İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/799 E. 2024/832 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/799
- Karar No
- 2024/832
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO:
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- VEKİLİ : 2- VEKİLİ : 3- VEKİLİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkillinin 21/08/2023 tarihinde ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı sigorta şirketince sigortalı, diğer davalı şirket üzerine kayıtlı ve diğer davalı ... ' ın sürücüsü olan ... plakalı aracın sollama sırasında müvekkilinin şeridine geçerek yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de davalının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi limiti dahilinde maddi zararlardan müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, diğer davalıların ise maddi ve manevi zararlardan açısından müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin kaza tarihinde inşaat işçisi olarak çalıştığını, ücret ödemelerinin enpara.com hesap dökümünden görüleceği üzere ... ve ... tarafından yapıldığını, SGK kayıtlarından da müvekkilinin önceki iş yerlerinde de inşaat kalıpçılığı yaptığının sabit olduğunu, müvekkilinin kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, müvekkilinin kazaya bağlı olarak vücudunun bir çok yerinde yaralanmalar meydana gelmesi nedeniyle ameliyatlar olduğunu, hastane kayıtlarının incelenmesi ile bu hususların ispat edileceğini, müvekkilinin genç yaşta zor ve acı günler geçirdiğini, müvekkilinin %13 oranında maluliyetinin olduğunun raporlarla sabit olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası tedavi sırasında başkasının bakımına ve yardırımına ihtiyaç duyduğunu, hali hazırda da bu durumunun devam ettiğini, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle meydana gelen kaza nedeniyle sağlığını, işini, aile ve sosyal hayatındaki gücünü kaybettiğini, alacaklarının semeresiz kalmaması için davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini, kazaya karışan aracın üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama aşamasında artırılmak üzere şimdilik 500,00 TL kalıcı iş göremezlik, 250,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL bakıcı gideri ve 200,00 TL tedavi masrafları olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 750.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı şahıs ve davalı araç maliki şirketten müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm alacaklara olay tarihi olan 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz takdiri ile hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf vekili talep artırım dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde 250,00 TL talep ettikleri geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 33.956,96 TL artırarak 34.206,96 TL' ye, yine dava dilekçesinde 500,00 TL olarak talep ettikleri kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat alacaklarının bedelini 956.316,39 TL artırarak 956.816,39 TL' ye, yine dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri alacaklarını 9.958,00 TL artırarak 10.008,00 TL' ye, yine dava dilekçesinde 200,00 TL olarak talep ettikleri tedavi masrafları alacaklarını 31.800,00 TL artırarak 32.000,00 TL' ye yükseltiklerini, sözü geçen bedellerin 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçe kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına, dava dilekçesinde belirttikleri 750.000,00 TL manevi tazminatın davalı şahıs ve davalı araç malikinden 21/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara tahmilin, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçe kapsamında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle usule ilişkin yetki, iş bölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazlarını sunduklarını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvurunun söz konusu olmadığından davanın reddinin gerektiğini, söz konusu kazaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında uzlaşma olup olmadığının tespitinin gerektiğini, uzlaşma ile sonuçlanan ceza soruşturmaları neden ile davacının sigortacıdan tazminat haklarının da bulunmadığını, müvekkilinin Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigorta uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, olaya ilişkin kaza tutanağından da anlaşılacağı üzere söz konusu kazanın davacının kendi kusuru nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle davacının müvekkili sigorta şirketinden herhangi bir hak talebinini olamayacağını, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacı tarafından tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici ve sürekli iş göremezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, ayrıca davacı tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sonucuna göre de hükmedilecek tazminattan davacının müterafik kusurluluğu oranında indirim yapılması gerektiğini, davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğundan bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili açısından geçerli bir arabuluculuk işleminin söz konusu olmadığını, davacının dosyaya sunduğu arabuluculuk tutanağının sigorta şirketi ile davacı arasında olduğunu, müvekkili açısından dava şartı yokluğundan hüküm tesisi gerektiğini, davaya konu kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, meydana gelen kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, bu nedenle kusura ilişkin beyanlara itiraz ettiklerini, kusur incelemesi sonrası bu durumun anlaşılacağını, davacının sağlık durumuna ilişkin hususların abartılarak izah edildiğini, davacının sağlığına kavuştuğunu, herhangi bir probleminin söz konusu olmadığını, bu nedenle maluliyete ilişkin beyan ve iddiaları da kabul etmediklerini, davacının kazadan kaynaklı manevi tazminat talebini de dile getirdiğini, olayın bir trafik kazası olduğunu, kasten yapılmış bir eylemin söz konusu olmadığını, davacının kazayı maddi menfaate ve zenginleşmeye çalıştığının görüldüğünü, istenilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminattan indirim sebeplerinin mevcut olduğunu, bu durumun dikkate alınması gerektiğini, tüm bu itirazların dışında işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve dava şartlarına aykırılıklar, kısmi belirsiz alacak talebine itirazlarında da bulunduklarını, açıklanan nedenlerle davacının iddialarını ve taleplerini kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın usul ve esastan reddine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri tazminatı istemlerinde bulunmuştur. Davaya konu 21/08/2023 tarihli trafik kazasının sürücü ...' ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Caddesi takebin ... Sokak istikametinden ... Sokak istikametine doğru seyir halindeyken No:34 önüne geldiği esnada sürücünün beyanına göre yolun sağında araç bulunduğunu aracı geçmek için karşı şeride geçtiği esnada aracının ön kısımları ile sürücü ... sev ve diaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... Caddesi takebin ... sokak istikametinden ... Sokak istikametine doğru seyir halindeyken aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek No:34 önüne geldiği esnada aracının ön kısımları ile çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazısının meydana geldiği ve kaza tespit tutanağı içeriğine göre bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ... ' ın 2918 Sayılı KTK' nın 56/1-A [Şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek (ASLİ)] maddesini ihlal ettiği, diğer ... plakalı araç sürücüsü ... ' un ise yine aynı kanunun 52/1-B [Aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine görüş yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak (TALİ)] maddesini ihlal ettiği kaza tespit tutanağı ile belirlenmiştir. Soruşturma dosyasında tanzim edilen 21/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ile ise kazanın oluşmasında ...'ın tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında mevcut çelişkinin giderilmesi amacıyla tanzim edilen 27/05/2024 tarihli ATK raporu ile de kazanın oluşmasında davalı ... tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında ... tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 21/08/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. SÜ Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 29/08/2024 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %8 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 3 (üç) ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 1 (bir) ay ve tedavi gideri zararının 32.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar aynı raporda kalıcı sakatlık oranın Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerine göre % 10,3 olduğu belirlenmiş ise de her iki belirlemenin farklı yönetmelik hükümlerine dayalı olması nedeniyle raporda herhangi bir çelişkinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Yine, sağlık kurulu raporunda sakatlık oranı % 13 olarak belirtilmiş ise de bu belirlemenin hangi yönetmeliğe dayalı olarak yapıldığı belirtilmediğinden bu rapor ile de çelişki olmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle 29/08/2024 tarihli rapordaki Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davacının kalıcı sakatlık oranının %8, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 1 ay ve tedavi gideri zararının 32.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir. Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K) TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. 31/10/2024 tarihli hesap raporu ile, TRH 2010 yaşam tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 876.545,66 TL, geçici iş göremezlik zararının 34.206,96 TL, bakıcı gideri zararının 10.008,00 TL ve tedavi gideri zararının 32.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine incelenen ceza dosyasında da kemerin takılı olmadığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bunun yanında davacıya atfı mümkün başkaca bir müterafik kusur da tespit edilmediğinden hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Davacı vekili, 02/12/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 956.816,39 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 34.206,96 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 10.008,00 TL'ye ve tedavi gideri tazminatı istemini 32.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ... plakalı sigortalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının sürekli iş göremezlik zararının 876.545,66 TL, geçici iş göremezlik zararının 34.206,96 TL, bakıcı gideri zararının 10.008,00 TL ve tedavi gideri zararının 32.000,00 TL olduğu, davalı ... sürücü, davalı ... Ltd. Şti.'nin işleten ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı olarak oluşan bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varıldığından maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve ... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... -... ) Somut olayda, kazanın oluş şekli, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM- Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 876.545,66 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 34.206,96 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.008,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 32.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere 952.760,62 TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 19/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden ise 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 500.000,00 TL manevi tazminatın 21/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Alınması gereken 99.238,07 TL harçtan, peşin alınan 6.093,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 93.144,70 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 61.086,87 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin 242,44 TL'lik kısmının davacı Salih Altuğ'dan, 2.877,56 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacılar tarafından yapılan 6.093,37 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 3.996,20 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.678,85 TL harç gideri ve 13.201,08 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 14.879,93 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 12.123,72 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 7.951,07 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Maddi tazminat davası yönünden; a-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 145.386,49 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak tüm davalılara (eşit oranda) verilmesine, 9-Manevi tazminat davası yönünden, a-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 79.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ye (eşit oranda) verilmesine, 10-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 40 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de, kabul ret oranına göre hesaplanan 32,59 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 21,37 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair ; hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20.12.2024
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır (MUHALİF) e-imzalıdır e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ: Sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında Konya BAM . Hukuk Dairesinin kararları nazara alınarak, yönetmelik yönünden çalışma gücü yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması, yaşam süresi yönünden ise PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun maddi tazminat davasına ilişkin kararına muhalefet ediyorum. ... Üye Hakim-... ¸e-imzalıdır