İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/180 E. 2024/556 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/180
Karar No
2024/556
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/180 Esas - 2024/556 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/180 KARAR NO : 2024/556

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davacının “....” markalarının sahibi olduğunu, bu markaların tanınmış olduğunu, Türkiye’de ve dünyada 2950 satış noktasında ve tüm sosyal pazarlama mecralarında söz konusu markalı ürünlerin satıldığını, Türkiye’de 2014, 2015, 2016 yıllarında 32.983.542 adet ürün satıldığını ve 1.112.530.297,00 TL ciro elde edildiğini, 2017 yılı reklam bütçesinin 8.639.500,00 TL olduğunu, 23 milyon müşteriye temas edildiğini, dava konusu başvurunu davacıya ait “...” ibaresini esas ya da münhasır unsur olarak içeren markaların bire bir aynı olduğunu, harf tasarımlarının bire bir olduğunu, başvuru sahibinin “...” harfi ile yüzlerce tasarım yapabilecekken davacının markalarından yararlanmaya çalıştığını, dava konusu başvuruyu gören tüketicinin, davacının seri markaları olarak değerlendireceğini, benzer nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin yargı kararları olduğunu, iltibas değerlendirmesinin kağıt üzerinde değil, markanın uygulanacağı ürün üzerinde yapılması gerektiğini, başvuru kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin aynıları ya da benzerlerinin davacı adına tescilli markaların kapsamında da yer aldığını, SMK m.5/1,ç ve m.6/1 hükümleri bağlamında başvurunun reddi koşullarının oluştuğunu iddia ederek ... ’nun 29.02.2024 tarihli ... sayılı kararın iptaline, davaya konu ... sayılı "... ..." marka başvurusunu tescil edilmesi halinde 6769 sayılı sınai mülkiyet kanununun m.26 uyarınca geçmişe etkili olarak, başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının sektöründe lider olduğunu, 1800 noktada satış yaptığını, 34 ülkeye ihracat yaptığını, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında tescile engel benzerlik bulunmadığını, SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 hükümleri kapsamında başvurunun reddi koşullarının oluşmadığını, harflerin tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağını, dava konusu başvurunun “...” harfinden çok farklı bir şekilde tasarlanmış olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 29.02.2024 tarihli ... sayılı kararın iptaline, davaya konu ... sayılı "... ..." marka başvurusunu tescil edilmesi halinde 6769 sayılı sınai mülkiyet kanununun m.26 uyarınca geçmişe etkili olarak, başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı adına 21.07.2022 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 18., 25. ve 35. sınıftaki bir kısım mallar ve hizmetler bulunan, ... sayılı, “...” ... ve ibareli marka tescil başvurusunun yayımına, davacı tarafından SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında yapılan itiraz ... ... (...) tarafından reddedilmiş, ret kararına karşı ... nezdinde yapılan itiraz ise ...’nin ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun " ... ...", "... ...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak 6769 sayılı SMK'nın 6/3 kapsamında yapılan gerçek hak sahipliği/eskiye dayalı kullanım iddiasının da reddi gerekmiştir. Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. İtiraz sahibince ileri sürülen diğer fikri haklar ve başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiaları da yeterli delille ispatlanamadığından isabetli bulunmamıştır.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: -Başvurunun SMK m.5/1,ç, m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 hükümleri bakımından reddi koşullarının oluşmadığı, bu tespitimizin iptali talep edilen ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu, -Dava konusu markanın SMK m.5/1,ç, m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 hükümleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, -Kötü niyetin tespitinin salt hukuki bir nitelendirme olması sebebiyle bu konuda değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-ç hükmüne göre; aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilemez. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Markası Örnek Davacı Markaları ... ... (...) (18, 25, 35. sınıf) ... ... ... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin TAMAMININ, davacıya ait somut olay bakımından en geniş korumayı sağlayacak ... sayılı marka başta olmak üzere, “...” harfini içeren markalarda mevcut olduğu, görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; başvuruya konu işaret sol üst sağ alt uzantısı paralel iki çizgiden oluşan “...” ibaresini andıran bir görselden oluştuğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının iddialara mesnet markalarının bir kısmı müstakil olarak figüratif “...” harflerinden bir kısmı ise bu harf ile birlikte “...”, “...” ibarelerinden oluştuğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, başvuruya konu işaret sol üst sağ alt uzantısı paralel iki çizgiden oluşan “...” ibaresini andıran bir görselden oluştuğu, davacının iddialara mesnet markalarının bir kısmı müstakil olarak figüratif “...” harflerinden bir kısmı ise bu harf ile birlikte “...”, “...” ibarelerinden oluştuğu, bir harf üzerinde bir kişiye münhasır nitelikte hak tanınması kural olarak olmadığı, harflere özgün nitelik kazandırılarak marka tesciline konu edildiği durumlarla da karşılaşıldığı, bu durumda dahi marka sahibine, harfin kendisi ya da farklı varyasyonları üzerinde hak bahşedilmesinin mümkün olmadığı, bir harf tescil edilmiş olsa dahi zayıf bir marka olarak sınırlı bir korumadan yararlanacağı, açıklanan gerekçelerle davaya konu başvuru çizgi sayısındaki farklılık, kompozisyon bakımından davacıya ait markalarda yer alan “...” harflerinden farklılaştığı, açıklanan gerekçelerle başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların aynı ya da benzer olması koşulunun sağlanmadığı; SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılan değerlendirme kapsamında başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında tescile engel bir benzerlik bulunmadığı, SMK 6/1 koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, Uygulanması bakımından daha yüksek düzeyde bir benzerliği bulunması zorunlu olan SMK m.5/1,ç hükmünün de uygulanma koşullarının oluşmadığı; Tescilsiz markaya nazaran çok daha nitelikli bir koruma sağlayan tescilli markaya ilişkin SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılan açıklamalar çerçevesinde; davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanımdan kaynaklı üstün nitelikli bir hakkı bulunsa dahi bu durumun SMK m.6/3 hükmü bağlamında bir tescil engeli oluşturmayacağı; Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davacıya ait “...” markalarının SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka olduğu tespit edilemediği gibi, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında tescile engel benzerlik de bulunmadığından SMK m.6/4 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı; Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacıya ait “...” ibareli markaların tek başına değil, “...” ibaresiyle birlikte, ayakkabı perakende mağazacılığı bakımından belli oranda tanınmış olduğu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında tescile engel benzerlik bulunmadığından ve davacı markalarından “...” ibaresini müstakil olarak içeren markaların değil, bu ibareyle birlikte “...” ibaresinin tanınmış olması nedeniyle SMK m.6/5 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı; Öte yandan “...” ibaresi üzerinde belirtilen nitelikte bir hak bulunmadığı tespit edildiği ve başvuruya konu işaret ile “...” ibaresi arasında tescile engel benzerlik de bulunmadığından SMK m.6/6 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı; Davalının dava konusu işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markalardaki benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı; SMK m.25/1 hükmüne göre; ''SMK m.5 ve m.6 hükmünde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.'' hükmü uyarınca dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının somut olayda oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024 Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/180, K. 2024/556, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-180-e-2024-556-k-d1540ad8f397