İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/615 E. 2026/143 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/615
- Karar No
- 2026/143
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/615 Esas KARAR NO: 2026/143 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 15/09/2023 KARAR TARİHİ: 26/02/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, -------Sayılı dosyanın borçlusu olduğunu, ilgili icra takip dosyasındaki alacaklı ise----olduğunu, alacaklı -----ağabeyi ------ bir dönem davacının ikamet ettiği sitenin altında bulunan marketi işletmesi vesilesiyle davacı ile arkadaşlık kurduğunu, davacının alacaklı ---- ile hiçbir suretle ticari veya kişisel bir ilişkisi bulunmadığını, -------, davacıya karşı üstünde tahrifat meydana getirildiğini ve davacıya ait olmayan imzaya sahip ---- bedelli senet ile, davacı aleyhine -------Sayılı dosyası ile takip başlattığını, davacı hakkında başlatılan icra takibini e-devlet kayıtlarından öğrenir öğrenmez, alacaklının ağabeyi ---- görüşerek; hakkında başlatılan takibin detayını öğrenmek istemişse de,------- cevaben kendi avukatlarının süreci yürüteceğini ve müvekkilime bir zarar gelmeyeceğini ifade ettiğini, bu süreçte icra mahkemesinde dava açma imkanı da kalmamış olup icra takibinde davacıya ait taşınmazın satışına kadar gelindiğini, davacı ile davalı alacaklı arasında hiçbir ticari iş ve ilişki olmamasına rağmen davacı hakkında haksız icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu senet incelendiğinde vade tarihindeki ayın ---- dönüştürülmek suretiyle tahrifata uğratıldığı, senette yer alan imzanın ise davacıya ait olmadığı anlaşılacağını, icra takibine konu ------- düzenleme tarihli senette yer alan imzayı kabul etmediğimizi belirtmekle birlikte bir an için imzaların davacıya ait olduğu düşünülse dahi; senedin vade tarihi ---- iken tahrifat yapılarak ---- olarak düzenlendiğini, somut durumda senetteki tahrifat açıkça anlaşıldığını, açıkca tahrifata uğradığı anlaşılan senet dikkate alınarak takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı tarafından süresinde davaya cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı vekili tarafından ---- tarihli beyan dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasındaki borç ilişkisi nedeniyle davalı tarafından davalı aleyhine ------Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ olan ödeme emrine rağmen yasal süresi içerisinde davacı tarafından itiraz edilmediğini ve dava yoluna gidilmemiş olduğundan söz konusu icra takibi kesinleştiğini, davacının mal varlığı sorgulaması yapılmış, ------ kayıtlı taşınmazına haciz konulduğunu, davacıya ve taşınmazın diğer ortaklarına ------- davetiyesi gönderilmiş olup usule uygun şekilde tebliğ olduğunu, davacı tarafından herhangi bir dava yoluna gidilmemiş, borçlu olmadığı yönünde herhangi bir beyanda bulunulmadığını, arkadaşlık ve müşterilik bağından güç alan davacı, nakite sıkıştığını coin bozmak istemediğini, yakın zamanda zaten bir para beklediğini, beklediği para gelmese bile en kötü ihtimalle coin bozarak en kısa sürede kendisine ödeme yapacağını söyleyerek davalıdan borç istediğini, taraflar aralarında bir senet düzenleyerek ------ borç para verildiğini, bir müddet sonra davacının coin piyasasında çok büyük para kaybettiğini duyduğunu, alacağını tahsil edememekten korkan davalı, davacı hakkında icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, açıklanan nedenler ve mahkemece re'sen dikkat edilecek hususlar ile; haksız ve mesnetsiz olarak açılan işbu davanın reddine, davacının alacağın yüzde yirmisinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı Nüfus Kayıtları,----Sayılı Doyası,----- D.iş sayılı -------sayılı dosyası, Dava Konusu Senet Aslı ve Örneği, Mukayese İmza Örnekleri, ---- Kurulu Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış; Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan menfi tespit davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere genel dava şartları da incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından taraflar mahkememizin tercihi gereği sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerini beyan etmeleri üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, tahkikat işlemleri ve incelemeleri yerine getirilip bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Mahkememizce davaya esas ----- Esas sayılı dosyası ----- sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya da konulmak suretiyle incelenmiştir. Buna göre icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Mahkememizce davacı vekilinin İİK'nin 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin ara kararla kabulüne karar verilmekle birlikte işbu tedbir kararının uygulanmadığı tespit edilmiştir. Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı-borçlunun ----- Esas sayılı sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedindeki keşideci/borçluya atfen bulunan imzanın kendisine ait olmadığı gibi senette tahrifat yapıldığı dolayısıyla bononun keşideci görünen davacıyı bağlamayacağı iddiası ile davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nin 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır --------Menfi tespit davasında ispat yükü ise, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK madde 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir sebeple son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ---------Senede karşı mutlak defiler ise senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.------Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna gelince; bu husus 2004 sayılı İİK’nin 170. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu inceleme icra hukuk mahkemelerindeki yapılan incelemeye yönelik olup HMK atfı içerir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Eldeki davada menfi tespit davası olmakla ve takibe dayanak senette keşideci sıfatı bulunan davacı- borçlu tarafından imza inkarında bulunulmakla benzer mahiyette değerlendirme ile 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”; “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre, 6100 sayılı HMK’nin 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi sebeple farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler,-----sayılı kararında da benimsenmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur------ Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ------- sayılı dosyası ile davalı tarafından davacı-borçlu hakkında keşidecisi 2 tanzim yer ve tarihli, ------ bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı ve yetkili ve görevli mahkemede işbu davanın açıldığı sabittir. Davacı evveliyetle eldeki davada icra takibine dayanak senet altındaki imzaya itiraz ederek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkememizce taraflarca gösteriler deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken tüm deliller toplanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindeki icra takibine dayanak senette yer alan imzanın sahteliğine dayanıldığından ve imzanın keşideciye ait olup olmadığı ilk bakışta anlaşılamadığından 6100 sayılı HMK'nin 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılarak teknik rapor alınması gerekmiştir. Bu kapsamda davacının medarı tatbik imza örnekleri alınmış ve senedin tanzim tarihine en yakın tarihte resmi iş ve işlemler için atılan ıslak imzaların bulunduğu örnekler toplanarak dosya ---------- ihtisas Dairesine gönderilmiştir. Daire tarafından düzenlenen --------- tarihli raporda ; bono üzerindeki imzaların davacı ---eli ürünü olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora itiraz edilmekle birlikte; itiraz soyut ve genel nitelikte olduğu gibi, raporun net verilere dayalı olarak neticeye bağlandığının anlaşılması karşısında yerinde görülmemiştir. Öte yandan davacı vekilinin senet üzeride tahrifat yapıldığı da iddia edildiğinden senet bizzat çıplak gözle incelendiğinde senet üzerindeki vade tarihi ------ olarak değiştirildiği, tanzim tarihinin ---- olduğu gözetildiğinde vadenin ileri bir tarihe ertelendiğinden borçlu lehine sonuç doğurduğundan imzanın davacıya aidiyeti de gözetildiğinde senedin geçerliliğini etkilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Zira 6102 sayılı TTK'nun 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz. Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesinde; "Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir" hükmü yer almaktadır. Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. " açıklamasında da yer aldığı gibi senedin keşide tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Bonoda vadenin 6102 Sayılı TTK'nun 703 ve 704. maddelerine aykırı olarak düzenlenmesi ve vade tarihinin tanzim tarihinden önceki bir tarihi taşıması halinde senet, bono vasfını yitirir. Bu kuralın tespitinde ve yukarıda yazılı hükümlerin uygulanmasında senedin tahrifattan önceki durumu geçerli kabul edilir ---------- Görüldüğü üzere davaya konu bonoda gözle görülen tahrifatın bir başka anlatımla vade değişikliğinin bono vasfını etkilemediği kesin olarak tespit edilmiştir. Buna göre usul ekonomisi ilkesi gereği bu hususta bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir. Ayrıca olaya ilişkin olarak ----- soruşturma sayılı dosyasındaki ifadeler, mahkememizce dinlenen davalı beyanı ve ------ raporundaki imza aidiyeti birlikte değerlendirilerek soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülmemiştir. Davacının senet üzerindeki imzayı inkar ettiği ancak mahkememizce yeterli görüldüğü için benimsenen -----raporuna göre imzanınn kendisine ait olduğu kesin olarak tespit edilmekle, kıymetli evrak niteliğindeki bono sebepten mücerret olduğundan davacının ileri sürdüğü sahtelik iddiasını artık 6100 Sayılı HMK'nin 201. maddesine göre yazılı belge/senet ile ispat etmesi gerekmektedir. Oysa davacı imzanın sahteliği iddiası dışında dosyaya maddi hukuka göre işbu senede konu paranın verilmesinin lazım gelmediğine dair bir iddiası bulunmadığı gibi borcun ödendiğine ilişkin savunması olmadığı gibi yazılı hiçbir belge ve/veya delil sunmamıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından bu delil hatırlatılamamıştır. Kaldı ki dayanılmış olsaydı bile olay zaten şikayet konusu yapıldığı üzere 6100 sayılı HMK m. 226(1)-c hükmü uyarınca, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemeyecek olması nedeniyle yemin delilinin hatırlatılması mümkün de olmayacaktı.------Binaenaleyh, davanın senetteki imzanın sahteliğine, yani senedin hükümsüzlüğüne dayanılması karşısında senetteki imzanın davacı/borçluya aidiyetinin tespitine ve takdirine göre esasen artık borçlu olunmadığının tespiti hususunun yazılı delil dışında tanık beyanı gibi takdiri delil ile ispat edilmesine hukuken olanak yoktur. Binaenaleyh, TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddesi gereğince ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalının 2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince; eldeki olayda uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı ve dolayısıyla davalının icra takibine konu alacağının tahsili geciktirilmediğinden davalı/alacaklı lehine tazminat takdir edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 72/IV maddesi gereğince, uygulanmış bir tedbir kararına bağlı olarak alacağın tahsili gecikmediğinden davalı/alacaklı lehine tazminat takdirine yer olmadığına, 3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732.00 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 16.524,32 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 1,00 TL harç toplamından mahsubuyla kalan 15.791,32 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca--------bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 151.141,13 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin ve davalı asılın yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/02/2026