İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/656 E. 2026/62 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/656
- Karar No
- 2026/62
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/656 Esas KARAR NO : 2026/62
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/10/2023 KARAR TARİHİ : 04/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; Davalı ... Şirketi Tarafından müvekkili ... aleyhine ... 6. İcra Dairesi tarafından ... Esas numaralı dosya ile icra takibi başlatıldığını, İşbu icra takibine dayanak belgesi olarak 40.000,00-TL Bedelli, 12.06.2018 Düzenleme Tarihli, 18.08.2020 vade tarihli senet gösterildiğini, Ancak işbu senetteki imza müvekkiline ait olmadığını, Müvekkili ile davalının hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan takibe konu olan senete bağlı olarak müvekkilinin borcu bulunmadığını, Müvekkili ... ile ... Şirketi arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, Ancak 21 Ağustos 2023 tarihinde müvekkil ...'e ... 6. İcra Dairesi ... Esas numaralı dosyaya bağlı olarak ödeme emri gönderildiğini Ödeme emri ekinde ise icra takibine dayanak olarak 40.000,00-TL Bedelli, 12.06.2018 Tarihli, 18.08.2020 vade tarihli senet gösterildiğini, Ancak ödeme emri tebliğ mazbatasında da belirtildiği gibi müvekkili ...'ün evde bulunamaması sebebiyle komşusunun beyanı üzerine muhtara tebliğ yapılması sonucu müvekkili borca itiraz süresi süresinde hakkında yapılmış olan icra takibini öğrenememiş ve aslında süresi içinde haberi olsa itiraz edeceği haksız icra takibine itiraz edememiş ve icra takibi kesinleştiğini, Müvekkili işbu takibi gayrimenkulüne haciz konulması sonucu 103 davetiyesi ile öğrendiğini, 40.000,00-TL bedelli, 12.06.2018 tarihli, 18.08.2020 vade tarihli senetteki hiçbir yazı ve imza müvekkiline ait olmadığını, senetteki imzayı açıkça ve ayrıca inkar ettiklerini, Dava dilekçesinin mahiyetinden ve sunulan belgelerden görüleceği üzere takibin teminatsız durdurulması talepleri kesin bir delile veyahut resmi bir belgeye dayanmadığını, Maddeden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbir devam eden yargılama boyunca hüküm kesinleşinceye dek dava konusuyla ilgili olarak tarafların zarara uğramasının önüne geçmek için düzenlemiş bir hukuki koruma olduğunu, Müvekkilinin takibin devam etmesi halinde zarara uğrayacağı açık olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik harca esas değer olarak 40.000,00-TL üzerinden HMK 109. maddesine göre kısmi dava olarak açılan İİK 72 kapsamındaki menfi tespit davamızın kabulü ile ... 6. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaya konu senetin iptaline ve müvekkillerin borçlu olmadığının tespitine, 40.000,00-tl'lik senet üzerinden haksız ve usulsüz olarak müvekkil aleyhine yazısını ve imzasını taklit etmek suretiyle düzenlenmesi, Müvekkilinin davalı şirkete karşı borçlu olmaması nedeniyle davanın kabulüne, Müvekkili aleyhine açılan hukuka aykırı olarak açılan ... 6. İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyanın takibin iptaline, ve takibe dayanak yapılan 12.06.2018 düzenleme tarihli 18.08.2020 vade tarihli 45.000,00-TL bedelli senetin iptaline, haksız takibin tedbiren durdurulmasına, Mahkeme aksi kanaatte ise dosyaya yatırılacak tahsilatların alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalının takibi kötü niyetli olarak yürütmesi dolayısıyla davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı taraf, müvekkilİ şirketten araç kiralamış ve kiraladığı aracı hasarlı olarak müvekkiline teslim etmiş ancak müvekkili nezdinde doğan zararı nakden tazmin etmemiş, müvekkili lehine bono düzenleyerek müvekkiline teslim ettiğini, Ancak vade tarihi itibariyle davacı tarafından düzenlenen bono ödenmemiş olup, işbu davaya konu icra takibinin başlatılması zaruri hale geldiğini, Ancak davacı takibe konu borcu inkar ettiğini, Bu durum gerçeği yansıtmadığını, Davacı taraf müvekkili şirketten şahsı adına araç kiralama işleminde bulunmuş olup, kiraladığı aracı hasarlı olarak müvekkili şirkete teslim etmiş ve araca verdiği hasarı, aracın serviste kaldığı süre boyunca oluşan kazanç kaybı ve araçta oluşan değer kaybını tazmin etmek adına davacı tarafından davaya konu bono düzenlenmiş ve müvekkili şirkete verildiğini, Taraflar arasındaki ihtilafın kaynağı araç kiralama sözleşmesi olduğu için bu ihtilafın çözümünde görevli mahkemeler HMK'nin ilgili maddeleri gereği Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, Sulh HukuK Mahkemesi olduğunu, Davacı müvekkili şirketten kiraladığı aracı hasarlı olarak teslim etmiş ve müvekkili şirket nezdinde verdiği zararı gidermek için müvekkili şirkete dava konusu bonoyu verdiğini, Bu açıklamalar ışığında haksız davanın reddi gerektiğini, Dolayısıyla salt “borcum yoktur” iddiasında olan kötüniyetli davacının borçlu olmadığına yönelik ispat yükü kendisi üzerinde olduğunu, Davacı müvekkili şirketten kiraladığı aracı hasarlı olarak teslim etmiş ve müvekkili şirket nezdinde verdiği zararı gidermek için müvekkili şirkete dava konusu bonoyu verdiğini, Bu açıklamalar ışığında haksız davanın reddi gerektiğini, fazlasını talep ve dava etme hakkı saklı kalmak kaydıyla; İşbu davanın görevsizlik nedeniyle usul yönünden reddine, İşbu talebimiz uygun görülmezse ekte sunmuş olduğumuz deliller ve ispat vasıtalarımız neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, İşbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ve İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER: Davacı vekilinin belirttiği, ... 6. İcra Dairesi... Esas numaralı dosyası, 40.000,00-TL Bedelli, 12.06.2018 Tarihli, 18.08.2020 vade tarihli senet, Ödeme Emri, Tebliğ Mazbatası, İmza Sirküleri, Bilirkişi İncelemesi, Tanık, Keşif, Yemin delil olarak değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ... 6. İcra Müdürlüğünün...E sayılısı dosyanın dayanağı olan ve davaya konu 18.08.2020 vade tarihli, 12.06.2018 düzenleme tarihli, 40.000 TL bedelli senet sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, senet altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı, senet sebebiyle davacının borçlu olduğu tespit edildiği takdirde asıl alacak, işlemiş faiz ve kdv yönünden tek tek değerlendirme yaparak davacının davalıya borçlu olduğu miktarın tespitinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda "... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı istemi ile gönderilen dosya ile ilgili olarak bilirkişi seçilmekle lup, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu senetteki imzalar ile ...’e ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın ...’ün eli ürünü olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. 31/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda "... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...esas sayılı istemi ile gönderilen dosya ile ilgili olarak bilirkişi seçilmekle lup, beyaz ışık ve de ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu senetteki yazılar ve rakamlar ile ...’e karşılaştırma belgelerindeki yazılar ve rakamlar incelendiğinde; Ö, s, a, m harflerinde ve 7, 8, 9 rakamlarında uyumsuzluk ve farklılıklar bulunduğu, her iki yazı arasında eğim ve yön farklılıkları olduğu, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunması nedeni ile inceleme konusu belgedeki yazı ve rakamların ...’ün eli ürünü olmadığı" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava ,... 6. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra dosyasına konu,12/06/2018 Tanzim Tarihli, 18/08/2020 Vade Tarihli, 40.000,00 TL miktarlı tarihli sened sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır. ... 6. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra dosyasının incelenmesi ile alacaklısının dosya davalısı ... , borçlusunun ise dosyamız davacısı ... olduğu, 11.08.2023 tarihli takibin konusu alacağın toplam 57.999,18 TL olduğu, alacağın 12/06/2018 Tanzim Tarihli, 18/08/2020 Vade Tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono, faiz ve komisyona dayandığı görülmüştür. Uyuşmazlığın, ... 6. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasına konu bono üzerinde davacı ... adına atılı imzanın davacıya ait olup olmadığı, bono üzerindeki yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının davaya konu olan,12/06/2018 Tanzim Tarihli, 18/08/2020 Vade Tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono sebebiyle davacının davalıya borcunun bulunmadığı, davacının icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması ve icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir talebinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile,12/06/2018 Tanzim Tarihli, 18/08/2020 Vade Tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı, bono üzerindeki yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında hazırlanan 09.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda; " karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belge üzerindeki imzanın ...'ün eli ürünü olduğu" bildirilmiş, 31.10.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda; yazılar ve rakamlar incelendiğinde; "Ö, s, a, m harflerinde ve 7, 8, 9 rakamlarında uyumsuzluk ve farklılıklar bulunduğu, her iki yazı arasında eğim ve yön farklılıkları olduğu, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunması nedeni ile inceleme konusu belgedeki yazı ve rakamların ...'ün eli ürünü olmadığı" bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas ...Karar... Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E -... K sayılı kararı ) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu 12/06/2018 Tanzim Tarihli, 18/08/2020 Vade Tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bono aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 09.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı adına atılı imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 09.07.2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Her ne kadar 31.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda bono üzerindeki yazıların davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de ;TTK 776/1-g de bono üzerindeki imzanın düzenleyene ait olmasının yeterli olduğu, bono üzerindeki yazıların düzenleyenin eli ürünü olması gerektiği yönünde kanunda düzenleme bulunmadığından davacının bono üzerindeki yazı inkarı mahkememizce değerlendirilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen bono üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu ispat ettiği, davacının ise aksini ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir. İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında 07.10.2024 tarihli ara kararla İİK 72/3 maddesi gereğince tedbir karar verildiği, teminatın yatırıldığı görülmekle davalının İİK 72/4 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek alacağın % 20 si oranında hesaplanan kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile İİK 72/4 gereğince % 20 oranında hesaplanan 11.599,8 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 990,49-TL peşin harctan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 258,49 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider/delil avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ...Ü.T. uyarınca belirlenen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, -Dair, taraf vekillerinin huzurunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ Her ne kadar hükmün 2 nolu bendinde; "Davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile İİK 72/4 gereğince % 20 oranında hesaplanan 11.599,8 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiş ise de davanın reddi sebebiyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabul edildiği, hükmen deveamında sehven İİK 72/4 gereğince % 20 oranında hesaplanan 11.599,8 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmekle, hükmün 2 nolu bendi ; 2- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile İİK 72/4 gereğince % 20 oranında hesaplanan 11.599,8 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şeklinde düzeltilmiş ve tashih edilmiştir.
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır