Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1399 E. 2026/479 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1399
- Karar No
- 2026/479
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1399
KARAR NO:2026/479
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/05/2022
NUMARASI:2019/363 Esas - 2022/392 Karar
DAVA:Alacak (Çek İstirdadından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... Şti. Arasında bayilik ilişkisinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında dava dışı ... tarafından müvekkiline 20 adet kambiyo evrakının verildiğini, tahsilat yapabilmek adına söz konusu kambiyo evraklarının, davacı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye teslim edildiğini, ancak daha sonra dava dışı ... tarafından İadesinin talep edildiğini, bu nedenle evrakların davacı tarafından bankadan alındığını ve davacının şirkete ait Cironun iptal edildiğini, dava dışı şirkete ulaştırılması adına evrakların 23/11/2018 tatillinde kargoya verildiğini, ancak kargo firmasına ait araçta 26/11/2018 tarihinde bir hırsızlık olayı meydana geldiğini ve davacı tarafından gönderilen kambiyo evraklarının çalındığını, kaybolan senet ve çeklerin iptali ile ilgili olarak davacı tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1465 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak bu süreçte huzurdaki davaya konu 50.000,00.-TL bedelli çek yönünden davalı ... A.Ş tarafından, dava dışı ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra dosya borcunun tamamının ... tarafından ödenmiş olduğunu, çekin teslim edilmesi yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilememesi sebebi ile dava dışı ... tarafından icra dosyasına ödenen bedelin tamamının, davacı tarafından ...'ya geri ödendiğini, bu nedenle davacının zarara uğradığını, davalıların sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, diğer taraftan davaya konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını, gerek davacı gerekse de ...'nın davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı ... tarafından yapılan ... işleminin de yasaya aykırı olarak yapıldığını bildirerek ... Bankası ... Şubesi'ne ait 30.10.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 50.000 TL bedelli çek kapsamında davacı şirket ve ... ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan, icra takibi ve gerçeğe aykırı ciro nedeniyle davacı şirket aleyhine zenginleşmiş olan davalılardan, çek bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödeme gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte geri alınarak davacı şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile diğer davalı ... (... Müşterisi) arasında tanzim edilmiş ... sözleşmesi uyarınca yapılmış olan 26.11.2018 ... işlemi neticesinde; 30.12.2018 - keşide tarihli, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli, keşidecisi ... Şirketi olan dava konusu çek müvekkil şirket tarafından teslim alınmış olduğunu, söz konusu çekin yaşanan hırsızlık olayı neticesinde çalındığını ve bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığına herhangi bir başvuruda bulunmadıklarını, davacı tarafça çekin... A.Ş ile kargolandığının iddia edildiğini, delil olarak ... Çayırova Müdürlüğü tarafından tutulan tutanakta kargo içerisinde çek bulunduğuna ilişkin herhangi bir ibare yer almadığını, bahse konu ... işlemi neticesinde müvekkil tarafından ... müşterisi olan ...'a finansman sağlanmış ve söz konusu tutar 26.11.2018 tarihinde ... IBAN numaralı hesabına, müvekkil şirket tarafından banka - kanalıyla 47.585,-TL ödenmiş olduğunun yer aldığını açıklamalarımızdan da açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu çekin teslim alındığı ... işleminin, usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirilmiş olduğunu, diğer davalı ile müvekkil şirket arasında yapılan ... işleminin, davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenmiş olan faturalara istinaden gerçekleşmiş olduğu, İşbu açıklamalar doğrultusunda müvekkil şirket yasadan doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, davacı, dava dilekçesinde davaya konu çekin ...'ya teslim edilmek üzere 23.11.2018 tarihinde ...'ya verildiğini, ...numaralı fatura ve teslim makbuzunun ellerinde bulunuduğu ifade etmesine rağmen söz konusu fatura ve teslim makbuzunu delil olarak mahkemeye sunmamış olduğunu, öncelikli olarak davacı tarafça çekin ... A.Ş. ile kargolandığı iddia edilmekte ... tarafından çekin taşıma esnasında kaybolduğuna ilişkin ... ... tarafından tutulan tutanak delil olarak mahkemenin bilgisine sunulmakta olduğunu, Tarafımızca, sunulan evrak üzerinde yapılan incelemede kargo içerisinde çek bulunduğuna ilişkin herhangi bir ibare yer almamakta olduğu, söz konusu evrakta .... A. Ş. tarafından ...'ya kargolanan gönderinin kaybolduğu bilgisi verilmekte olduğunu, söz konusu gönderi içerisinde çek bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamakta olduğunu, davacı tarafça kaybolan gönderinin içerisinde davaya konu çek olduğu iddia edilmekte, ... tarafından tutulan tutanakta gönderinin kaybolduğu bilgisi verilmekte, ... tarafından taşınması kabul edilmeyen gönderiler ilgili web sayfasında ilan edilmiş olduğunu, ... tarafından kabul edilmeyecek gönderilerden birinin de çek ve benzeri kıymetli evraklar olduğunu, bildirerek davacının haksız ve mesnetsiz davasının müvekkil şirket yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, ", ...6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesinde; "Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir" hükmü yer almaktadır.Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir.Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.Yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesinde; keşide tarihinin altında bulunan paraftan yararlanılmak suretiyle keşide tarihinin 30/12/2018 tarihi olarak değiştirildiği ancak 30/12/2018 ibaresinin keşidecilerin eli ürünü olmadığı, davacı kayıtlarına çekin 05/03/2018 tarihinde alındığı, 25/10/2018 tarihinde ise muamelesiz çek açıklaması ile dava dışı ...'nın hesabına borç olarak kaydedildiği, yine dava dışı ... şirketinin kayıtlarının da aynı yönde olduğu, dosyadaki diğer belge ve bilgilerin de bu yönde olduğu anlaşılmakla dava konusu çekin gerçek keşide tarihinin 30/10/2018 tarihi olduğu sonucuna varılmıştır. Keşide tarihinde tahrifat iddiası kambiyo vasfını etkilememekle birlikte işbu çekin tahrifattan önceki hali ile keşide tarihinin 30/10/2018 tarihi olduğu, tahrifatla keşide tarihinin 30/12/2018 haline getirildiği, bu değişikliğin keşidecinin paraf imzasından yararlanılarak yapıldığı, ancak "30/12/2018" ibaresinin keşideci yetkilerinin eli ürünü olmadığı, tahrifattan önceki keşide tarihinin 30/10/2018 olduğu gözetildiğinde çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda; süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacaklı alacağını her türlü delille kanıtlayabilir.Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise çeke ciro yolu ile hamil olan davalı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.'nun 818/1.-m maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanan aynı kanunun 732. maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme nedeniyle ancak keşideciye karşı alacak talebinde bulunabilir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/17361 E. 2017/3670 K. Sayılı ilamı) Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çekin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle davalının kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirdiği, davacı ile davalı arasında temel bir ilişki bulunmadığı, davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ancak keşideci ... Şti firmasına karşı başvurabileceği, davalının aynı zamanda temel ilişkisi bulunan ...'a başvurabileceği, davalının .... Şti firmasına başvurma hakkı bulunmadığı, davalının sadece keşideciye ve çeki devraldığı cirantaya karşı başvurma hakkı olduğu, .... Şti'nin çek nedeniyle davalıya karşı sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca davacının ve .... Şti firmasının sebepsiz zenginleşmediği, davacının çeki kargoya verdiği sırada çekin çalındığı, davacının çekte cirosunun bulunmadığı, ancak davacının teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle çekin kaybolmasına ve .... Şti aleyhine takip başlatılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle çek nedeniyle .... Şti'nin davalıya ödediği bedeli borç dekontu ile üstlendiği ve bu dekontun ticari defterlere kaydedildiği, davacının bu şekilde .... Şti'nin uğradığı zararı üstlendiği, iç ilişkide .... Şti'nin ödediği bedeli davacıya rücu ettiği, davacının rücu ve halefiyet ilişkisi doğrultusunda .... Şti'nin davalıya ödediği bedeli geri alma hakkı olduğu anlaşılmakla açıklanan nedenlerle davalının tahrifat nedeniyle süresinde ibraz edilmeyen çek sebebiyle başvurma hakkı bulunmadığı .... Şti'den haklı bir sebep olmaksızın tahsil ettiği 69,473,09 TL bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermekle yükümlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davacı taraf; 50.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren iadesini istediğinden taleple bağlı kalınarak, davanın davalı ... açısından KABULÜNE, 50.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 27/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. Davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirme; dava konusu çekle ilgili olarak icra takibi davalı ... tarafından yapıldığından ve ödeme davalı ...'e yapıldığından, diğer davalıların bu konuda pasif husumet ehliyeti bulunmadığı sonucuna varılmış ve bu davalılar hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, ek rapor alınması talebi hakkında ara karar kurulmaksızın davanın kabulüne kararı verildiğini, eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ATK Raporu'nda 30-12-2018 ibaresinin keşideci şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı belirtilirken,30-12-2018 ibaresinde tahrifat yapılıp yapılmadığını gösterir bir bulgu saptanamadığının belirtildiğini, her iki tespitin birbiriyle çeliştiğini, hukukumuzda çek üzerindeki değişikliklerin bizatihi keşidecinin eli ile yazılması gerekliliği bulunmadığını, çekin üzerindeki tüm bilgilerin bilgisayar baskısı ile yazıldığı çeklerin bulunduğu göz önüne alındığında çek üzerindeki keşide tarihinin keşidecinin eli ile yazılma zorunluluğu olmadığını, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılmış olan ... işleminin faturalarla tevsik edilmiş olduğunu ve bu işlem neticesinde ... müşterisi'nin davalı nezdinde doğan alacağının kendisine ödenmiş olması karşısında davalı şirketin yasadan doğan yükümlülüğünü yerine getirdiğini açıkça ortaya koyduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca ... müşterisi veya fatura borçlusu olan kişiler dışındakilerin davalı şirkete karşı şahsi def'ilerini ileri sürmesinin mümkün olmadığını, ... işlemi neticesinde diğer davalıya davalı şirket nezdinde doğan alacağının ödenmesi ve işlemin usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirilmiş olması sebebiyle davalı şirketin kötü niyetli olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, dava konusu çek'in keşide tarihinin 30.10.2018 tarihi olduğu kabul edilse dahi, böyle bir durumda dava konusu çekin kargoya verildiği tarihte (23/11/2018) çoktan vadesi dolmuş ve adi bir senet haline gelmiş olacağının izahtan vareste olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için çeklerin kargo aracındayken çalındığı düşülse dahi bu durumun davacının basiretli tacir gibi davranmadığını gösterdiğini ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davacı tanığı olan keşideci şirket yetkilisinin beyanlarını hükme esas almak suretiyle kabul etmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, davacının iddialarını ispatlayamadığını, yerel mahkemenin ise dosyadaki çelişkileri göz ardı etmek suretiyle davanın kabulüne kararı verdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; icra takibine konu edilen çekin davacıya ait olduğu ve elinden rızası dışında çıktığı ve icra takibine konu edilen çekin dava dışı cirantası tarafından ödenmesi nedeniyle çek bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller çerçevesinde davanın davalı ... A.Ş. yönünden kabulüne diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... A.Ş. tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; 30/10/2018 olan çek keşide tarihinin 30/12/2018 olarak yapılan değişikliğin keşideci tarafından yapılıp yapılmadığı, çekin kambiyo vasfını kaybedip kaybetmediği, kambiyo vasfını kaybetmiş olması halinde davalının dava dışı cirantadan tahsil ettiği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerince davacıya iade yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, davalı... şirketinin çekin iktisabında ağır kusurlu yada kötü niyetli olup olmadığı,6361 sayılı Yasa'nın ve ... İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in kendisine yüklediği sorumluluklarının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır Davacının iddiası takibe konu çek ile birlikte başkaca kıymetli evrakın dava dışı bayisi .... Şti.' tarafından kendine cirolanarak verildiği, kendisince bu evrakların önce tahsil için ... bankasına bırakıldığı, bilahare bayisi tarafından geri istenilmesi üzerine bankadan alındığı, çek üzerindeki imzasının iptal edildiği ve dava dışı bayisine gönderilmek üzere Kargo şirketine verildiği, evrakların kargo şirketinde bulunduğu aşamada 26/11/2018 tarihinde meydana gelen hırsızlık sonucu çalındığını, kaybolan senet ve çeklerin iptali ile ilgili olarak davacı tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1465 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ödeme yasağı kararı verildiğini, bu süreçte huzurdaki davaya konu 50.000,00.-TL bedelli çek yönünden davalı ... A.Ş tarafından, dava dışı keşideci ... A.Ş., cironta ....Şti., ... ve ... hakkında takip başlatıldığı, icra dosya borcunun tamamının .... Şti. tarafından ödendiği, çekin teslim edilmesi yükümlülüğünün kendilerince yerine getirilememesi sebebi ile dava dışı ... tarafından icra dosyasına ödenen bedelin tamamının bu firmaya hesaben geri ödendiği, bu nedenle davacının zarara uğradığını, davalıların sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, diğer taraftan davaya konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını, gerek davacı gerekse de ...'nın davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı ... tarafından yapılan ... işleminin de yasaya aykırı olarak yapıldığını bildirerek ... Bankası ...Şubesi'ne ait 30.10.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 50.000 TL bedelli çek kapsamında davacı şirket aleyhine zenginleşmiş olan davalılardan, çek bedelinin TBK 77 vd. sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödeme gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte geri alınarak davacı şirkete ödenmesini talep etmektedir. Davalı ... 25/01/2021 tarihli celsedeki beyanında " dava konusu çekteki imza bana ait değildir, ...'la bir süre iş yapmıştık ama çeki ona ben cirolamadım, çek hakkında bilgim yoktur, ... tarafından düzenlenen faturayı kabul etmiyorum, davanın reddine karar verilsin," şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu davalı ayrıca dosya arasına alınan İstanbul 22. İcra hukuk mahkemesinin 2019/371 esasına kaydedilen ödeme emrine itiraza ilişkin dilekçesinde; “ben bu şirketten hiçbir şekilde mal ve emtia almadım her ne kadar 30/12/2018 tarihli ve ... nolu çek adıma ciro yapılmış ise de çek üzerinde bulunan imza bana ait değildir. sahte imza atmak suretiyle tarafıma 50.000 TL'lik borca istinaden kambiyo senetlerine dair icra takibi başlatılmıştır. buna itiraz ediyorum. benim bu şirket veya yetkilisine borcum bulunmamaktadır kaldı ki bu şirketi tanımam" şeklinde iddialarda bulunduğu, Yargılama aşamasında icra dosyasının infaz eden kapatıldığının anlaşılması üzerine herhangi bir inceleme yapılmadan karar verilemesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı ... A.Ş. usulünce yapılan ... işlemleri ile dava konusu çekin davalı ... tarafından kendilerine ciro edildiğini, işlemlerin usulüne uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Dosyada toplanan deliller; taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının dava konusu çekin yetkili hamili olduğu, dava konusu çek ile birlikte başkaca kıymetli evrakın bayisine iade için gönderildiği ...'nun aracından çalındığı, kargo yetkilisinin şikayeti üzerine cezai soruşturmanın yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu çek incelendiğinde;...bankası ... şubesi/İstanbul'üzerine keşide edildiği, ... seri numaralı, 50.000,00 TL bedelli, keşidecisinin dava dışı ... Şirketi, lehdarının ....Şti.' olduğu, keşide tarihinin 30/10/2018 olarak düzenlenip sonra üzerinin çizilip 30/12/2018 olarak yazıldığı, keşide tarihinin altında paraf olduğu, ilk cirantanın .... Şti olduğu, ikinci ciranta olarak davacının cirosunun bulunduğu ancak cironun üzerinde iptal kaşesinin bulunduğu ve cironun iptal edildiği, üçüncü cirantanın ... olduğu, ondan sonraki cirantanın ... olduğu ve son hamilin davalı ... A.Ş. olduğu anlaşılmıştır.Bahsi geçen çekin İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, takipte alacaklının ... A.Ş, borçluların dava dışı keşideci ... A.Ş., ciranta ....Şti., ... ve ... hakkında takip başlatıldığı, icra dosya borcunun tamamının lehdar ciranta .... Şti. tarafından ödendiği ve dosyadaki tüm meblağın davalı ... A.Ş'ne ödendiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça kendisinden sonraki ciranta ve son hamil davalının çekin iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu ileri sürülmüştür. TTK'nın 792. Maddesine göre; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.Dava konusu çek üzerinde yapılan incelemede ciro silsilesinin görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.Davalı ... işiyle iştigal etmekte ve dava konusu çeki ... işlemi nedeniyle elinde bulundurmaktadır. Mahkemece ... şirketi hakkında; çekin keşide tarihinin 30/10/2018 olduğu kabulünden hareketle süresinde ibraz edilmediği, kambiyo vasfını yitirdiği, bu durumda davalının sadece keşideciden TTK 732 kapsamında ve doğrudan ilişkisi bulunan ... müşterisi ...'dan asıl ilişkiye dayalı talepte bulunabileceği, cirantaya başvuru hakkının bulunmadığı, tahsilatının sebepsiz zenginleşme olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı ... şirketinin davaya konu çeki davalı ...'dan 26/11/2018 tarihli ... sözleşmesiyle temlik aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, somut uyuşmazlığın, TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran ... işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, ... ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, ... ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesine göre, ... şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok ... şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. Aynı Kanun'un 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı ... İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesi ise; “Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması, c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veritabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur.” hükmünü haizdir. Somut olayda: Davalı ... şirketinin sunduğu ... evrakları arasındaki davalı ... tarafından tanzim edilen fatura ve fatura karşılığı kendisine ciro edilen dava konusu çek hakkında davalı ... 25/01/2021 tarihli celsedeki beyanında dava konusu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, çeki ciro etmediğini, ... tarafından düzenlenen faturayı kabul etmediğini beyan etmiş, İstanbul 22. İcra hukuk mahkemesinin 2019/371 esasına kaydedilen ödeme emrine itiraza ilişkin dilekçesinde; şirketten hiçbir şekilde mal ve emtia almadığını, ... nolu çek üzerinde bulunan imzanın kendisine ait olmadığını' beyan ettiği ancak yargılama aşamasında icra dosyasının infazeden kapatıldığının anlaşılması üzerine herhangi bir inceleme yapılmadan karar verilemesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafın ... şirketi olması nedeniyle faturaya dayalı olarak alacağı temlik alırken 6361 sayılı kanun ve DDK'nın kararları uyarınca gerekli araştırmaları yapmak zorunda olup gerekli araştırmalardan birisinin de çek keşidecisinden ve fatura borçlusundan teyit almak olduğu, buna rağmen davacıya ve dava dışı çek keşidecisine başvurup teyit alma işlemini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından gerekli istihbarat çalışmasının yapıldığına dair delil ortaya konulmamış, alacağın dayanağı olarak sadece fatura sunulmuş, fatura konusu hizmetin alındığına yahut önceki cirantadan teyit alındığına dair herhangi bir beyan ve delil sunulmamıştır. Davalı ...'ın şahsi bir işletmesi bulunup bulunmadığı, mali gücünün ne olduğu konusunda gerekli araştırma yapılmadan 500.000,00 TL limitli ... sözleşmesi imzalanmış olması, davalının ... işlemleri ile iştigal eden tacir olup yaptığı işlemlerde yönetmelik hükümlerine titizlikle uyması gerektiği ve basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği anlaşılmakla uyuşmazlık konusu çeki iktisabında ağır kusurlu bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Davalı elinde bulundurduğu çeki TTK 792. Maddesi gereği ağır kusur ile iktisap etmesi nedeniyle davacıya iade etmesi gerekirken çek bedelini tahsil etmiştir. Bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.415,50 TL istinaf karar harcının davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026