İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/517 E. 2026/96 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/517
Karar No
2026/96
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/517 Esas KARAR NO : 2026/96

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2024 KARAR TARİHİ : 16/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tacir olup araç alım satımı yapmakta, uyuşmazlığa konu aracı da ticari faaliyetlerinde yani araç alım satımında kullanmak amacıyla aynı şekilde tacir olan davalı firmadan satın aldığını, her iki tarafın da tacir sıfatına haiz olması, söz konusu aracın davacının ticari işlerinde kullanılmak üzere satın alınmış olması nedeniyle araç alım-satım işleminin TTK kapsamında ticari iş niteliğinde olduğu aşikar olduğunu, bu nedenle eldeki davayı görevli olan asliye ticaret mahkemesinde açma zaruretinin doğduğunu, yine davalıların adresinin ... olması sebebiyle HMK genel hükümler çerçevesince eldeki dava yetkili olan İstanbul Mahkemesinde ikame edildiğini, davalı otonet firması ihale usulü ile araç satışı yapmakta, ihale usullerinde ekspertiz raporlarıyla birlikte satmış olduğu araçlara ilişkin rayiç bedeller belirlemekte ve gerek açık arttırma usulü gerekse doğrudan fiyat vererek araçları internet üzerinden satışa çıkarmaktadır. Müvekkilin aldığı araçda davalı ... firmasının düzenlediği ihale kapsamında alınmış ve ARACIN HEM ÖN ÖDEMESİ HEMDE KALAN ÖDEMELERİ otonet firmasına yapıldığını, davalı ... firması tarafından müvekkile satılan araç ise noter satış sözleşmesinde görüleceği üzere Davalı ...isimli şirkete ait olduğunu yani Davalı ... firması kendi aracını Davalı ... firması aracılığı ile sattığını, burada dikkat edilmesi gereken husus, ekspertiz raporları ve ihale işlemlerinin tamamı davalı ... firması tarafından yapılmış araç ödemelerinin tamamı ... firmasına yapıldığını, bu haliyle aracın asıl sahibi gibi ... firmasının da basiretli bir tacir gibi davranmayarak müvekkilin uğradığı tüm zararlardan müteselsil olarak sorumlu olduğu aşikar olduğunu, bu sebeplerle elde ki iş bu davanın iki davalıya yöneltildiğini, davacının ...plakalı ...marka aracı ... 23. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, söz konusu araç satılmadan önce ekspertiz işlemleri davalı ... firması tarafından yapılmış ve ekspertiz raporunda herhangi bir arızanın yer almaması ile müvekkil de davalılara güven duyarak aracı satın aldığını, şöyle ki davalı firma ihale usulü ile araçları satışa çıkarmakta ve ihaleye giren müvekkil ve benzeri şirketler teklif usulü ile bu araçları satın almakta olduğunu, davalı firma aracı satışa çıkarırken ihale bilgilerinde aracın ekspertizlerini paylaşmakta araca dahil olan ne varsa bu raporlarda belgelendirmekte ve bu haliyle araçlara fiyat biçerek ihale çıkardığını, davacının aracı satın aldıktan hemen sonra araç arıza vermeye başlamış ve araçta vites mekanizması ile buna bağlı diğer sistemlerin arızalı olduğunun anlaşıldığını, davacının araçtaki ayıbı öğrenir öğrenmez aracı ... YETKİLİ servisine götürmüş ve "vites mekanizması, vites kolu sökmek takmak, ısı koruyucu sökmek takmak, gsf/rehberli diagnoz" işlemleri 13/05/2024 tarihinde yapılarak araçtaki arızanın giderildiğini, satım anında araca ilişkin ekspertiz işlemi davalı ... firması tarafından gerçekleştirilmiş ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde araç, herhangi bir arızası yokmuş gibi müvekkile satıldığını, bu nedenle araçta yer alan ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu ve müvekkile ayıplar hakkında bilgi verilmediği hatta mevcut ayıpların gizlendiği anlaşıldığını, hal böyle iken müvekkilin bu ayıpları bilse idi aracı bu fiyata satın almayacağı, fiyatta indirim isteyeceği yahut aracı hiç almayacağının da aşikar olduğunu, davacının araçtaki gizli ayıpları/kusurları öğrendikten sonra davalı ... firmasına ... 5. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aracın ayıplı olduğunu bildirerek, ayıplı araç nedeni ile yapmış olduğu masrafların ve uğramış olduğu tüm zararların tarafına ödenmesini talep ettiğini, davalıların talep edilen ödemeleri yapmamış olması nedeniyle, aracın onarım bedeli ve davacının uğramış olduğu tüm zararların tazmini istemiyle işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, davacı aracın ayıplı olduğunu anlaması üzerine aracı kullanmaya devam edebilmek adına aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili serviste aracın onarımı yapılmış ve çıkan onarım bedeli müvekkil tarafından karşılandığını, aracın davacı müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmaksızın zaten ayıplı hali ile müvekkile satılmış olduğundan, müvekkil tarafından karşılanan onarım bedelinin davalılar tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, davalılar tarafından davacıya gizli ayıplı aracın satılması neticesinde aracın tamir süreci zaman almış ve müvekkil bu süre boyunca aracını kullanamadığını, bu nedenle müvekkilin araçtan mahrum kalması sonucu uğramış olduğu zararın davalıdan alınarak, müvekkile ödenmesini talep ettiklerini, davacının satın almış olduğu araç söz konusu ayıplar nedeniyle arıza vermiş olduğundan yeniden onarılması gerekmiş ve dolayısıyla araç değer kaybına uğradığını, davacının ayıp sebebiyle ve ayıbın bildirilmesi amacıyla noterden ihtarname göndermek zorunda kaldığını, bu nedenle davacının davalı şirketin ayıplı araç satımı neticesinde yapmak zorunda kaldığı noter masraflarının da davalılardan tazmini istediklerini, açıklandığı üzere davalılardan tarafından davacıya gizli ayıplı araç satılmış olduğundan davacı tarafından karşılanan onarım bedelinin, davacı onarım süresince aracı kullanamamış olduğundan araç mahrumiyet bedelinin, aracın uğramış olduğu değer kaybının ve davacının ayıplı araç satımı sebebiyle yapmış olduğu masrafların ve uğramış olduğu tüm zararların davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ettiklerini, Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin alacak ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporu geldikten sonra dava miktarlarına ilişkin ıslah/arttırım yapma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davamızın kabulü ile birlikte; 8.854,16 TL onarım bedelinin 13.05.2024 tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,(kısmi alacak), 100,00 tl araç mahrumiyet bedeli'nin 13.05.2024 itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine (kısmi alacak), 100,00 TL araç değer kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesine (belirsiz alacak), 100,00 TL ihtarname ücretinin(... 5. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, (kısmi alacak), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... AŞ.vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin iş modeli ve çalışma sistemi kapsamında davanın davalı şirket yönünden usulen reddine karar verildiğini, söz konusu alım-satım ilişkisinde Müvekkil Şirket'in herhangi bir taraf sıfatı bulunmamakta, davalı şirketin söz konusu ticarete yalnızca aracılık yaptığını, davacının davaya ilişkin iddialarını kabul anlamına gelmemek şartıyla davacının iddiaları ile ilgili Müvekkil Şirket'in herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup, müvekkil şirket taraf sıfatını teşkil etmemekte bu anlamda, davanın müvekkil şirket yönünden usulen reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava konusu aracın ayıplı olduğu iddiasıyla, onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı bedeli ve ihtarname ücreti bedelini talep etmekte olup, faturasını sunmuş olduğu onarım bedelini 8.854,16-TL kısmi alacak olarak talep ettiğini, davacı tarafından onarım faturası olarak ise yalnızca, ... LTD. ŞTİ.'nin 13.05.2024 tarihli faturası dosyaya sunulmuş olup, ilgili fatura bedeli 8.500-TL'dir. Bu anlamda davacının başkaca bir onarım işlemi, onarım faturası sunmaksızın dosyaya sunmuş olduğu fatura bedelinin üstünde 8.854,16-TL kısmi talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, nitekim davacı yan onarıma bedeline ilişkin,... Yetkili Servisi'nde onarım işlemini yaptırdığını, iddia ettiği arızanın giderildiğini ve işbu tutarı karşıladığını ifade etmiş olup, ilgili tutarın 8.500-TL tutarlı faturayı dava dilekçesinin ekinde Mahkemeye sunduğunu, bu anlamda, onarım bedeline ilişkin 8.854,16-TL şeklinde kısmi alacak olarak ileri sürülen talep hukuka aykırı olup, Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın ihtarname tutarı için de 100-TL kısmi alacak iddiasında bulunmuş olup, ihtarname tutarına ilişkin de herhangi bir belgeyi Mahkemeye sunmadığını, Mahkemece söz konusu talebe de itibar edilmemesi gerektiğini, dava konusu aracın ayıplı mal statüsünde olduğu iddiası gerçeklikten uzak olup, davaya konu aracın satışı davacı yana hatasız, ayıpsız ve arızasız gerçekleştirilmiş olup, davacı yanın iddialarına Mahkemece itibar edilmemesi gerektiğini, dava konusu aracın, ...AŞ Adana şubesi tarafından düzenlenen ekspertiz işlemine ilişkin bilgiler ile çevrim içi platformda ihaleye çıkarılmış, davacı yan ihalede en yüksek teklifi vererek aracı almaya hak kazanmış ve araç ihale ile 24.04.2024 tarihinde davacı tarafından satın alındığını, ekspertiz işleminde de davacının iddia ettiği ayıpların hiçbiri tespit edilmediğini, nitekim davalının ...'in çalışma sisteminde, gerçeği yansıtmayan bir ekspertiz raporu kullanması/alması mümkün olmadığını, ekspertiz işlemi bağımsız ve sektörde bilinen bir ekspertiz merkezi olan ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacı yanın dava dilekçesinde, aracı satın aldıktan sonra araç arıza vermeye basladığını iddia ederek, vites mekanizması ile buna baglı diger sistemlerin arızalı olduğunu anladığını ve aracı ...("...") servisine götürdüğünü ve "vites mekanizması, vites kolu sökmek takmak, ısı koruyucu sökmek takmak, gsf/rehberli diagnoz" işlemlerini yaptırdığını belirttiğini, nitekim davacı tarafından Müvekkil Şirket'e gönderilen ihtarnamede de aracı arıza iddiasıyla yetkili servise götürdüğünü belirterek, yapılan masraflarını talep ettiğini, davacı yanın ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu aracın ayıplı olduğu kabul edilse dahi ...'in söz konusu ayıptan sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davacının davalı şirkete ait oto.net online ihale platformunun kurumsal bir üyesi olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında 15.04.2024 tarihinde "..."nin akdedildiğini, bu sözleşmenin 5.A. maddesinde düzenlendiği üzere; ..., web sitesinde satışa sunulan her araç için marka, model, model yıl, tip, renk, oto ruhsat bilgileri, kilometre bilgisi ve kaporta boya ekspertizi bilgilerini araç maliklerinden verilen bilgiler doğrultusunda referans niteliğinde sağlayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri, satış işlemlerinde sorumsuzluk anlaşması yapılmasına cevaz vermekte olduğunu, Kurumsal Üyelik Sözleşmesinde yer alan 5.A. maddesi de online platform olarak hizmet veren müvekkil şirket açısından borçlar hukuku anlamında geçerli bir sorumsuzluk anlaşması olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafın da bu sözleşmeyi imzalamış olmakla sorumsuzluk anlaşmasının bir tarafıdır, bu hükümleri serbest iradesi ile kabul ettiğini ve onayladığını, sözleşme hükümleri uyarınca, ..., internet sitesinde satışa sunulan araçların bilgilerini araç maliklerinden verilen ve bağımsız ekspertiz merkezlerince düzenlenen ekspertiz raporlarından gelen bilgiler doğrultusunda üyeye referans niteliğinde sağlamakta olup, referans bilgilerinin doğruluğu hakkında herhangi bir taahhüdü, garanti, kefalet anlamına gelebilecek bir sorumluluğunun da olmadığını, ... üyesi olan her alıcı gibi dava konusu aracı ... çevrim içi platformu üzerinden satın alan davacı tarafından da bu hususun bilindiğini, kaldı ki dava konusu araçta herhangi bir arıza oluşmuş ise arıza oluştuğu sırada müvekkile bilgi verilmek suretiyle, müvekkil şirketin bilgisi dahilinde araca müdahalede bulunulması ya da tüketici hangi seçimlik hakkını kullanmak istiyorsa bunu müvekkil şirkete ihbar etmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği arıza oluştuktan sonra aracı kendi inisiyatif ile bir oto onarım servisine götürmesi ve bu sırada müvekkile herhangi bir bilgi vermemesi dürüstlük kuralına ve makul sürede ihbarda bulunma külfetine tamamen aykırılık teşkil ettiğini belirterek arz ve izah olunan nedenlerle davalı şirketin davacı yanın iddia ettiği onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli, araç deger kaybı bedeli, ihtarname ücreti ile sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, aracın ayıplı olduğunu kabul etmemek kaydıyla; davanın öncelikle usule ilişkin itirazları kapsamında usulden reddine, davacı alıcının ihbar ve muayene yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması ve taraflar arasında sorumsuzluk anlaşması olması nedenleriyle davanın esastan reddine, dava konusu aracın satışı sırasında hiçbir ayıp söz konusu olmadığından davanın esastan reddine, davanın ekspertiz işlemini yapan ... Şubesi'ne ihbar edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ.vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu aracın ayıplı olduğu iddiasıyla, onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli, değer kaybı bedeli ve ihtarname ücreti bedelini talep etmekte olup, faturasını sunmuş olduğu onarım bedelini 8.854,16-TL kısmi alacak olarak talep ettiğini, davacı tarafından onarım faturası olarak ise yalnızca, ... ŞTİ.'nin 13.05.2024 tarihli faturası dosyaya sunulmuş olup, ilgili fatura bedeli 8.500-TL olduğunu, bu anlamda davacının başkaca bir onarım işlemi, onarım faturası sunmaksızın dosyaya sunmuş olduğu fatura bedelinin üstünde 8.854,16-TL kısmi talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, nitekim davacı yan onarıma bedeline ilişkin, ... Yetkili Servisi'nde onarım işlemini yaptırdığını, iddia ettiği arızanın giderildiğini ve işbu tutarı karşıladığını ifade etmiş olup, ilgili tutarın 8.500-TL tutarlı faturayı dava dilekçesinin ekinde Mahkeme'ye sunduklarını, bu anlamda onarım bedeline ilişkin 8.854,16-TL şeklinde kısmi alacak olarak ileri sürülen talep hukuka aykırı olup, Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın ihtarnameye tutarı için de de 100-TL kısmi alacak iddiasında bulunmuş olup, ihtarname tutarına ilişkin de herhangi bir belge Mahkeme'ye sunmadığını, Mahkemece söz konusu talebe de itibar edilmemesi gerektiğini, dava konusu aracın ayıplı mal statüsünde olduğu iddiası gerçeklikten uzak olup, davaya konu aracın satışı davacı yana hatasız, ayıpsız ve arızasız gerçekleştirilmiş olup, davacı yanın iddialarına sayın Mahkemece itibar edilmesi gerektiğini, davacının yanın ihbar yükümlüğünü yerine getirmediğini, davacının ihtarnamesi ile de açıkça görüleceği üzere, davacı ne ...'e ne de ...'ya herhangi bir ayıp bildiriminde bulunmamış, kendi belirlediği bir serviste dava konusu araca işlem yaptırdığını, davalı şirketin ...'ya haber verilmeden ve/veya ...'nun herhangi bir onayı olmadan, anlaşmalı servisleri dışında yaptırılan herhangi bir işlem için davalı şirketin davacıya bir destekte bulunması hukuken zaten mümkün olmadığını, nitekim davalı şirket aracın hangi şartlarda kullanıldığını bilmediği gibi, arızayı inceleyememiş, arıza üzerinde herhangi bir tespit yapamadığını, davacı şirketin herhangi bir onayı, bilgisi olmaksızın aracını kendi kararı ile tamir ettirdiğini hem dava dilekçesinde hem de diğer davalı ...'e göndermiş olduğu ihtarnamesinde ikrar ettiğini, bu anlamda davacının müvekkil şirket ... AŞ'ye bir ayıp ihbarı ile birlikte herhangi bir bildirimde dahi bulunmadığı izahtan vareste olduğunu, nitekim davacı diğer davalı ...'e de yalnızca aracı tamir ettirdiğini belirterek, masraflarının karşılanmasını talep ettiğini, söz konusu araç alım satımı yapan bir tacir olan ve bu hususu dava dilekçesinde de doğrulayan, davacı tarafından görülerek, incelenerek bakımlı, hatasız, ayıpsız ve arızasız olarak satın alınmış olup, izah edildiği üzere, araç satın alındıktan sonra araçtaki araçta "... mekanizması ile buna baglı diger sistemlerin arızalı olduğu" yönündeki iddiaların Müvekkil Şirket kontrolünde ve sorumluluğunda gerçekleşmediği açık bir şekilde ortada olduğunu, davacının son derece açık bir şekilde, Müvekkil Şirket'e herhangi bir bildirim yapmadan aracı tamir ettirdiğini ikrar ettiğini, bu anlamda, öncelikli olarak ayıp ihbarında bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu itibarla davacı taraf iddia ettiği gizli ayıbı tespit ettiği anda davalı şirketi bilgilendirip, seçimlik haklarını kullanmak üzere bildirim yapmak yerine, aracı müvekkil şirketin anlaşmalı olmadığı bir oto servisinde inceletmeyi tercih ettiğini, bu durumun açıkça yasal mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, zira iddia edilen masrafların, neden hangi amaçla ve doğru olarak yapılıp yapılmadığını tespit etmek davacı tarafından imkansızlaştırıldığını, davacının iddia edilen arızalar oluştuktan sonra aracı kendi inisiyatif ile bir oto onarım servisine götürmesi ve bu sırada müvekkile herhangi bir bilgi vermemesi dürüstlük kuralına ve makul sürede ihbarda bulunma külfetine tamamen aykırılık teşkil ettiğini, arz ve izah olunan nedenlerle davalı şirketin davacı yanın iddia ettiği onarım bedeli, araç mahrumiyet bedeli, araç deger kaybı bedeli, ihtarname ücreti ile sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, aracın ayıplı olduğunu kabul etmemek kaydıyla davanın öncelikle usule ilişkin itirazlarımız kapsamında usulden reddine, davacı alıcının ihbar ve muayene yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması nedenleriyle davanın esastan reddine, dava konusu aracın satışı sırasında hiçbir ayıp söz konusu olmadığından davanın esastan reddine, davanın ekspertiz işlemini yapan ... AS ... Şubesi'ne ihbar edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TANIK BEYANLARI : ... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile dinlenen tanık ...;"ben davacı ... Şirketinin bölge temsilcisi olarak çalışmaktayım, davacı şirketin çalışma şekli online müzayede şeklindedir, online olarak şirketimizin sitesine üye olan vergi levhası sahibi galerici esnafı üyeleri arasında online olarak açık artırmaya çıkartılan araçların en yüksek teklifi veren kişiye satılması şeklindedir, ihaleye çıkartılan araca ilişkin tüm bilgiler ve araç hakkında yapılan ekspertiz raporu sisteme yüklenmektedir, buna ihaleye teklif verenler görebilmektedir, yanlış hatırlamıyorsam davacı iş bu davayı araçta vites kolu arızası olduğu iddiası ile açmıştır, biz aracı ihaleye çıkartmadan önce ekspertiz incelemesini yaptırdık, araca ilişkin tüm bilgileri sisteme yükledik, ekspertiz raporunda da davacının iddia ettiği gibi bir arıza yoktu, zaten aracın satışından önce de araçta böyle bir ayıp bulunmuyordu, davacının aracının işlem gördüğü... şirketinin veya letgo nun anlaşmalı servisi değildir, satışa konu araçlar ihale edildikten sonra 48 saat süre içerisinde araçla ilgili herhangi bir problemi , herhangi bir prosedüre tabii olmadan alıcıların bildirme hakları vardır, davacı aracı sattıktan bir hafta kadar sonra şirkete arayarak aracın vitesinde sıkıntı olduğu ile ilgili bildirimde bulundu, müşteri bize 48 saat sonra bildirmesine rağmen müşteri memnuniyeti açısından biz davacıya yardımcı olmak istedik, ancak kendi servis araştırmamızı yaptıktan sonra taraflarına bilgi vereceğimizi belirttik, davacı taraf bizim herhangi bir bildirimimizi anlaşmalı olan servisleri belirtmemizi beklemeden kısa bir süre içinde aracı kendi tercih ettiği ... götürdü, bu sebeple davacı şirketimizin anlaşmalı olduğu servise gitmedi, benim bilgim ve görgüm bu kadardır."şeklinde beyanda bulunmuştur. ... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile dinlenen tanık ...;"Ben ...'i konsinye araç satışı nedeniyle onun iş yerinde araç sattığım için tanırım. ... dava konusu ... aracı ihale usulü ile satın alırken ben yanındaydım. Bu aracı satın aldıktan sonra iş yerine getirdi, ancak aracın şanzumanında arıza uyarısı vermeye başladı. Araç sürekli "vitesi P konumuna getirin" şeklinde uyarı veriyordu. Bunun üzerine aracı yetkili servise götürüp tamir ettirdiler. ....şirketi ile görüştü. Ancak görüşmenin içeriğini bilmiyorum."" şeklinde, tanık ...;" Ben ...'ın iş yerinde sigortalı çalışanım. Dava konusu aracı ...'dan bizzat ben getirdim. Aracı getirdikten 10 gün kadar sonra aracın şanzumanında arıza uyarısı çıkmaya başladı. Davacı, davalı şirketi arayarak böyle bir arıza olduğundan bahsetti. Ben bu görüşmeden ...'in iş yerinde bulunduğum için haberdarım. Ancak şirketin hangi yetkilisi ile görüştüğünü ismen bilmiyorum. Onlar da siz aracı yaptırın biz sizin zararınızı gideririz şeklinde beyanda bulundular. Ben bu beyanı ... telefonun hoparlöründen duydum. Hatta biz bunun için servisten yapılan işlemlere dair evrak aldık. Ancak zararı gidermediler. Biz aracı yetkili serviste arıza çıktıktan 1-2 gün sonra tamir ettirdik."şeklinde beyanda bulunmuşlardır. DELİLLER ve GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, davaya konu araca ilişkin SBGM kayıtları, araç trafik tescil kayıtları, sigorta hasar dosyaları, poliçe örneği, ....Ltd.Şti.'nden gönderilen servis kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Mahkememiz 16/12/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında alınan 3 ve 4 no'lu ara kararı uyarınca uyuşmazlığa konu araç üzerinde keşif ve otomotiv konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 30/12/2024 tarihli dilekçesiyle, davaya konu aracın 3. bir kişinin malik ve zilyetliğinde olduğundan aracı hazır edemediklerini, incelenebileceği yer bilgisini veremeyeceklerini, aracın servis kayıtlarının ...Ltd.Şti.'nde bulunduğunu, araç üzerinde keşif yapılamayacağından bildirmiş olduğu tanıkların dinlenmesini talep etmiştir. Mahkememiz 03.01.2025 tarihli ara kararı ile ...Şti.'ne müzekkere yazılarak aracın servis kayıtlarının celbine, ayıp iddiası kapsamında maddi ve fiili olguların tespitini teminen taraflarca bildirilen tanıkların dinlenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili 02.06.2025 tarihli duruşmada davaya konu araç üzerinde keşif yapılamamakta olduğundan dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesini talep etmiştir. Mahkememizce dosyanın tercihen Otomotiv Konusunda Uzman bir Makine Mühendisi, bir Sigorta / Ekspertiz Uzmanı ve birde Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle incelenerek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, davacı tarafça süresi içerisinde bilirkişi ücreti avansının yatırılmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır. Davacı vekili 16.06.2025 tarihli dilekçesiyle, her ne kadar dosyanın 3'lü bir bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş ise de bu ara karardan dönülerek dosyanın yalnızca otomotiv konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdine karar verilmesini, eğer makine mühendisi bilirkişisi tarafından araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybına yönelik değerlendirme yapılamayacaksa da bu talepler yönünden rapor tanzim edilmemesine karar verilmesini, dava değerinin dahi 9.154,16-TL olduğu dosyada 15.000,00-TL bilirkişi ücretinin ödenmesine karar verilmesinin dava konusu alacağı müvekkili nezdinde anlamsızlaştırdığı hususu da göz önünde bulundurularak dosyanın 3'lü bilirkişi heyetine tevdi şeklinde kurulan ara karadan dönülmesini ve dosyanın yalnızca otomotiv konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmesini talep etmiştir. Mahkememiz 17.06.2025 tarihli ara kararı uyarınca; uyuşmazlığın davacı tarafından davalılardan satın alınan aracın gizli ayıplı çıkması nedeniyle davacı tarafından yapılan hasar oramı bedeli, değer kaybı bedeli ve mahrum kalınan kazanç kaybına ilişkin olduğu bu itibarla, davaya konu araçta meydana gelen arızaların tespiti, aracın ayıplı olup olmadığının, sunulan ekspertiz raporlarının ve dosya kapsamına alınan sigorta hasar dosyalarını ve varsa yapılan ödemelerin de dikkate alınarak gerçek zararın tespitini teminen bilirkişi incelemesine karar verildiği ayrıca dava dilekçesinde yer alan taleplerin bir kısmının kısmi alacak bir kısmının belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı ve netice-i talep kısmında da bilirkişi raporu geldikten sonra dava miktarlarına ilişkin ıslah/artırım yapma hakkının saklı tutulduğu anlaşılmış olup, bilirkişi incelemesine ilişkin Mahkememiz ara kararında usul ve esas yönünden herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ara karadan dönülmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 16.02.2026 tarihli duruşmada, bilirkişi raporu talep etmediklerini belirterek eldeki mevcut delillerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce, HMK 324 maddesi uyarınca davacı tarafın bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, gizli ayıplı araç satışı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini istemine ilişkindir. Gizli ayıp, emtianın teslimi sırasında açıkça belli olmayan ve ayrıca alıcının yapacağı ya da yaptıracağı muayene ile de anlaşılması mümkün olmayan ve fakat zamanla ve malın kullanılması sırasında ancak ortaya çıkacak olan bir ayıptır. Somut olayda, dava konusu aracın satın alındıktan hemen sonra arıza vermeye başladığı, tamir için yetkili servise başvurulduğu, yetkili servisçe yapılan incelemelerden sonra aracın vites mekanizmasının değişimi yapılarak arızanın giderildiği, oysaki aracın satın alınmadan önce ekspertiz işleminin davalı ... A.Ş. firması tarafından yaptırıldığını ve dürüstlük kuralına aykırı olarak herhangi bir arızası yokmuş gibi davacıya satıldığı, davacının ayıp nedeniyle taleplerini dile getirdiği görülmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Aynı kanunun, 281. maddesinde ise; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği ayrıca, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır. Somut olayda, davaya konu aracın konusunda uzman bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yapılmak sureti ile keşif ve bilirkişi ara kararı oluşturulmuş ise de; davacı tarafça davaya konu aracın satıldığı için incelemeye sunulamayacağı belirtilmiş, Mahkememizce verilen kesin sürelere rağmen süresi içerisinde bilirkişi gider avansı yatırılmamış ve davacı vekilince bilirkişi rapor talebinde bulunmadıkları beyan edilmiştir. Herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı HMK'nun 189. vd maddeleriyle belirtildiği gibi tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğu, 190. maddeyle kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yüküyle yüklü olduğu, ispatın hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu açıkça belirtilmiş olup davacı yanca iddiasını doğrulayacak mahiyette ve mahkememizce kanaat hasıl olacak nitelikte başkaca yeterli delil ve belge ibraz edilememiş olması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 427,60 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 304,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (AAÜT mad 13/1-2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 9.154,16-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 7.200,00-TL( iki taraf için ayrı ayrı başvurulmuş olup) arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 16/02/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/517, K. 2026/96, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-517-e-2026-96-k-bf0e76066908