İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/511 E. 2026/61 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/511
- Karar No
- 2026/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/511 Esas KARAR NO : 2026/61
DAVA : Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 03/09/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : / DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde ve Özetle; Mahkememiz dosyasına konu, ...Bankası A.Ş. ...Şubesi, 05.03.2024 keşide tarihli, ... seri nolu ve 155.000,00 TL bedelli çeke dayanılarak ... 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, çekin müvekkilinin rızası dışında piyasaya sürüldüğünü, çekteki imza ve yazıların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkilinin çekten kaynaklı hiçbir borcu bulunmadığını belirterek icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin dava konusu çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Dava nispi harca tabi olup, eksik harç nedeni ile davanın reddi gerektiğini, Dava değeri dava dilekçesinde gösterilmemiş olup, bu husus davanın reddi sebebi olduğunu, Müvekkili yasanın öngördüğü işlem esaslarına uygun olarak dava konusu çeki iktisap ettiğini, Faktoring işlemine konu fatura e-fatura olarak düzenlemiş olup, davacının iş bu faturaya her hangi bir itirazı olmadığını, Müvekkili şirketin çeki iktisabında her hangi bir kusurunun bulunmadığı açık olduğunu, Davacı tarafça aynı imzalara havi ödenmiş çeklerin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Olduğunun tespiti halinde davacı tarafça borç kabul edilmiş sayılması gerektiğini, Müvekkili şirket, iyiniyetli hamil olup, kötü niyet tazminat talebinin reddi gerektiğini, HMK madde 119/2 gereğince; dava dilekçesinde tamamlanması mümkün olmayan eksikliklerin bulunması nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına, Eksik harç miktarının tamamlattırılmasına, Davanın reddine, Davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına ile takip konusu alacağın %10u oranında para cezasına mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekilinin belirttiği, ...Bankası A.Ş. ...Şubesi, 05.03.2024 keşide tarihli, ...seri nolu ve 155.000,00 TL bedelli çek, ... 3. İcra Dairesinin ...E. sayılı icra dosyası, ticari defter ve kayıtlar, arabulucu tutanağı, delil olarak değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,...Bankası A.Ş. ...Şubesi 05/03/2024 keşide tarihli ... seri numaralı 155.000,00 TL bedelli çeke ilişkin bedelli çekin arka sayfasında yer alan davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığına, bu çek nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olup olmadığı, davacılar ve davalı ... A.Ş.'nin İİK'nın 72. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyeceklerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 02/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda "İnceleme konusunu oluşturan; ...Bankası A.Ş. ...Şubesi’ne ait .... Şti. adına yazılı, keşidecisi ... Şirketi olan ...– 05/03/2024 keşide yer ve tarihli, ... seri numaralı, 155.000 TL bedelli çek aslının ön yüzünde Yer alan keşideci imzasıyla; Davacı ...’ın Dosyadaki Mevcut Mukayese Belgelerindeki Örnek İmzalarının mukayesesinde; Mukayese tablosunda tespit edildiği üzere ...’ın örnek imzalarının göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikler ile refleks yapılanmalar ve karakteristik özellikler bakımından inceleme konusu çek üzerinde atılı bulunan keşideci imzasına kıyasen BENZER YAPI VE GÖRÜNÜMDE imzalar oldukları, Diğer bir ifadeyle inceleme konusu çekte atılı bulunan keşideci imzasının ... tarafından ATILDIĞI/ İMZALANDIĞI" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava ,... 3. İcra Müdürlüğünün... e sayılı icra dosyasına konu,... Bankası A.Ş....Şubesine ait ... seri no'lu 155.000,00 TL'lık 05.03.2024 keşide tarihli çek sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır. ... 3. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra dosyasının incelenmesi ile alacaklısının dosya davalısı ... AŞ, borçlularının ise dava dışı ... Şirketi ve davacı ... Şirketi olduğu, 20.03.2024 tarihli takibin konusu alacağın toplam 170.456,60 TL olduğu, alacağın ...Bankası A.Ş. ... Şubesine ait ... seri no'lu 155.000,00 TL'lık 05.03.2024 keşide tarihli çek, ihtiyati haciz vekalet ücreti, faiz, komisyon, ihtiyati haciz masrafı ve çek tazminatına dayandığı görülmüştür. Uyuşmazlığın, ... 3. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına konu çek üzerinde davacı ... Şirketi adına atılı imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olup olmadığı, davacının davaya konu olan, ... Bankası A.Ş....Şubesine ait ... seri no'lu 155.000,00 TL'lık 05.03.2024 keşide tarihli, keşidecisinin davacı, lehtarının dava dışı ...Şirketi olduğu çek sebebiyle davacının davalıya borcunun bulunmadığı, davacının icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin tedbir talebinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile ...Bankası A.Ş....Şubesine ait ... seri no'lu 155.000,00 TL'lık 05.03.2024 keşide tarihli, keşidecisinin davacı, lehtarının dava dışı ... Şirketi olan çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda hazırlanan 02.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Mukayese tablosunda tespit edildiği üzere ...'ın örnek imzalarının göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikler ile refleks yapılanmalar ve karakteristik özellikler bakımından inceleme konusu çek üzerinde atılı bulunan keşideci imzasına kıyasen benzer yapı ve görünümde imzalar oldukları, diğer bir ifadeyle inceleme konusu çekte atılı bulunan keşideci imzasının ... tarafından atıldığı/ imzalandığı " bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ...E.,... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun... Esas...Karar ... Esas... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun...E -... K sayılı kararı ) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ...Bankası A.Ş....Şubesine ait ... seri no'lu 155.000,00 TL'lık 05.03.2024 keşide tarihli, keşidecisinin davacı, lehtarının dava dışı ... Şirketi olan çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 02.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirket adına atılı imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 02.12.2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. 15.12.2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davacı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen senetlerin altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu ispat ettiği, davacının ise aksini ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir. İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında 06.09.2024 tarihli ara kararla İİK 72/3 maddesi gereğince tedbir karar verildiği fakat teminatın yatırılmaması sebebiyle tedbir kararı uygulanmadığı görülmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,4-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, -Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/02/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır