İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/246 E. 2026/859 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/246
Karar No
2026/859
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/246 Esas KARAR NO :2026/859

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/03/2026 KARAR TARİHİ :02/11/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine 1.200.000 TL bedelli bir kambiyo senedine dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacı müvekkilinin, davalıyı tanımadığı gibi aralarında senet verilmesini gerektiren herhangi ticari bir ilişkinin de bulunmadığını, takibe dayanak yapılan senette “malen” kaydı bulunduğu görülmekle bu kayııdın, senedin mal veya hizmet karşılığı düzenlendiğini ortaya koyduğunu, halbuki davacı müvekkilinin, davalıyı tanımamakta olup taraflar arasında mal alışverişi, hizmet ilişkisi, borç-alacak ilişkisi veya benzeri herhangi bir hukuki işlemin de mevcut olmadığını, müvekkili tarafından davalıdan herhangi bir mal satın alınmadığı gibi davalıya karşı doğmuş herhangi bir borcunda bulunmadığını, aksini iddia eden davalının bunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmamasına rağmen bu şekilde yüksek meblağlı bir senet üzerinden takip başlatılması sahtecilik/dolandırıcılık olgusunu ispatı olduğunu, davacının, senette yer alan imzanın kendi imzasına benzetildiğini düşünmekle birlikte böyle bir imzayı atmadığını kesin olarak beyan ettiğini, fakat son dönemde yargıya da konu olmuş bunun gibi bir çok dolandırıcılık olayında genelde senet metnine atılan imzanın “çerçeve imza” diye tabir edilen bir yöntemle senede aktarıldığı raporlarla ortaya çıktığını, yargılamaya konu senedin de bu şekilde de tanzim edilmiş olabileceğinin düşünüldüğünde senedin hem sahte imza hem de çerçeve imza yöntemiyle ele alınarak irdelenmesi gerektiğini, davalı tarafından başlatılan icra takibinin devam etmekte olup müvekkili açısından telafisi güç zararların doğması ihtimali bulunduğunu, davacı müvekkilinin davayı yürütmek için maddi olanağınında da bulunmadığından adli yardım alarak hak arama yoluna gittiğini, bu sebeple bu durumun da dikkate alınarak teminat aranmaksızın icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, davalının gerçekte mevcut olmayan bir borca dayanarak icra takibi başlatması sebebiyle, davanın kabulü halinde İİK m.72 uyarınca %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;.... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/... Esas ve 2026/... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, davacının imzaya itirazı reddedilmiş ve takibe konu edilen 1.200.000 TL bedelli bonodaki imzanın bizzat davacı...’un eli ürünü olduğu hüküm altına alındığını, İcra mahkemesi nezdinde yürütülen bu yargılamanın sadece şekli bir incelemeden ibaret kalmamış; davacının huzurda imza örnekleri alınmış, resmi kurumlardan ıslak imzalı belgeler celbedilmiş ve kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, işbu İcra Hukuk mahkemesi kararına dayanak teşkil eden ve teknik inceleme içeren bilirkişi raporunun, menfi tespit davası bakımından somut ve kesin bir delil mahiyetinde olduğunu, nitekim emsal kararlar da, icra mahkemelerinde alınan teknik raporların menfi tespit davalarındaki ispat gücünü vurgulayacağını, .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin hükmüne esas aldığı 20.10.2025 tarihli bilirkişi raporu, davacının imza inkarını bilimsel verilerle ortadan kaldırdığını, davacının aynı iddiaları huzurdaki menfi tespit davasında tekrar gündeme getirmesi, yargılamayı uzatmaya yönelik kötü niyetli bir hareket olduğunu, bu durumun, davacının sahtelik iddiasının hiçbir hukuki zemini kalmadığını, senedin bizzat borçlu tarafından iradi olarak imzalandığını ispatladığını belirterek, davacının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davasının reddine, davacının huzurdaki davada baro tarafından görevlendirilen bir adli yardım vekili ile değil, kendi iradesiyle seçtiği özel bir vekil (Av. ...) ile temsil ediliyor olması sebebiyle HMK m. 338 uyarınca adli yardım kararından dönülmesine, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile imzanın davacıya ait olduğu kesinleştiğinden, haksız ve kötü niyetli dava açan davacı aleyhine İİK m. 72/4 uyarınca dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/... esas sayılı dosyasında bulunan .... İcra Dairesi 2025/... esas sayılı takip dosyasında takibe konu, ...'a ait 01/03/2025 düzenleme tarihli 1.200.000 TL bedelli senet aslı mahkememiz kasasına alınmıştır. ... Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; ... Mah... ada 36 parseldeki taşınmazın aktif pasif tapu kaydı ve resmi senet örneğinin müzekkere ekinde gönderilmiş ve mahkememiz dosya arasına alınmıştır. ... Bankası ... şubesine müzekkere yazılarak, ...'a ait ödeme dekont aslının gönderilmesi istenilmiş ve dekont aslı mahkememiz kasasına alınmıştır. Adli ve Kriminalistik İncelemeler ve Adli Belge İnceleme / Grafoloji Uzmanı vasıtasıyla 21/07/2026 tarihinde bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu md. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Menfi tespit davasının sonucuna göre davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir. Borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ise icra takibinin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Takip kambiyo senedine özgü bir takiptir. Takip dayanağı senet 01/03/2025 düzenleme tarihli, vade tarihi bulunmayan, 1.200.000 TL bedelli, davacının keşidecisi olduğu ve davalının lehtarı olduğu bonodur. Davacı, senet üzerindeki imzanın çerçeve imza olduğunu iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre, imzanın çerçeve imza yöntemi ile atılmadığı, belgenin üzerine doğrudan atıldığı ve teknik olarak herhangi bir uyumsuzluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacının .... İHM’nin 2025/... Esas sayılı dosyasına konu imza itirazının, imzanın davacının eli ürünü olması sebebiyle reddedildiği görülmüştür. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasının incelenmesinde, davacının çerçeve imza itirazının bulunmadığı, senedin kendisi tarafından imzalanmadığını iddia ettiği ve bu dosyadaki iddialar ile çeliştiği anlaşılmıştır. Davalının taraflar arasındaki hukuki ilişki hakkında öne sürdüğü savunmanın haklı olduğu, taşınmazın davacının annesinin adına kayıtlı olduğu ve icra mahkemesi dosyasında davacının bu savunmayı doğrular açıklamalarda bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Tüm bu hususlar ile bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğunun kabulü ile rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir. Davacının menfi tespit talebine ilişkin yalnızca çerçeve imza ve hukuki ilişki yokluğuna dayanması sebebiyle, mahkememizce araştırılan bu iddialar kapsamında taraflar arasında hukuki ilişkinin mevcut olduğu ve senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olup, teknik olarak çerçeve imza yöntemi ile alınmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. İİK m. 72 uyarınca hükümle beraber mahkememizce yargılamanın başında verilen tedbir kararının kaldırılması ile %20 oranında tazminata karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın reddine, 2-İİK md. 72/4 uyarınca mahkememizin 18/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 3-İİK md. 72/4 uyarınca 240.000 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Dosya adli yardımlı olduğundan, önceden harç alınmamış olmakla, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL başvuru harcı ve 732,00 TL peşin harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Dosya adli yardımlı olduğundan, suçüstü ödeneğinden karşılanan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti+ 125,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.125,00 TL yargılama giderinin kabul davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/11/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/246, K. 2026/859, T. 02.11.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-246-e-2026-859-k-9e7f14cfe37c