İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/431 E. 2026/768 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/431
Karar No
2026/768
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/431 Esas KARAR NO : 2026/768

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2019 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davalılardan ...'in kuruluşundan 14.09.2018 tarihinde görevden alınana kadar davacı şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. Sayılı dosyasına konu takibin danışıklı olarak yapıldığını ve hamilin kötüniyetli olduğunu, davalılar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan soruşturma bulunduğunu, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. Sayılı takibine konu bononun alacak asıl ve ferileri açısından, döviz alacağına %19,5 oranında faiz işletilmesinin, mevcut şirket kayıtlarının gerçeğe aykırı ve usulsüz tutulduğunu ve diğer sebeplerle borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, senedin iptalini ve iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevabında; Müvekkilinin, alacağının tahsili için, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, ödeme emrinin davacı-borçlu şirkete 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, haciz ve müteakip takip işlemlerine devam edildiğini, gelinen aşamada, icra takibinden uzun bir süre sonra davacı- borçlu şirket tarafından huzurdaki davanın açıldığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, Şahsi Def'ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, takip konusu bononun tüm yasal unsurları havi, kambiyo vasfında ve geçerli bir bono olduğunu, davacı şirketin bononun keşidecisi olduğunu, imzasını inkâr etmediğini, müvekkilinin bonoda, iyiniyetli meşru hamil olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen “senedin bedelsizliği” iddiasının, şahsi def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülemeyeceğini, doğrudan doğruya ilişkili olanlar arasında ileri sürülebileceğini, TTK'nin 687. maddesi gereğince, iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı bu def'inin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin bononun bedelsizliğini bildiği ve bu nedenle cironun kötü niyetli olduğu iddia edilse de müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ve bu iddianın gerçek dışı olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddini, davacının alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevabında; Davacının, senet metnini talil ettiğini, bu nedenle ispat yükümlüğünün davacıda olduğunu, iddianın senetle ıspatı gerektiğini, davacının hiçbir delil sunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyasının bir örneği uyap üzerinden celp edilerek, dosyamız arasında alınmıştır. Mahkememizce teminat karşılığından davacının İİK'nın 72/3. Maddesi kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Mali Müşavir bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda özetle; 2014 yılı başı itibariyle 340-Verilen Sipariş Avansları hesabında bulunan 5.380.383,18 TL’nin 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenemediğinden bu tutarın nasıl doğduğunun ve 340-Alınan Sipariş Avansları hesabında görülen bu tutarın şirketin hesaplarına nasıl aktarıldığı, bu tutarın şirket için ne şekilde kullanıldığının tespit edilemediği, ancak 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenirse icra takibine konu edilen davaya konu bononun nereden kaynaklandığı, davalı ...'nın senedin düzenlendiği tarihte şirketten bir alacağının olup olmadığı, dayanağının ne olduğu, senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulabileceği, dolayısıyla dosyanın mevcut durumu itibariyle bu hususlarda kesin bir tespitin yapılamayacağı görüşü bildirilmiştir. Beyan ve itirazlar üzerine alınan ek raporda; Kök raporda 2014 yılı başı itibariyle 340-Verilen Sipariş Avansları hesabında bulunan 5.380.383,18 TL’nin 2014 yılından önceki yıllara ait yasal defterler incelenemediğinden bu tutarın nasıl doğduğunun ve 340-Alınan Sipariş Avansları hesabında görülen bu tutarın şirketin hesaplarına nasıl aktarıldığı, bu tutarın şirket için ne şekilde kullanıldığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bunun üzerine geriye dönük olarak 2004 yılına kadar temin edilen Kurumlar Vergisi Beyannameleri incelendiğinde, 340-Alınan Sipariş Avansları hesabındaki tutarın değişmediği, bu nedenle şirket kayıtlarına intikal eden bu tutarın 2004 yılından önceki dönemlerde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, bu nedenle senedin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın ne kadar olduğu hususlarının dosyanın mevcut durumu itibariyle kesin bir tespitin yapılamayacağını, Kurumlar Vergisi Beyannameleri eki olan açıklayıcı bilgilerden “örtülü sermaye uygulamasına ilişkin bilgiler” kısmı incelendiğinde; “Ortak veya Ortakla ilişkili Kişilerden Temin Edilen Borçların En Yüksek Olduğu Tarihteki Toplam Tutar” kısmına, 2015,2016,2017,2018 yıllarına ilişkin “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabındaki tutarların kaydedildiği, bu itibarla söz konusu tutarın örtülü sermaye olarak kabul edilebileceğini, 12.06.2017 tarihinde keşide edilen senedin, aynı tarihte şirketin muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi gerektiği, şirketteki “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabındaki tutarın kapatılarak borç senetleri hesabına yazılması gerektiği, ancak bu işlemlerin yapılmadığı gibi, 2017 yılında “340-Alınan Sipariş Avansları” hesabına 3.073.131,04 TL kur değerlemesinden kaynaklanan fark ilave edildiği, oysaki örtülü sermaye olarak kabul edilen bir tutara kur farkı, kur değerlemesi faiz gibi farkların eklenemeyeceğini, senedin tanzim edildiği 2017 yılı hesap dönemi incelendiğinde şirketin “Öz Sermaye” tutarının -375.986,54 TL olduğu, bu durumda şirket ortaklarının mevcut avanslarını şirketten çekme yerine, sermaye açığını kapatma yoluna gidilmesi gerektiği, aksi takdirde Türk Ticaret Kanunu’nun 376. Maddesini gereğince iflas aşamasına gelineceği görüşü bildirilmiştir. Davacı taraf, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı dosyasında, alacağın dayanağı kılınmaya çalışılan yönetim kurulu kararının sahteliğine ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de, davamızın bonoya dayalı olması nedeniyle bekletici mesele yapılmamıştır. Taraflarla ilgili soruşturma dosya örnekleri celbedilip incelenmiştir. Yargılama aşamasında davacı taraf iflas etmiş, basit tasfiye usulünün seçilmesi nedeniyle iflas masası davaya devam etmiş, iflas kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması nedeniyle yargılamaya devam edilmiştir. Alacaklı olduğunu iddia eden ve müdahale talep eden ...'in talebinin, davanın konusu itibarıyla hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen 16.02.2022 Tarih, ... karar sayılı ilamı ile, "senedin gerçek bir borca karşılık olmadığı, hem keşideci adına atılan imza hem lehtarın aynı kişi ve davalı ... olduğu, diğer davalının ise onun eşi olduğu ve bu durumu bildiği, daha önce her ikisinin de ortak vekille temsil edildikleri, senet karşılığı davalılar arasında da bir borç ilişkisi olmadığı, davalı ...'in sebepten mücerretlik ilkesinden faydalanamayacağı, bedelsiz senede dayanarak alacak talep etme hakkının olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin 12.07.2024 Tarih, 2022/1990 Esas, 2024/1269 karar sayılı ilamı ile; "Dava konusu 2.111.966 USD bedelli nakden kaydı olan bonoda keşidecinin davacı şirket, lehtarın davalı ... olduğu, senet arkasında ...'in senedin ... emrine ödeyiniz şeklinde cirosu olduğu, senedin 12.06.2017 tanzim 12.06.2018 vade tarihli olduğu, şirket kaşesinde iki imza olduğu, imzaların ... Ve ... tarafından atıldığının ihtilafsız olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicil gazetesine göre, senet tanzim tarihinde ... ve ... şirketi münferiden temsile yetkilidirler. Şirket yetkilisi ... tarafından keşide edilen 25.05.2018, 01.10.2018 tarihli ihtarnamelerin; "senedi sana güvenerek imzaladım. Ancak ...'te bulunan 360 ada 13 parsel 10.554,17m2 şirket işyerinde yaptığım incelemede inşaat mühendisi ve turizm uzmanuı kişilerle görüştüm. Şirket adına böyle bir harcamanın yapılmadığını, bu miktarla 250 yataklı 5 yıldızlı otel yapılacağını anlattılar. ... ortad ahiçbir yatırım yoktu. Gerçek dışı beyanlarına dayanarak imzaladığım borç snedindeki imzamı hata ve hile nedeni ile geri çekiyorum. Senedi şirkete iade etmeni istiyorum." Şeklinde olduğu, muhattabın davalı lehtar olduğu ihtarname konusunda senedin miktarına yer verildiği, keşide ve vade kısmının boş olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. 03.02.2016 Tarhli GK toplantısında ...'in 3.005.948DM ve 16.000Euro avans alacak bakiyesi olduğu, bu alacaklara karşılık alacak senetleri verilmesinin karara bağlandığı görülmektedir. 12.06.2017 ve 05.05.2016 Tarihli olağan genel kurul toplantısında; şirket ortaklarının avans alacaklarının 31.12.2016 itibarı ile 2.111.966,86USD ..., 1.085.543,22USd ..., 111.755,11USd Nahit Tören ... Şeklinde açıkça belirtildiği, ilgili genel kurul kararlarının iptali için ... ATM 2019 /... Dosyada dava açıldığı, davalı şirket yetkilisinin ilk duruşmada davayı kabul ettiği, davalının muvazaa iddiasında bulunduğu, davanın derdest olduğu anlaşılmkatadır. Davacı yanca sunulan olağan genel kurul toplantısının gündem maddeleri incelendiğinde ise şirket ortağı ...'in şirketten alacağı hakında görüşülmesi ve seçilecek yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesi hususun da yer aldığı , toplantı tarihinin 14.09.2018 olduğu, davalı ortak dışındaki yönetim kurulu üyyelerinin ibra edildiği, genel kurul kararı olmadan şirketi borçlandıran ...'in alacağının gerçek olup olmadığı hakkında inceleme yapılması ve inceleme sonunda alacağın silinmesi huusunda yetki verildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; şirket genel kurul kararlarında davalının alacağına yer verilmiş ise de, dava dilekçesinde iş bu kararların iptali için dava açıldığı belirtilerek bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, davalı vekilinin ise ilgili davada davalı şirket yetkilisinin ilk celse duruşmayı kabul ettiğini, muvazaa olduğunu savunduğunu görülmektedir. Senet tarihi itibarı ile ... ile ...'in münferit imza ile şirketi temsile yetkili oldukları ticaret sicil kayıtları ile sabittir. Mahkemece davanın bonoya dayalı olması nedeni ile ilgili dosyanın bekletici mesele yapılmadığı belirtilmiş ise de; iptali talep edilen genel kurul kararlarında davalı ...'in 2.111.966,86USD avans alacağı olduğuna ilişkin maddenin de yer aldığı, dava konusu senedin de 2.111.966USD olduğu anlaşılmakla mahkemece ilgili dosyanın akıbetinin beklenilmesi ve davalı yan GKK iptali davasında ilk celsede kabul edilmesinin muvazaalı olduğunu savunduğundan bu savunması üzerinde durulması ve yine davalı yan davacının iflas davasında ikrar mahiyetinde beyanı olduğu savunduğundan bu delil de incelendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediği " gerekçesiyle kaldırılarak, mahkememizin ...Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. İstinaf kararı sonrası bekletici mesele yapılan .... Asliye Ticaret Mahkeme'sinin 2019 /... Esas sayılı dosyada, davacı şirketin 2015 ve 2017 yıllarında alınmış üç adet yönetim kurulu kararı ile 03/02/2016 tarihli, 05/05/2017 tarihli ve 12/06/2017 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verildiği ve kararın 21/04/2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketin önceki yetkilisi olan davalı ...'nın yetkili olduğu dönemde ... lehine düzenlenen ve diğer davalı ...'nın eşi Yasemin'e ciro ile verilen senet dolayısı ile menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı ...'nın hem keşideci yetkilisi olarak hem de lehtar olarak senette taraf bulunduğu ve diğer davalı olan eşine ciro ile verdiği sabittir. Davacı şirketin çift imza ile temsil yetkisi zorunluluğu nedeniyle diğer bir yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından da senedin imzalanmış olması bu durumu değiştirmeyecektir. Kaldı ki, senedin keşide edilmesinden sonra diğer imza atan ..., davalı ...'a gönderdiği ihtarname ile senetteki imzanın bağlayıcı olmadığını ve karşılıksız senet olduğunu bildirerek gerçek duruma işaret etmiştir. Her ne kadar kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik söz konusu ise de, somut olayda keşideci adına imza atan ile lehtar aynı kişi olduğundan sebepten mücerretlik ilkesinin uygulanma kabiliyeti yoktur. Burada davacı ile davalı ... arasında temel ilişkinin irdelenmesi, davalı ... yönünden de ağır kusur veya kasten davacının zararına sebebiyet verecek şekilde hareket edip etmediği araştırılmalıdır. Alınan bilirkişi raporunda, davaya konu senet bedelini karşılar şekilde davalı ...'ın davacıdan alacağı olduğu yönünde ticari defter kaydının bulunmadığı, eski defterler bulunamadığı için ilk kayıt ve tevsik edici belgelere ulaşılamadığı bildirilmiştir. Genel kurulda davalını etkisiyle alınmış karar da .... Asliye Ticaret mahkemesinin kararı ile kesin olarak iptal edilmiştir. İflas dosyasında şirket defterlerindeki kayıtların raporlanmış olması ve bu haliyle şirketin borca batık olduğunun belirtilmesi de borç ikrarı olarak kabul edilemez. Muhasebenin kişilik prensibi ve gerçeğe uygun olma zorunluluğu nedeniyle, her işlem yapıldığı günde kayda alınması ve her kaydın mutlaka ama mutlaka bir belgesinin olması gerekir. Bu belge ister tahsilat makbuzu, ister banka kaydı ister fatura olsun mutlaka kayıtlara işlenmesi ve ticari evraklara eklenmesi gerekir. Şirketin ortaklarıyla olan muavin hesapları için de bu durum geçerlidir. Şirketin ortaklara borçlar ve ortaklardan alacaklar hesabının düzenli tutulması, örtülü sermaye aktarımı veya faiz ödeme yasanığı kurallarına aykırı olacak şekilde işlem yapması yasaklanmıştır. Bu ilke şirketin hem iç hem de dış paydaşlarını ilgilendiren bir ilkedir. Bu ilkeye aykırı kayıtlara itibar edilmesi mümkün değildir. Somut olayımızda da, davalı lehine düzenlenen senedin dayanağı belgeye rastlanmadığı gibi, ilk kaydına da ulaşılamamıştır. Bu durumda bu senedin bir karşılığının olmadığı ve itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Senet metnine itibar edilmediğine göre bu senede dayalı hak iddiasına da itibar edilemez. Davalı ...'ın başka bir belgeye dayalı alacağı var ise, bunu ayrıca takip ve dava etmesi gerekir. Bu nedenle davaya konu senet nedeniyle davacının davalı ...'a borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Senedi davalı ...'dan alan davalı ..., davalı ...'ın eşi olup, senedi devraldıktan sonra şirket aleyhine takibe koymuş ve yanlış adrese tebligat gönderildiği de görülmüştür. Her iki davalının daha önce aynı avukata vekaletname de verdikleri, dolayısıyla birlikte hareket ettikleri, davalı ...'in bilerek şirket zararına hareket ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davalı ...'in aldığı bonoya karşılık diğer davalıya bir bedel ödediğine dair bir belge veya delil de sunulmamıştır. Bu durumda davalı ...'in sebepten mücerretlik ilkesinden faydalanamayacağı, bedelsiz senede dayanarak alacak talep etme hakkının olmadığı anlaşılmış ve davanın kabulü yönünde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : 1-Davacının davasının KABULÜNE, dava konusu .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyası ve bu dosyaya konu 12/07/2018 vadeli 2.111.966,00 USD bedelli senet nedeniyle davacının davalı tarafa borçlu olmadığının TESPTİNE, takibin davacı yönünden iptaline, 2-Davalı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatına karar verilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 724.316,62 TL karar harcından, davacı tarafça yatırılan 181.312,66 TL peşin harcın mahsubu ile 543.003,96 TL bakiye harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 181.312,66 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 1.040.168,81TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarfedilen toplam 1983,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/431, K. 2026/768, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-431-e-2026-768-k-63501b192ce5