İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/161 E. 2024/580 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/161
- Karar No
- 2024/580
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/161 KARAR NO : 2024/580
ASIL DAVANIN KONUSU : Kullanmama Nedeni İle Marka İptali KARŞI DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat
ASIL DAVA TARİHİ : 11/02/2017 KARŞI DAVA TARİHİ : 07/09/2017
KARAR TARİHİ : 26/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024
Mahkememizden verilen 22/10/2020 tarih ve .... sayılı kararı .... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16/02/2024 tarih ve .... sayılı ilamıyla kaldırılarak mahkememize iade edilmiş ve dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiş olmakla: DAVA: Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesiyle; davalı adına tescilli ... başvuru, ... tescil nolu "... ..." ibareli ve ... nolu "... ..." ibareli markaların, Türkiye sınırları içerisinde kullanılmadığını, bu nedenle anılan markaların kullanmama nedeniyle iptali koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ... ve ... sayılı markaların iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı/Karşı Davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı karşı davalı şirketin ve dava dışı ...’nın müvekkilinin ... markasına tecavüz ettiğini ve bu tecavüz fiillerini bir adım öteye taşıyarak müvekkilinin gerçek hak sahibi ve yaratıcısı olduğu markasını da kendi adlarına tescil ettirmeye çalıştıklarını, karşı davalının dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd Şti.ni 2014 yılının Ekim ayında devraldığını, ... nın ... nezdinde müvekkilinin ... markalarını kendi adına tescil ettirmek üzere başvurularda bulunması üzerine müvekkili adına söz konusu marka başvurularına itiraz edildiğini, konu hakkında ...’ya marka başvurularını geri çekmesi için mektup gönderildiğini, gönderilen mektuba başvuru sahibi cevap vererek markaların benzerliğini kabul ettiğini, ancak farklı sınıfları kapsadığını beyan ettiğini, müvekkili adına yapılan itirazların kısmen kabul edilmesi üzerine, söz konusu başvuruların yalnızca Geçici Konaklama Hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil) hizmetleri bakımından tesciline karar verildiğini, ... tarafından söz konusu ... kararlarının iptali talebiyle davalar açıldığını ve açılan bu davaların ... kararlarının yerinde bulunması nedeniyle de reddedildiğini, bahsi geçen davaların kesinleşmesi ile ...’ya bir ihtarname gönderildiğini, ancak kullanımların durdurulmadığını, açılacak tecavüz davasının önünü kesmek süreci uzatmak adına kötü niyetli olarak huzurdaki davanın açıldığını, müvekkili firmanın kuruluşu ... yılına kadar uzanan .... menşeli bir firma olduğunu, Belçika çikolata sektörünün lider firmalarından olduğunu, adını kurucusu olan ...’tan aldığını, müvekkili firmanın 160 yıldır büyük yatırımlarla ve yaygın satış ağı ile kullandığı ticari unvanının da asli unsurunu teşkil eden ... markasını birçok ulusal ve uluslararası kuruluş nezdinde tescil ettirdiğini, gerek .... ve .... gerekse de ... nezdinde koruma altına aldığını, müvekkili şirketin anılan markaların gerçek hak sahibi olduğunu, ... ana unsurlu markalarının 29. Sınıfta ve 30. Sınıfta dünyanın birçok ülkesinde aktif olarak kullanıldığını, sunulan faturalardan da anlaşılacağı gibi ... markalı ürünlerin çeşitli online satış kanalları (.... vb.) ile ülkemizin uluslararası havalimanlarında satışa sunulduğunu, bir başka deyişle Türkiye çapında m. 9 anlamında aktif kullanılmakta olduğunu, davacı/karşı davalı yanın ticaret unvanından da anlaşılacağı üzere pasta-gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin tanınmış ve Türkçe’de hiçbir anlamı olmayan “...” markalarını bilmesi gerekmesinin yanı sıra faaliyet göstermekte olduğu alan itibariyle müvekkili şirketin tanınmış markasından haberdar olduğunu; Karşı davaya ilişkin olarak ise; davacı karşı davalının, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ettiğini, tüketicilerin zihninde müvekkili firma ile bağdaştırılmasını sağlayacak her türlü faaliyette bulunduğunu ve müvekkilinin lisans alanı, yetkili satıcısı distribütörü gibi hareket ettiğini, “ ...” isimli ... sayfasında doğrudan müvekkili şirkete ait bir reklam filminin “Hikayenin başladığı yerden, ....’den ...’un hikayesi” başlığı ile paylaşıldığını, müvekkilinin adıyla da çikolata üretimi ve satışı faaliyetini gerçekleştirdiğini, davalıya ait iş yerinin tabelasından da açıkça görüleceği üzere davalı yanın müvekkilinin kuruluş yılı olan “...” ibaresini ve yine müvekkiline ait daire içerisindeki “...” harfli logoyu kullandığını ve bu şekilde ürün ve hizmetlerini piyasaya sunduğunu, davalı yanın dava konusu eylemlerinin (sahte ürün satışı) ve restoran cafe hizmetlerinin müvekkili markasının ayırt edici gücünü ve itibarını istismar ettiğini, bu durumdan haksız menfaat elde ettiğini, müvekkili şirketin ise kazanç kaybı yaşayacağını, başvuru sahibi tarafından üretilen üründen memnun kalmayacak müşteriler sebebiyle de prestij kaybı yaşayacağını iddia ederek; tazminat miktarının ve müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarar miktarının belirlenebilmesi için, sahte ürünlerin satışına dair ticari defterler dahil fatura ve fişlerin, stok miktarlarının, reklam broşürlerinin, sözleşmelerin ve sair ilgili belgelerin sunulmasına karar verilmesini, müvekkili şirket lehine maddi zarar değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 10.000 TL. maddi tazminatın ve marka tecavüzü, haksız rekabet eylemleri nedeniyle müvekkili şirket lehine 50.000 TL. dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılarak müvekkiline ait markalar ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzeyen markaların üzerinde kullanılarak üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış veya satışa sunulmuş ürünlerin ve bu ürünlerin dağıtımı-tanıtımı için hazırlanmış basılı malzemelerin araçları ile her türlü materyalin bulundukları yerlere el konulmasına ve imha edilmesine karar verilmesi istemleri ile huzurdaki kullanmama nedeni ile hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Mahkememizce, 22/10/2020 tarih ve ... sayılı karar ile; asıl davanın kabulüne, ... tescil nolu "... ...+..." ibareli markanın ve ... tescil nolu "... ...+..." ibareli markanın iptaline, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. ...'nin 16/02/2024 tarih ve ... sayılı ilamıyla; ''Asıl dava, kullanmama nedeni ile marka iptali, karşı dava ise marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, asıl davanın kabulü ile asıl davada davalı adına tescilli markaların kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiş ise de, markaların kullanıldığını ispat yükü üzerinde olan asıl davada davalının dosyaya sunduğu tüm deliller incelenmemiştir. Gerçekten de asıl davada davalı vekilince, söz konusu markanın internet üzerinden satışa sunulduğuna ve ayrıca söz konusu markayı taşıyan ürünlerin satışından kaynaklanan gelire ilişkin deliller sunulmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça sunulan CD içinde yer alan belgelerin tek taraflı hazırlanabilecek mahiyette ... tablolarından ibaret olduğu gerekçesiyle bu deliller değerlendirilmemiş, yine söz konusu markayı taşıyan ürünlerin, internet üzerinden Türkiye'de satışa sunulduğu hususunda ise olumlu olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, asıl davada davalının, davaya konu markalarının kullanımına ilişkin tüm delilleri incelenerek, serbest bölgede markaların kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa ise bu kullanımının niteliği, diğer bir deyişle transit geçiş amacıyla mı yoksa piyasaya sunma amacıyla mı markaların kullanıldığı, markaları taşıyan ürünlerin internet üzerinden satışa sunulup sunulmadığı, sunulmuşa bu kullanımın mahiyeti ve miktarı hususlarının tespiti için bilgisayar mühendisinin de içinde bulunduğu bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı karşı davada davacı vekilinin, bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı karşı davada davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesiyle, ''1-Davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/10/2020 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı karşı davada davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına'' şeklinde karar verilmiştir. Dava mahkememizin .... E. Sırasına kaydedilmiştir. ... Kaldırma kararı uyarınca dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında dosyanın tevdi olduğu (5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: Davalı – karşı davacı adına tescilli ... ve ... sayılı markaların SMK m. 9 ve 26 düzenlemeleri kapsamında ülkemiz tüketicisi nezdinde etki doğuracak şekilde ciddi, devamlılık arz eden ve belli yoğunlukta kullanıma konu edildiğinin, ispat yükü üzerinde olan tarafça, bu kapsamda dikkate alınabilecek somut deliller ile ortaya konulamadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. GEREKÇE: ASIL DAVA YÖNÜNDEN: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9/1.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını gütmektedir. Anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı KHK’nın 42/1-c ve 14. maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği görülmektedir. Mülga 556 sayılı KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin ...’nin 09.04.2014 ve ... sayılı, 14.maddesinin ise 14.12.2016 tarih ve 2016/148 – 189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06.01.2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanakların ortadan kalktığı görülmektedir. Bununla birlikte markanın son beş yıllık süre içerisinde ciddi şekilde kullanılmaması yukarıda geçen 06.01.2017 tarihinden önce ... tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde iptal ve def’i sebebi olarak kabul edilmiştir. Dava tarihi nazara alındığında yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline ilişkin hükümlerinin somut uyuşmazlığa uygulanması gerekecektir. 6769 sayılı SMK'nnn 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. 6769 sayılı SMK'nın 26. maddesinde kullanmama nedeniyle markanın iptaline karar verme yetkisinin .... ait olduğu düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm SMK'nın 192/1. maddesi uyarınca Kanun'un yayım tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği için 6769 sayılı SMK'nın Geçici 4. maddesine göre, SMK'nın 26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır. 26. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davaları mahkemeler tarafından sonuçlandırılır. Mahkemelerin bu madde hükmüne göre vermiş olduğu kararlar kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından Kuruma resen gönderilir. Bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin iş bu somut uyuşmazlığın mahkememizce çözülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
İptali Talep Edilen Markalar ... tescil nolu "... ...+..." ... tescil nolu "... ...+..."
Kullanmama nedenine dayalı iptal davası açabilmek için herhangi bir hak düşürücü bir süre bulunmamakta olup, önemli olanın, dava tarihinden geriye doğru tescil anına kadar beş yıllık sürenin dolmuş olması olduğu, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın tescil tarihinin 06.08.2008 olduğu, ... tescil nolu markanın tescil tarihinin 16.12.2018 tarihi olduğu ve markaların hâlen geçerli bulunduğu ve dava tarihi itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş bulunduğu ve dolayısıyla süre yönünden iptal koşulunun oluştuğu anlaşılmaktadır. Dava tarihi 11.02.2017 olduğundan dava konusunu oluşturan zaman diliminin 11.02.2012 ve 11.02.2017 tarihlerinin arası olduğu, SMK'nın 9. maddesi uyarınca markasını kullanma külfeti altında bulunan davalının somut uyuşmazlık açısından 11.02.2012 ve 11.02.2017 tarihleri arasında bu kullanımını ispat etmesi gerekmektedir. Markanın kullanımının ise SMK'nın 7. maddesinin 2. fıkrasının a, b ve c bentlerinde öngörülen şekilde; 7. maddenin 3. fıkrasıyla SMK'nın 9. maddesinin 2 ve 3. fıkrasında açıklandığı şekilde gerçekleşmesinin gerektiği anlaşılmakta olup, yargılama konusu markayı anılan sınıftaki hizmetler için kullandığını ispat yükü davalıdadır. Kaldırma kararı öncesinde dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile ... kararı sonrası alınan bilirkişi raporu birlikte irdelendiğinde; dosyada bulunan faturalar, internet sitesi ve gazete haberlerinden ... tescil nolu ve ... tescil nolu "... ...+..." ibareli markanın davalı şirketin 2010 yılına kadar ülke içinde kullanıldığı, 2010 yılından sonra ise serbest bölge olarak anılan .... ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, davamızın konusu ise 11.02.2012 tarihinden dava tarihine kadar olan kullanımlar olup davalının bu tarihten sonra ülke içinde ciddi kullanımını gösteren delil bulunmadığı, salt serbest bölge kullanımlarının ciddi kullanım sayılmasının mümkün görülmediği, öte yandan serbest bölge satışlarının ciddi kullanım olarak değerlendirilmesi için de yeterli delil sunulmadığı, sunulan internet haberlerinin ve az sayıda faturanın ciddi kullanım olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; .... KALDIRMA KARARI SONRASI ALINAN BİLİRKİŞİ RAPORUYLA DA YİNE; mevcut dosya içerisinde davalı yanca sunulan birçoğu tarih bilgi taşımayan görselle, ticari kayıtlarla teyit edilmemiş ... dökümleriyle, kullanımı göstermekle birlikte inceleme aralığı dışında kalan deliller ve yine kullanımdan ziyade markanın tanınırlığı, bilinirliğine yönelik içeriklerdeki muhtelif internet sitelerindeki bilgilere göre davalı – karşı davacı adına tescilli ... ve ... sayılı markaların ülkemiz tüketicisi nezdinde etki doğuracak şekilde kullanıldığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, bu delillerin davalı karşı davacı yanın özellikle fiili satışlarını göstermeye yeterli olmadığı gibi davalı karşı davacı yanın ülkemiz tüketicisine yönelik reklam, pazarlama ve satış kampanyaları düzenlendiği, kataloglar, broşürler ve benzeri belgeler ile tüketiciye ulaşıldığını, sosyal medya hesapları, yazılı veya görsel basın aracılığıyla Türkiye’deki faaliyetlere yönelik somut bilgilerle tüketici ile iletişim kurulduğu konusunda bir kanaat edilemediği, davalı – karşı davacı adına tescilli ... ve ... sayılı markaların SMK m. 9 ve 26 düzenlemeleri kapsamında ülkemiz tüketicisi nezdinde etki doğuracak şekilde ciddi, devamlılık arz eden ve belli yoğunlukta kullanıma konu edildiğinin, ispat yükü üzerinde olan tarafça, bu kapsamda dikkate alınabilecek somut deliller ile ortaya konulamadığı bir kez daha anlaşılmıştır. Bu kapsamda, ispat yükü üzerinde bulunan davalının iddiasını ispat edemediği görülmekle asıl davanın KABULÜ İLE, ... nolu markanın ve ... tescil nolu markanın İPTALLERİNE, SİCİLDEN TERKİNİNE karar vermek gerekmiştir. Davalının markayı ciddi biçimde kullandığını ispat edememiş olması nedeni ile dava konusu hizmetlerin kullanımını ispat edip etmediğinin irdelenmesi yoluna gidilmemiştir. KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: Her ne kadar davacı-karşı davalının ... şeklindeki kullanımının davalı-karşı davacının markalarının esaslı unsuru olan ibareyi aynen içermesi, davacı-karşı davalının kullanımının ayırt ediliciliği sağlayacak ... veya ibare eki içermemesi, davalı-karşı davacının markalarının gıda sektörü yönünden kuvvetli ayırt edicilik içeren ibareler olması nedenleri ile görsel, anlamsal ve sesçil benzerliğinin bulunduğu, davalı-karşı davacının markalarının kullanıldığı 29. ve 30. sınıf mal ve hizmet sınıflarının davacı-karşı davalının kullanımının konusu olan 43. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek "kafe ve pastane hizmetleri ve ürünleri" benzerlik düzeyinde ilişkili olduğu anlaşılmakta ise de; Davalı-karşı davacının markalarının asıl davada kullanmama nedeni ile iptaline karar verildiği, iptaline karar verilen markalar bakımından tecavüz olgusundan bahsedilemeyeceği, davalı-karşı davacının iptaline karar verilen markalar dışında dayandığı markasının bulunmadığı anlaşılmakla karşı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: Asıl davanın KABULÜ İLE, ... nolu markanın ve ... tescil nolu markanın İPTALLERİNE, SİCİLDEN TERKİNİNE, Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 19.927,40-TLyargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Karşı dava bakımından davanın REDDİNE, Harçlar Yasasına göre hesaplanan 54,40-TL karar harcının peşin alınan 1.057,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.002,60-TL’nin kararın kesinleşmesini müteakip istem halinde davacıya iadesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/12/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Asıl Dava Yönünden Masraf Dökümü İlk Masraf : 67,40-TL Gider Avansı :19.860,00-TL Toplam :19.927,40-TL