından yapılan hesaplamada, munzam zararın 1.245.300,76 TL hesaplandığı, Yönündeki görüşlerimizi konunun hukuki ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz ederiz. " şeklinde kanaat belirtildiği, davalı sigorta şirket vekilinin bilirkişi raporuna yönelik beyan ve itirazda bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin celse arasında davasını ıslah ettiği, gerekli ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/1. maddesi gereğince taraflar arasındaki Uyuşmazlığın;davacı şirketin...A.Ş'den finansal kiralama yolu ile satın almış olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından... poliçe no.lu sigorta poliçesi ile sigortalanmış olan ... plakalı...vincin, 3. bomunun kırılması sebebiyle 18.03.2016 tarihinde bir hasar nedeniyle, hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından eksik ödenmesi sebebi ile davacının açmış olduğu İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi... K. sayılı alacak davası sonucunda davacının 122.003,05-TL bakiye alacağı olduğuna kararı doğrultusunda başlatılan İzmir... Müdürlüğü ... E. (eski esas:...) sayılı icra dosyasına alacağın zamanında ödenmesi sonrasında, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre nedeni ile munzam zararının oluşup oluşmayacağı, bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespitine ilişkin açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde: davalı şirket tarafından ... poliçesi ile sigortalanan fore kazık makinesinin davacı tarafça ... Kiralama A.Ş. kiralama şirketinden finansal kiralama sözleşmesi ile kiralanıp kullanılmaya başlamasından sonra... plakalı ... vincin, 3. bomunun kırılması sebebiyle 18.03.2016 tarihinde bir hasar meydana geldiği, hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından eksik ödenmesi sebebi ile davacının ödeme miktarını yetersiz bularak bakiye miktar yönünden açmış olduğu İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...K. sayılı alacak davası sonucunda 122.003,05-TL bakiye alacağın olduğuna karar verildiği, işbu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... K. Sayılı karar ile kesinleşmiş olduğu ve davalı sigorta şirketi İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E. (eski esas:...) sayılı icra dosyasına 02.04.2024 tarihinde ödeme yaptığı, buna göre davalı sigorta şirketinin ilk yaptığı ödeme tarihinde davacıya gerçek zarar bedelini ödememesi ve mahkeme tarafından hükmedilen bedeli kararın kesinleşmesinden sonra ödemesi nedeniyle davacının temerrüt faizini aşan zararından sorumluluğunun bulunduğu, bu zararın doğmasından kusuru bulunmadığını ispat edemediği, 18.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla gösterildiği üzere davacıya yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacının munzam zararının 1.245.300,76TL olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun hükme elverişli ve yeterli teknik incelemeyi içermesi nedeni mahkemece kabul edildiği. raporda belirlenen miktar üzerinden talep edilen tazminat miktarının artırılmasına bağlı olarak davanın kabulü ile davacının TBK'nın 122(1) maddesi uyarınca oluşan munzam zararına ilişkin 1.245.300,76TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; 1.245.300,76-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 14/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- Karar ve ilam harcı olan 85.066,49.-TL'den peşin alınan 853,88.-TL harç ile ıslah harcı olan 20.412,75.- TL'nin mahsubuyla bakiye eksik kalan 63.799,86.- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3- Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4- Davacı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri gereğince hesap edilip takdir edilen 186.342,11.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı vekiline verilmesine, 5- Yapılan yargılama gideri olarak davanın ilk açılış gideri toplamı 1.281,48.-TL, ıslah harcı 20.412,75.-TL, tebligat, posta ve bilirkişi ücreti giderinden ibaret 7.087,00.- TL olmak üzere genel toplam 28.781,23.- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Kullanılmayan gider avansının kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 14/10/2025

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/503, K. 2025/966, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-503-e-2025-966-k-0e754c529af2