İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/432 E. 2025/411 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/432
- Karar No
- 2025/411
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/432 Esas - 2025/411 T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/432 KARAR NO : 2025/411
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ...-... .... VEKİLLERİ : Av.... Av... DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 24/06/2024 KARAR TARİHİ : 22/05/2025 G.KARAR YAZIM TARİHİ :12/06/2025
Mahkememizde görülen davada yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili iddiasında özetle; Davalı şirketin üç ortaklı olarak kurulduğunu, şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkilinin babası olan şirket ortağı ... ...'ın vefatı sonrası, müvekkilinin miras yoluyla davalı şirkette %5 hissesi bulunduğunu, şirketin kuruluşunda şirketin temsil ve idare yetkisi 10 yıl süreliğine 3 kurucu ortağa ayrı ayrı münferiden verildiğini, 2016 yılında bu yetkinin aynı şekilde 10 yıl daha uzatıldığını, davacının murisi ... ...'ın 15/07/2019 yılında vefat etmesi nedeniyle müdürlük görevinin sona erdiğini, 27/08/2019 tarihinde alınan ve 29/08/2019 tarihinde ilan edilen karar ile birlikte şirketin temsil ve idare yetkisinin ... ... ve ... ... üzerinde kaldığını, davalı şirketin bir aile şirketi olması, müvekkilinin şirkete miras yolu ile hissedar olması ve davalı şirketin faaliyetleri ile ilgili tecrübesi olmaması sebebiyle, şirketin faaliyetleri ile ilgili hiçbir konuda fikrinin alınmadığını, kendisine hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, her yıl faaliyet dönemi sonunda düzenli olarak yapılması gereken olağan genel kurulun da uzun süredir yapılmadığını, davalı şirketin yıllarca kâr elde etmesine ve aile içindeki konuşmalarda bu kârın paylaşılacağının söylenmesine rağmen, davalı şirketten bu konuda herhangi bir adım atılmadığını, elde edilen kazancın akıbetinin müvekkili tarafından bilinmediğini, şirketin toplam hisselerinin % 85'ine sahip olan müvekkilimin abisi ve amcası olan diğer ortakların, şirket kâr payını şahsi ihtiyaçlarına harcaması ihtimalinin olduğunu, davalı şirketin birçok taşınmazı, iş makinesi ve şahsi kullanıma uygun araçlarının mevcut olduğunu, bunların kullanımı ve idaresinin iki büyük ortakta olduğunu, müvekkilimin abisi, kardeşi ve annesinin müvekkili ile mecbur kalmadıkça konuşmadığını, şirkette çalışan müvekkilinin eşine mobing uygulandığını, taraflar arasında muris ... ...'dan intikal eden taşınmazlar ile ilgili ortaklığın giderilmesi davalarının açıldığını, bu davaların açılmasının aile içindeki gerginliği artırdığını, mevcut olan aile içi geçimsizlikler, müvekkilinin hissesinin sadece %5 olması, aile içinde ve şirkette dışlanması, şirketin çoğunluk gücünün müvekkilinin aleyhine kötüye kullanılması, şirketin kötü yönetilmesi, genel kurulun süresinde ve gereğine uygun yapılmaması gibi nedenler ve bunların neticesinde taraflar arasında oluşan güven kaybı sebebi ile müvekkilinin aile şirketi niteliğinde olan şirkette ortak olarak kalmasını imkansız hale getirdiğini belirterek, müvekkilinin haklı nedenle şirketten çıkarılmasına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, HMK m. 107 kapsamında belirlenecek olan ve müvekkile ödenmesi gereken kâr payı alacağının ve çıkma payının belirlenmesini ve şimdilik 1.000,00 TL kâr payı alacağının ve 1.000,00 TL çıkma payının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, Mahkemece bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı şirket vekili savunmasında özetle; Davacının 2019 yılında şirkete miras yoluyla ortak olduğunu, ancak iş ve işlemleriyle ilgili olarak ortak olduğu tarihten bugüne kadar şirketten herhangi bir bilgi alma talebinde bulunmadığını, davacının eşinin şirkette işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, şirketten dışlandığının kabul edilemez olduğunu, ortakların şirket mal varlığını kullanma hak ve yetkisinin bulunmadığını, kâr payı alacağının talep edildiğini, ancak ortağın şirkette ortaklık sıfatının bulunduğu yıllar bakımından elde dilmiş bir şirket kârı bulunmadığını, genel kurul kararı bulunmaksızın ortağın kâr payını talep hakkı olmadığını, davacı tarafın haklı sebeple çıkma talebinin kabul edilmemesi halinde, şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesini talep ettiğini, müvekkil şirketin faaliyetlerine uzun süredir devam eden ve halihazırda faaliyetlerini yetkili yasal organları vasıtasıyla yürüten bir limited şirketi olduğunu, şirketin feshi için herhangi bir haklı sebebin mevcut olmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, TTK.'nin 638/2. maddesine dayalı olarak haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma, çıkma payının ve kâr payının ödenmesi taleplidir. Tarafların dayandığı tüm deliller, şirket sicil dosyası getirtilmiş, tarafların tanıkları dinlenmiştir. Duruşmada dinlenen tarafların tanıkları yeminli beyanlarında; Davacı tanığı ... ...; "Davalı şirkette şoför olarak çalışıyorum. Eşim olan davacı 3-4 yıl kadar önce miras dolayısıyla hissedar oldu, diğer kardeşleri ile miras sebebiyle kalan mal varlığı hususunda ihtilaf yaşandı. Eşimin abisi olan ... ... şirket işlerini yürütmek için davacıdan vekaletname istedi, eşim istenilen vekaletnameyi vermedi, bu durum aile içinde gerginliğe sebebiyet verdi, eşimin annesi ve kız kardeşi neden vekaletname vermedin diye eşime sitem etti, ... ... şirket dışında ki mal varlığının da şirkete devredilmesini istedi, eşim şirketten kâr payı ve benzeri hiçbir gelir elde edemedi, şirkete ait taşınmaz ve araçlardan davacı istifade ettirilmedi, eşimin şirkete girmesi fiziken engellenmedi ancak vekaletname vermemesinden dolayı ... ... ile gerginlik yaşadı. Eşime yönelik fiziki engelleme olmadı, sadece sitem de bulunuldu, şirket dışında evde annesi ile eşim gerginlik yaşadı. Şirkete ait kamyon ve iş makineleri olmak üzere yaklaşık 26-30 adet araç satıldı, bu satışlar son iki senede oldu, satış sebebini bilemiyorum, ben 13 yıldır şirkette çalışıyorum, taraflar arasında açılan davalardan sonra bu satışlar başladı, yaklaşık 14 ay kadar önce benim de yer aldığım bir sırada ... ... davacıya yönelik istesem senin %5 hisseni elinden alırım, muris olan babalarından kalan şirket mal varlığı dışındaki malları kastederek neden bu malları şirkete devretmiyorsun, eşim şuan annesi ve kız kardeşi ile görüşüyor abisi ile görüşmüyor, gerginlik halen devam ediyor. Şirket yöneticileri tarafından benim işten çıkarılmam konusunda resmi olarak bir işlem yapılmadı, ancak son dönemlerde eşim ile yaşanan ihtilaflardan dolayı ... ... tarafından bana soğuk davranılmaya başlanıldı, şirket tarafından şirket işlerinde kullanılmak üzere bana tahsis edilen kamyonet vardır, bu aracı şantiyeye gitmekte ve malzeme taşımakta kullanıyorum, şahsi işlerimde kullanmıyorum, yukarıda satışını belirttiğim iş makinelerinin satış sonrası park alanında teslimine bizzat şahit oldum" Davacı tanığı ... ...; "Davacı benim annem olur, dedem vefat ettikten sonra dayım olan ... ... annemi, anneannemin evine davet etti, ben annem ile birlikte gittim, önce annemle yalnız görüşmek istediğini söyledi, biz zorla annemle olan görüşmenin yapıldığı odaya gittik, dayım dedemden intikal eden malların aslında davalı şirkete ait olduğunu, ancak dedemin üzerinde gözüktüğünü belirterek, bu malların davalı şirkete intikalinin sağlanması için annemin kendisine vekaletname vermesini istedi, annem dayımın isteğini kabul etmedi, dayımın şirkete devrini istediği mal varlığı oturdukları ev, yazlık ve sonradan varlığını öğrendiğimiz başkaca taşınmazlardı, annem dayımın isteğini kabul etmeyince dayım sinirlendi, taraflar arasında tartışma çıktı, anneannemde bizi para göz olmakla suçladı, annem buna üzüldü, bir süre dayımlar ile görüşmedi, sonrasında birkaç defa benim bulunduğum ortamda, birkaç defa da babamla birlikte annem dayıma gerek şirket merkezinde gerekse evinde görüşmeye gidip, taşınmazların kira gelirlerini ve şirketin karından payını annem istedi, dayım şirketin karının olmadığını belirterek bu talebini kabul etmedi, yukarıda belirttiğim görüşmelere annemle gittiğimizde annemin şirkete girişi konusunda herhangi bir engelleme ile karşılaşmadık, ancak şifai olarak şirketin mal varlığı hakkında bilgi almak istediğimizde bu bilgi anneme verilmedi, yapılan görüşmelerde gelir elde etmek için şirkete ait 200 civarındaki araçtan 1 kamyonun anneme tahsisini talep ettik, babam aynı zamanda şoför olduğu için harfiyat işlerinde kullanmak üzere bu aracı talep ettik, bu talep kabul görmedi, bu dava öncesi davalı tarafça annemin hissesinin devri karşılığında 1 araç ve oturduğumuz evin verilmesi teklifini annem kabul etmedi, bu olaylar sonrası dayımla annem arasında ilişkiler bozuldu, sadece anneannemle özel günlerde bir araya geliyoruz, annemin araç ve ev karşılığı hissesinin devri teklifini annemden öğrendim, arabuluculuk müzakerelerinde bu teklifin arabulucu aracılığı ile anneme yapıldığını annem bana söyledi, ben bizzat duymadım, şirket 5 ortaklı yapıdan oluşmaktadır, 3-4 kez şirkete gittim", Davalı tanığı Mustafa ...;" Davalı şirkette finans sorumlusu olarak çalışıyorum, davalı şirketin Ocak 2025 tarihinde yapılan son genel kuruluna davacı katıldı, toplantı sırasında şirket ortakları ve avukatları yer aldı, ben toplantıda bulunmadım, toplantı öncesi ve sonrası taraflar arasında yaşanılan bir gerginliğe şahit olmadım, bunun dışında da şirket ile davacı arasında herhangi bir olumsuzluğa şahit olmadım, davacı şirket binasına gelmektedir, hatta şirket yöneticisi olan abisi ... ...'ın ofisinde de birlikte oturduklarını gördüm, hatta bende yanlarında oturdum, herhangi bir tartışma veya gerginliğe tanık olmadım, ben şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle zarara uğratıldığına ilişkin finans sorumlusu olarak şahit olduğum herhangi bir olay olmadı, hatta şirket ortakları kendi imkanları ile sağladıkları finansmanlarla şirketi dahi iyi konuma getirdiler, ben mahkemenizde açılan bu dava ve diğer davalar dolayısı ile davacının şirket ortaklığından ayrılmak istediği bilgisini son genel kurul toplantısı sonrasında davacı vekilinden bizzat duydum, ben davacıdan kaynaklı şirket ortaklığından ayrılma niyetine yönelik bir davranışına şahit olmadım, davacıya yönelik şirkette fiili bir engelleme yoktur, şirket ortaklarının finansman teminine ilişkin davranışları konusunda kastettiğim ortaklar ... ve ... ... idi, davacı tarafından şirkete finansman temini konusunda herhangi bir katkısı olmadı, benim çalıştığım finans ve muhasebe bölümünden davacının şirketin mali yapısına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge talebi olmadı, tarafların murisi ... ... adına İvedik OSB'de yer alan aslında davalı şirkete ait olmasına rağmen muris üzerinde kayıtlı olan bir arsa olduğunu biliyorum, bu arsa dolayısıyla davacı ve davalı şirket yöneticisi olan ortaklar arasında konuşulan arsanın şirkete devrine ilişkin bir görüşmeye, ve tartışmaya şahit olmadım, ben aynı zamanda davalı şirketin gümrük işlemlerinden de sorumluyum, şirketin....'ye geri getirmesi maliyetleri ve yurt dışında satıştaki KDV muafiyeti gözetilerek şirket için karlı olduğundan orada halen birlikte cari hesabı devam eden şirkete araçların satışı yapıldı, yurt içinde ise bir iki araç satıldı, finansman temini için bu satışlar yapıldı" Davalı tanığı Ali Kozan; "2022 yılından bu yana davalı şirkette mali müşavir olarak görev yapıyorum, davacının şirkete girişi hususunda fiili bir engelleme ve benzeri bir olumsuzluğa şahit olmadım, ben davacıyı şirketin son genel kurulunda gördüm, daha önce hiç görmemiştim, şirket yönetimi ile davacı arasında yaşanan herhangi bir olumsuzluğa şahit olmadım, şirketin yurt dışında faaliyetleri bulunmaktadır, şirket aile şirketidir, yurt dışındaki ekipmanın Türkiye'ye getirilmesi ve şirkete finansman temini konusunda şirket yönetiminin gayreti bulunmaktadır, ben bu belirttiğim husus da davacının herhangi bir faaliyetine, finansman teminine şahit olmadım, şirketin kredi yükümlülükleri ve çek bedellerinin ödenmesi için zaman zaman makine satışına şahit oldum, bunlar finansman temini için yapıldı, bunun dışındaki bir gerekçeli ile makine satışına şahit olmadım, İvedik OSB yer alan arsanın şirkete devri konusunda davacı ve diğer şirket ortakları arasında diyaloklarına ve tartışmalarına şahit olmadım" Şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava konusuna ilişkin yasal düzenlemede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun çıkmaya ilişkin 638/2. maddesinde; "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.", Ayrılma akçesine ilişkin 641/1. maddesinde;"Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.", Genel kurulun yetkilerine ilişkin 616. maddesinde; "(1) Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır: a) Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi. b) Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları. c) Topluluk denetçisi ile (…) denetçilerin atanmaları ve görevden alınmaları. d) Topluluk yılsonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması. e) Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi..." Düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ortak, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, miras yoluyla pay sahibi olduğunu, şirketin diğer ortakları olan ve çoğunluk hisse sahibi olan aile bireyleri ile miras mallarının paylaşımı konusunda sorunlar yaşadığını, bu durumun şirket işlerine yansıdığını, davacının şirket işlerinden dışlandığını, kendisine şirket işleyişi hakkında bilgi verilmediğini, kendisine araç tahsis edilmediğini, kâr payı ödemesi yapılmadığını, taraflar arasında güven kaybı oluştuğunu belirterek, davacının haklı nedenle şirketten çıkmasına izin verilmesini, kâr payı alacağının ve çıkma payının ödenmesini, aksi halde şirketin feshine karar verilmesini istemiş, davalı taraf ise; davacının iddia ettiği hususların haklı sebep oluşturmadığını, davacının bilgi almak için davalı şirkete başvurusunun olmadığını, şirket araçlarının ortaklara tahsis edilme zorunluluğunun bulunmadığını, davacının ortaklık sıfatının bulunduğu yıllar bakımından elde edilmiş bir şirket kârı bulunmadığını, genel kurul kararı bulunmaksızın ortağın kâr payını talep hakkı olmadığını, şirketin faaliyetlerine uzun süredir devam etiğini, şirketin feshi için herhangi bir haklı sebebin mevcut olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı terditli dava açmıştır. İlk talebi, TTK.'nin 638/2 maddesine dayalı olarak, mahkeme aracılığı ile haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına, çıkma payının ve şirket kârının kendisine ödenmesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. Maddesine göre, her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Bu davada ortağın, ortaklıktan çıkmasını haklı kılan bir sebebin bulunması ve bu sebebin, ortağın ortaklıkta kalmasının kendisinden beklenemeyecek düzeyde olması gerekir. Bunun ispat külfeti davacı ortaktadır. Davacı çıkmaya dayanak sebeplerden biri olarak şirket işleyişi konusunda kendisine bilgi verilmediğini iddia etmiştir. TTK.'nun 614. maddesine göre; "Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir." Bu yasal düzenleme gereğince davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanabilmek için öncelikle davalı şirket ortaklar kuruluna başvurması gerekmektedir. Davacı tarafından bu amaçla davalı şirket ortaklar kuruluna başvurduğuna, davalı şirket tarafından bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır. Davacının kâr payı ödenmediği ve şirketin kötü yönetildiği iddiası yönünden ise; Kar payı dağıtımı hususu TTK.'nin 608. maddesinde düzenlenmiş ve kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği ifade edilmiştir. Kâr payının dağıtılması şartları aşağıda ayrıca değerlendirilmiştir. Ayrıca davacı tarafından, şirket müdürlerinin şirketi kötü yönettiğine dair somut delil de sunulmamıştır. Duruşmada dinlenen davacı tanıkları, davacı ve şirket ortağı olan aile bireyleri arasında sorunlar olduğu iddia edilmişse de, ifade edilen konuların davacının şirket ortaklığından ayrılması için haklı sebep oluşturacak düzeyde olmadığı, şirketten dışlandığı iddiası yönünden ise, davacının şirkete gelmesine, aile bireyleri ile görüşmesine fiili bir engellemenin olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre davacı, şirket ortaklığından çıkmasına ilişkin haklı sebebi ispatlayamamıştır. Bu sebeple haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ve bunun sonucu olan çıkma payının ödenmesine yönelik dava reddedilmiştir. Davacının terditli olarak talep ettiği, şirketin haklı sebeple feshi talebi yönünden ise, dosyaya sunulan delillere ve tanık beyanlarına göre, şirketin yurt içinde ve dışında taahhüt işleri yaptığı, fiili olarak faaliyetlerini sürdürdüğü, faal bir şirket olduğu, feshini haklı kılan bir sebebin olmadığı anlaşılmakla, bu yönden de dava reddedilmiştir. Davacının kâr payı ödenmesine yönelik talebi değerlendirildiğinde; Limited şirketlerde kâr payı hakkında karar verme yetkisi, TTK.'nin 616/1-e maddesi uyarınca genel kurulun devredilemeyen yetkileri arasında sayılmıştır. Ortaklık kâr elde etsede, genel kurulun kâr dağıtma yönünde karar alma zorunluluğu yoktur. Kâr payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptali için ortaklar dava açabilir. Bu husus, genel kurulun devredilemeyen yetkileri arasında sayıldığından, mahkemeler genel kurulun yerine geçerek karar vermez. Bu sebeple davacının kâr payı ödenmesine yönelik talebi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2025
Başkan ... E imzalıdır Üye ... E imzalıdır Üye ... E imzalıdır Katip .... E imzalıdır