İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/629 E. 2026/11 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/629
Karar No
2026/11
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/629 Esas - 2026/11 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/629 KARAR NO : 2026/11

.... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Fiilden Kaynaklanan Rücuen Tazminat Talebine Dayalı) DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 16/01/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 25/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan; Haksız Fiilden Kaynaklanan Rücuen Tazminat Talebine Dayalı İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) DAVA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya ait ... plaka sayılı araç için kasko sigorta poliçesi tanzim edildiği; 19/11/2022 tarihinde davalıya ait iş yerinde dorsede yüklü camların yan devrilmesi sonucu araçta maddi hasar meydana geldiği; kaza sonrasında Olay ve Görgü Tespit Tutanağı düzenlendiği; müvekkili şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde 95.000,00.-TL hasar bedelinin 04/01/2023 tarihinde sigortalıya ödendiği; kazanın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu olduğu; Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca müvekkili şirketin sigortalısına halef olduğu; ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ancak davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğu ve arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı beyan edilmiş olup; davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline; davalının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yürütülen yargılamanın ilerleyen sürecinde; "davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde 95.000,00 TL ödendiği yönünde beyan bulunduğu dikkate alındığında, dosyada mevcut 92.582,00 TL haricinde bir hasar ödemesi bulunduğu" hususunda davacı taraftan açıklama yapılması istenilmiş olup; davacı vekili tarafından sunulan açıklama beyanında, "hasar bedeli üzerinden sigortalıya ait poliçeye istinaden 2.418,00.-TL sigorta primi mahsup edildiği, kalan 92.582,00.-TL tutarın EFT ile ödendiği, toplam zarar miktarının 95.000,00.-TL olduğu" hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. II) CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği; kazanın oluşumunda davacı sigortalısının kusurlu olduğu; talep edilen 95.000,00.-TL tutarlı zararın gerçeğe aykırı ve fahiş olduğu; rücu şartlarının oluşmadığı; kazada araç sürücüsü ...'ın da sorumluluğunun bulunduğu; davanın ...'ın mirasçılarına ihbar edilmesi gerektiği beyan edilmiş olup; anılan gerekçelerle davanın reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.

III) DELİLLER : ..... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi. ... Tarafından Tanzim Edilen 09/11/2022 Tarihli .....evlendirilen Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 02/12/2024 Tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporu. Mahkememizce görevlendirilen Bilirkişi ... Tarafından Düzenlenen 16/03/2025 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu. Mahkememizce görevlendirilen Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25/10/2025 tarihli Bilirkişi 3. Ek Raporu IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı... (davacı sigorta şirketi" olarak anılacaktır) tarafından,.... ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan Haksız Fiilden Kaynaklanan Rücuen Tazminat Talebine Dayalı İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan incelemede, taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların: i. Davacı sigorta şirketi tarafından, 95.000,00.-TL hasar bedelinin ödenmiş olup olmadığı ve ödenmiş ise ödeme tarihi, ii. Dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusur durumu ve oranlarının tespiti, iii. Araçta meydana gelen hasar miktarının ve bedelinin tespiti, iv. Davacı sigorta şirketinin davalıdan rücuen talep edebileceği alacak miktarının tespiti, v. Bu doğrultuda .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; davacı sigorta şirketinin (icra takip tarihi itibariyle) 97.937,84.-TL. (asıl alacak ve işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; vi. Alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü, vii. Alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı; hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :

Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu; 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında yetki veya tahkim ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi : İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen 95.000,00.-TL hasar bedelinin, kazada kusurlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; kazanın oluşumunda müvekkiline kusur atfedilemeyeceği; kazanın sigortalı sürücüsü veya işçisinin kusuruyla meydana geldiği; talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. d.1) Zamanaşımı İtirazı İle İlgili Olarak : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında, "zamanaşımı itirazında" bulunulduğu anlaşılmakla Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; dava konusu zarar ödemesinin 04/01/2023 tarihinde gerçekleştirildiği ve dava ikame tarihinin 15/09/2023 tarihi olduğu hususları dikkate alınarak ve 6098 Sayılı TBK.'nın 73/1. maddesinde belirtilen "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin henüz dolmamış olduğu anlaşıldığından, davalı vekili tarafından sunulan zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. d.2) Bilirkişi İncelemeleri : Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. i. Makine Yüksek Mühendisi .... Tarafından Düzenlenen 10/05/2024 Tarihli Bilirkişi Kök Raporu: Anılan bilirkişi kök raporu kapsamında; 09/11/2022 tarihinde ... plakalı römorkta meydana gelen toplam hasar miktarının KDV dahil 112.100,00.-TL, KDV hariç 95.000,00.-TL olduğu; davacı tarafından sigortalısına 95.000,00.-TL ödeme yapıldığı; ancak kusur yönünden dosyada müstakil bir inceleme yapılmayıp ceza soruşturmasındaki rapora atıf yapıldığı hususları rapor edilmiştir. 10/05/2024 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "ödeme miktarının doğruluğu belirtilerek kusur incelemesi" istenmiş; davalı vekili tarafından ise “raporun davacının taleplerinin özeti mahiyetinde olduğu, kusur değerlendirmesi içermediği, gerçek zarar miktarını yansıtmadığı” gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; bilirkişiden kusur tespiti hususunda ek rapor alınması cihetine gidilmiştir.

ii. .... sayılı soruşturma dosyasının veya içindeki kusur raporunun dosyaya kazandırılması gerektiği hususları rapor edilmiştir. 02/12/2024 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından dosyanın tekemmülü istenmiş; davalı vekili tarafından ise itirazlar yinelenmiş olup; eksik belgelerin temini sonrasında tekrar ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. iii. ... Tarafından Düzenlenen 16/03/2025 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu: Anılan bilirkişi 2. ek raporu kapsamında; ceza dosyasındaki veriler ve iş kazası raporu ışığında; davalı şirket yetkilisi ...nın gerekli denetim ve kontrolleri yapmaması nedeniyle asli ve %80 oranında kusurlu olduğu; müteveffa işçi ...'ın ise kendi güvenliğini sağlamada gerekli özeni göstermemesi nedeniyle tali ve %20 oranında kusurlu olduğu hususları rapor edilmiştir. 16/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 26/03/2025 tarihli dilekçe kapsamında, “müteveffa işçinin kusurunun bulunmadığı, davalının %100 kusurlu olduğu” gerekçeleriyle; davalı vekili tarafından ise 07/04/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında “müteveffanın çalışma talimatlarına aykırı hareket ettiği, kusurun tamamının işçide olduğu, %80 kusur oranının fahiş olduğu” gerekçeleriyle itiraz edilmiş olup; anılan bilirkişi 2. ek raporu kapsamında güncel değerlendirmeler bulunmakta olması nedeniyle, tarafların işbu itirazlarının değerlendirilmesi için tekrar ek rapor alınması cihetine gidilmiştir.

iv. .... Tarafından Düzenlenen 25/10/2025 Tarihli Bilirkişi 3. Ek Raporu: Anılan bilirkişi 3. ek raporu kapsamında; taraf itirazlarının değerlendirildiği, 6331 Sayılı Kanun uyarınca işverenin denetim ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle %80 kusur oranının yerinde olduğu; müteveffa işçinin ise tedbirsiz davranışı sebebiyle %20 kusurunun devam ettiği; davalının %80 kusuruna isabet eden hasar miktarının 89.600,00.-TL (112.100 x 0,80) olduğu hususları rapor edilmiştir. Anılan bilirkişi raporuna yönelik davacı vekili tarafından sunulan 14/11/2025 tarihli dilekçe kapsamında, “müteveffanın kusursuz olduğu, davalının %100 sorumlu tutulması gerektiği, bilirkişi raporunun yeterli gerekçe içermediği” gerekçeleriyle; davalı vekili tarafından ise 14/11/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında ise “ceza dosyasındaki beraat kararı ile çelişki bulunduğu, iş güvenliği önlemlerinin alındığı, KDV eklenmesinin hatalı olduğu” gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Bilirkişi 3. ek raporuna yönelik davacı vekili tarafından sunulan itiraz beyanlarının incelenmesinde; davacı vekili tarafından sunulan "davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunu, müteveffa işçi ....'ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı; bilirkişi raporunda müteveffaya atfedilen %20 kusurun gerekçelendirilmediğini ve somut delillere dayanmadığı; bağımsız ekspertiz raporunda ve tanık....'ün beyanlarında işçinin kusursuz olduğunun, tüm kusurun gerekli tedbirleri almayan işverende olduğunun belirtildiği ve neticeten dava dışı işçinin %0, işverenin %100 kusurlu olduğu" yönündeki itiraz beyanları incelendiğinde; her ne kadar işverenin gözetim borcunu ihlal ettiği sabit olsa da, kazanın doğrudan fiziki sebebinin, dava dışı müteveffa işçinin camları tutan güvenlik bağlarını yanlış sırayla (önce alt, sonra üst) ve güvensiz bir konumda durarak çözmesi olduğu ve her ne kadar dava dışı işçinin kendi güvenliği için alması gereken bu temel tedbiri ihlal etmesi nedeniyle illiyet bağı kesilmemekte ise de, "müterafik kusur" doğurduğu anlaşıldığından; bilirkişi ek raporuna yönelik davacı vekili tarafından sunulan itirazın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi 3. ek raporuna yönelik davalı vekili tarafından sunulan itiraz beyanlarının incelenmesinde ise; davalı vekili tarafından sunulan "Kazanın, müteveffa işçinin talimatlara aykırı davranışı (yanlış sırayla söküm yapması, baret takmaması) ve dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiği, dava dışı işçinin kusurunun %20'den çok daha fazla olması gerektiği; işyerinde gerekli tüm iş güvenliği eğitimlerinin verildiği, koruyucu ekipmanların sağlandığı ve risk değerlendirmelerinin yapıldığı ve bilirkişinin bu belgeleri dikkate almadığı; ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda şirkete kusur atfedilmediği ve hukuk mahkemesi raporunun bu tespitlerle çeliştiği ve son olarak hasar bedeli (112.100 TL) hesaplanırken fatura ibraz edilmediği halde KDV eklenmesinin yasal olmadığı; ayrıca onarım yerine parça değişim bedelinin esas alınmasının fahiş olduğu" hususlarında Mahkememizce yapılan değerlendirmede; kesinleşen ceza yargılamasında davalı şirket yetkilisi ....nın, "gerekli denetim ve kontrolleri yapmadığı" gerekçesiyle taksirle ölüme neden olma suçundan mahkum olduğu; ceza mahkemesinin sadece "maddi olguyu tespit eden" bu kararının hukuk hakimini bağlıyor olması, kusur oranları hususunda hukuk hakiminin bağlı olmaması; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kabul gören, "araç fiilen onarılmamış veya fatura sunulmamış olsa dahi, zarar görenin piyasa rayiç onarım bedelini talep edebileceği" görüşü dikkate alınarak bilirkişi ek raporuna yönelik davalı vekili tarafından sunulan itirazın reddine karar verilmiştir. v. Bilirkişi Kök ve Ek Raporları İle İlgili Nihai Değerlendirme: Bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan incelemede; söz konusu raporların herhangi bir çelişki ve/veya .... no'lu (davacı .... arasında akdedilen) Genişletilmiş Kasko Poliçesi maddelerinin yorumlanmasına ilişkin bir hata barındırmadığı; dosya kapsamındaki ceza yargılaması belgeleri ve sigorta ekspertiz verileriyle uyumlu olduğu; hesaplamaların da matematiksel olarak doğru yapıldığı; hasar tespitinde piyasa rayiçlerinin ve kasko ekspertiz raporunun baz alındığı, kusur oranlarında ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun şekilde değerlendirildiği anlaşılmış; işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünün ağır kusur teşkil ettiği yönündeki tespitinin ise, Yargıtay'ın iş kazalarındaki yerleşik içtihatlarına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. d.3) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : i. Kusur Tespiti Hususunda Mahkememiz Değerlendirmesi : Asli Kusurun Değerlendirilmesinde: Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca; işveren sadece önlem almakla veya talimat vermekle yetinemez; işçilerin bu önlemlere uyup uymadığını sürekli denetlemek ve gözetmek zorundadır. Dosyada tanık beyanlarından ve bilirkişi tespitlerinden anlaşıldığı üzere; müteveffa işçinin, tehlikeli bir işi (cam indirme) yaparken "yanlış yerde durduğu" ve "yanlış sırayla bağları çözdüğü" sübut bulmuştur. İşverenin organizasyonunda; tecrübesiz bir işçinin (henüz 4-5 aylık çalışan) bu hatayı yapmasını engelleyecek etkin bir denetim mekanizmasının kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişinin "iş güvenliği tedbirlerini uygulama yükümlülüğünün çalışanın inisiyatifine bırakıldığı" tespiti, %80 asli kusurun en temel dayanağıdır. .... hakkında "Taksirle Ölüme Neden Olma" suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Ceza mahkemesi, işvereni "gerekli denetim ve kontrolleri yapmadığı" gerekçesiyle kusurlu bulmuştur. Hukuk hakimi; kusur oranıyla bağlı olmasa da "maddi olgunun tespiti" ve "kusurun varlığı" yönünden Ceza Mahkemesi hükmüyle/tespitiyle bağlıdır. Bu durum, davalının "kusursuzluk" savunmasını çürütmektedir. Bilirkişi raporunda, iş yerinde görevli iş güvenliği uzmanının (....) daha önce eksiklikleri tespit edip işverene bildirdiği, ancak işverenin bu eksiklikleri gidermede zafiyet gösterdiği belirtilmiştir. Bu durum, işverenin kusurunun "ihmal" boyutunu aştığını göstermekte ve asli kusuru doğrulamaktadır. Tali Kusurun Değerlendirilmesinde: Kazanın doğrudan fiziki sebebi; işçinin yapması gereken işlem sırasını (önce üst bağ, sonra alt bağ) karıştırması ve yükün devrilme yönünde (güvensiz bölgede) durmasıdır. İşçi; kendi güvenliği için alması gereken asgari tedbiri almamış, dikkatsiz davranmıştır. Bu eylem; illiyet bağını kesmeyecek nitelikte ise de; zararın doğmasına doğrudan katkı sağlamıştır. Bu nedenle işçiye hiç kusur verilmemesi teknik olarak mümkün değildir. Bilirkişi; işçinin kusurunu belirlerken çok önemli bir ayrım yapmıştır: İşçinin 4-5 aydır çalıştığını, dolayısıyla tehlike algısının tam oluşmadığını ve tecrübesiz olduğunu belirtmiştir. İşçinin tecrübesizliği, onu "korunması gereken" konumuna sokmakta ve hatasını işverenin eğitim/denetim eksikliği şemsiyesi altına almaktadır. Bu nedenle %20 oranı; işçinin dikkatsizliği ile tecrübesizliği arasındaki dengeyi adil bir şekilde yansıtmaktadır. Neticeten; bilirkişi raporlarında belirlenen oranların; işverenin "tehlikeyi yönetme ve denetleme" sorumluluğunun, işçinin "dikkat etme" yükümlülüğünden daha ağır bastığı ilkesine (İş Hukuku'nun işçiyi koruma ilkesi) ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. ii. Hasar Tespiti Hususunda Mahkememiz Değerlendirmesi : Haksız fiil tazminatlarında amaç; zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin giderilmesidir. Bir aracın onarımı; piyasa koşullarında parça ve işçilik bedeli ile birlikte KDV ödenmesini de gerektirmektedir. Zarar görenin (veya ona halef olan sigortacının) aracı onarmak için katlanmak zorunda olduğu gerçek maliyet, KDV dahil bedeldir. Fatura sunulmamış olsa dahi, "kabul edilebilir piyasa rayici" hasar tespiti yapılırken, onarımın KDV'siz yapılamayacağı gerçeği gözetilmelidir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre; zarar gören, aracını fiilen tamir ettirmemiş veya faturasını sunmamış olsa bile, "tahmini onarım bedeli" talep edebilecektir. Bu tahmini bedel hesaplanırken; onarımın yasal olarak KDV'ye tabi olması nedeniyle KDV'nin de hasar bedeline eklenmesi gerekmektedir. Bilirkişinin KDV dahil yaptığı hesaplama (112.100,00.-TL), davacının sigortalısına fiilen ödediği tutarın (95.000,00.-TL) piyasa rayiçleri içinde ve makul olduğunu kanıtlamaktadır. KDV'li hesap, davacının ödediği 95.000,00.-TL'nin, gerçek zarar tavanının (112.100,00.-TL) altında kaldığını ve dolayısıyla talep edilebilir olduğunu doğrulamaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporları kapsamında hasarın 112.100,00.-TL (KDV dahil) olarak hesaplandığı anlaşılmakta ise de; davacı sigorta şirketi sigortalısına 95.000,00.-TL ödediği için, rücu davasında talep edebileceği miktar ödediği bedelle sınırlıdır. Bilirkişinin KDV'li hesabı, ödenen bu 95.000,00.-TL'nin gerçek zararı aşmadığını teknik olarak ispatlamış olmaktadır. Bunun yanı sıra, bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında yapılan incelemede; bilirkişinin ekspertiz raporundaki rakamlar ile bağlı kalmadığı ve tespit olunan miktarları, kaza tarihindeki piyasa rayiçleri ve koşulları ile kıyaslayarak kontrol ettiği de anlaşılmıştır.

Neticeten; Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve denetime elverişli bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; 09/11/2022 tarihinde davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleşen kazada, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı römorkun hasar gördüğü, hasarın oluşumunda davalı şirket yetkilisinin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini tam olarak almaması, işçinin denetimini sağlamaması nedeniyle %80 oranında asli kusurlu olduğu; müteveffa işçinin ise prosedüre aykırı hareketi nedeniyle %20 oranında tali kusurlu olduğu kanaatine varılmış ve bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın KISMEN KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın 92.370,87.-TL'lik (asıl alacak ve işlemiş faiz) kısmının iptaline, 89.600,00.-TL asıl alacak ve 2.770,87.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.370,87.-TL üzerinden, (asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren) işletilecek avans faizi ile icra takibinin devamına, 2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 18.474,18.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 6.309,85.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 1.672,54.-TL. harcın mahsubu ile bakiye kalan 4.637,31.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 1.672,54.-TL peşin harç, 269,85.-TL başvurma harcı ve 38,60.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.979,19.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 5.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 414,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.914,00.-TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 5.577,84.-TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 336,16.-TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Davalı tarafından yatırılmış bulunan 2.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 348,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.348,00.-TL yargılama giderinden; red/talep oranına göre hesaplanan 133,46.-TL'nin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 2.214,54.-TL yargılama giderinin ise davalı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 2.942,65.-TL.'nin davalıdan tahsili; 177,35.-TL.'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 6) Vekâlet Ücreti : a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 92.370,87.-TL. üzerinden) takdir edilen 45.000,00-TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen miktar olan 5.566,97.-TL. üzerinden) takdir edilen 5.566,97.-TL. vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,

Dair; davacı vekili, davalı vekili ve ihbar olunan ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda; davacı yönünden KESİN; davalı yönünden, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.16/01/2026

... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/629, K. 2026/11, T. 16.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-629-e-2026-11-k-3463914ef2f9