İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/397 E. 2026/467 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/397
Karar No
2026/467
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/397 Esas KARAR NO : 2026/467

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 05/06/2025 KARAR TARİHİ : 14/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 28.12.2017 tarihinde ... 5. İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasından icra memuru ve alacaklı vekilinin müvekkilinin iş yerine gelerek, ... isimli bir borçluyu sorduklarını, müvekkilinin şirket çalışanı ...'ın, bu firmayı ve/veya alacaklıyı tanımadıklarını/bilmediklerini, kendilerinden önceki kiracı firma olabileceğini belirtmiş olduklarını, buna rağmen alacaklı vekilinin "aynı sektörde oldukları" gibi bir gerekçe ile haciz yapılmasını talep ettiğini, dosyaya, kira sözleşmeleri, stopaj ödeme kayıtları, vergi memuru kontrol fişi vb. evraklar sunulmasına rağmen, icra memurunun, alacaklı vekilinin sorumluluğu kabul etmesi ile haciz işlemini yaptığını, haczedilen malların müvekkili firmaya ait olup dosya borçlusu ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, keyfi ve mesnetsiz bir haciz işlemi yapılmış olduğunu, icra dairesine istihkak iddialarının 16.01.2018 günü bildirildiğini, dosyanın ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiş olduğunu, ... 1. İcra Mahkemesi ...E. sayılı dosyası üzerinden "3.kişi ...Şti.'nin kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davası açmasına ve TAKİBİN DEVAMINA" hükmetmiş olduğunu, işbu kararın, taraflarına tebliğ bile edilmeden, 30.03.2018 tarihinde, tekrar müvekkili firmaya hacze gelinmiş olduğunu, haciz esnasında, icra memuruna ve alacaklı vekiline tüm izahat çabalarına, borçla/dosyayla hiç ilgileri bulunmadığına ilişkin açıklamalarına rağmen, alacaklı vekilinin malların muhafazasında ısrar etmiş olduğunu, müvekkili şirketin muhafazası istenen malların sipariş oluşu, muhafazası durumunda telafisi mümkün olmayan ticari, nakdi ve itibari kayba uğrayacağını belirtmesine rağmen muhafaza işleminden vazgeçilmemiş; vazgeçmek için dosya borcunun icra kasasına depo edilmesi şart koşulmuş olduğunu, çaresiz baskı altında kalan müvekkili firmanın "ihtirazi kayıt" da düşerek 56.800,00 TL'yi apar topar icra dairesi kasasına depo ederek muhafaza işlemini durdurmak zorunda kalmış olduğunu, akabinde ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile istihkak davası açarak haciz işleminin iptali ile depo ettikleri 56.800,00 TL'nin taraflarına iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. 02/03/2021 T. sayılı kararı ile davalarının kabulüne karar verildiğini, davalı tarafça işbu kararın istinaf edilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. 09/11/2023 T. kararı ile "İstinaf Başvurusunun Reddi" şeklinde kesin olarak karara bağlanmış olduğunu, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı icra dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine 28.12.2017 tarihinde yapılan haciz işleminin haksız ve hukuksuz olduğunun Yargı Merciilerince kesin olarak tespit edilmiş olduğunu, Mahkeme ilamı gereği icra dosyasına 30.03.2018 tarihinde depo ettikleri 56.800,00 TL'yi 29.12.2023 tarihinde davalarının lehe sonuçlanması üzerine iade aldıklarını, aradan geçen 5 seneye yakın süreçte aynen iade aldıkları depo bedelinin ciddi miktarda alım gücünü kaybetmiş olduğunu, müvekkili aleyhine yapılan 28.12.2017 tarihinde yapılan haciz işlemi nedeniyle zarara uğradıklarını, hatta bunun yanı sıra müvekkili şirketin aktif ticaretle uğraşan, üretim yapan bir firma olduğunu, o itibarla esasen kaybın çok daha fazla olduğunu, müvekkilinin aldığı kumaşın metresinin o tarihlerden bu tarihlere altın ve dolardan daha da fazla artmış olduğunu, zararlarının hesaplanırken bu durumun dikkate alınmasını talep ettiklerini, davalı şirket ile yaptıkları haksız haciz işlemi nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için yaptıkları arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanmaması üzerine dava yoluna gitme gereği görüldüğünü, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız haciz işlemi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK M. 107 uyarınca daha sonra değerini artırmak üzere ticari faiziyle birlikte şimdilik 10.000-TL tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat isteminin, müvekkili banka tarafından yapılmış olan işlemlerin tamamen usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayıp huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, müvekkili bankanın, alacağının tahsili amacıyla borçlu davalı ... şirketi hakkında ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinden ötürü 28/12/2017 tarihinde borçlu şirketin " ..." adresine haciz ve muhafaza işlemi için hacze çıkılmış olduğunu, haciz yapılan adres borçlu şirketin tebligat adresi olduğunu, borçlu şirketin Ticaret Sicil Gazetesi’nde kayıtlı olan adresine hacze gidilmiş olduğunu, borçlu şirketin ... Ticaret Odası’nda kayıtlı olan adresine hacze gidilmiş olduğunu, istihkak iddia eden şirket ile borçlu şirket aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olduklarını, haczedilen menkul mallar üzerinde davacı istihkak iddiasında bulunulmuş olduğunu, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası mahkemeye tevdi edilmiş, ... 1.icra Hukuk Mahkemesi'nin.... Esas 2018/188 Karar sayılı kararıyla takibin devamı kararı verilmiş olduğunu, açıklandığı şekilde takibin devamı kararı verilmesinin akabinde 30.03.2018 tarihli haciz işleminin uygulanmasında herhangi bir usule ve yasaya aykırılık bulunmadığının açık olduğunu, zarar tazminine yönelik daha sonra arttırılmak üzere ticari faiziyle birlikte şimdilik talep edilen 10.000,000 TL lik tazminat talebinin gerekçeleri yeterli olmadığını, ...Şti. uğradığı zararın tespiti için yeterli ve gerekli evrakları sunmamış olduklarını, şirketin 30.03.2018 tarihinden itibaren olan ciro kayıtlarının bilgisini vermeden sadece yıllık tüfe ve kur değişim oranlarını ibraz ederek tazminat talep etmekte olduklarını, bu bilgilerin iddiaları olan zararlarının net göstergesi olmamakla birlikte kötü niyetli bir hareket olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının haksız davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava; haksız hacizden kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. ... 5. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde;davalı ... A.Ş. Tarafından dava dışı ..., ...Şti, , ..., ..., ... Ltd. Şti aleyhine başlatıldığı, davalı alacaklı tarafından 28.02.2017 tarihinde "..." adresine hacze gidildiği, davacı şirket yetkilisinin kira sözleşmesi sunarak istihkak iddiasında bulunduğu , davacının icra dosyasına 30/03/2018 tarihinde 56.800TL'yi ihtirazi kayıtla yatırdığı, 29/12/2023 tarihinde yatırdığı bedeli iade aldığı görülmüştür. ... 1.icra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ...Karar sayılı kararıyla ... 5. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı alacaklının muhafazadan vazgeçmesi için davacının haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla icra dairesi kasasına depo edilen 56.800TL'nin davacıya iadesine karar verildiği, davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar istinaf incelemesinden geçerek 09/11/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan 23/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "...1.Davacının 30.03.2018 tarihi itibariyle – davalıya ödemiş olduğu 56.800,00-TL ‘nın 29.12.2023 ödeme tarihi itibariyle DENKLEŞTİRİCİ ADALET İLKESİNE GÖRE yapılan hesaplamalarda ortalama değerinin 418.755,97 TL olabileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. TBK'nun 122. Maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder."düzenlemesi bulunmaktadır. Munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın zarar alacaklısı, TBK'nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ... E ... K sayılı kararında ;"Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin ... E. ... K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin ...E. - ... K. Sayılı ilamı). Somut olayda mahkemece hükme esas alınan ek raporda maddi tazminatın Euro, Usd ve enflasyon oranlarına göre hesaplanan 3 farklı değerin ortalaması alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır." denilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ... E ... K sayılı kararında ; "Taraflar arasındaki uyuşmazlık; TBK’nın 122. maddesi kapamında aşkın (munzam) zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır...Bu suretle, gerekçesine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla, özel hukuk kişileri arasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğraması dolayısıyla meydana gelen zararların tazmin edilmesini sağlayacak açık bir kanuni düzenlemenin yapılması gereğinin ortaya koyulduğu, kararın bir örneğinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan bir temel hak ve hürriyetin ihlaline yol açtığı tespit edilen söz konusu yapısal sorunun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) de bildirilmesinin gerektiğinin zikredildiği, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihe kadar özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyla yapılmış olan başvurular ile bu tarihten sonra kaydedilecek aynı mahiyetteki başvuruların incelenmesinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren altı ay süreyle ertelenmesine karar verildiği gözetilerek; mahkemece, işbu Anayasa Mahkemesi kararı ile yasama organınca yapılacak yasal düzenleme çerçevesinde uyuşmazlığın değerlendirilmesi, bu kapsamda asıl ve birleşen davada davacıların dava konusu ettikleri zararlarının bulunup bulunmadığının, varsa zararlarının yapılacak yasal düzenleme çerçevesinde karşılanıp karşılanmayacağının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde bu husus nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. İstinaf kararında belirtilen Anayasa Mahkemesinin ...tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/07/2025 tarihli ... Başvuru Numaralı ...Başvurusuna ilişkin Genel Kurul Kararında “… Alacaklının alacağını geç tahsil etmesi halinde, enflasyon karşısında meydana gelen değer kaybının giderilmemesi, alacağına gerçek değeriyle ulaşmasını engellemekte; borçlunun ise borcunu gerçek değerinin altında ödemesine yol açmaktadır. Bu durum, taraflar arasındaki adil dengeyi alacaklı aleyhine bozmakta ve alacaklıya ölçüsüz bir külfet yüklemektedir. Adil dengenin kurulabilmesi için borçlunun borcunu gerçek değeri üzerinden ödemesi gerekir. Nitekim bu yükümlülüğün borçluya orantısız veya aşırı bir külfet yüklemeyeceği açıktır." denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin ... Başvuru Numaralı 6/10/2022 tarihli kararında "Sonuç olarak başvurucunun 16.599 TL’sinin 11 yıl 1 ay 22 gün boyunca Şirket tarafından haksız olarak kullanıldığı ve başvurucu bu süre zarfında söz konusu para üzerinde tasarrufta bulunmaktan mahrum kaldığı hâlde paranın değerinde enflasyon etkisiyle oluşan değer kaybının karşılanmaması başvurucunun menfaatleri ile Şirketin menfaatleri arasında adil bir denge kurulamaması, dolayısıyla mülkiyet hakkının pozitif yükümlülüklerinin devlete yüklediği ödevlerin ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur." denilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının haksız haciz nedeniyle cebri icra baskısı altında icra dosyasına 30/03/2018 tarihinde 56.800TL yatırdığı, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen ... 1.icra Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas ... Karar sayılı kararı ile davacının istihkak davasının kabulüne karar verildiği, sonuç olarak davalının talebiyle yapılan haczin haksız olduğunun mahkeme kararıyla tespit edildiği, davacının haksız haciz nedeniyle 56.800TL tutarındaki parasını 30/03/2018 tarihinden 29/12/2023 tarihine kadar kullanmaktan mahrum bırakıldığı, yukarıda bahsedilen bireysel başvuru kararları, Yargıtay ve istinaf kararları ışığında davacının alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği durumlarda davacının munzam zararını somut delillerle kanıtlaması gerektiği uygulamasından uzaklaşıldığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacının haksız haciz nedeniyle zararının 418.755,97TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla davanın kabulü ile 418.755,97TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile 418.755,97TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 28.605,22-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 7.595,94-TL. harcın mahsubu ile bakiye 21.009,28-TL. harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 67.000,96 -TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL. başvurma harcı + 7.595,94-TL. peşin harç + 8.000-TL. bilirkişi + 90-TL. tebligat-müzekkere giderleri olmak üzere toplam 16.301,34-TL. yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/397, K. 2026/467, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-397-e-2026-467-k-d6cd89435261